{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2023/3660 <br>KARAR NO:2024/2822<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/09/2023<br>NUMARASI:2022/748 E - 2023/703 K<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)<br>KARAR TARİHİ:24/10/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin müteahhit olarak  İstanbul ili, Çatalca Kaymakamlık Lojmanının onarım işini aldığını, bu kapsamda davalı ile ...nolu sözleşmeyi imzaladığını, bu onarım nedeniyle kullandığı elektrik bedelini ödediğini, onarım işini 28/5/2020 tarihinde teslim ettiğini, ancak bu dönemde Çatalca Kaymakamlığı'nın müvekkilinin aboneliği üzerinden elektrik tüketimine devam ettiğini, elektrik borcu nedeniyle müvekkilinin telefonuna gelen mesaj üzerine davalıya 05/09/2022  tarihinde 55079 sayılı ile müracaat ile borcun kendisine ait olmadığı, Çatalca Kaymakamlığına ait olduğu ve onlar tarafından  ödeneceğinin bildirildiğini, müvekkilinin müracaatı ile Çatalca Kaymakamlığı da davalı ... Ltd. Şirketine yazdığı 23/09/2022 tarih, ... sayılı yazısında durumu izah ederek, faturaların iptali ile  kaymakamlık  adına tekrar faturalandırılması akabinde ödeneceği belirtilerek bilgi verilmesi istendiğini,  davalıya yapılan başvuru ve  izahlara rağmen  müvekkil hakkında . ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, dava dışı  Çatalca Kaymakamlığı'nın ekte ki yazılarında takip konusu borcun kendilerine ait olduğunu açıkça kabul ettiğini, müvekkilinin onarım işini geçici kabul tutanağı ile teslim etmiş olup  takip konusu enerjiyi kullanmadığını, müvekkilinin banka hacizleri ile takipten haberdar olması üzerine  davalıya 13/10/2022 tarih 64569 sayılı dilekçesi ile yeniden başvuruda bulunarak hacizlerin kaldırılmasını talep ettiğini, Çatalca Kaymakamlığı'nın yine 13/10/2022 tarih ... sayılı yazısında tekrarla borcun kendilerine ait olduğunu, kendileri adına tahakkuk edilmesi halinde ödeneceğini bildirdiğini, öncelikle müvekkilin müteahhit olması, banka hesapları üzerinde ki hacizler nedeniyle çek ve sair ödemelerini yapamaması nedeniyle doğan mağduriyetinin önlenmesi için teminatsız yada teminatlı ... sayılı takibin icra işlemlerinin  durdurulması için tedbir kararı verilmesini, yargılama sonunda da icra takibine konu borcun müvekkiline ait olmadığının tespiti ile takibin iptaline, haksız icra takibi nedeniyle %20  haksız icra tazminatı ile cezalandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Zorunlu arabulucuk dava şartına uyulmadan dava açıldığını, kaçak elektrik tutanaklarının aksi ispat oluncaya kadar geçerli belge olduğunu, ispat yükünen de tutanağın aksini iddia eden ve işbu davayı ikame davacı tarafa ait olduğunu, müvekkili şirket tarafından ilgili mevzuat gereğince davacı tarafın kaçak elektrik kullandığı tespit edildiğini ve davacı hakkında mevzuata uygun biçimde gerekli işlemler yapılarak, kullanılan kaçak elektriğin bedeli mevzuat gereği hesaplanmak sureti ile tahakkuk ettirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \"Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, Dava konusu faturanın söz konusu tesisatta perakende satış sözleşmesi olmaksızın elektrik kullanımı yapılması tespitine dayandığı, davacı iddialarının devletin resmi kurumu olan Çatalca Kaymakamlığı'nın yazıları örtüştüğü, davacının tutanağa konu adres olan Kaymakamlık Lojmanında onarım işi yaparak 28.05.2020 tarihinde geçici kabul ile işten el çektiği, 10.08.2022 tarihinde davacı hakkında... sayılı Kaçak / Usulsüz Elektirik Kullanım Tespit Tutanağı düzenlendiği, Kaymakamlık tarafından 28.08.2020 tarihinde kesin kabulün yapılarak davacının ilişiğinin tamamen kesilmiş olduğu, dolayısıyla davacının sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\" gerekçeleriyle Davanın KABULÜNE,1-Davacının Küçükçekmece 2.