{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2119 <br>KARAR NO: 2024/2292 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/05/2024<br>ESAS NO: 2023/1097 <br>KARAR NO: 2024/551<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/11/2024<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 15/11/2024<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 20/05/2024 tarih ve 2023/1097 E - 2024/551  K kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin hissedarı olduklarını, davalı şirketin 29/08/2023 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yaptığını, bu toplantıda, azlık tarafından gündemin, \"Mali tabloların görüşülmesi ve buna bağlı konular\" şeklindeki kısmının görüşülmesinin ertelenmesini talep ettiğini, bu talep üzerine toplantı başkanınca, sadece gündemin 3. maddesi gereğince finansal tabloların görüşülmesinin ertelendiğini, her ne kadar, bu erteleme kararı gereğince (henüz bilanço görüşülüp onaylanmadığı için), bilanço ile ilgisi bulunan ya da bağlantısı nedeniyle bilanço oylamasını etkileyecek nitelikte olan diğer gündem maddelerinin görüşülmesinin de ertelenmesi gerekse de toplantı başkanınca, gündemin diğer tüm maddelerinin müzakereye açıldığını, yapılan müzakere sonucunda, toplantı tutanağına 7 paragraf numarasıyla geçirilen karar ile, şirket sermayesinin arttırıldığını, toplantıda vekil aracılığıyla temsil edilen ve payları toplamı %10'un üzerinde olan müvekkillerinin bu karara karşı ret oyu kullandıklarını, muhalif kaldıklarını ve muhalefet şerhlerini de toplantı tutanağına yazdırdıklarını, sermaye artırımına ilişkin olarak alınan genel kurul kararına dayanak olan, Mali Müşavir ... tarafından hazırlandığını, 28/08/2023 tarih ve 2023/04 sayılı raporla tespit edilen sermaye ödemeleri, öz kaynaklar toplamı ve iç kaynaklar hesabı doğrultusunda, 29/08/2023 tarihli genel kurul toplantısında önerilerek oy çokluğuyla ve müvekkillerin muhalefetiyle kabul edilen ve ...tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanarak şirket ana sözleşmesini değiştiren sermaye maddesi tadil metni gereğince; 29/08/2023 tarihli genel kurul toplantısında artırılan sermayenin nakit olarak taahhüt edilen kısmının 1/4'ü \"genel kurulun tescilinden önce\"; kalan 3/4'ü ise, 24 ay içerisinde ödenecek olduğunu, müvekkillerinin, süresinde 1/4 tutarındaki ödemeyi yerine getirdiklerini, ancak her ne kadar bakiye ödeme için süre (teknik olarak vade) 24 ay olarak belirlendiyse de; mevcut şirket yönetiminin müvekkillerini ihtar ederek ve Ticaret Sicil Gazetesi'ne de ilan vererek; artırılan sermayenin nakit olarak taahhüt edilen kısmının bakiye 3/4'ünün en geç 15/12/2023 tarihine kadar şirkete ödenmesini, ortaklardan talep ettiklerini, müvekkillerinin şirkete muaccel borçlarının olmadığını belirterek davalı ... A.Ş.'nin 29/08/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararı ve değişen esas sözleşmenin sermaye başlıklı maddesi gereğince; sermaye artırımına, artılan sermayenin nakden taahhüt edilen kısmının 1/4'ünü, sermayeyi artıran genel kurulun tescili öncesinde davalı şirkete ödeyerek iştirak etmiş olan Müvekkillerin, Artılan sermayenin nakden taahhüt edilen kısmının 3/4'ü yönünden, esas sözleşmede yazılı olan 24 aylık vadenin hitamı öncesinde, davalı şirkete muaccel bir borçlarının bulunmadığı hususunun tespitine; mevcut şirket yönetimince yasaya ve hukuka aykırı şekilde belirlenen 15/12/2023 günü mesai sonuna kadar, artırılan sermayenin nakden taahhüt edilen kısmının bakiyesi tutarının ödenmesi yönünde müvekkillerine yönelik olarak yapılan ve hukuka aykırılığı açık olan; yönetim kurulu başkanlığının yazılı talebi ve ... tarih ve ... sayılı Sicil Gazetesi'nde yayınlanan ilan gereğince işlem yapılmasının da dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine; ihtarda ve ilanda \"temerrüt faizi ödeme yükümlülüğü\" çerçevesinde işlem yapılacağı belirtilmiş olmakla ayrıca, davalı ... A.