{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1551 Esas<br>KARAR NO:2024/1703 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2024/177 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİHİ:06/06/2024 (Ara Karar Tarihi)<br>TALEP:İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ:31/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dilekçesinde özetle;Yoklukla veya butlanla malul (ya da iptali gerektirecek şekilde hukuka ve maddi gerçekliğe aykırı) 23/11/2023 tarihinde alınan kararların yürütülmesini, gösterdikleri aykırılıklar bakımından yönetim kurulunun ivedilikle dinlenmesini, sonrasında geri bırakılmasını, bu kararların uygulanması sonucunda ihtiyati tedbir kararlarının şartlarından olan HMK m.389/1 hükmünde belirtilen ((1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.) maddelerden dolayı hukuka aykırı kararların uygulanması durumunda hem şirketin hem pay sahiplerinin hem de alacaklıların hakları tehlikeye düşeceğinden dolayı ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 2024/177 Esas ve 06/06/2024 tarihli ara kararında; \"Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü haizdir.Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında  uygulanacak geçici bir hukuki korumadır.Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından\" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde,hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması,hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi,gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir.Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri  Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir. Uyuşmazlık konusunun dava sırasında el değiştirmesi veya çekişmeli şeyin telef olması ya da hasara uğraması bu duruma örnek teşkil edebilecektir. Bu hâllerde taraflardan biri davayı kazansa da ilk hâlde uyuşmazlık konusu başkasına devredildiğinden hakkını elde edemeyecek; diğer hâlde ise hakkına tam olarak ulaşamayacaktır.Yukarıda anılan madde uyarınca gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde de ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Bu hallerde davanın açılmasından hüküm verilinceye kadar geçecek zaman zarfında daha ziyade bir düzenleme veya eda amaçlı ihtiyati tedbir kararı alınarak taraflardan biri (veya her iki taraf) için doğabilecek bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın engellenmesi amaçlanır.(Araş. Gör. Dr. Cengiz Serhat Konuralp  (İÜHFM C. LXXI, S. 2, s. 225-274, 2013) http://dergipark.gov.tr/download/article-file/97835,Erişim Tarihi: 15/12/2016) İhtiyati tedbir talep eden, esasa ilişkin bir hakkın sahibi olmalıdır, yani zarar tehlikesi kanuna aykırı bir yöntemin, bir haksız fiilin sonucu olmalıdır. Talep sahibi, bir hakkının ihlâl edildiğini veya ihlâl edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu da gerçeğe yakın şekilde ortaya koymalıdır. Her ihtiyati tedbir bir anlamda belli bir ivedilik gerektirir; diğer bir deyişle, talep sahibi, hakkını tehdit eden yakın bir tehlike nedeniyle ivedi bir koruma ihtiyacı içinde bulunmalıdır.İvedilik kavramı kendi içinde dereceler içerir ve olayın ve durumun özelliklerine göre değerlendirilir. Genel olarak denebilir ki, esas hakkında önyargı içermeyen geçici bir çözümün geciktirilmesinin taraflardan birinin menfaatlerini tehlikeye koyduğu her durumda ivedilik mevcuttur.İhtiyati tedbir, zorlukla telafi edilebilecek bir zararın meydana gelmesini önlemeye yöneliktir. Burada zarar maddi olabileceği gibi, manevi bir zarar da olabilir. Bu bağlamda, tedbirin hedeflenen amacı elde etmeye elverişli olması ve bu amacın gerçekleşmesi için gerekli olması, yani söz konusu amacı elde etmek için vazgeçilmez olması lazımdır; ayrıca tedbir amaçla orantılı olmalı, aynı amacı sağlayacak daha yumuşak tedbirler varsa, her zaman bunlar tercih edilmelidir.(Prof. Dr. Nur Centel’e Armağan / Selçuk Öztek) Somut olayda davacı vekili, davalı şirketin 23/11/2023  tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararlarının yürütmesinin durdurulması amacıyla  ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de;  mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekli olup anılan genel kurulda alınan kararlarının uygulanmasının davacı yönünden  hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı konusunda mahkememizde kanaat oluşmadığı, talep sahibi davacının, hakkını tehdit eden yakın bir tehlike nedeniyle ivedi bir koruma ihtiyacı içinde bulunmadığı gözönüne  alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi karar verilmiştir...