{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/620 <br>KARAR NO: 2024/1815<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/10/2021<br>NUMARASI: 2019/314 E. - 2021/315 K.<br>DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)|Endüstriyel Tasarım (Tecavüzün Ref'i İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin kendisine ait özgün tasarımları olan dekoratif metal dekorasyon ürünlerinin tasarımcısı, üreticisi, satıcısı, TPE başvurularının ve WIPO tescilterinin sahibi olduğunu, kendi tasarımı olan metal aksesuar ürünlerini yine kendisine ait tescilli ... markasıyla www ...com ve www...com internet siteleri, şirkete ait yurtiçi ve yurtdışı satış noktaları ve yurtdışı bayileri aracılığıyla tüm dünyada satışa sunduğunu, huzurdaki dava yukarıda görünen, müvekkilim tarafından tasarlanıp üretilerek satışa sunulmuş metal dekorasyon ürünlerinin davalı tarafından taklit olarak üretilerek herhangi bir izin alınmaksızın www...com internet platformu üzerinden satışa sunulmuş olması sebebiyle açıldığını, dava konusu tasarımlar tescilli olmamalarına rağmen 2016, 2017, 2018 ve 2018 yıllarında tasarlanarak dekoratif metal tablo ve saat haline getirilen tasarımların 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 569/2 maddesinin “Tescilsiz tasarımların koruma süresi, koruma talep edilen tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten itibaren üç yıldır.” hükmünce tescilli tasarımmışcasına korunduklarına şüphe bulunmadığını, davalının, müvekkiline ait tasarımları aynen kopyalamak, üretmek ve satmak ile müvekkilimin tasarım haklarına tecavüz ettiği ortada olup, 6769 Sayılı SVK 81/4 maddesine göre müvekkilinin dava açmakta hak ve yetkisi bulunduğunu, bununla beraber davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 maddesinin “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya İşleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” hükmü uyarınca müvekkilimle haksız rekabete giriştiğinin aşikar olduğunu, 6102 sayılılı Türk Ticaret Kanunu madde 54/2; “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır” şeklindeki hükmünün haksız rekabet hükümlerinin amaç ve ilkelerinin belirtildiğini, “Yanıltıcı duruma yol açma fiilinin haksız rekabet sayılabilmesi için, kusur unsuruna ihtiyaç olmadığı gibi aynı sektörde veya piyasada rekabet eder durumda olmalarının da gerekmediğini, yanıltıcı duruma (karışıklığa yol açma fiili için objektif olarak İltibasın benzerliğin veya karışıklığın) mevcudiyeti veya böyle bir tehlikenin bulunması gerekli ve yeterli olduğunu, karışıklığa yol açma bakımından, iltibasın meydana gelmiş olması; yani müşterinin zihninde malın aynı firma (üretici) tarafından üretildiği düşüncesinin doğmuş alması dahi gerekmeyip, iki malın (tanıtma vasıtası) arasında karışıklık ihtimali bulunması haksız rekabet için yeterli görüldüğünü, nitekim madde metninde geçen “..iltibasa sebebiyet verecek...” ifadesi de bu düşünceyi doğruladığını, ayrıca zararın meydana gelmesinin de şart olmadığı gibi zarar doğma ihtimalinin bulunmasının haksız rekabet teşkil etmesi bakımından yeterli olduğunu, yine bu çerçevede haksız rekabetten söz edebilmek için, failin ittibas teşkil eden fiilden fayda sağlamış olması da aranmadığını, dava konusu olayda da davalının, müvekkilinin hiçbir şekilde izni olmaksızın müvekkiline ait tasarımların üretim ve satışını yaparak dürüstlük kuralına aykırı şekilde davrandığını belirtmiş, dosyanın bilirkişiye tevdi ile davalı tarafından piyasaya sürülen metal tabloların, müvekkilime ait tasarımların kopyalanarak üretlldiklerinin tespiti, taraflara ait internet siteleri ve taraf defterlerinde yapılacak inceleme ile davalı tarafın haksız rekabeti neticesinde müvekkilimi uğrattığı zararın tespitini, dava tarihinden itibaren uygulanacak ticari faiziyle birlikte; 6769 Sayılı SMK 151/2/a ve 151/4 maddelerince, hesaplanacak