Ş.'nin 29/08/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararı ve değişen esas sözleşmenin sermaye başlıklı maddesi gereğince sermaye artırımına, artılan sermayenin nakden taahhüt edilen kısmının 1/4'ünü, sermayeyi artıran genel kurulun tescili öncesinde davalı şirkete ödeyerek iştirak etmiş olan müvekkilleri aleyhine, artırılan sermayenin nakden taahhüt edilen kısmının bakiyesi tutarının tahsili için icra takibi başlatılmasının da önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı vaz'ına; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilince verilen cevap dilekçesinde özetle; davacıların dava konusu pay taahhüdüne konu alacağa bir itirazı olmadığını, davacı tarafın bu alacağın henüz muaccel olmaması sebebiyle, menfi tespit davası açtığını, bu sebeple davanın kabul edilmemesi gerektiğini, davacı tarafın alacağın varlığı ya da geçerliliği konusunda bir itiraz ileri sürmediğini, davalı şirketin sermaye artırımı ile şirketin borçlanmasının önlenmesinde ve karlılığın artırılması, şirket sermayesinin güçlenmesi, şirketin kredibilitesinin artmasını sağlamayı amaç ettiğini, davacıların davalı şirkette toplamda %14.8 hisse ile ortak oldukları göz önüne alındığında, ilgili genel kurul kararı ile azınlık haklarının zarara uğratılacağı iddiasının yersiz olduğunu, azınlık haklarının zarara uğratılması söz konusu olmadığı gibi azınlıkta dahil tüm ortakların kar paylarında bir artış söz konusu olacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"...Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması ve tarafların, davanını esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gibi hallerde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri\" başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine grek bulunmayan hallerde, hakimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideri ile mahkum etmesi gerekmektedir. Anonim şirketlere ilişkin TTK'nun 344/1. maddesinde; \"nakden taahhüt edilen  payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmibeşi tescilden  önce,  gerisi de şirketin tescilini izleyen 24 ay içinde ödenir.\" hükmü yer almaktadır. 29/08/2023 tarihli genel kurul kararı ile değişik davalı  şirketin esas sözleşmesinin 6. maddesinde de aynı doğrultuda \"...Taahhüt edilen sermayenin 1/4'ü olan 521.182,77-TL genel kurulun tescilinden önce ödenecektir. Kalan kısmı ise genel kurulun tescilini takip eden 24 ay içerisinde ödenecektir. Ödemeler davet yönetim kurulu karar ve ilan yolu ile olur...\" yazmaktadır. Şu hale göre; sermaye artırımına ilişkin kararların ve taahhüt edilen sermayenin ödeme sürelerinin şirketin esas sözleşmesindeki hükümlere tabi olduğu açıktır. TTK'nun 344. maddesi ve değiştirilen şirket esas sözleşmesinin 6. maddesi gereğince; esas sermayenin artırılmasına ilişkin taahhütlerin yasaya ve esas sözleşmeye uygun olarak en az %25'inin sermaye artırımının tescilinden  önce,  gerisinin de tescili izleyen 24 ay içinde  ödenmesi gerekmektedir. Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin ... tarihli ve ... sayılı nüshasında  ... adına şirket yönetim kurulunca yaptırılan \"sermaye taahhüdünü ödemeye çağrı\" başlıklı ilanda ise \"Yukarıda bilgileri yazılı şirketimizin pay sahiplerinin \"nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmi beşi tescilden önce,  gerisi de sermaye arttırımının tescilini izleyen 24 ay içerisinde ödenir.\" hükmü çerçevesinde esas sözleşme iştirak taahhüdü ile ödemeyi taahhüt etmiş oldukları 1.563.357,39-TL tutarındaki sermaye borçlarının 15 Aralık 2023 tarihi mesai bitimi olan saat 17.00'ye kadar Ziraat Bankası ... Şubesi ...iban numaralı Türk Lirası hesabına ödemeleri, sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen pay sahiplerine ihtara gerek olmaksızın temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür hükmü çerçevesinde işlem yapılacağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 481. maddesi gereği ilan olunur.\" yazmaktadır. Yasaya ve esas sözleşmeye aykırı olarak alınan yönetim kurulu kararları geçersizdir. 