\"gerekçesi ile,'' 1-Dosya kapsamı itibariyle yaklaşık ispat koşulunun somut olayda gerçekleşmemiş olması nedeniyle davacı tarafın alınan genel kurul kararlarının geri bırakılmasına ilişkin tedbir taleplerinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 23.11.2023 tarihli Genel Kurul Toplantısı'nda  hukuka aykırı şekilde alınan 1-2-3-4-6-7-8-9 numaralı kararların terditli olarak yokluğu yahut butlanı, mahkemece bu talepleri kabul görmez ise iptali talebi ile 23.02.2024 tarihinde, yasal süresi içerisinde dava açıldığını, aynı zamanda kendileri tarafından dava konusu kararların, Yönetim Kurulu dinlendikten sonra, yürütülmesinin durdurulması için ihtiyati tedbir talep edilse de bu talebin \"Somut olayda davacı vekili, davalı şirketin 23/11/2023  tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararlarının yürütmesinin durdurulması amacıyla  ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de;  mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekli olup anılan genel kurulda alınan kararlarının uygulanmasının davacı yönünden  hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı konusunda mahkememizde kanaat oluşmadığı, talep sahibi davacının, hakkını tehdit eden yakın bir tehlike nedeniyle ivedi bir koruma ihtiyacı içinde bulunmadığı gözönüne  alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi karar verilmiştir...\" gerekçesi ile reddedildiğini beyan etmiştir.Gündemin 1. maddesine ilişkin açıklama ve talepler:Gündem maddesi:\"Açılış ve  yoklama, genel kurul tutanaklarını imzalamaya yetkili toplantı başkanlığının oluşturulması\"Karar:\"Gündemin 1.maddesi uyarınca, Toplantı Başkanlığı'na ...'ın toplantıya katılanların 3960 red oyuna karşılık 8040 kabul oyu ile ve oy çokluğu ile seçilmesine karar verildi.\"Genel Kurul anında hazırlanıp sunulan muhalefet şerhi:\"Geçmiş yıllarda da toplantı başkanlığı şirket içerisinde hakim durumda olan ortakların inisiyatifinde ve benzer şekilde oluşturulmuş ve toplantı yönetimi gereği gibi sağlanamamıştır. Söz gelimi tarafımızca genel kurula sorulan sorulara ve muhalefet şerhlerin tutanağa geçmesine engel olunmuş ve toplantıya aktif katılım sağlamamızın önüne geçildiği gibi şirket işleyişi ile ilgili bilgi alma haklarımız da engellenmiştir. Dolayısıyla aynı anlayışla oluşturulan toplantı başkanlığının tüm ortaklara eşit mesafede olmadığının bilincindeyiz.Daha da önemlisi, şirket esas sözleşmesinde ve iç yönergede de belirtildiği üzere toplantı başkanlığının toplantıya katılma hakkına sahip ortakları, bunların hisse/oy hakkı durumlarını kontrol ederek genel kurulun hukuka uygun şekilde teşkilini sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır.Tarafımızca daha evvel de defaatle uyarılmış olmasına rağmen hukuka aykırı, yoklukla/butlanla malul hisse devirlerini esas alarak genel kurul teşkil edilmesini kabul etmemiz mümkün değildir. Mevcut haliyle söz konusu genel kurulun yapılması dahi mümkün değil iken hukuka aykırı fiillerin sürdürülmesinde ısrarcı olunması nedeniyle gündem maddesine muhalefet etmekte ve olumsuz oy kullanmaktayız.\" şeklinde olduğu,Öte yandan taraflar arasında görülen ve dava dilekçesinde  celbini talep ettikleri dosyalarda yer alan açıklamalardan da görüleceği üzere toplantıları hukuka aykırı şekilde yönetmeyi bir alışkanlık edinen kişilerin tüm itirazlara rağmen seçilmesinde ısrarcı olunmasının TMK.m.2'ye aykırı olduğunu, dolayısıyla, Genel Kurul kararlarının terditli olarak yokluğu, butlanı veya iptaline yönelik açılan dava sonuçlanıncaya dek, Genel Kurul toplantısında alınan kararların yürütülmelerinin durdurulması yönünde karar tesis edilmesi gerektiğini, Gündemin 2. maddesine ilişkin açıklama ve talepler:Gündem maddesi:\"2022 yılı Yönetim Kurulu faaliyet raporunun müzakere edilmesi\"Karar:\"Gündemin 2.maddesi uyarınca, 2022 yılı Yönetim Kurulu faaliyet raporu okunarak müzakere edildi.Bu esnada ... vekili Av.... söz alarak; faaliyet raporunun ilgili yönetmeliğe aykırı olduğu ve asgari içeriğine aykırı olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca Yönetim Kurulu Başkanlığı'na bilgi edinme hakkı çerçevesinde soru yöneltiyoruz