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu alacak talebi nedeniyle BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,Davalının kötü niyetli olduğunun ispat edilememesi nedeniyle kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,Karar kesinleştiğinde mahkememizin 01/11/2022 tarihli ara kararı ile konulan İHTİYATİ TEDBİR KARARININ KALDIRILMASINA,İhtiyati tedbir nedeniyle yatırılan teminatın HMK m.392 gereğince kararın kesinleşmesinden bir ay sonra DAVACIYA İADESİNE, karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davalıya yapılan başvuru ve  izahlara rağmen müvekkili hakkında ...sayılı  dosyası ile  icra takibi yapıldığını, ödeme emrinin müvekkilinin yokluğunda muhtara yapılmış ise de her hangi bir bilgi kağıdı bırakılmadığından takipten haberdar olunamadığını, takip nedeniyle müvekkilin banka hesapları üzerine haciz uygulandığını ve gayrimenkullerinin de haczedildiğini, tüm bu başvuru ve resmi yazılara rağmen davalının,   müvekkil hakkında icra takibine devam ettiğini  haciz baskısı ile icra dosyasında işlem yürüttüğünü, davalının  gerçek borçluyu bilmesine rağmen, müvekkili hakkında icra takibi yapması ve hacizlerle ile takibe devam etmesi karşısında iyi niyetten bahsedilemeyeceğini, kötü niyetin ispatı yönünden yapılacak başka bir husus olmadığını ileri sürerek davalının bilirkişi raporuna itiraz etmediğini, davalının tüm istinaf taleplerinin reddine, tüm dava ve taleplerinin kabulü ile davalının haksız icra tazminatı ödemesine hükmedilmesine ve kararın bu şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; bilirkişi ve ilk derece mahkemesi tarafından yapılan tespitin tamamen hatalı olduğunu, kaçak elektrik tutanakları, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitler içermekte olup, aksi ispat oluncaya kadar geçerli olduğunu, dava konusu adreste kaymakamlık adına aboneliğin 12.08.2022 tarihinde başladığını, bundan önceki tarihlerde kullanılan elektrik enerjisi davacının sorumluluğunda olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, kaçak tahakkukuna dayalı başlatılan takip nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir.Davacı, kaçak elektrik kullanılan yerin kaymakamlık konutu olduğunu, onarım işi yaptığını, işi 28/5/2020 tarihinde teslim ettiğini, kaçak tahakkukundan sonra kaymakamlık tarafından resmi olarak davalıya faturaların iptali ile kaymakamlık adına tekrar faturalandırılması akabinde ödeneceğinin bildirilmesine rağmen icra takibi yapıldığını ileri sürmektedir.Davalı ise, kaçak tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli olduğunu, aksinin ispatlanamadığını, kaymakamlık adına aboneliğin 12.08.2022 tarihinde yapıldığını savunmuştur.Mahkemece taraf delileri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi raporunda; Dava konusu faturanın tesisatta perakende satış sözleşmesi olmaksızın elektrik kullanımı yapılması tespiti ile düzenlenen kaçak tutanağına istinaden tahakkuk ettirilmiş bir fatura olduğu, ancak birbiriyle örtüşen davacı ve Çatalca Kaymakamlığı beyanları ve sunulan bilgi ve belgelere göre, davacının ilgili adreste onarım işi yaparak 28.05.2020 tarihinde geçici kabul yaptığı ve Kaymakamlık beyanına göre de 28.08.2020 tarihinde ilişiğinin kesilmiş olduğu, dolayısıyla davacının hangi gerekçeyle adına düzenlendiği de anlaşılamayan 10.08.2022 tarihli kaçak elektrik kullanımı tespitinden sorumlu tutulamayacağı, söz konusu tesisattaki tüketimden ve tahakkuk edecek fatura bedelinden Çatalca Kaymakamlığının sorumlu olduğu,  lojman onarım işi bittikten sonra Çatalca Kaymakamlığı tarafından sayaç kurulumu için ... tarafına başvuruda bulunulduğu, ancak abonelik sözleşmesi için perakende satış sözleşmesi tarafı ... tarafına başvuruda bulunulmadığı, dolayısıyla elektrik enerjisinin bilinmeyen bir süre boyunca abonelik sözleşmesi olmaksızın kullanıldığı, bunun da Yönetmeliğin ilgili maddesine göre kaçak elektrik kullanımı kapsamında değerlendirilebileceği, ancak sayacın ilk kurulum sonrasında mühürlendiğini ve elektrik kesildiğini gösteren bir bilgi ve belge bulunmadığı için dağıtım sistemine bir müdahaleden bahsedilemeyeceği, dolayısıyla kaçak elektrik kullanımından da şu aşamada bahsedilemeyeceği\" yönünde görüş bildirilmiştir.Toplanan delillere ve rapora göre dava konusu yerde davacının onarım işi yaptığı ve işin 28.08.2020 tarihinde