{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/803 <br>KARAR NO: 2024/1183<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/02/2020<br>NUMARASI: 2018/802 Esas, 2020/89 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 05/11/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketten toplamda 13.700,00-TL bedelli ... marka, ... Model 2 adet klima satın aldığını, davalının klima alınmadan önce müvekkiline ait iş yerinde keşif yaptığını, müvekkilinin davalı tarafından önerilen klimaları satın aldığını, klimaların kurulumu yapılıp kullanılır şekilde müvekkiline teslim edildiğini, sonrasında klimaların ısıtma ve soğutması ile ilgili problemler çıktığını, müvekkilinin talebi üzerine gelen yetkili servisin sorunu kısa süre da çözdüğünü, ancak en son müvekkiline, klimalar ortamı ısıtmadığı için ek cihaz konulması gerektiğinin beyan edildiğini, klimalarda kullanmakla ortaya çıkan gizli ayıp söz konusu olduğunu, davalının ayıbı kabul etmediğini belirterek, öncelikle ayıplı klimanın yenisiyle değiştirilmesine, aksi halde bu klimalar için ödenen toplam 13.700,00-TL'ye müvekkilinin zararına ilişkin olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 31/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, müvekkili tarafından davacı firmaya ortama uygun klimaların önerildiğini, davacı firma yetkililerinin fiyatları ve dolayısıyla BTU'su düşük olan klimaları seçtiğini, yanlış keşif yapılmadığını, davacının talebi üzerine 28/12/2016 ve 12/01/2017 tarihlerinde yaşanan küçük problemlerin giderildiğini, müvekkili firma tarafından davacının klimaları için gönderilen 12/01/2017 tarihli son servisten 1 yılı aşkın süre sonra 08/02/2018 tarihinde davacı firmaya teknik servisin gönderildiğini, bu zaman zarfında davacının klimalarında bir problem yaşanmadığını, klimalarda bir ayıp olmadığını, klimaların düzenli olarak çalıştığını, davacının klimaları kış mevsiminde aldığı da göz önünde bulundurulduğunda, klimaları 2 yıl boyunca kullandıktan sonraki bu talebinin kötü niyetli olduğunu belirterek,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı yüklenici tarafından davacı iş sahibine ait işyerine klima cihaz ve dış ünitesi montajı yapıldığı ve iş bedelinin ödendiği hususunda taraflar rasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı tarafından yapılan işin ayıplı olup olmadığı, klimaların bulundukları ortamdaki ısı sorununun hangi tarafın kusurundan kaynaklandığı hususunda olduğu, iş sahibi davacının iş yerine montajı yapılan klimaların 31/10/2016 tarihinde çalışır vaziyette davacıya teslim edildiği, zemin kata takılan klimanın kapasitesinin ortamın ısı kaybı kapasitesinden düşük olduğu, bilirkişi raporu doğrultusunda zemini ısıtmamasının bu nedenden kaynaklanabileceği, mahkemelerince bu durumun açık ayıp niteliğinde olduğuna kanaat getirildiği, ilk servis formunun 28/12/2016 tarihli olduğu söz önünde  bulundurulduğunda, davacının ayıp ihbarını TTK 23/1-c maddesi gereğince süresinde yapmayarak TBK 477. Madde hükmü gereğince eseri kabul etmiş sayılacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, verilen ret kararının mahkemenin kendi gerekçesine ve dosyadaki bilirkişi raporlarına aykırı olduğunu, müvekkilinin, tamamen davalının keşif sonunda uygun ve yeterli gördüğü klimaları aldığını ve davalının montaj işlemi neticesinde 31.10.2016 tarihi itibari ile klimaları kullanmaya başladığını, davalı tarafın kurulum ve montaj için gereken keşfi yaptığının ve müvekkilinin iş yerine uygun klimayı getirip taktığının 31.10.2016 tarihli servis fişinde \"(...) komşusuna keşif olacak salon cihaz için (...)\"  şeklinde açıkça yazılı olduğunu, bu klimaların 28.12.2016, 29.12.2016, 12.01.2017 ve 08.02.2018 tarihlerinde arızalandığını ve tüm bu arızaların aynı zamanda yetkili servis olan davalı şirkete bildirildiğini, 28.12.2016 tarihli servis fişinde: \"salon klima iç ünite söküm montaj yapıldı. Çalışır şekilde teslim edildi.