diyerek 9 sayfadan ibaret dilekçeyi Toplantı Başkanlığı'na iletti. Devamla bu dilekçede yazılı hususlarla ilgili bilgi edinme hakkımızı kullanmak istiyoruz, bilançolar yansıtmamaktadır bu nedenle aynı zamanda şirkete özel denetçi atanması için gündeme madde eklenmesini talep ediyoruz, dedi.Devamla dilekçesinde belirttiği hususlara ilgili olarak bilgi edinme hakkı çerçevesinde bilgi talebinde bulunuyoruz, dedi.Söz alan Yönetim Kurulu Başkanı ... vekili tarafından yönetim kuruluna yöneltilen soru içeriklerinde yer alan bilgilerin dayanaklarının ne olduğunun kendisinden sorulmasını, zira soru içeriklerinde belirtilen rakamların bir kısmının şirket kayıtlarında yer almadığını ve bu şekilde afaki ve gerçek dışı bilgilerle soru sorulduğunu beyan etti. ... vekili cevaben böyle bir açıklama zorunluluğunun olmadığını, farzedilsin ki boş atıp dolu tuttuğunu beyan etti. ... anılan cevabın da tutanağa yazılmasını beyan etti ve devamla ileri sürülen iddiaların tamamen gerçek dışı ve salt genel kurulda muaraza çıkartmak maksadı ile ortaya atıldığını, TTK'nın 437.maddesi uyarınca tüm belge ve bilgilerin şirket merkezinde hazır edilerek pay sahiplerine verildiğini, bu meyanda şirket merkezine gelinerek şirketin faaliyet raporu, bağımsız denetçi raporu, 2022 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesi ve içinde yer alan Bilanço Gelir Tablosu, Transfer Fiyatlandırmasına ilişkin işlemler ve Yabancı Para pozisyonuna ilişkin bilgilerin yer aldığı tüm kayıtların incelendiğini, hatta incelemesi yapılan bu hususların günlük olarak tutanağa bağlandığını, keza pay sahibi ...'a tutanak karşılığında kendisine teslim edildiğini, ne var ki pay sahibi ...'ın bu belgeleri inceleyerek açıklamaya muhtaç gördüğü konularda Yönetim Kurulu'ndan bilgi talep etmek yerine daha genel kurul hazırlıklarının başlamasından önce, 17 Mayıs 2023 tarihinden itibaren bu belgelerin hiçbirini incelemeksizin ve şirketin üretim ve iş sırları da dahil olmak üzere tüm ticari sırlarına vakıf olmak amacı ile şirketin tüm kayıt ve belgeleri üzerinde incelemede bulunmak istediğini, bundan maksadın ise pay sahibinin şirket faaliyetleri hakkında bilgi almaktan ziyade muaraza çıkartmak olduğunu, pay sahibi... tarafından somut, bir konuya özgü bilgi almak yerine şirketin tüm ticari faaliyetlerini, üretim sırlarını ve ticari sırlarını kapsayacak şekilde ve TTK'nın 437/3 maddesine aykırı olarak talepte bulunduğunu, o bakımdan bunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, ayrıca şirketin ticari defterleriyle yazışmalarının tamamının bu şekilde incelenebilmesi için, TTK'nın 437/4.maddesi gereğince alınmış bir yönetim kurulu kararı olmadığı gibi, genel kurulda pay sahibi sıfatı ile kendi adına buna muvafakat da etmediğini, bugün genel kurulda yönelttiği soruların sıfatı ile kendi adına buna muvafakat da etmediğini, bugün genel kurulda yönelttiği soruların bir kısmının cevaplarının zaten incelenen belgelerde görüldüğünü, bir kısmının ise geçmiş tarihli mali dönemleri ilgilendirdiğini, o tarihlerdeki genel kurulların ise zaten yapılarak tüm pay sahiplerine bilgiler verildiğini, aynı hususların bu genel kurulda tekrar etmesinin bilgi edinme hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu beyan etmiştir.Yönetim Kurulu Başkanı ... devamla genel kurula şirket faaliyetleri hakkında bilgi verdikten sonra pay sahibi ... vekilinin yönelttiği sorulara da özetle aşağıdaki cevapları vermiştir; Şirket ortaklarının pay sahibi olduğu diğer şirketlerle ilgili olarak mal ve hizmet alımına ilişkin ticari faaliyet olması nedeniyle para transferleri gerçekleştirildiğini,... A.Ş ile şirketin pay sahiplerinin sahip olduğu diğer şirketler arasında hakim şirket-bağlı şirket ilişkisi olmadığı, Grup şirketleri arasında transfer fiyatlandırması sureti ile fon aktarımının söz konusu olmadığını, mal alım satım işlemlerinde piyasa koşulları ve günün şartlarında tüm müşteri ve tedarikçilerle olan satın alma politikasının aynısının uygulandığını, şirket ile müşteri ve tedarikçilerle olan satın alma politikasının aynısının uygulandığını, şirket ile pay sahipleri veya Yönetim Kurulu üyeleri arasında borç alma verme gibi herhangi bir işlemin olmadığını,Genel kurullarda kar payı dağıtımına ilişkin alınan kararlar doğrultusunda pay sahiplerine kar payı ödenmesinde bulunulduğunu, karar alınmaksızın pay sahiplerine kar payı ödenmesinin söz konusu olmadığını, aksine iddianın tamamen gerçek dışı ve pay sahibinin zihinsel dünyasından uydurduğunu,Bilançoda iddia edilenin aksine 2021 yılında hazır değerler 45.073.833,68 TL iken 2022 yılında 78.994.761,97 TL olmuştur. Pay sahibinin sorusunda belirttiği rakamlar ... A.