tazminattan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, öncelikle ve ivedilikle; dava konusu dekorasyon ürünlerinin üretim ve satışı devam  ettiğinden telafisi imkansız zararların önüne geçilmesi maksadıyla söz konusu ürünlerin üretim ve satışının durdurularak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, taklit ürünlerin üretim ve satışının durdurularak söz konusu tecavüzün men'i ve ref'ine karar verilmesini, söz konusu dekarasyon ürünlerinin bulunduğu davalıya ait stokta bulunan taklit ürünlerin imha edilmesine karar verilmesini, davalı şirkete ait internet portalında sanal mağaza açarak müvekkilimin tasarım hakkına tecavüz eden şahıs veyahut şirketlerin dava açmaya yarar bilgilerinin teminini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin yer sağlayıcı olduğunu, yer sağlayıcının hukuki sorumluluğuna gidilebilmesi için “uyar-kaldır' methodunun uygulanması zorunlu olduğunu, halbuki davacının huzurdaki davayı açmadan önce herhangi bir uyarıda bulunmadığını, arabuluculuk aşamasında dahi hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği, içerikleri belirtmekten imtina ederek kötü niyetli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, davalı ...Ticaret A.Ş., 12.10.2009 tarihinde kurulduğunu, ticari faaliyetlerini gerek tüketiciler gerek sektör çapında yüksek bilinirliğe sahip www...com internet sitesi üzerinden sürdürmekte olduğunu, giyimden ayakkabıya aksesuardan kozmetiğe birçok ürünü kendisine ait bahse konu internet sitesi aracılığı satışa sunulmasını sağladığını, müvekkili şirketin, bugün için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde çok sayıda marka tescili ve başvurusu bulunduğunu,  davaya konu ürünlerin satıcısı konumunda olmayıp, ticari faaliyetini www. ...com alan (adlı internet sitesinden “...” (pazaryeri) modeliyle yürüttüğünü, müvekkili şirketin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurum nezdinde “Yer Sağlayıcı Faaliyet Belgesi” ile sektörde yer sağlayıcı hizmetini sağlayarak faaliyetlerini devam ettirdiğini, 5651 sayılı Kanun'un 5/1 maddesinde “yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu glup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir” denildiğini, bu kapsamda, müvekkil Şirket'in internet sitesinde pazaryeri butiklerinde üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan marka haklarına tecavüze ilişkin hukuki ve/veya cezai sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu ürünler bakımından ürünlerin satıcısı olmadığını, bu ürünlerin satıcılarının ..., ... TİC. SAN. LTD. ŞTİ,  ..., ... ve  ... LİMİTED ŞİRKETİ olduğunu, davaya konu hususların haksız rekabet yaratmasının da mümkün olmadığını, bahse konu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliğine haiz olmadığını, bu şekilde, herkes tarafından kullanıma, satıma, pazarlamaya ve üretime açık olan ürünlerin tek bir kişiye özgülenmesinin mümkün olmadığı da dikkate alındığında TTK m.54 başta olmak üzere haksız rekabete konu hiçbir hükmün ihlal edilmediğinin açık olduğunu, haksız rekabetin varlığı için haksız ve hukuka aykırı bir Tül ile, iktisadi rekabetin kötüye kullanımı yoluyla, bir zarar veya zarar tehlikesinin yaratılmış olmasının gerektiğini, davacı tarafın tasarımları yenilik ve ayırt edicilik niteliğini haiz olmayan, anonim tasarımlar olduğunu, 6769 Sayılı SMK hükümleri uyarınca koruma altına alınabilecek olan tasarım özelliklerine haiz olmadığını, davacı, 6769 Sayılı SMK hükümlerine aykırılık teşkil eden ve hukuki geçerliliği bulunmayan tasarım hakkına ilişkin tazminat talep etmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirtmiş izah edilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle işbu davanın reddine, yargılama giderleri, vekalet ücreti vs. tüm giderlerin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; bildirimlerin davalının zorunlu olarak dikkate alması gereken ihtar olarak