{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1012 <br>KARAR NO: 2024/1485<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/02/2021<br>NUMARASI: 2018/1443 Esas -  2021/107 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirkete toplam 5 adet fatura karşılığı 106.196,40 TL tutarında doğal taş satıldığını, davalının söz konusu tutarın ödenmemesi üzerine Beykoz İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı şirketin haksız olarak itiraz ettiğini, bu nedenle itirazın iptali ve alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve itirazın iptaline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı şirketin iddia ettiği faturalar karşılığı mal ve hizmetin alınmadığını, açıklanan nedenlerle, davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" BA formlarında yapılan incelemede, uyuşmazlığa konu 5 adet KDV hariç 89.980,00 TL tutarlı faturaların önce davalı tarafından bildiriminin yapıldığı ve daha sonra düzeltme beyannamesi verilerek 5 adet KDV hariç 89.980,00 TL tutarlı faturaların BA formundan çıkartıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda uyuşmazlığa konu faturaların davalı şirkete teslim edildiği anlaşılmaktadır. Aksi durumun ispatı davalı üzerindedir. Ancak Davalı şirket faturaların veya fatura içeriği malların davacıya teslim edildiği yönünde herhangi bir bilgi ve somut belge İbraz etmemiş olduğundan dolayı uyuşmazlığa konu faturaların davalı şirkete teslim edildiği ve yasal süresinde itiraz edilmediği veya itiraz edildiği yönünde somut bir belge dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, davalının takibe konu fatura içeriğini teslim ettiğinin kabulü gerekir. (T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/3880 ESAS - 2018/4806 Karar) Ancak davacı vekili ihtarnameye dair tebliğ şerhini dosyaya ibraz edememiş olup işlemiş faiz alacağı talebi yerinde görülmemiş olup davanın kısmen kabulüne, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından davacı tarafa bilirkişi ücretini yatırması için kesin süre verildiğini, davacı tarafın kesin süre içerisinde ara kararı yerine getirmediğini,  Yerel Mahkemenin buna rağmen davacının dayandığı bilirkişi delili için yeniden avans yatırmasına müsaade ettiğini, Yerel Mahkemenin bu işleminin usule aykırı olup yargılamanın  uzamasına sebebiyet verdiğini, Yerel Mahkemenin cevap dilekçesinde dosyaya sunulan Beykoz ... Noterliği'nin 13.09.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameyi celp etmediğini,  söz konusu delilin davanın seyrini değiştirecek nitelikte olduğunu, Yerel Mahkemenin kararının bu gerekçe ile eksik ve hatalı olduğunu, yerel Mahkeme davacının, davalıya göndermiş olduğunu tespit ettiği Beykoz ... Noterliği 05.09.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ şerhinin celp edilmediğini tespit ettiğini ve bu yönüyle hüküm kurulduğunu, bu hususun usule aykırı olduğunu ve bozma sebebi olduğunu, davalının davaya konu ilgili faturada yer alan malları davacıdan teslim almadığını, davacının faturaya konu malların davalıya teslim edildiğini ispat edemediğini, Yerel Mahkemenin delilleri eksik celp ettiğini,  yargılama konusu davayı ürünlerin tesliminin ispatı üzerinden değerlendirmesi gerekirken hatalı tespitlerle hukuka aykırı bir karar verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: dosyaya celp edilen BA formları İçin, Vergi Dairesinden gönderilen cevap yazısında davalı tarafından 2018 yılı temmuz ayına İlişkin düzeltme beyannamesi verildiği belirtilmekle her iki beyannamenin de dosyaya celp edildiğini, BA formlarında yapılan ayrıntılı bilirkişi  incelemesinde, uyuşmazlığa konu 5 adet KDV hariç 89.980,00 TL tutarlı faturaların önce davalı tarafından bildiriminin yapıldığı ve daha sonra düzeltme beyannamesi verilerek 5 adet KDV hariç 89.980,00 TL tutarlı faturaların BA formundan çıkartıldığının anlaşıldığını, bu durumda uyuşmazlığa konu faturaların davalı şirkete teslim edildiğinin anlaşılmakta olduğunu, aksi durumun ispatının davalı üzerinde olduğunu, ancak davalı şirketin faturaların veya fatura içeriği malların davacıya teslim edildiği yönünde herhangi bir bilgi ve somut belge İbraz etmediğini, uyuşmazlığa konu faturaların davalı şirkete teslim edildiği ve yasal süresinde itiraz edilmediği veya itiraz edildiği yönünde somut bir belge dosya kapsamında bulunmadığını, davalının takibe konu fatura içeriğini teslim ettiğinin kabulü gerektiğini, davalı tarafın tüm aşamalarda adaleti yanıltma girişiminde bulunduğu halde dosyaya celp edilen BA formları için vergi dairesinden gönderilen cevap yazısında davalı tarafından 2018 yılı temmuz ayına ilişkin düzeltme beyannamesi verildiği belirtilmekle davalı tarafın yalan söylediğinin açıkça ortaya çıktığını, mahkeme tarafından ayrıntılı ve gerekçeli olarak verilen kararın hukuken doğru olduğunu beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile  davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır. Davacı