{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/1290 <br>KARAR NO\t: 2024/1438<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/124 E.  -  2022/125 K.<br><br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hakkına Tecavüz, Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i İle <br>\t\t  Maddi ve Manevi Tazminat <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/04/2022 tarih ve 2021/124 E. - 2022/125 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, 2018/22639 sayılı ve “... ...”, 2017/87138 sayılı ve “...”, 2017 87138 sayılı ve “...”, 2018/109896 sayılı ve şekil, 2019/54094 sayılı ve “... ...” ibareli markaların müvekkilleri adına tescilli olduğunu, müvekkillerinden ... ile davalılardan ... ve ... arasında 24.04.2018 tarihli bayilik sözleşmesinin akdedildiğini ve bu sözleşme ile “...” ve “... ...” ibareli markaların “...” adresinde kullanılmasına izin verildiğini, bir süre sonra davalıların markaya karşı zarar verici hareketlerinin arttığını, müvekkiline ait markanın tanınmışlığından ve gücünden yararlanarak “...” ibareli kendi markasını yaratarak müvekkiline ait müşteri potansiyelini kendi markalarına yönlendirmeye başladığını, davalılar tarafından kendi markaları olan “...” ibaresinin müvekkilinin markasına eklenerek “... ...” şeklinde kullanıldığını, bayilik sözleşmesi devam ederken marka sahibi olan müvekkili ...'nun sosyal medya hesabından engellendiğini ve bu nedenle 16.02.2021 tarihinde bayilik sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğini, buna mukabil davalıların 19.02.2021 tarihinde cevap gönderdiklerini ve müvekkillerine ait markanın sosyal medyadaki gücünün kendileri tarafından yapıldığını, bayinin ana merkeze sadakat yükümlülüğünün bulunmadığını, fesih ihtarının kabul edildiğinin ve buna bağlı olarak ivedilikle markaya ait hiçbir afiş, tabela, reklam vs kullanılmayacağını ve tüm tanıtıcı tabela ve benzeri materyallerin ivedilikle kaldırılacağını bildirildiğini, ancak buna rağmen davalılar tarafından bayinin bulunduğu ...” adresinde hala “...” ibareli markaların yer almakta olduğunu ve google arama motorunda sosyal medya hesaplarında “... ... ...” olarak faaliyetlerini devam ettirdiklerini, “...” ve “...” isimli instagram hesaplarında ise, müvekkiline ait ürünleri ... markasının ürünleriymiş gibi lanse etmekte olduğunu, fotoğrafları “@...” olarak etiketlediğini ve hala ilgili sosyal medya hesaplarında “...” markasına yer verdiklerini, davalının marka hakkına tecavüz eden fiillerinin aynı zamanda haksız rekabet de oluşturduğunu, müvekkilinin fiili zararı ve yoksun kaldığı kazanç için 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151. maddesi uyarınca maddi tazminat hesaplanması gerektiğini, tazminatın öncelikle md.151/2-b bendi doğrultusunda “marka hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç, mütecavizlerin defter ve kayıtlarının sıhhatli tutulmamış olması, müvekkilinin uğradığı kaybın bu haliyle hesaplanamaması veya gerektiğinden az hesaplanması ihtimaline binaen md.151/2-c bendi doğrultusunda, marka hakkına tecavüz edenin markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre hesaplanması gerektiğini ileri sürerek, davalıların müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitini, tecavüzün men’ini, 20.000,00.-TL maddi, 5.000,00.-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalılar vekili, müvekkileri ile karşı taraf arasında yapılan 24.04.2018 tarihli sözleşmede konu olarak emtianın bayi tarafından “... ...”dan alınarak ...” adresindeki mağazalarda satışa sunulması ve “... ...” ya ait isim hakkının kullanılması olarak belirtildiğini, müvekkillerinin “...” markasını 08.01.2019 tarihinde tescil ettirdiklerini ve karşı taraf ile yapılan bayilik sözleşmesinde müvekkillerinin kendi markalarını oluşturamayacağına dair bir hüküm olmadığını, lisans sözleşmesinin iptalinden sonra davacılara ilişkin tüm marka unsurlarının müvekkillerine ait bayilerden ve