{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1233 <br>KARAR NO: 2024/1494<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/04/2021<br>NUMARASI: 2020/305 Esas -  2021/281 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  davacının ... isimli iş yerinde, her türlü tıbbi ve ortopedik ürün ve malzemelerin alım satım işi ile uğraştığını, davacının davalı şirkete 19/09/2017 tarih ve ... numaralı fatura ile malzeme sattığını, fatura içeriğine davalıca TTK 21/2 maddesinde belirlenen yasal 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmediğini, davacının davalı şirketten borcun ödenmesi talebini çeşitli kereler talep ettiğini, davalı tarafın sürekli oyaladığını, 10/09/2019 tarihinde, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasıyla, davalı hakkında, faturaya yönelik ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin vekili marifetiyle, 16/09/2019 tarihinde icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesi ile itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı taraf söz konusu icra takibine, herhangi bir sebep göstermeksizin haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davacının alacağına kavuşmasına engel olduğunu beyan ederek borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğü ... esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın % 20 si oranında  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  davalının ilk yardım boyunluk, yeni doğan bebeklerde kullanılan işitme tarama probu üretimi yapan ayrıca fizik tedavide kullanılan lens, işitme tarama testinde kullanılan elektrot ithal eden bir şirket olduğunu, davalı ile davacı şirket arasında ticari herhangi bir alım satım sözleşmesi olmadığı gibi bir ticari ilişki de bulunmadığını, söz konusu faturadaki malzemelerin davalı şirkete teslim edilmediğini, ayrıca söz konusu faturadaki malzemelerin davalı şirketin ticari iştigali ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, davacının mal teslimi yaptığı iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, sadece faturaya dayanarak likit alacağın ispat edilemeyeceğini, davalı şirket ile davacı şirket arasında ticari ilişki bulunmadığını, davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, davalı şirket kayıt ve defterleri incelendiğinde bu hususun ispatlanacağını beyan ederek haksız davanın reddine, davacı taraf aleyhine % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141); toplanan/sunulan deliller, icra dosyası, vergi dairesinden temin edilen BA formları,  bilirkişi raporu,  iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde;  davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının  süresinde açıldığı, davacı ve davalının  ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, takip konusu tutarın davacının ve davalının  ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, dolayısıyla taraflar arasında bir ticari ilişkinin olduğu, davacının ve davalının BA ve BS formlarının incelenmesinde faturalara ilişkin vergi dairesine bildirimde bulunduğu ve birbirini teyit ettiği,  bilirkişi raporu sonucunda davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 150.102,72TL  alacaklı olduğunun hesap edildiği,  davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde  davalının 10/01/2018 tarihinde ... yevmiye numaralı muhasebe kaydı ile yapılan işlemde davacı hesabına davalı şirket ortağı ... tarafından ödeme kaydının girildiği ancak buna ilişkin bir ödeme belgesinin dosyaya biraz edilmediği, yine davalı ticari defter ve kayıtlarında takip konusu fatura kaydedilmiş ve usulüne uygun olarak vergi dairesine bildirimde bulunulmuş olmasına rağmen dava tarihi olan 19/08/2020 tarihinden sonra 25/09/2020 tarihinden davacı hesaplarıyla ilgili düzeltmeler yapıldığı, ilgili faturanın davalının ticari defterlerinden çıkartıldığı ve vergi dairesinden de çıkartıldığı anlaşılmakla davalı taraf cevap dilekçesinde davalı ile aralarında bir ticari ilişki olmadığını iddia etmiş olması karşısında takibe konu faturayı ticari defterlerine kaydetmiş, vergi  dairesine bildirmiş olmakla takibe konu faturayı benimsemiş  olduğu ve ticari defter ve kayıtlarına göre davacı şirkete fatura bedelinin ödendiğine ilişkin kayıt girilmiş olmasına rağmen ödemeye ilişkin bir belge ve dosyaya ibraz edemediği davalı defterleri üzerinde yapılan düzeltmelerin dava tarihinden sonra