29/08/2023 tarihli sermaye artışına ilişkin  kararın 27/09/2023 tarihinde ticaret siciline  tescil edilmiştir. Yasa ve esas sözleşme uyarınca; %25'inin tescilden önce geri kalan kısmının ise, tescili izleyen 24 ay içerisinde ödenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla sermaye taahhüt borcunun en son 27/09/2025 tarihine kadar ödenmesi  gerekmektedir. İlan edilen yönetim kurulunun ödeme davetinde (apel) ise yasaya ve esas sözleşme hükmüne aykırı olarak şirket ortaklarınca ödenmesi taahhüt edilen sermayenin 3/4'lük kısmının 15 Aralık 2023 tarihi mesai bitimi olan saat 17.00'ye kadar istenilmiş ve aksi taktirde TTK'nun 481. maddesindeki sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen pay sahiplerine ihtara gerek olmaksızın temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür hükmü çerçevesinde işlem yapılacağı ihtar ve ilan olunmuştur. Yönetim kurulu kararlarının yasaya ve esas sözleşmeye aykırı olamayacağı, yasaya ve esas sözleşmeye aykırı alınan yönetim kurul kararları geçersiz olacağından davacıların dava açmakta haklı olduğu anlaşılmakla; davacıların eldeki davayı açtıktan sonra dava konusu sermaye taahhüdünü ödemelerinden dolayı konusuz kalan davanın esası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden; davanın açıldığı tarih itibarı ile, dava açmakta haklı oldukları tüm dava dosyası içeriği ile anlaşılan davacılar lehine karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesi vekalet ücreti takdir edilmesi ve yine davacılar lehine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği sonuç ve  kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.  Davanın konusuz kalması nedeni ile ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı ve davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Yerel Mahkeme her ne kadar huzurdaki davada; davacıların eldeki davayı açtıktan sonra dava konusu sermaye taahhüdü ödemelerinden dolayı, davanın esası yönünden konusuz kalan iş bu davada, karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermiş ise de; esasında kanunlarda açık olduğu üzere iş bu dava talep edilen sermaye payı ödemesine dayalı menfi tespit davası olduğunu, yerel mahkemin de tespit ettiği üzere asıl uyuşmazlık konusu sermaye artırımı ile ilgili nakden taahüt edilen 3/4'lük kısmının, davalı şirket yönetim kurulunca 15 /12/2023 tarihine kadar ödenmesi kararı ve bu karar doğrultusunda söz konusu sermaye borcunun muaccel olup olmadığı noktasında toplandığını, ancak menfi tespit davası kanunlarda açıkça belirtiliği üzere; henüz muaccel olmamış borçların vadesinden önce talep edilmesi durumunda açılan bir dava olmayıp; aksine, geçersiz ya da ortadan kalkmış bir hukukî sebebe istinat eden taleplerin yerine getirilmesi için ikâme edilebileceğini, davacı ve davalı tarafın borcun var olup olmadığı noktasında herhangi bir itirazları bulunmamakla birlikte, borcun ödeme zamanı konusunda hukuki ihtilaf bulunduğunu, menfi tespit davasında, borçlunun “borçlu olmadığı” itirazı ve iddiaları dinleneceğini, cevap dilekçesinde İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesine göre, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabileceği ve gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki sebebiyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırıldığını izah etmiş ise de; bu iddiların yerel mahkemece dikkate alınmadığını, borcun muaccel olup, olmadığından  kaynaklı olarak menfi tespit davası açılamayacağı ve taraflarca kabul edilen ve ödenen bir borçtan dolayı menfi tespit davasının unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği  değerlendirilmediğini, ayrıca davacılar sermaye artırımından kaynaklı borçlarını, şirketin hesabına  15/12/2023 tarihinde ödemiş bulunduğunu, menfi tespit davası, borçlunun borcu henüz ödemeden önce, borçlu bulunmadığının tespiti için açabileceği bir dava olduğunu, borçlu, borcunu icra dairesine ödedikten sonra artık menfi tespit davası açamayacağını, iş bu sebepler ile  öncelikle yerel mahkeme, taraflarca