Ş'nin bilançosu ile ilgili olmadığını,Ticari alacaklar incelenmesinde alacak senetleri şirketin faaliyetleri kapsamında müşterilerinden alınmakta olup dönem dönem artmakta dönem dönem azalmaktadır. Bu husus şirketin rutin faaliyetinin bir gereğidir. 2022 yılında şirket bilançosunda gözüken 5.142.032,50 TL alacak senedi, güneş enerjisi sistemini gerçekleştiren ... A.Ş'den alınan teminat senedidir.Amortisman değerleri Vergi Usul Kanunu (VUK) gereğince, 2022 yılında yeniden değerleme yapılması nedeni ile 140.293.520,93 TL faiz geliri şirketin mevduatından elde edilmiş gelir olup piyasa koşullarındandır.Değer faaliyetlerinden olağan gider ve zarar tutarı olan (-) 12.150.404,50 TL'nin 10.694.038,036 TL'si kıdem tazminatı karşılık giderlerinden kalan kısmı da vadeli çekler üzerinden yine VUK hükümlerine uygun olarak hesaplanan reeskont giderlerinden oluşmaktadır.Olağandışı Gider ve zarar tutarı olan 5.382.627,94 TL'nin 1.344.907,57 TL'lik kısmı personele ödenen kıdem ve ihbar tazminatı giderlerinden, 2.726.382,46 TL'si VUK hükümlerine ve muhasebe standartlarına göre gider kabul edilmeyen amortisman giderlerinden, kalan kısmı da gider olarak kabul edilmeyen Kurumlar Vergisi matrahından indirilmesine yasaya göre müsaade edilmeyen binek oto giderleri, Motorlu Taşıtlar Vergisi, sabit kıymet yeniden değerleme vergisi, özel iletişim vergisi vb. Diğer giderlerden oluşmaktadır.Şirketin mevcut stokları VUK hükümlerine uygun olarak maliyet bedeli üzerinden belirlenmiş olup üzerinde spekülasyon yapılacak bir durum söz konusu değildir. Stoklarla ilgili stok sayımı ve hammadde miktarı talaş miktarıyla yapılan sayımlar 31.12.2022 tarihinde bağımsız denetçinin gözetiminde gerçekleştirilmiş ve tutanağa bağlanmıştır. ... adlı standart Kamu Gözetim Kurumu tarafından yayınlanmış ayrıntılı mevzuat külliyatı olup söz konusu değerleme bu standarda uygun olarak gerçekleştirilmiştir.Şirket hesaplarında bulunan döviz cinsinden paralara ilişkin kur farkı, gelir veya zarara ilişkin detaylar VUK hükümlerine uygun olarak yapılmış ve kayıtlara alınmıştır. ... sermayesinin herhangi bir yolla,, açık veya örtülü olarak diğer aile şirketi olan ...'a aktarılması söz konusu değildir.Pay sahibi ... vekili tarafından şirkete yöneltilen diğer sorularda sorulan hususlar ise esasen şirketin rutin işleyişi sırasında yapılan iş ve işlemlerle ilgili olup bu işlemlerin tamamı ilgili TTK, Vergi Mevzuatı, muhasebe standartları ve ilgili diğer mevzuata uygun olarak yasal defter ve kayıtlarına intikal ettirilmiştir, dedi.Toplantı Başkanı, Yönetim Kurulu'nun genel kurula şirket faaliyetleri hakkında yeteri kadar bilgi verildiğini beyan ederek diğer gündem maddesinin görüşülmesine geçildi.\"Genel Kurul anında hazırlanıp sunulan muhalefet şerhi:Bilindiği üzere pay sahiplerinin aktif anlamda bilgi alma hakkı TTK m.437/2'de karşımıza çıkmaktadır. Her pay sahibi genel kurulda, şirket işleyişi bakımından yönetim kurulundan, denetim yapılma şekli bakımından ise denetçilerden bilgi almayı isteme hakkına sahipltir.Hakkın bu şekilde kullanımı halinde, pay sahibi sadece finansal tablolar ve raporlar hakkında değil, şirketin stratejisi hakkında da bilgi edinilebileceğinden daha tatminkar sonuçlara ulaşması mümkündür.Öte yandan Genel Kurul'a sunulmuş bulunan 2022 yılına ilişkin faaliyet raporunun incelenmesinde, söz konusu raporun Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporu'nun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik ile öngörülen içeriği ihtiva etmediği görülmektedir.Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporu'nun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik genel kurula sunulacak faaliyet raporlarının ihtiva etmesi gereken asgari içeriği ve taşıması gereken nitelikleri açıkça ortaya koymuştur. Bunlara yeniden dikkat çekmek isteriz.Genel İlkeler<br>MADDE 4- – (1) Yıllık faaliyet raporu, şirketin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerinin akışını, her yönüyle finansal durumunu, şirketin hak ve yararını da gözetecek şekilde, doğru,eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst birşekilde yansıtır. Yıllık faaliyet raporunda, yanıltıcı,abartılı ve yanlış kanaat uyandırıcı, gerçeğe aykırı ifadelere yer verilemez.