{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/50 <br>KARAR NO:2024/3064<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  KA R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:26/09/2023<br>NUMARASI:2022/182 E - 2023/852 K<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:14/11/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, müvekkilinin sahibi olduğu Unlu mamüller üreten ve satan ekmek fırının bulunduğu  ... adresinde 12/10/2021 saat: 13:00 ile 20:00 arasında çalışma gerçekleştirdiğini, yapılan bu çalışma sırasında bazı iş yerlerinin elektrikli makinalarının bozulmasına sebebiyet verildiğini, müvekkilinin ekmek ve diğer unlu mamuller ürettiği dükkanda ise bazı makinaların bozulduğunu, bu nedenle aynı gün servis çağırtılarak tamir edildiğini, yapılan tamir işlemlerine ilişkin faturaların dilekçe ekinde yer aldığını, davalı kurumun çalışmaları nedeniyle makinaları bozulan müvekkilinin makinaların tamir masraflarının yanında o gün ve makinalar tamir olana kadar dükkanında üretim gerçekleştiremediği için kazanç kaybına uğradığını, müvekkilinin şahıs işletmesi olan unlu mamuller dükkanında bozulan makinalar için çağrılan makinaların markalarının servisleri olduğunu, 2 ayrı iş yapıldığını ve fatura kesildiğini, soğutma motorundaki arıza için ...işletmesi tarafından 14.160,00 TL fatura kesildiğini, havalandırma motorunda meydana gelen arıza için ise ... Sistemleri tarafından  4.720,00 TL tutarında fatura kesildiğini, müvekkili tarafından davalı kuruma fatura ve evraklarla başvurulduğunu, kurumun hatalı olduğunu kabul ederek ödemeyi gerçekleştireceğini şifahen söylese de daha sonra yazılı olarak reddettiğini, müvekkilinin, davalı kurumun çalışması sürerken oluşan arızayı ancak bittikten sonra tamir ettirebildiğini, çalışmanın başladığı 13:00'dan çalışmanın bittiği 20:00 saatine kadar dükkanda üretim yapamadığı gibi daha sonrasında da üretim yapamadığını, müvekkilinin bir çok iş yerine ekmek poğaça türevi ürünler satmakta ve şubesine takviye gerçekleştirmekte olduğunu, bu nedenle kazanç kaybının yüksek olduğunu, bu nedenle dükkanın 1 günlük kazanç kaybı olan yaklaşık 30.000 Tl'nin de müvekkiline ödenmesi gerektiğini, davayı belirsiz alacak davası olarak 1000 TL bedelle açtıklarını, yapılacak yargılama neticesinde bilirkişilerce belirlenecek zarar miktarı ile günlük kazanç kaybı miktarı oranında ıslah edileceğini, neticede davanın kabulüne, haksız fiil ve kazanç kaybı nedeniyle  şimdilik 1000 TL tazminatın müvekkiline ödenmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiş, bilahare talebini ıslah ile 22.371,35 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan iş bu davada taraflarına tebliğ edilen tebliğ zarfında yalnızca dava dilekçesi yer aldığını, dava dilekçesinde bildirilen delillerin ve eklerin bir örneği  taraflarına tebliğ edilmediğini, öncelikle 6100 Sayılı HMK’nın emredici nitelikteki 119 uncu maddesinin 1 inci fıkrasına aykırılık bulunduğundan, aynı maddenin son fıkrası gereğince cevap verme hakkı da saklı kalmak kaydıyla, bu eksikliğin tamamlaması hususunda davacıya ihtaratlı olarak 1 hafta kesin süre verilerek, bu süre içerisinde eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, her ne kadar huzurdaki davayı Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılmışsa da 6100 sayılı HMK 6. Maddesinde genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak belirtildiğini, buna göre davalı müvekkili şirketin adresi \"... Kağıthane / İstanbul\" olduğu göz önüne alındığında, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi gerektiğini, yetkili mahkeme İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının alacağının açıkça belirlenebilecek nitelikte olduğunu, basit bir hesapla dava konusu miktarların hesaplanabileceğini, anılan kanun hükümlerinin açık olduğunu, davacının belirsiz alacak davası açmasına muvafakat etmemekle birlikte, davanın hukuki yarar yokluğundan reddini talep ettiklerini, davacı taraf tazmin için müvekkili şirkete süresi içerisinde müracaat etmediğini, davacı tarafın tazmini talebinde bulunduğu zararların giderilmesi ve tazminine ilişkin olarak özel bir başvuru usulü ve süresi öngörüldüğü ilgili Yönetmelik hükmü nazarında görülmekte olduğunu, davacı tarafından 10 günlük süreden çok sonra