olması nazara alındığında davacının  dava ve takip tarihi itibariyle takip tutarı kadar davalıdan alacaklı olduğu,  alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle bilinir ve belirlenebilir olduğu icra inkar tazminatının hüküm ve koşullarının oluştuğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın kabulüne, \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça, borca delil olarak gösterilen fatura konusu malların teslim edildiğine dair delil sunulamadığını, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği, faturanın tek başına alacağın varlığına delil olamayacağı, fatura konusu mal veya hizmetin verildiğinin ispatlanması gerektiğinin bilinmekte olduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihadın da faturaya itiraz edilmemiş olması, faturanın ticari defterlere işlenmiş olması taraflar arasında sözleşmenin varlığını ve  malın teslim edildiği anlamına gelmediğini, taraflar arasında hiçbir şekilde alım satım ilişkisi kurulmadığını, mahkemece, \"ilgili faturanın davalı şirket defterlerine de işlendiğini ve dava tarihinden sonra defterlerden çıkarıldığının\" ifade edildiğini, bu durum yine fatura konusu edimlerin ifa edildiğini ispatlamaya yetmemekle birlikte; faturanın defterlere işlenmesinin nedeni; söz konusu faturanın \"naylon fatura\" olarak tabir edilen sahte fatura olduğunu, davalının, ekonomik olarak zor bir dönemin içinden geçerken, davacının fatura sattığını duyması üzerine, kendisinden fatura satın aldığını ve kendisine 23/10/2017 ve 24/10/2017 tarihlerinde, ... Bankası aracılığıyla, toplam 16.000,00-TL ödeme yaptığını, davacı tarafça bu husus kötüye kullanılarak ilgili faturaya dayanılarak takip başlatıldığını, bunun üzerine, davalı tarafından yapılan hatanın farkına varıldığını ve durumu ortaya koyan bir dilekçeyle ilgili vergi dairesine müracaat edildiğini, gerekli tüm vergi ve cezalar ödendiğini ve gerekli incelemenin başlatılması talep edildiğini, bu hususun da baştan itibaren taraflar arasında herhangi bir şekilde mal veya hizmet alımı gerçekleşmediğini gösterdiğini, davacı tarafça, satıldığı iddia edilen malların teslimine ilişkin, irsaliye faturası, SGK'lı çalışana teslime dair belge vb. şekilde hiçbir delil ortaya konulamamakta ve bu gerçeğin görmezden gelindiğini, hukuk güvenliği ilkesi gereği, görülen emsal kararlarla davanın reddi gerekeceğinin zaten ortadayken, davalı şirketçe, yapılan bu hukuksuz işlemden pişmanlık duyulduğunu ve yapılan hukuka aykırılıkların adeta bir \"bumerang\" gibi dönüp hukuku yok sayanları bulduğu görülmüş ve etkin pişmanlık gösterilerek yapılan hatanın telafi edildiğini, bu durumun davacı tarafa da ihtar edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ve yerel mahkeme karar gerekçesinde de davalı tarafın savunmasının aksine , dava konusu faturanın davalıya teslim edilmiş olduğunun ve davalının ticari defterlerine işlendiğinin sabit olduğunu, faturaya konu mal ve hizmetin teslim edildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği savunmasında bulunmuş ise de, bu savunmasının yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca dinlenebilir bir savunma olmadığını,  davalı yanca 25.09.2020 tarihinde davacı hesaplarıyla ilgili düzeltmeler yapılarak, davaya konu fatura, davalı taraf defterlerinden çıkartıldığını, davalı tarafça, söz konusu faturanın defterlerinden çıkartılması işleminin, dava dilekçesinin kendilerine tebliğinden 10 gün sonra gerçekleştiğini, 3 seneye yakın, davalı ticari defterlerinde yer alan fatura ,dava açılmasının hemen akabinde düzeltme beyanları verilerek defterlerden çıkartıldığını, davalı tarafından, dava açıldıktan sonra yapılan düzeltmelerin dikkate alınmasının hukuken mümkün olmadığını, kaldı ki karar gerekçesinde de belirtildiği üzere davalı şirket tarafından ,usulsüz olarak ve herhangi bir belgeye dayanmaksızın 10.01.2018 tarihinde davacı hesabına davalı şirket ortağı ... tarafından ödeme kaydı girilerek , defterlerde gözüken davacı alacağının kapatıldığını,  davalı tarafça yapılan işlemler, işlem tarihleri, tarafların birbirini doğrulayan ticari defter kayıtları, davalı tarafın defterler üzerinde yapmış olduğu  usulsüz işlemler dikkate alındığında, istinaf sebeplerinin kötüniyetli ve borcu ödememeye yönelik olduğunu, davalı tarafın , söz konusu faturanın naylon fatura olduğu yönündeki istinaf sebebinin önceki savunmaları