(2) Yönetimorganı, yıllık faaliyet raporunu, ortakların şirketin faaliyetleri hakkında her türlü bilgiye tamve doğru birşekilde ulaşmasınısağlayacak ayrıntıda hazırlar. Yıllık faaliyet raporunda mümkün olan en basit kavramve terimler kullanılır, tereddüde neden olabilecek belirsizifadelerden kaçınılır. Teknik terim kullanılması gereken yerlerde, herkesin kolayca anlamasına imkan verecek şekilde açıklamalar yapılır.(3) Şirketin, finansal performansı ile finansal durumunun genel özellikleri ve karşı karşıya bulunduğu temel riskler yıllık faaliyet raporunda değerlendirilir. Şirketin finansal durumuna ilişkin bu değerlendirmeler finansal tablolara dayandırılır.Ayrıca finansal olmayan risklere de faaliyet raporunda yer verilir.(4) Yıllık faaliyet raporunda; şirket faaliyet ve hizmetlerinin etkin, güvenilir ve kesintisiz birşekilde yürütülmesini, muhasebe ve mali raporlama sisteminden sağlanan bilgilerin bütünlüğünü, tutarlılığını, güvenilirliğini,zamanında elde edilebilirliğini ve güvenliğinisağlamak amacıyla yapılan iç kontrollerin etkinliği, yeterliliği ve uyumluluğu konularında açıklamalara yer verilir. (5) Yıllık faaliyet raporunda gerekli olması halinde istatistiki bilgilere ve grafiklere de yer verilebilir. Geleceğe yönelik tahminlerin yıllık faaliyet raporunda belirtilmesi:MADDE 5-  (1) Yıllık faaliyet raporunda şirketin gelişmesine ve karşılaşmasımuhtemel risklere açıkça işaret olunur ve bu konulara ilişkin yönetim organının değerlendirmesine yer verilir. Yıllık faaliyet raporunda, geleceğe yönelik bilgi verildiği veya tahminlerde bulunulduğu durumlarda, bunların dayandığı gerekçelere ve istatistiki bilgilere de yer verilmesi zorunludur. (2) Yıllık faaliyet raporunda yer verilen geleceğe yönelik bilgi ve tahminlerşirketin finansal durumu ve faaliyet sonuçları ile uyumlu olmalıdır.MADDE 6- (1) Yıllık faaliyet raporunda, bu Yönetmelikte yer verilen asgari içeriğe ve şirketin niteliği ve konumu itibariyle ortakların haklarını kullanabilmesi için bilmeleri gereken diğer bilgilere yer verilmesizorunludur. Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla yıllık faaliyet raporlarında yönetimorganının uygun gördüğü ilave bilgilere yer verilebilir.MADDE 11- (1) Yıllık faaliyet raporunun şirket faaliyetleri ve faaliyetlere ilişkin önemli gelişmeler bölümünde aşağıda belirtilen hususların yer alması zorunludur.a) Şirketin ilgili hesap döneminde yapmış olduğu yatırımlara ilişkin bilgiler,b) Şirketin iç kontrolsistemi ve iç denetimfaaliyetleri hakkında bilgiler ile yönetimorganının bu konudaki görüşü,c) Şirketin doğrudan veya dolaylı iştirakleri ve pay oranlarına ilişkin bilgiler,ç) Şirketin iktisap ettiği kendi paylarına ilişkin bilgiler,d) Hesap dönemi içerisinde yapılan özel denetime ve kamu denetimine ilişkin açıklamalar,e) Şirket aleyhine açılan ve şirketin mali durumunu ve faaliyetlerinietkileyebilecek nitelikteki  davalar ve olasısonuçları hakkında bilgiler,f) Mevzuat hükümlerine aykırı uygulamalar nedeniyle şirket ve yönetimorganı üyeleri hakkında uygulanan idari veya adli yaptırımlara ilişkin açıklamalar,g) Geçmiş dönemlerde belirlenen hedeflere ulaşılıp ulaşılamadığı, genel kurul kararlarının yerine getirilip getirilmediği, hedeflere ulaşılamamışsa veya kararlar yerine getirilmemişse gerekçelerine ilişkin bilgiler ve değerlendirmeler,ğ) Yıl içerisinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmışsa, toplantının tarihi, toplantıda alınan kararlar ve buna ilişkin yapılan işlemler de dâhil olmak üzere olağanüstü genel kurula ilişkin bilgiler,h) Şirketin yıl içinde yapmış olduğu bağış ve yardımlar ile sosyal sorumluluk projeleri çerçevesinde yapılan harcamalara ilişkin bilgiler,ı) Şirketler topluluğuna bağlı bir şirketse; hâkim şirketle, hâkim şirkete bağlı bir şirketle, hâkim şirketin yönlendirmesiyle onun ya da ona bağlı bir şirketin yararına yaptığı hukuki işlemler ve geçmiş faaliyet yılında hâkimşirketin ya da ona bağlı birşirketin yararına alınan veya alınmasından kaçınılan tüm diğer önlemler,i) Şirketler topluluğuna bağlı bir şirketse; (ı) bendinde bahsedilen hukuki işlemin yapıldığı veya önlemin alındığı veyahut