başvurulduğunu, bu nedenle bu düzenlemedeki sürelerin geçirilmesinden dolayı zararın müvekkili şirket tarafından karşılanması talebi usul ve yasayla uyarlı bir talep olmadığından reddine karar verilmesini,  davacının müvekkili şirket aleyhine açtığı belirsiz alacak davası süresinde olmadığını, zamanaşımı nedeniyle de yine davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirket ile yapılan görüşmeler devam etmekte olduğunu, bu konuya ilişkin beyanda bulunma ve evrak sunma haklarını saklı tuttuklarını, karşı tarafın sunacağı delillere karşı ve müvekkili şirket ile yazışmalarının devamı ile davacı ile alakalı edinecekleri bilgi doğrultusunda delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, neticede haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \"...davalı ... tarafından, davacı abonesine hizmet kalitesi yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddeleri kapsamında tanımlanan değerlere uygun elektrik enerjisini sunamadığı; olay günü birkaç deneme ile elektriğin tekrar tekrar verildiği; üç faz geriliminin dengeli olarak verilmediği; davalı ....' ın davacı müşterisine yeterli, kesintisiz ve kaliteli elektrik sağlayamadığı; üç faz geriliminin dengeli verilmemesi sebebiyle davacının iş yerindeki makinelerin motor gruplarında yanmalar gerçekleştiği, bu haliyle davalının yatırım çalışması ve buna bağlı olarak uygulanan elektrik kesintisi eylemi nedeniyle davacının zararı arasında uygun illiyet bağı bulunduğu ve davalının zarar sebebiyle sorumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Zararın değerinin tespiti açısından konusunda ehil bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bu amaçla bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 22/03/2023 havale tarihli rapor içeriğine göre, dava dosyasında yapılan inceleme ve araştırmalar sonucunda hasar bedelinin %10 eski - yeni tenzil farkı ve piyasa rayiçlerine göre 16.992,00  TL olduğu; kazanç kaybı bedelinin 4.491,35 TL olduğu görülmüş olup, bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamanın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple bu rapor, hükme esas alınmıştır. Toplanan deliller ve yapılan açıklamalar gözetilerek, dava ve ıslah dilekçesi dikkate alınarak, açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçeleriyle 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, -16.992,00-TL hasar onarım bedelinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, -4.491,35-TL kazanç kaybının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davacının süresi içinde müvekkili şirkete zararın tazmini için başvuru yapmadığını, hasarın müvekkili şirketin dağıtım şebekesinin işletilmesinden kaynaklandığının davacı tarafından ispatlanamadığını, davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu,  dağıtım sistemine bağlı tüketiciler açısından, bağlantı noktasından kullanım yerine kadar olan tesis ve teçhizat (bağlantı hattı)  tüketicinin mülkiyetinde ve sorumluluğunda olduğunu, bunun keşfen saptanmadığını, raporun hükme esas alınamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, davalı şirket tarafından yapılan yatırım çalışmaları ve elektrik kesintisi nedeniyle makinelinde oluşan zarar ile uğradığı kazanç kaybının tahsili talebine ilişkindir.Davacı, işyerinin bulunduğu yerde 12/10/2021 saat: 13:00 ile 20:00 arasında çalışma gerçekleştirildiğini, çalışma sırasında makinelerin bozulduğunu ileri sürmektedir.Davalı ise, çalışma ile zarar arasında illiyet bağının, davanın süresinde açılmadığını, zararın ispat edilemediğini, iç tesisattaki hasarın davacının sorumluluğunda olduğunu savunmaktadır.Mahkemece taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. 