ile çelişkili olduğu gibi, yerel mahkeme kararı sonrası savunmanın genişletilmesi niteliğindeki iddialarına itibar edilmesi de hukuken mümkün olmadığını, davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile  davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır. Davacı alacaklı  tarafından davalı hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile \"19/09/2017 tarihli ... nolu 150.102,72 TL tutarlı fatura\" borcun sebebi gösterilerek 150.102,72 TL  asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı, takip talebine  irsaliyeli fatura  eklendiği, takibe borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde  itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf,  faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta, davalı tarafça davaya cevap dilekçesinde tüm ticari ilişki inkar edilmektedir. Tarafların ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile takibe dayanak faturanın davacı ve davalı  ticari defterlerine 20/09/2017 tarihinde karşılıklı olarak kaydedildiği,  her iki taraf ticari defterlerine 10/01/2018 tarihine kadar ödemeye ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davalının 10/01/2018 tarihinde 10 yevmiye numaralı muhasebe kaydı ile yapılan işlemde davacı hesabına davalı şirket ortağı ... tarafından ödeme kaydının girildiği ancak buna ilişkin bir ödeme belgesinin dosyaya biraz edilmediği,  davalı ticari defter ve kayıtlarında takip konusu fatura kaydedilmiş ve usulüne uygun olarak vergi dairesine bildirimde bulunulmuş olmasına rağmen dava tarihi olan 19/08/2020 tarihinden sonra 25/09/2020 tarihinden davacı hesaplarıyla ilgili düzeltmeler yapıldığı, ilgili faturanın davalının ticari defterlerinden çıkartıldığı ve vergi dairesinden de çıkartıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça istinaf dilekçesinde uyuşmazlık konusu faturanın naylon fatura olduğu herhangi bir mal alınmadığı, komisyon karşılığı faturanın satın alındığına yönelik ilk derece yargılaması aşamasında ileri sürülmeyen ve savunmanın genişletilmesi kapsamında savunmalar ileri sürmüş ve yine ilk derece mahkemesindeki yargılama aşamasında delil olarak sunulmayan vergi dairesine davalı tarafça sunulan ihbar ve pişmanlık dilekçesi ile kimin kime gönderdiği sabit olmayan ve  içeriğinde iddiayı ispata yarara herhangi bir ikrar bulunmayan whatsap görüntüleri sunulmuştur. HMK 319. maddesi gereği basit yargılama usulünde savunmanın genişletilmesi yasağı cevap dilekçesinin sunulması ile başlar.  HMK 177. Maddesi gereği ıslah ise tahkikatın bitmesine kadar yapılabilir. Yine 6100 sayılı HMK 357/1 maddesi \"...Bölge Adliye Mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.\" düzenlemesini içermektedir.  Bu durumda davalı tarafın ilk derece mahkemesine yürütülen yargılama aşamalarının hiçbirinde ileri sürmediği  savunmaları ve buna ilişkin  whatsap yazışmaları ile vergi dairesine verdiği ihbar dilekçesi istinaf aşamasında  değerlendirmeye alınma imkanı yoktur. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, 2016/12244 E., 2017/2368 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup daha sonra düzeltme beyannamesi verilmesi davacı yararına oluşan bu karineyi ortadan kaldırmayacaktır. Bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir. Dava konusu faturanın davacı ve davalı defterlerinde birebir uyumlu olarak kaydedildiği, BA ve BS formlarında da birebir uyumlu olarak vergi dairesine bildirildiği sabittir. Davalı tarafın dava açıldıktan sonra kendi  ticari defterlerine yaptığı düzeltme kaydının herhangi bir delil niteliği yoktur. Bu durumda davalı taraça herhangi bir itirazı kayıt ileri sürülmeden kendi ticari defterlerine kaydettiği ve vergi dairesine BA formuyla bildirdiği malları teslim almadığının ispatlaması gerekmekle olup buna dair herhangi bir delil sunulmuş değildir. Bilirkişi raporu ile de  davacını takip tarihi itibarıyla alacağı takip miktarı gibi 226.250,00 TL olarak belirlenmiş olması ve davalının 10/01/2018 tarihindeki faturanın şirket ortağı tarafından ödendiğine dair yaptığı kaydın herhangi bir belgeye dayanmamasına göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.563,37‬ TL harcın, alınması gerekli olan 10.253,51 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.690,14‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e15784c015f6cfb","SID":"184aceac06a24e57"}}