{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2023/3906 <br>KARAR NO:2024/3065<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:31/10/2023<br>NUMARASI:2023/368 E - 2023/803 K<br>DAVANIN KONUSU:Alacak<br>KARAR TARİHİ:14/11/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından, ... Sayılı dosya borçlusu .... Şirketi ve bu şirketin yetkilisi ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, ilgili icra dosyasında 3. Şahıs konumundaki müvekkili ...'e ait  ... isimli işyerinde 05/10/2021 tarihinde haciz yapıldığını, haczedilen malların yediemin olarak ...'e teslim edildiğini,  süresi içinde istihkak iddiasında bulunmalarına rağmen İcra Müdürlüğü tarafından dosya İİK 96-97 maddeleri uyarınca karar verilmek üzere İcra Hukuk Mahkemesine gönderildiğini, İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından 2021/497 Esas 2021/1027 Karar sayılı ilamı ile takibin devamına karar verildiğini, takibin devamı yönündeki karar üzerine, davalı tarafından tekrar 27/10/2021 tarihinde müvekkilinin işyeri adresine hacze gelindiğini, haciz tehdidi altında olan müvekkilinin bu kez, mallarının haciz ve muhafazasını engelleyebilmek için davalıya haciz sırasında ihtirazi kayıtla 25.850,00 USD ödeme yapmak zorunda kaldığını, dava dışı borçlu ile hiçbir organik bağı bulunmayan müvekkilinin, davalı tarafa haciz tehdidi altında ve ihtirazi kayıtla ödediği 25.850,00 USD üzerindeki istihkak iddiası üzerinden İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinde 2021/570 Esas sayılı istihkak davasını ikame ettiğini, İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi 2021/570 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde istihkak iddialarının kabulü ile ihtirazi kayıtla ödenen 25.850,00 USD' nin müvekkile iadesine karar verildiğini, davalı tarafından ilk derece mahkemesi kararı istinaf edildiğini  ve davalının istinaf başvurusu üzerine İstanbul BAM 22. HD 2022/4024 Esas 2023/379 Karar sayılı İlamı ile \"davacı davasında haklı olmakla birlikte mahcuz mallar üzerindeki hacizler kaldırıldığından ve dava konusuz kaldığından haczedilen mallara yönelik istihkak talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı -3.kişiye ödenen paraya ilişkin olarak davacının genel mahkemelerde dava açmasında muhtariyetine\" denilmek suretiyle \"istihkak talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına\" dair karar verildiğini,  İstanbul BAM 22. HD 2022/4024 Esas 2023/379 Karar sayılı ilamı uyarınca müvekkili tarafından davalıya ödenmiş olan 25.850,00 USD' nin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesine ilişkin işbu davayı ikame etme zorunluluğu doğduğunu, müvekkili ile dava dışı borçlu arasında herhangi bir organik bağ olmadığının ibraz edilen deliller ile sabit olduğunu, kaldı ki, İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi ve İstanbul BAM 22. Hukuk Dairesi tarafından yapılan yargılama sonrasında da bu husus açıkça kabul edildiğini ve müvekkilinin dava dışı borçlu ile hiçbir ilişkisi ve bağının olmadığının açıklığa kavuştuğunu, emsal yargı kararları uyarınca da davalının işbu tutarı haksız şekilde tahsil ederek zenginleştiği ve işbu dava kapsamında sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca müvekkile iade etmesi gerektiğinin açık olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerle ve sair yasal hakları saklı kalmak kaydıyla, sebepsiz zenginleşme iddialarının yasal ve somut belgelerle ispatlandığı göz önünde bulundurularak davalarının kabulüne,25.850,00 USD'lik tutarın sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek Kamu Bankalarınca Uygulanan En Yüksek USD Mevduat faiziyle müvekkile iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın haksız ve mesnetsiz iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, usule ve esasa ilişkin itirazlarının bulunduğunu, öncelikle huzurdaki davanın husumet yokluğu sebebiyle davanın usulden reddinin gerektiğini, huzurdaki dava sebepsiz zenginleşme davası olup kural olarak bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında bir illiyet bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken haklı bir sebebe dayanmasının gerektiğini, her en kadar işbu dava davacı tarafça ... tarafından yöneltilmiş olsa da hukuken işbu davayı açamayacağını, zira pasifinde azalma meydana gelen tarafça işbu davanın yöneltilmesinin gerektiğini, ayrıca huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan da usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, esasa ilişkin itirazlarının da bulunduğunu, istinaf incelemesi neticesinde de tespit edildiği üzere davacı tarafın ödenen para üzerinde istihkak iddiası bulunmamakla birlikte, dosyaya ihtirazı kayıtla yatırılan paranın iade talebi bulunmadığından, alacaklıya ödenen paranın davacıya iadesine karar verilmesi yönündeki ilk derece mahkemesinin kararının kaldırıldığını,  ayrıca sebepsiz zenginleşme davasının şartlarının da oluşmadığını, mahkeme tarafından haciz esnasında davacı tarafından sunulan vergi levhasının mahalle ile bir alakasının olmadığını ve haciz tutanağındaki adresin davalı borçlu şirketin adresi olduğu resmi evrak niteliğinde olan haciz tutanağıyla da kanıtlanmış olmasına rağmen bu hususlar dikkate alınmadığını, haciz mahallinde bulunan menkullerin İİK md. 97/A maddesi uyarınca taşınır malların mülkiyetini ispatlayamamış ve sunulan faturalarda  farklı bir adresteki menkullere ilişkin olduğu, sırf bu hüküm gereğince bile istihkak iddiasının reddi gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerle  öncelikle işbu davada; davacı ... tarafından yatırılan bir para söz konusu olmadığından aktif husumeti bulunmayan davacının davasının usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca şartları taşınmayan işbu davada davacının taleplerinin esastan reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \"... İcra mahkemesinden verilen istihkak kararları maddi anlamda kesin hüküm niteliğindedir. Denetiminden geçerek kesinleşen  istihkak davasında yargılama sırasında yapılan tespitler ile takip borçlularına ait olmayan,  davacıya ait .... isimli iş yerinde yapılan haciz nedeni ile   haciz baskısı ile borçlu olunmayan bir paranın ödendiği açıktır.... davacı sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak ödediği paranın iadesini talep edebilir ve sebepsiz zenginleşme davasının davalısı, mal varlığı zenginleşen asıl icra dosyası alacaklısıdır. Bu noktadan itibaren tespit edilmesi gereken husus ödemenin dava dışı ... tarafından yapılmış olması nedeni ile davacının ödenen bedelin iadesini isteyip isteyemeyeceğidir. Haczin davacıya ait  ... isimli iş yerinde yapıldığı ve yine ... tarafından davacıya ait mallar üzerinde istihkak iddiasında bulunulduğu, istihkak davası aşamasında davacının istihkak iddiasını yineleyip davacı olduğu, davacı vekilinin dava dışı ...'ün davacının sigortalı çalışanı olduğu ve davacı adına hareket ettiği onun mal varlığından ödeme yaptığını savunduğu, davacı vekilinin iddiası ile dava dışı ...'ün davacı iş yerinde davacıya ait mallar üzerinde istihkak iddiasında bulunduğu dikkate alındığında, yapılan ödemenin davacı adına yapıldığı ve davacının eldeki davayı açmakta aktif dava ehliyeti olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. \" gerekçeleriyle 1-Davanın KABULÜ ile, 25.850,00 USD nin 01/06/2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun' un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, 05.10.2021 tarihli haciz esnasında istihkak iddiasında bulunanın ... olduğunu, istihkak iddiasının ise vekili tarafından ... adına yapıldığını, haciz işlemi  esnasında da ödemenin ... tarafından yapıldığını,  davacı tarafın ödemeyi yapan ...'ü yetkilendirdiğini ispat eden herhangi bir delilin dosyaya sunulmadan sadece davacı vekilinin beyanı ile dava dışı ...'ün elden nakit ödemiş olduğu parayı sadece sigortalı çalışan olması sebebiyle davacı ... adına ödendiğinin kanıtı olmadığını,Dava değerine ilişkin ilk itirazlarının duruşma zaptına geçirilmediğini, cevap dilekçesinde haciz tarihinde ödenen miktarın tahsilat makbuzu sunulmasına rağmen dava değerinin davacının beyanı üzerine belirlendiğini, ... Sayılı dosyasından 27/10/2021 tarihinde yapılan haciz esnasında dava dışı ... tarafından nakit 25.850,00-USD ödeme yapılmış ve bu ödeme haciz memuru tarafından kasaya alınırken Türk Lirasına çevrilerek 245.000,35 TL (28.10.2021 tarihi itibariyle) müdürlük kasasına girerek reddiyatının yapıldığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte ilk derece mahkemesi davayı kabul etmesi varsayımında dahi hükmetmesi gereken dava değeri ancak ve ancak fiili ödeme tarihi olan 27.10.2021 tarihindeki kur üzerinden hesap edilerek depo edilen miktar olan  245.000,35-TL üzerinden hüküm tesis edilmesi gerektiğini, Davaya konu edilen 25.850USD'nin konu edildiği İstanbul 16.