30.06.2021 tarihli  raporda bilirkişiler özetle; \"... ın 25.11.2021 tarihli yazı içeriğinden, davacı tarafça ticari faaliyet yürütülen iş yerinde 12.10.2021 olay tarihi itibariyle bildirimli yatırım çalışması yapıldığı hususu sabittir. Sunulan OSOS kayıtlarında anlık/saatlik voltaj bilgilerine yer verilmemiştir. Ancak olay günü itibariyle birçok aboneden arıza/kesinti bildirimi geldiği anlaşılmaktadır. Yönetmelik hükümlerinden özellikle 21.maddede, bırakınız faz kesilmesini, gerilimin frekansı, genliği, dalga şekli ve üç faz simetrisi açısından kabul edilebilir değerlerde olması öngörülmektedir. Dikkat edilecek olur ise işletmede sadece 3 faz motor grupları hasar görmüştür. Üç fazlı endüksiyon motorlarında üç faz geriliminin dengeli olması çok önemlidir. Bir fazın gitmesiyle motor aşırı akım çeker, yeterli koruma yoksa, yani kısa zamanda motor şebekeden ayrılmazsa motor ısınır ve yanar. Dava konusu olayda motorların 2 (iki) faza kalmasıyla yanmış olduğu kanaatine varılmıştır. Burada davacının iç tesisatında da kusur olduğu; motor faz koruma rölelerinin ve aşırı akımdan koruma elemanlarının (termik röle ve sigorta) yeterli olmadığı, zamanında motorları devre dışı bırakmadığı kanaatine de varılmıştır. Ancak bu, İstanbul Avrupa Yakasında görevli elektrik dağıtım şirketi davalı ....' ın Müşterisine yeterli, kesintisiz ve kaliteli bir elektrik sağlamamış olması gerçeğini ortadan kaldırmaz. Üstelik mevzuatta motor koruma rölesi takılma zorunluluğu da bulunmamaktadır. Davalı .... vekilinin belirtmiş olduğu Kaçak Akım Rölesinin (KAR) bir diferansiyel röle olup almaçlara girip çıkan akım farkına göre çalışır. Bir fazın gitmesiyle motorun diğer sargılarında akım yükselir ancak girip çıkan akımda fark oluşmadığından röle devreye girmez. Dolayısıyla davalı vekilinin belirttiğinin aksine Kaçak Akım Rölesi'nin olup olmaması sonucu değiştirmez. Davalı ... sorumluluğunda yapılan yatırım çalışması ve buna bağlı olarak uygulanan kesinti ile meydana gelen hasar arasında illiyet bağı kurulabileceğini,... Teknik servis tarafından düzenlenen hasar onarım bedel faturalarının (14.160,00 TL ve 4.720,00 TL  18.880,00 TL.) piyasa rayiçlerine uygun, kabul edilebilir bedel olduğu ancak %10 eski - yeni tenzil fark oranı uygulanabileceği, davacının 16.992,00 TL. bedel talebinin olabileceğini...   davaya konu olan olaydan dolayı davacının  işletmesinin/işyerinin 1 gün faaliyetten mahrum kalması nedeniyle uğrayabileceği muhtemel kazanç kaybı ticari defter ve kayıtlara göre 4.491,35 TL olduğu\"  yönünde görüş bildirmişler, ek raporlarında da  aynı görüşü tekrarlamışlardır.Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m.69).Yapı malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir inşa eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle kusursuz sorumluluk türlerinden \"olağan sebep sorumluluğu\"dur. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.Enerji nakil hatları da yapı eseri niteliğinde olup, bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur. Elektrik enerjisinin taşındığı enerji nakil hattı ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması sorumluluk için yeterlidir. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı  kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır (Prof. Dr. ..., Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf:14-15).Öte yandan; Türk Borçlar Kanunu'nun 52 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; \"Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.\" Somut olayda;  davalı tarafından yapılan çalışmalar sırasında 12/10/2021 tarihinde saat: 13:00 ile 20:00 arasında meydana gelen elektrik kesintileri  davacıya ait işyerinde makinelerin hasar gördüğü, anlaşılmaktadır. Zamanaşımı ile ilgili istinaf itirazları yönünden davalının abonelik sözleşmesi nedeniyle davacıya hizmet sunması gerektiği, buna aykırılığın sözleşmeye aykırılık oluşturduğu ve sözleşme zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu anlaşılmakla bu yöndeki itirazlar  yerinde değildir. Davalı şirkete süresinde başvuru yapılmadığına ilişkin itirazlar yönünden ise, davalının yönetmelikte ön görülen süre içinde başvuru yapılması halinde rızai ödeme yapabileceği ancak dava yolunun seçilmesinde ise dava zamanşamı sürelerinin uygulanacağı nedenlerle bu itirazlar da yerinde görülmemiştir. Buna göre, mahkemece davalının kusursuz sorumluluğunun bulunduğunun kabulüyle bilirkişiler tarafından hesaplanan ve sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen tutara hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre,  davalının  istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 1.467,53 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan  366,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.100,65‬ TL'nin  istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"72252c25b5b32ce8","SID":"e46459f4fef04077"}}