alınmasından kaçınıldığı anda kendilerince bilinen hal ve şartlara göre, her bir hukuki işlemde uygun bir karşı edim sağlanıp sağlanmadığı ve alınan veya alınmasından kaçınılan önlemin şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, şirket zarara uğramışsa bunun denkleştirilip denkleştirilmediği.Finansal DurumMADDE 12- (1) Yıllık faaliyet raporunun finansal durumbölümünde aşağıda belirtilen hususların yer alması zorunludur:a) Finansal duruma ve faaliyet sonuçlarına ilişkin yönetimorganının analizi ve değerlendirmesi, planlanan faaliyetlerin gerçekleşme derecesi, belirlenen stratejik  hedefler karşısında şirketin durumu, b) Geçmiş yıllarla karşılaştırmalı olarak şirketin yıl içindekisatışları, verimliliği, gelir oluşturma kapasitesi, kârlılığı ve borç/öz kaynak oranı ile şirket faaliyetlerinin  sonuçları hakkında fikir verecek diğer hususlara ilişkin bilgiler ve ileriye dönük beklentiler,c) Şirketin sermayesinin karşılıksız kalıp kalmadığına veya borca batık olup olmadığına ilişkin tespit ve yönetim organı değerlendirmeleri,ç) Varsa şirketin finansal yapısını iyileştirmek için alınması düşünülen önlemler,d) Kâr payı dağıtım politikasına ilişkin bilgiler ve kâr dağıtımı yapılmayacaksa gerekçesi ile dağıtılmayan kârın nasıl kullanılacağına ilişkin öneri. Riskler ve Yönetim Organının Değerlendirilmesi:MADDE 13- – (1) Yıllık faaliyet raporunun riskler ve yönetimorganının değerlendirmesi bölümünde aşağıda belirtilen hususların yer alması zorunludur:a) Varsa şirketin öngörülen risklere karşı uygulayacağı risk yönetimi politikasına ilişkin bilgiler,b)Oluşturulmuşsa riskin erken saptanması ve yönetimi komitesinin çalışmalarına ve raporlarına ilişkin bilgiler,c) Satışlar, verimlilik, gelir yaratma kapasitesi, kârlılık, borç/öz kaynak oranı ve benzeri konularda ileriye dönük riskler.Diğer Hususlar: MADDE 14-– (1) Yıllık faaliyet raporunun diğer hususlar bölümünde, faaliyet yılının sona ermesinden sonra şirkette meydana gelen ve ortakların, alacaklıların ve diğer ilgili kişi ve kuruluşların haklarını etkileyebilecek nitelikteki özel önemtaşıyan olaylara ilişkin açıklamalara yer verilmesi zorunludur.2) Bu bölümde ayrıca, bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla yönetimorganının uygun gördüğü ilave bilgilere de yer verilebilir.Yönetim Kurulu raporu incelendiğinde, özellikle;Şirket ortaklarının şirketin mevcut finansal durumunu, mevcut ve geleceğe ait riskleri,  sorularımızda belirtilen hukuki işlemin/ işlemlerin yapıldığı veya önlemin alındığı veyahut alınmasından kaçınıldığı anda bilinen hal ve şartlara göre, her bir hukuki işlemde uygun bir karşı edim sağlanıp sağlanmadığı ve alınan veya alınmasından kaçınılan önlemin şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, şirket zarara uğramışsa bunun denkleştirilip denkleştirilmediği,Asla anlaşılmadığı gibi bütün bunların yanında faaliyet raporunda yer alan bilgiler Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın 28 Ağustos 2012 Resmi Gazete 28395'te belirtilen standartlara da uygun değildir. İçerikte yer alan bilgiler fazlasıyla eksik olup bu eksiklikler geçmiş yıllara ait 2021-2020-2019 faaliyet raporları ile kıyaslandığında dahi kısmen görülebilmektedir. Bu nedenle gündem maddesine olumsuz oy kullanmakta ve muhalefet etmekteyiz.\"Muhalefet şerhinde de belirttikleri üzere, ilgili raporun, taşıması gereken nitelikleri taşımadığı ve büyük ölçüde eksik olduğundan, ilgili kararın hukuk kurallarına aykırı düştüğünü,Ayrıca bu noktada TTK m.447/1-b kapsamında pay sahibi müvekkilin bilgi alma hakkının da engellendiğini, bu durumun, tüm pay sahiplerine eşit mesafede olunmadığının bir göstergesi olup eşit işlem ilkesine de aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca, pay sahibi müvekkile bilgi vermekten imtina edilmesinin, geçmiş dönemlerde de ... tam tasdik raporları ile şirket faaliyet raporlarının örtüşmemesinin, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde bulunan 2023/473 E. Sayılı dosyasına sunulan Bilirkişi Raporu ile de sabit olduğunu, bilirkişi raporunun, ekte sunulduğunu, tüm bunlar ortada iken, şirketin hukuka aykırı işlemlerde bulunduğu ve bunun üzerinin örtülmeye çalışıldığını, ortaklardan saklandığını, müvekkilin de pay sahibi olduğu şirketin daha fazla zarara uğratılmaması için alınan kararların yürütülmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebini yinelediklerini, HMK m.389-(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.HMK m.390- (1) İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. (2) Talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde, hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir.(3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.HMK m.389'de yer alan tanım ve HMK m.390/3 madde hükmü göz önünde bulundurularak, sayılan bu hukuka aykırı durumlar değerlendirildiğinde, şirketin zarara uğramasını engellemek amacı ile talep edildiğini ve  haklılığın yaklaşık olarak ispatı koşulunun yerine getirildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, Gündemin 3. maddesine ilişkin açıklamalar:Gündem Maddesi:Şirketin 2022 yılına ait bilançolar ve kar zarar hesaplarının müzakeresi Karar:...vekili söz alarak, Yönetim Kurulu Başkanlığı'na bilgi edinme çerçevesinde gündemin 2.maddesinde sorduğumuz sorularla ilgili olarak bilgi eksikliklerinin olduğunu, bilançoların gerçeği yansıtmadığını ve tüm bu hususların ancak şirkete özel denetçi atanması ile aydınlığa kavuşacağını beyan etti.Söz alan Yönetim Kurulu Başkanı ...; şirket genel kuruluna son derece ayrıntılı olarak bilgi verildiğini, pay sahibi ... tarafından sorulan sorulara da cevap verildiğini, şirkete özel denetçi tayin edilmesini gerektirir bir durum olmadığını beyan etti.Yönetim Kurulu'nun faaliyetleri hakkında genel kurula yeteri kadar bilgi verildiğini, bilançolar ve kar zarar hesaplarının yeteri kadar müzakere edildiği anlaşılmakla müzakerelerin sonlandırılarak ilgili gündem maddesinin oylanmasına geçildi. Yapılan oylama sonucunda şirketin 2022 yılına ait bilanço ve kar zarar hesaplarının 3960 red oyuna karşılık 8040 kabul oyu ile ve oy çokluğu ile tasdikine karar verildi....  vekili söz alarak; bilançonun gerçeği yansıtmaması ve diğer nedenlerle alınan karara muhalifiz, buna ilişkin muhalefet şerhini sunuyoruz dediler. Bir sayfadan ibaret muhalefet şerhi alındı, evraka eklendi.\"Genel Kurul Anında Hazırlanıp Sunulan Muhalefet Şerhi:\"Tarafımızca toplantının başında toplantı başkanlığına sunulan 9 sayfadan ibaret soruların içerdiği konularda bilançolardan bilgi edinmemizin mümkün olmaması, bilançonun dipnotlarının tarafımızla paylaşılmaması, şüpheli birçok işlemin söz konusu olması ve tüm bu işlemlerin bir kısım ortağın inisiyatifinde tek taraflı olarak gerçekleştirilmesi ve en önemlisi tarafımızın şirketten uzaklaştırılması noktasında hukuka, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı birçok fiilin ve tutumun söz konusu olması nedeniyle bilgi eksikliğimizin ancak özel denetim yolu ile giderilebileceği anlaşılmıştır. Dolayısıyla bu aşamada hiçbir detayına vakıf olmadığımız ve gerçeği yansıtmadığını düşündüğümüz bilançoları tasdik etmemiz mümkün değildir. İşbu nedenle gündem maddesine olumsuz oy kullanmakta ve muhalefet etmekteyiz.\" Her ne kadar, bilançolar ile ilgili bilgi almak isteseler de, kendileri ile objektif şekilde bu bilançoların objektif şekilde paylaşılmadığını, Ayrıca, müvekkilin, diğer Yönetim Kurulu üyelerinden ayrıştırılmakta olup, müvekkilin şirketin işlerine ait belgeleri talep etmesine ve soru yöneltmesine rağmen ilgili belgelerin, kendilerine eksik verildiğini, Bu durumun, eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil etmekte olup, TTK m.357/1 gereği, hukuka aykırı olduğunu, Gündemin 4. maddesine ilişkin açıklamalar:Gündem Maddesi: Bağımsız Denetim Raporu'nun okunması ve müzakere edilmesi Karar:\"Yapılan müzakerelerden sonra Bağımsız Denetim Raporu pay sahiplerinin 3960 adet red oyuna karşılık 8040 adet kabul oyu ile oy çokluğu ile tasdikine karar verildi.... vekili söz alarak; bağımsız denetim raporunun bilançoların gereği gibi denetlenmediği ve diğer nedenlerle, raporun kabul edilmesine dair alınan karara muhalifiz, buna ilişkin muhalefet şerhini sunuyoruz dediler. Bir sayfadan ibaret muhalefet şerhi alındı, evraka eklendi. Aynı gündem maddesi uyarınca, Bağımsız Denetçi seçimine geçildi. Yönetim Kurulu tarafından alınan teklifler değerlendirildi. Yapılan müzakereler sonrasında; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca belirlenen esaslara uygun olarak şirketimizin 2023 faaliyet dönemindeki Finansal Tabloların ve Faaliyet Raporları'nın denetlenmesi ile bu kanundaki ilgili düzenlemeler kapsamında diğer faaliyetleri yürütmek üzere, İstanbul'da yerleşik ... No'lu ve...no'lu B... A.