inkar edilmeyen ve ödenmiş bulunanan  bir borçtan kaynaklı menfi tespit davası açılamayacağından dolayı davanın esastan  reddine karar vermesi, davalı taraf lehine vekalet ve yargılama ücreti ödenmesine hükmetmesi gerekirken, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar ve davacının dava açmakta haklı olduğu kanaati ile davacı tarafa lehine vekalet ve yargılama ücretine hükmetmesi  açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin ana sözleşmesinde artırılan sermayenin  kalan kısmı için geriye kalan 3/4 sermayenin, yönetim kurulunca, karalaştırılacak esaslar dairesinde, peşin veya taksitler halinde ödenmesi istenir' şeklinde taahhüt edilen sermayenin ödenmesi noktasında, yetki yönetim kuruluna bırakıldığını, ayrıca, ... tarih... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin 360. Sayfasında ilan edilen Ana Sözleşme Tadil Metni 6. Madde Sermaye Artırımı maddesinde açıkça  artırılan ve ödenmesi geriye bırakılan  taahüt edilen sermaye ödenmesinin 24 ay içinde ödeneceği,  ödemelere davetin yönetim kurulu karar ve ilan yolu ile olacağı yazmakta ve bu konudaki yetki yönetim kuruluna verildiğini, davalı müvekkil şirketin tadil edilen Ana Sözleşmesi 6. Maddeye istinaden Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin ... tarihli ve ...sayılı nüshasında, ... adına şirket yönetim kurulunca yapılan \"sermaye taahhüdünü ödemeye çağrı\" başlıklı ilanda \"Yukarıda bilgileri yazılı şirketimizin pay sahiplerinin \"nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmi beşi tescilden önce,  gerisi de sermaye arttırımının tescilini izleyen 24 ay içerisinde ödenir.\" hükmü çerçevesinde esas sözleşme iştirak taahhüdü ile ödemeyi taahhüt etmiş oldukları 1.563.357,39-TL tutarındaki sermaye borçlarının 15 Aralık 2023 tarihi mesai bitimi olan saat 17.00'ye kadar Ziraat Bankası ... Şubesi ... iban numaralı Türk Lirası hesabına ödemeleri, sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen pay sahiplerine ihtara gerek olmaksızın temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür hükmü çerçevesinde işlem yapılacağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 481. maddesi gereği ilan olunur.\" şeklinde sermaye taahüt borcunu yerine getirme noktasında çağrı ve ilan yaptığını, davalı şirket söz konusu ödemeye çağrı ve ilanında ortakların sermaye borcunu belirledikleri tarihte ve miktarda ödemelerini, aksi takdirde TTK hükümleri doğrultusunda temerrüt faizini ödemekle yükümlü olacaklarını bildirdiğini, burada Yargıtay'ın üzerinde durduğu konu yönetim kurulu karar alırken ortakların hak ihlaline uğramaması olduğunu, davalı müvekkil şirket şirketin işleyişi için gerekli olan  sermaye taahhütlerini talep ederken, hiçbir ortağın hakkına zarar vermediğini, aksine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/6728 E. , 2013/5759 K. Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin .... kişileriçin bir teminat ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husus olduğunu, öte yandan,bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerektiğini, bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır.' kararı ile ortakların sermayeden kaynaklı borçlarının ödemesinin önemine ve ödenmemesinden kaynaklı zararlardan yönetim kurulunun sorumlu olacağına  dikkat çektiğini, esas sözleşmede sermayenin ödenmesine veya çağrı şekline ilişkin bir düzenleme yoksa bakiye sermayenin ifası, TTK’nın 481 inci maddesi temelinde, yönetim kurulu veya müdür/müdürler tarafından talep edebileceğini, maddeye göre, payların bedelleri, yönetim kurulu tarafından, esas sözleşmede başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, pay sahiplerinden ilan yoluyla istenir. İlanda, ödenmesi istenen sermaye borcunun oranı veya tutarı ile ödeme tarihi ve ödemenin nereye yapılacağı açıkça belirtileceğini, ilanın ne şekilde yapılacağı esas sözleşmede belirtilmektedir (m. 339/1, f). Böylece borç muaccel hale gelmiş olacağını,  esas sözleşmede veya ilanda belirtilen şekilde