teslim edildiği, dava konusu yerin kaymakamlık konutu olarak kullanıldığı, dava konusu tutanağın 10.08.2022 tarihinde düzenlendiği, bu tarihte davacının dava konusu yerde fiili kullanıcı da olmadığı, kaymakamlık makamı tarafından ..'a abonelik için başvurulduğu, ....'a başvuru yapılmadığı hususları sabittir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar. \"Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 K;  2024/83 E- 2024/1218 K sayılı ilamları  da aynı yöndedir.). Şu halde, kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu gözetildiğinde davacının onarım işinin yapılarak tesliminden sonra dava konusu yerde fiili kullanıcı olmadığı, davalı şirketin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırmadığı anlaşılmakla davacının takibe konu fatura yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Kötü niyet tazminatına ilişkin istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede ise;2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK.) 72. maddesi uyarınca  menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan  borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir  talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötü niyetli olmasıdır (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, 2006, s. 334, 335).Başka bir ifadeyle; İİK’nın 72. maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı kaçak tespitinin yapıldığı yerin kaymakamlık lojmanı olduğunu  tespit edebilecek durumdadır. Bunun yanısıra kaçak tahakkukundan sonra ve takipten önce gerek davacı tarafından gerekse kaymakamlık makamı tarafından dava  konusu yerin lojman olduğu ve kaymakamlık tarafından kullanıldığı faturaların iptal edilerek kaymakamlık adına düzenlenmesi akabinde ödeme yapılacağı bildirilmesine rağmen takip başlatılarak davacıdan tahsil yoluna gidilmesinde davalının iyi niyetli olduğunu kabule imkan yoktur.Bu haliyle davacının kötü niyet tazminat taleplerinin  kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine davacının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nnı 353/1-b.2 madedsi gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak  yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,-Alınması gereken 12.258,33 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.064,58‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 9.193,75 TL'nin  istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 2-Davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden esas hakkında; -Davacının ... sayılı dosyasına konu alacak talebi nedeniyle BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,-Davacının kötü niyet tazminat talebinin kabulüyle İİK'nın 72/5 maddesi gereğince asıl alacağın takdiren %20 oranına denk gelen 35.368,63 TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,-Karar kesinleştiğinde mahkememizin 01/11/2022 tarihli ara kararı ile konulan İHTİYATİ TEDBİR KARARININ KALDIRILMASINA,-İhtiyati tedbir nedeniyle yatırılan teminatın HMK m.392 gereğince kararın kesinleşmesinden bir ay sonra DAVACIYA İADESİNE,3- Alınması gereken 12.080,15 TL nisbi karar ve ilam harcından  peşin alınan 3.064,58 TL nin mahsubu ile bakiye 9.015,57 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,  harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda (İlk Derece Mahkemesince daha önce yazılmadığı anlaşılmakla) İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine Yazılmasına,4-Davacının yatırdığı 3.064,58 TL harcın davalıdan alınıp davacıya verilmesine,5-Davacı tarafça yapılan 2.399,5‬0 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,6-Davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 28.294,91 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,  İstinaf incelemesiyle ilgili olarak;Peşin alınan istinaf karar harcının, davacıya isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,Davacının istinaf sebebiyle yapmış olduğu 150,5‬0 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/10/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a52a32fe8dce25b2","SID":"60de86e02c58419a"}}