sosyal hesaplardan olabildiğince kaldırıldığını, müvekkillerinin kendi markaları “...”i oluşturduklarını ve bu marka ile işlerine devam ettiklerini, davacının sunmuş olduğu ekran görüntülerinin delil olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, davacılara ait sosyal medya hesaplarında açıkça müvekkillerinin etiketlendiği fotoğraf ve videoları bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait ... adresinde yapılan incelemede “...” ibareli herhangi afişe, tabelaya, askılığa ve …vb ürüne rastlanmadığı ancak davalı tarafa ait @... ve @... instagram hesaplarında bayilik sözleşmesi geçerli iken yapmış oldukları “...” ibaresi içeren paylaşımların bayilik sözleşmesinin feshinden sonra kaldırılmadığı, davalıya ait kullanımların davacının tescilli markalarına ait mal ve hizmet sınıfları kapsamında yer aldığı, davalılara ait kullanımların davacıların tescilli markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalıların, davacıların marka hakkında tecavüz teşkil eden eylemlerinin tekrarının  önlenmek suretiyle tecavüzün men'inin gerektiği, https://...-....site/ web sitesinin yayında olmadığı, marka ihlali nedeniyle davalıların, davacılara ödemesi gereken maddi tazminat miktarının 6.909,27.-TL olabileceği, 2.000,00.-TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı, hükmün ilanında davacıların menfaatlerinin bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalılara ait kullanımların davacıların tescilli markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalıların markaya tecavüz teşkil eden eylemlerinin tekrarının önlenmek suretiyle tecavüzün men'ine, 6.909,27.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 2.000,00.-TL  manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, masrafı davalılardan alınmak suretiyle hükmün kesinleşmesini müteakip karar özetinin trajı en yüksek gazetelerden birinde ilanına karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hesaplama yönünden hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarında tazminat yönünden yapılan itirazların dikkate alınmadığını, tazminat hesabında öncelikle 6769 Sayılı SMK'nın 151/2. maddesine göre tazminatın öncelikle md. 151/2-b bendi doğrultusunda, mütecavizlerin defter ve kayıtlarının sıhhatli tutulmamış olması sebebiyle yine SMK'nın 151/2/c bendi uyarınca hesaplanmasının talep edildiğini, bilirkişiler tarafından maddi tazminatın lisans örneklemesi yolu ile belirlenmesinde, emsal bir araştırma yapılarak, markanın tanınmışlık düzeyi, ekonomik önemi, markanın konu olduğu lisansların sayısı, türleri ve özellikleri de göz önüne alınarak rapor tanzim edilmesi gerekirken bunun yapılmadığını, maddi hesaplamanın taleplere uygun olmadığını, manevi tazminat talebinin 3.000 TL'lik kısmının, hiç bir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece yetki itirazı dinlenmeden karar verildiğini, davacılar ve davalılar yönünden husumet itirazlarında bulunulduğunu, İstanbul 39. Noterliğinin 24.04.2018 tarih 10052 yevmiye numaralı \"Bayilik Sözleşmesi\"nin tarafının ... olduğu, ancak ihtilaf vuku bulduğunda ... olarak karşıya çıktığını, somut olayda davacı olarak yer alan \"... ... ve Güzellik Salonları Tic. Ltd. Şti.\" tarafının davacı sıfatı yönünden takip yetkisinin olmadığını, mahkemenin taraf ehliyeti yönünden davanın reddi şeklinde bir karar vermeksizin, davacılar lehine davalılar aleyhine külli bir karar vermesinin hukuka uygun olmadığını, bilirkişinin SMK'nın 151. maddesi uyarınca yapılacak hesaplama yöntemine denilecek bir husus olmamakla birlikte, ortaya çıkan bedelin yerinde olmadığını, manevi tazminat talebine yönelik olarak da dava dilekçesinde iki adet davacının varlığından bahsedilmekteyse de, husumet ve davayı takip yetkisi olmayan davacı şirket yönünden karar verilmemesi halinde de istenen 5.000 TL tazminatın kim için ve nasıl istendiğinin talep sonucunda ayrıntılı olarak belirtilmesi gerektiğini, zorunlu dava arkadaşlığı gündeme