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/570E. Ve 2022/840K. Sayılı 13/06/2022 tarihli istihkak davasına ilişkin ilamı istinaf ettiklerini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 22.Hukuk Dairesi'nin 2022/4024E. Ve 2023/379K. Sayılı ilamında da açıkça tespit edildiği üzere istihkak davasının para yönünden devamına ilişkin kararı hatalı bulunmuş olup mahcuzlar yönünden hüküm tesis etmesi gerektiğinin tespit edildiğini, sebepsiz zenginleşme davasının şartları oluşmadığını, haczin tatbik edildiği adresin haczin tatbik edildiği tarihte (5.10.2021) Borçlu ....Şti’nin şubesinin güncel ticaret sicil adresi olduğunu,  borçlu ile davacı 3.kişi muvazaalı işlemler yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacının borçlu olmadığı bedeli, haciz tehdidi altında davalı alacaklıya  ödediği iddiasına dayalı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak talebine ilişkindir. İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...  takip sayılı dosyasında alacaklı ... Aş'nin alacağını tahsil için borçlu ...Şirketi'ne  ait olduğu iddia edilen  ...isimli  iş yerinde 27/10/2021 tarihinde  haciz yapıldığı, dava dışı ...'ün  istihkak iddiası ile 25.850,00 USD  ödeme yaptığı, davacının istihkak iddiasının İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin  2021/570  esas ve 2023/840  karar sayılı ilamı kabul edildiği, kararın  Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2023 tarihli 2022/4024 esas ve 2023/379 karar sayılı ilamı ile  davacının istihkak iddiası içerik itibariyle kabul edilerek, ödeme nedeni ile istihkak konusu mallar üzerindeki hacizlerin kalktığı belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve ödenen bedel yönünden davacının genel mahkemede dava açmakta muhtariyetine karar verildiği ve kararın 05/05/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. İcra mahkemesinden verilen istihkak kararları maddi anlamda kesin hüküm niteliğindedir.Denetiminden geçerek kesinleşen istihkak davasında yargılama sırasında yapılan tespitler ile takip borçlularına ait olmayan, davacıya ait  ... isimli iş yerinde yapılan haciz nedeni ile haciz baskısı ile borçlu olunmayan bir paranın ödendiği husussu kesinleşmiştir.Kesinleşen istihkak davasının aynı taraflar arasında olduğu, bu dava sonucu verilen kararın bağlayıcı olduğu, istihkak davasının davacı ... tarafından açıldığı ve kesinleşen kararla davacı hakkında yapılan haczin haksızlığın kesinleştiği, bu sebeple de davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü doğru bunmuştur. Miktara yönelik olarak ise, haciz tutanağına göre yapılan ödemenin USD ile yapılmış olduğu anlaşılmakla tutanağa bu miktarın TL karşılığı hesaplanarak yazılmış olsa da davacının ödediği miktarın USD olduğu, davanın temelinin haksız haciz ve haciz baskısı ile ödeme iddiası olup davacının gerçek zararının USD cinsinden olduğu görülmekle mahkemece haciz baskısı ile ödenen miktara hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Haklı bir neden olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir nedene dayanması durumunda doğmuş olur. Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik (iliyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir.Somut olayda, davacının işyerinde yapılan hacize dayanak teşkil eden icra takibinin  dava dışı borçlu aleyhine yapıldığı, davacı ile dava dışı borçlunun aynı şirket olduğunun ya da aralarındaki bağın ispat edilemediği, bu nedenle de, davacının borcu ödemesi nedeni ile sebepsiz zenginleşenin davalı alacaklı olduğu, çünkü; davacının ödediği bedelin, davalının malvarlığına dahil olduğu anlaşılmıştır.Öyle ise mahkemece, bu ilke ve esaslar gözetilerek, dava konusu olayda sebepsiz zenginleşenin davalı olduğu kabul edilip, davacı ile dava dışı borçlu arasında organik bağ olmadığının tespiti ve kesin nitelikteki istihkak davası sonucu verilen kararın bağlayıcılığı da nazara alınarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalının istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca  ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 36.607,96 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan  27.725,81‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 8.882,15‬ TL'nin  istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/11/2024      </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"200d1b4e726c8287","SID":"c2b100bdaee80fd8"}}