alacaklı  tarafından davalı hakkında, Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile \" 5 adet fatura tarih ve tutarları\" borcun sebebi gösterilerek 106.176,40 TL asıl alacak ve 1.790,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 107.966,77 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı, takip talebine 5 adet irsaliyeli faturanın  eklendiği, takibe borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde  itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Mahkemece bilirkişi delil avansının yatırılmasına dair 19/03/2019 tarihli celsenin 4 nolu ara kararında;  bilirkişi ücretinin dosya avansından karşılanasına, dosyada avans olmadığı takdirde  davacı  vekili tarafından 2 hafta kesin süre içerinde mahkeme veznesine yatırılmasına şeklinde ara karar oluşturulduğu, inceleme gününün 19/04/2019 olarak belirlenip müteakip duruşmanın 18/07/2019 tarihine ertelendiği, davacı tarafça  eksik avansın 25/04/2019 tarihinde tamamlanıp dosyanın bilahare bilirkişiye verildiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun  Kesin süre başlıklı 94. Maddesinin (2). Fıkrası \"(Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.\"  Mahkemece kurulan ara kararında öncelikle dosyadaki avanstan karşılanmasına, avans olmadığı takdirde davacı tarafça yatırlaması şeklinde kurulan ara karar duraksamaya neden olacak nitelikte olup usulüne uygun değildir. Bu durumda davacı tarafın süresinden sonra delil avansı ile bilirkişi incelmesi yaptırılmasında bir isabetsizlik bulunmamakla davalının bu yöne ilişen istinaf sebebi yerinde değildir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf,  faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.  Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta, davalı tarafça fatura konusu malların teslim edilmediği savunulmaktadır. 6100 sayılı HMK sistematiğinde delillerin taraflarca getirilme ilkesi benimsenmiştir. Aslolan delilerin  taraflarca getirilip mahkemeye sunulmasıdır.  Tarafların ellerinde bulunmayan ve başka yerlerden getirilesini istediği delillerin mahkemece istenmesi mümkündür. Davalı taraf kendinin  keşide ettiği ihtarnamenin noterden talep edilmediğini ileri sürerek eksik inceleme bulunduğunu savunmaktadır. Davalın elinde bulunan ihtarnameyi mahkemeye sunmadığı, elinde bulunmaması halinde dahi  noterden kendisi tarafından bir suretinin alınıp mahkemeye sunmasının pekala mümkün olduğu, kaldı ki   ihtarnamenin içeriğinin ne olduğu ve hangi vakıayı ispatlayacağı konusunda bilgi de verilmediği, anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf sebepleri de yerinde değildir.  Tarafların ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile takibe dayanak faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olup davalı defterlerinde kaydının bulunmadığı, sevk irsaliyeleri üzerinde teslim alana ilişkin bir imzanın ve ismin bulunmadığı, taraf ticari defterlerinde uyuşmazlık konusu olmayan önceki tarihli faturalardan kalma davacının bir miktar alacağının daha bulunduğu, davacı tarafça BS formlarının vergi dairesine verildiği, davalı tarafçada uyuşmazlık konusu faturalara ilişkin BA formalarının vergi dairesine 31/08/2018 tarihinde onaylanan form ile bildirildiği, bilahare 21/09/2018 tarihinde onaylanan form BA ile düzeltme bayan edilerek alışların formlardan çıkarıldığı tespit edilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, 2016/12244 E., 2017/2368 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup daha sonra düzeltme beyannamesi verilmesi davacı yararına oluşan bu karineyi ortadan kaldırmayacaktır. Bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir. Formlar 31/08/2018 tarihi itibarıyla vergi dairesine bildirilmiş olmakla en geç bu tarih itibarıyla bildirime konu mallar davalı tarafa teslim edildiği ve mallara ilişkin faturaların da kendisine bu tarihte teslim edildiğinin kabulü gerekir.  Bilahare (beyanname sehven hatalı olarak düzenlenmiştir. 5 adet yerine toplam 4 adet firmadan alış yapılmıştır)  şeklindeki düzeltme beyanı ile davacının adı yeni verilen BA formundan çıkarılmasının ispat yönünden sonuca bir etkisi yoktur. Bu yönüyle mahkemece fatura içeriği malların davacıya teslim edildiğine yönelik kabulü yerindedir. İlk derece Mahkemesince hükme dayanak olarak davacının düzenlediği faturaların, davalı tarafça  BA formuyla vergi dairesine bildirip sonra düzeltme beyanı vermesi nedeniyle fatura ve malların teslim edildiği olgusuna dayandırmakta olup davacının davalıya keşide ettiği  faturanın davalıya tebliğ  tarihinin sonuca  herhangi bir etkisi yoktur. Bu yöne ilişen istinaf istemleri de yerinde değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.872,52 TL harcın, alınması gerekli olan 7.252,91 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.380,39‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f4d7215bffbb05ad","SID":"fbd9d43699f1c441"}}