\" , 29.12.2016 tarihli servis fişinde: \" Gaz ilavesi yapıldı.\", 12.01.2017 tarihli servis fişinde: \"2 adet dış ünite ısıtıcı takıldı.\", 08.02.2018 tarihli servis fişinde: \" (...) Klima ortamı ısıtmıyor, ekstra cihaz konması müşteriye söylendi.\" şeklinde açıklama yer aldığını, bu servis fişlerinin tümünde klimalarda arıza bulunduğunın açıkça yazdığını, yani aslında davalı tarafın dahi klimaların arızalı olduğunu bu servis fişleri ile kabul etmekte olduğunu, 21.08.2019 tarihli ilk bilirkişi raporunda, zemin kat ısıtmasının mevcut klima ile sağlanamayacağının, 1. Kat ısıtması için ise mevcut klimanın yeterli olduğunun, 12.12.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda ise, cihaz kapasitesinin yetersiz olmasının gaz eksikliğine sebep olan bir durum olmadığının, yeni bir cihazda gaz eksiltmenin meydana gelmemesi gerektiğinin, cihazın kurulumundan 2 ay sonra gaz ilavesi ihtiyacının doğmasının montaj hatasından, fiziksel bir hasardan, ilk kurulumda cihazda yeteri kadar gaz bulunmuyor olmasından veya cihazın iç ve dış ünitesi arasındaki mesafenin standarttan uzun olmasından kaynaklanabileceğinin açıkça vurgulandığını ve tüm bu seçeneklerden hangisinin arıza veya ayıba sebep olabileceğinin kurulum sırasında teknik servis tarafından tespit edilmesi gerektiğinin de açıkça belirtildiğini, buna göre, klimalarda ortaya çıkan ayıbın kullanmakla ortaya çıkan (gizli) bir ayıp olduğunun, davalı tarafından 4 defa yapılan serviste bile arıza veya ayıbın kesin niteliğinin ortaya konulmadığının, bilirkişi raporlarının bile ayıp ve arızayı tespit ettiğinin ancak sebebini ve niteliğini tam olarak nitelendiremediğinin açıkça ortada olduğunu, mahkemenin açık ayıp kabulünün hatalı olduğunu, müvekkilinin ayıp ortaya çıkar çıkmaz davalıya bildirimde bulunduğunu, dinlenen tanıklarının da bu durumu doğruladığını, müvekkilinin davalıya zamanında ve gerekli bildirimi yaptığının davalı tarafın da kabulünde olduğunu, şayet klimalar yerel mahkemenin gerekçesinde yazmaya çalıştığı üzere ortama uygun değilse davalı yüklenicinin bu maddeden dolayı işin başında keşif yaparak bu durumu tespit etmesi, bu konuda müvekkilini açıkça uyarması, buna rağmen müvekkilinin yine bu yönde talimat vermediğini ispat etmesi gerektiğini, ancak bundan sonra müvekkilinin ayıba karşı doğan haklarına halel gelebileceğini, yerel mahkemenin, 12.12.2019 tarihli bilirkişi raporundaki \"yeni cihazda gaz eksiltmenin olmaması gerektiği, henüz 2 aylık bir cihazda olumsuz bir durumun yaşanmaması gerektiği, raporun sonuç kısmının 4 numaralı bendinde belirtilen 4 olasılığın da davalı tarafından ilk kurulum esnasında tespit edilmesi gerektiği\" hususlarında hiç bir açıklama yapmadığını, dava dilekçesinde ve duruşmalarda talep etmelerine rağmen menfi zararlarının tespit edilmediğini, menfi zararlarının, klimaların dava veya karar tarihindeki değeri ile ilk montajlandıkları andaki değeri arasındaki fark olarak tespit edilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasına ve talepleri doğrultusunda yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Dava, davalı tarafından davacıya satılan ve kurulumu yapılan 2 adet klimanın gizli ayıplı olduğunun sonradan ortaya çıktığı iddiasıyla; öncelikle 2 adet klimanın yenisiyle değişitirilmesi, aksi halde bunlar için ödenen 13.700,00-TL menfi zarara  karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Davalı vekili, klimalarda bir ayıp bulunmadığını, davacının bilinçli olarak BTU'su düşük klimalar seçtiğini, bu nedenle ortamın yeterince ısıtılmamasının davacının klima tercihinden kaynaklandığını, yasal süresi içinde ayıp ihbarında  bulunulmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Her ne kadar mahkemece, söz konusu durumun \"açık ayıp\" niteliğinde olduğu, davacı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı gerekçesiyle ret kararı verilmiş ise de, davaya konu klimaların 31/10/2016 tarihinde çalışır vaziyette davacıya teslim edilmesi sonrasında meydana gelen arızaların 28.12.2016, 29.12.2016, 12.01.2017 ve 08.02.2018 tarihli servis fişlerinden anlaşılacağı üzere zamanında yetkili servis olan davalı şirkete bildirildiği, 12.01.2017 tarihli servis fişinde: \"2 adet dış ünite ısıtıcı takıldı.