kabul olunamayacağı, davalının mevzuat kapsamında yer sağlayıcı olarak tasarım tecavüzü ve haksız rekabet iddialarından sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde;huzurdaki davaNIN; müvekkilinin elektronik posta aracılığıyla davalıya yaptığı bildirimlerinden sonra davalının içerikleri, internet sitesinden kaldırmaması sebebiyle açıldığını, kanunda bildirimin, yer sağlayıcısına ne şekilde yapılması gerektiği konusunda açık bir hüküm bulunmadığını, bu sebeple yer sağlayıcının hukuka aykırı içerikten haberdar edilmesinin, doktrin ve içtihatlara göre yeterli olduğunu, davalıya gönderdikleri e-postalar yeterli görülmese dahi, dava açılmasına rağmen satışın devam ettiği hususunun dikkate alınması gerektiğini, dava dilekçesinin ihtar yerine geçeceğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; tescilsiz tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması ve maddi tazminata ilişkindir. Davacı; metal dekorasyon ürünlerinden oluşan tescilsiz tasarımlarının, www...com internet platformu üzerinden satışa sunulduğunu iddia etmiş, davalı yan; yer sağlayıcı olarak hukuki sorumluluğunun bulunmadığını savunmuş, İlk Derece Mahkemesince; bildirimlerin davalının zorunlu olarak dikkate alması gereken ihtar olarak kabul olunamayacağı, davalının mevzuat kapsamında yer sağlayıcı olarak tasarım tecavüzü ve haksız rekabet iddialarından sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yanca istinaf edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının tasarımdan doğan haklarının ihlal edilip edilmediği, davalının yer sağlayıcı olarak tescilsiz tasarıma tecavüz fiilinden sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında vurgulandığı, 5651 sayılı Kanun m. 5/1'de, 6563 sayılı Kanun m. 9'daki hükümlerde belirtildiği üzere, yer sağlayıcının, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığı, ancak bununla birlikte, kanunun m. 5/2'ye göre, yer sağlayıcıların, kanunun 8 ve 9. maddelerine göre haberdar edilmeleri üzerine hukuka aykırı içeriği yayımdan çıkarmakla yükümlü hale geldikleri görülmüştür. Somut olayda; davalının kabulünde olduğu üzere, dava konusu içeriklerin dava dilekçesinin tebliğ edildiği tarihe kadar yayında kaldığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan içeriklerin kaldırılması amacıyla davacı tarafından e-posta yoluyla bildirimler yapıldığı da görülmektedir. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacı yan ile bağlantılı olduğu değerlendirilen “...” imzalı ve ... (...com adresinden, 12/11/2018 tarihinde davalı yan ile bağlantılı olduğu değerlendirilen ...com ve eren.selen(...com  adreslerine; davalı” elektronik ticaret sistemi nezdinde “...” rumuzlu satıcı hesabında dosyaya konu ürün satışlarının durdurulması yönünde taleplerinin yanıtsız kaldığı ve bu suretle satıcı ile dava sürecinin bulunmasından dolayı, aynı platformda ürün satışlarının mümkün olmadığı bildirimini içeren elektronik posta gönderimi gerçekleştiği görülmektedir. Ancak bildirimlerin bir geçerlilik şekil şartı bulunmamakla birlikte e-posta yazışmalarından davacı tarafın hangi ürünlerine yönelik ne tür bir hak ihlali olduğu, yani davalı web sitesindeki hangi konumda ve hangi ürünlerle ilgili hak ihlali olduğuna dair bir bildirimde bulunulmadığı, hak ihlali iddiasında bulunan davacı tarafın hak sahipliğine dair ikna edici verileri ve hangi ürün ya da ürünlere dair tescilsiz tasarımlar üzerinde hak ihlali iddiasının olduğu ve bunların konumu gibi hususlarda karşı tarafı bilgilendirmesinin kendisinden beklenen bir durum olması gerektiği, zira bildirim yapılmasındaki amacın da, hak ihlali iddiası netleştirilerek ihlalin ortadan kaldırılmasına yönelik olduğu anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/10/2021 tarih ve 2019/314 E., 2021/315 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ff7cb38a818faddf","SID":"16eb64ca7447135c"}}