gelse dahi potansiyel olarak tahsil edilecek bir manevi tazminatın kim adına ve kimden tahsil edileceğinin açıkça yazılmadığını, manevi zarar görülen hiçbir durum yokken manevi zarar olduğundan bahisle tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacılar lehine 3 adet vekalet ücretine ve anılan bedellerle hükmetmesinin de yerinde bulunmadığını, mahkemenin hüküm kısmında, davanın kabul ret oranının takdiren %75 olarak kabulüne denilmiş ve buna ilişkin yargılama gideri ve sair giderler dökümü yapıldığını, bunun da yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br> <br>GEREKÇE\t: Dava, marka hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti, men'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ihtiyari dava arkadaşlığı başlıklı 57. maddesi \"Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması. b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri. c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması.\" hükmünü haiz olup, aynı Kanunun 58. maddesi ise \"İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder.\" şeklinde düzenlenmiştir.  <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tSomut olayda davacılar, 2018/22639 sayılı ve “... ...”, 2017/87138 sayılı ve “...”, 2017 87138 sayılı ve “...”, 2018/109896 sayılı ve şekil, 2019/54094 sayılı ve “... ...” ibareli markaların bulunduğunu ileri sürerek, talepte bulunduklarından, davacılar arasında, yukarıda belirtilen HMK’nın 57/1-c maddesi çerçevesinde ihtiyari dava arkadaşlığı mevcuttur. <br>Bu durumda, ilk derece mahkemesince dava açılırken her bir davacı için ayrı ayrı başvurma ve peşin karar ve ilam harçlarının alınması gerekirken, dava açılırken tek bir harç alınarak yargılamaya bu şekilde devam edilmesi ve gerekçeli kararda da tüm davacılar için tek harca hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Nitekim benzer şekilde açılan başka bir dava hakkında verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/10/2022 tarih, 2021/2830-2022/6914 E-K sayılı ilamında da aynı tespitlere yer verilmiştir.<br>Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde, hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup, hakim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/16594 Esas, 2018/4304 Karar ve 05/06/2018 Tarih). <br>\tSomut olayda davacılar, 2018/22639 sayılı ve “... ...”, 2017/87138 sayılı ve “...”, 2017 87138 sayılı ve “...”, 2018/109896 sayılı ve şekil, 2019/54094 sayılı ve “... ...” ibareli markalarına dayanarak talepte bulunmuşlar ise de,  hangi marka için hangi davacının ne kadar maddi ve manevi tazminat istediği, taleplerin ve iddiaların hangi markalara yönelik olduğu hususları somutlaştırılmamış, mahkemece de her iki ayrı davacı ve farklı dört marka yönünden bir ayrım yapılmadan, uyuşmazlık somutlaştırılmadan, hangi davalının hangi davacının hangi markasına yönelik ihlalinin olduğu  belirtilmeden soyut bir şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tBu durumda mahkemece, öncelikle HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında, davaya konu uyuşmazlıkta davacılara az önce belirtilen hususlarda taleplerinin açıklattırılması, bu belirlemelerin ardından oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamıştır. <br>Bu itibarla, mahkemece yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde eksik harcın tamamlanması ve eksik incelemenin giderilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi için HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 07/04/2022 gün ve 2021/124 E. - 2022/125 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 152,15-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, <br>\t5-Davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 152,16-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, <br>\t6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/09/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a2aa1779868761d","SID":"1480390fa9822722"}}