\", 08.02.2018 tarihli servis fişinde: \"(...) Klima ortamı ısıtmıyor, ekstra cihaz konması müşteriye söylendi.\" şeklinde açıklamalar yer aldığı, 21.08.2019 tarihli ilk bilirkişi raporunda, zemin kat ısıtmasının mevcut klima ile sağlanamayacağının, 12.12.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda ise, cihaz kapasitesinin yetersiz olmasının cihazı meydan getiren bileşenlerin tasarım ömründen daha erken bir sürede yıpranmasına ve mekanik ya da elektronik aksamlarının daha erken bir sürede arızaya geçmesine neden olabileceğinin belirtildiği, buna göre, klimalarda kapasite yetersizliğine bağlı olarak ortaya çıkan ayıbın \"gizli ayıp\" olarak kabul edilmesi ve 28.12.2016, 29.12.2016, 12.01.2017, 08.02.2018 tarihli servis fişleri göz önünde bulundurulduğunda davalıya süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunun kabul edilmesi gerektiği, Mahkemenin bunun aksine olan kabulünün yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davanın esası değerlendirildiğinde ise, davalı yüklenici tarafından davacı iş sahibine ait işyerine 2 adet klima cihaz ve dış ünitesi satış ve montajı yapıldığı ve iş bedelinin ödendiği, davacı tarafça, klimaların bulundukları ortamı ısıtmada yetersiz olduklarının ve ek cihaz konulması gerektiğinin sonradan ortaya çıktığı ve bunun bir gizli ayıp olduğu iddiasıyla iş bu dava açılmış ise de, taraflar arasında bu konuda bir yazılı bir sözleşme bulunmadığı, dosyada davalı tarafından kapasite (BTU) tespiti bakımından keşif yapılarak davacıya mevcut klimaların (BTU'ların) tavsiye edildiğine dair bir belge olmadığı, özellikle klima satışlarında ticari hayatın olağan akışına göre, klima satanların sattığı klimaların kullanılacak yere uygun olup olmadığını inceleme ve belirleme yükümlülüğü bulunmadığı, somut olayda montajla ilgili bir ihtilaf da bulunmadığı, buna göre taraflar arasında davaya konu klimaların seçimi (BTU) konusunda davalının yönlendirmesiyle bir belirleme yapıldığı davacı tarafça ispat edilemediğine göre davalı yüklenicinin bundan dolayı sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla, davanın bu gerekçe doğrultusunda reddine karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece de davanın bu gerekçe doğrultusunda reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı olan gerekçeyle ret kararı verilmiş olması yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin gerekçe yönünden kabulüne, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın yukarıda belirtilen gerekçe doğrultusunda reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, kaldırma sebebine ve istinaf edenin sıfatına göre ilk derece mahkemesince davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti aynen korunmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davacı  vekilinin istinaf talebinin gerekçe yönünden KABULÜNE, 2-İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 04/02/2020 Tarih ve 2018/802 Esas, 2020/89 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE,<br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN1-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90-TL harcın düşülmesi ile eksik kalan 391,70-TL karar ilam harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden,  hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT  uyarınca hesap ve takdir olunan 3.400,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,2-Davacı tarafından yapılan 148,60-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 42,50-TL tebligat ve posta  gideri olmak üzere toplam 191,10-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere05/11/2024  tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"380b792fb1b6a0df","SID":"6e34aa8a6cc0b94a"}}