bakiye sermaye tutarının ifa edilmemesi halinde doğacak yaptırımlar TTK’nın 482 ve 483 üncü maddelerinde açıklandığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında; yasalar ve ana sözleşme ile sermaye ödemesine çağrı ve ilan hakkını kullanan yönetim kurulu kararının yasaya aykırı olduğunu belirtmiş ancak ödemeye çağrı kararı ve ilanının hangi sebepler ve unsurları ile yasaya aykırılık teşkil ettiğini açıklayıcı şekilde ortaya koyamadığını, yargı kararları, gerekçeli somut ve anlaşılır olması gerektiğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/05/2024 Tarih, 2023/1097  Esas ve 2024/551 Kr.  sayılı  ilamın bozulmasına, usul ve yasaya aykırı davanın müvekkil yönünden usul ve  esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilinekarar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacılar vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru  dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme, \"davanın konusuz kaldığı\" yönünde yaptığı belirlemede yanılgıya düştüğünü, zira, müvekkiller, 15.12.2023 tarihinde, davalıya \"ihtirazi kayıt içeren\" bir ihtar göndererek ve bu ihtarda, iş bu dosya ile devam eden davaya konu haklarını saklı tutarak, davalı tarafın talep ettiği \"bakiye sermaye taahhüdü borçları\"nı davalı şirkete ödediklerini, ihtirazi kayda ilişkin ihtarnamenin ve bakiye sermaye taahhüdü borcu ödemesine ilişkin dekontların birer örneğini, 20.05.2024 tarihli dilekçemiz ekinde, yerel mahkemeye sunduklarını, müvekkiller tarafından yapılan bu ödeme, davayı konusuz bırakmayacağını, İİK 72/6 hükmünce, menfi tespit davası devam ederken, davaya konu borç ödenirse, dava kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğünü, yerel mahkemece, davaya istirdat davası olarak devam edilerek, istinafa konu edilen 2024/551 karar sayılı karar sayılı ilamda, yerel mahkemece, müvekkil davacıların davasının haklılığını açıklayan gerekçeye dayalı olarak, davamızın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ancak, yerel mahkeme, yanılgıya düşerek, davamızın konusuz kaldığı gerekçesiyle, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verdiğini, açıklanan nedenlerle, hukuka ve yasaya, İİK 72/6 düzenlemesine açıkça aykırı olarak verilen karara karşı istinaf yoluna başvurmak gerektiğini, dilekçenin kabulü ile, yasaya ve hukuka aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, HMK 353. Maddesi birinci fıkrasının a bendinde sayılan haller söz konusu olmadığı için, HMK 356. Maddesi birinci fıkrası gereğince celse açılmasına ve HMK 356. Maddesi ikinci fıkrası gereğince yasa gereği kendiliğinden istirdata dönüşen davamızın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br> Dava, davalı ...A.Ş.'nin 29/08/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararı ve değişen esas sözleşmesine göre artırılan sermaye payının 3/4'ünün vadesinden önce  talep edilmesi iddiasına dayalı menfi tespiti istemine ilişkindir.<br>Dosya kapsamında toplanan deliller, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davacıların davanın açılmasından sonra dava konusu sermaye taahhüdünü ödemelerinden dolayı konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarih itibariyle davacıların işbu davayı  dava açmakta haklı olduklarının tüm dosya kapsamına göre anlaşılmış olması nedeniyle işbu davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden haklılık durumu gözetilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının ve davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının ve davalının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 20/05/2024 tarih ve 2023/1097 E - 2024/551  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,   <br>2-Davacının ve davalının istinafı yönünden; Alınması gerekli olan 427,60'er TL istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile,HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi.  14/11/2024<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1903ae66f381631e","SID":"332d527ac0d1cd74"}}