Ş'nin yetkilendirilmesine 3960 adet red oyuna karşılık 8040 adet kabul oyu ile ve oy çokluğu ile tasdikine karar verildi.\"... vekili söz alarak; bağımsız denetim kurumunun fiilen şirketi yönetmekte olan ortaklar tarafından belirlenmesi ve denetim raporlarının da yönetimin tek taraflı beyanları çerçevesinde oluşturulmakta olduğundan önerilen bağımsız denetim firmasının bu bağımlılık ilişkisi dışına çıkamayacağını öngördüğümüzden, alınan karara muhalifiz, buna ilişkin muhalefet şerhini sunuyoruz, dediler. Bir sayfadan ibaret muhalefet şerhi alındı, evraka eklendi.Genel Kurul Anında Hazırlanıp Sunulan Muhalefet Şerhi:\"Bağımsız denetçi raporunun özellikle sorularımızın içeriğinde yer alan konuların dikkat çekmemesi ve/veya değerlendirmeye alınmaması, bilançoların gereği gibi denetlenmediği düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Keza şirket yönetiminin tek taraflı ve gerçeğe aykırı olarak ileri sürdüğü \"hakim şirket-bağlı şirket durumunun söz konusu olmadığı\" yönlü beyanları esas alarak rapor tanzim edilmiş olup, bu haliyle doğru bir değerlendirme yapılması da olanak dışıdır. Dolayısıyla gündem maddesine olumsuz oy kullanmakta ve muhalefet etmekteyiz.\"Şirketi fiilen yöneten belli bir gruba bağlı olarak bir denetçinin bilançoları denetlemesinin, bağımsızlığı tehlikeye attığından ve denetimin belirli beyanlar ışığında yapılması, şirketin ticaret hayatındaki devamlılığını olumsuz yönde etkileyeceğini, Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nin 26.maddesinde tahdidi olarak denetim kuruluşlarının ve denetimi üstlenen bağımsız denetçilerin belirtilen denetimleri üstlenemeyeceklerinin hüküm altına alındığını, Bağımsız Denetim Yönetmeliği m.26/1-b-(1) Denetim kuruluşları ve (Ek ibare:RG-21/7/2017-30130) denetim üstlenen bağımsız denetçiler aşağıda belirtilen denetimleri üstlenemezler:a) (Değişik ibare:RG-21/7/2017-30130) Türk Ticaret Kanunu uyarınca üstlenemeyecekleri denetimler.b) Bağımsızlığı zedeleyecek denetimler.c) Denetlenen işletmenin özelliğine göre denetim kadrosunun sayı, nitelik veya tecrübe bakımından yetersiz olduğu denetimler. ç) (Değişik:RG-17/12/2022-32046) Üç yıl geçmedikçe; denetim kuruluşları ve denetim üstlenen bağımsız denetçiler ile denetim çalışması yürüttükleri işletmelerin denetiminde görev alan denetçileri, son on yılda yedi yıl denetim çalışmasını yürüttükleri aynı işletmeye ilişkin denetimleri.d) Sözleşme kabul süreçlerine ilişkin Kurum tarafından yapılan düzenlemelere aykırı denetimler. e) Denetim kuruluşunun veya denetçinin mevcut iş yükü sebebiyle sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayan denetimler. Gündemin 6. maddesine ilişkin açıklamalar:Gündem Maddesi:Sermaye artırım ve esas sözleşme değişikliğinin görüşülerek karara bağlanması \"Yapılan müzakerelerde şirketin sermayesinin artırılmasına dair gerekçeler hakkında genel kurula bilgi verildi. Yapılan sermaye artırımının iç kaynaklardan karşılanacağı, dolayısıyla ortaklara ekstra bir yük yüklemeyeceği, şirketin gelecek dönemdeki yatırım ve büyüme hedeflerine bağlı olarak işletme sermayesi ihtiyacının artacağı, finans kuruluşlarından kredi kullanımı söz konusu olduğunda şirketin finansal reytinginin yüksek olmasında ve kredibilitesinin artmasında geçmiş dönemlerde elde edilen dağıtılmamış karların sermayeye dönüştürülmesinin büyük önem arz ettiği, sermaye artışı ile birlikte tüm pay sahiplerinin payları oranında sermayelerinin artacağı ifade edildi.Yapılan müzakerelerden sonra 300.000,00 TL olan şirket sermayesinin 74.700.000,00 TL daha 75.000.000 TL'sına çıkarılmasına, artırılan sermayenin tamamının olağanüstü yedeklerden karşılanmasına, Şirket esas sözleşmesinin sermaye ile ilgili 6.maddesinin, Yönetim Kurulu Seçilme şartları ve süresi ile ilgili 12.maddesinin, Yönetim Kurulu Toplantıları ve Karar nisabı ile ilgili 13.maddesinin, şirketin yönetimi, temsili ve yönetimin devri ile ilgili 14.maddesinin ve Yönetim Kurulu Üyelerinin görev dağılımı ile ilgili 15.maddesinin aşağıdaki şekilde tadil edilmesine ödenmesine 3960 adet ret oyuna karşılık 8040 adet kabul oyu ile ve oy çokluğu ile karar verildi.\"Genel Kurul anında hazırlanıp sunulan muhalefet şerhi:Sermaye artışının yalnızca iç kaynak ile arttırılma yoluna gidilmek istenmesi, esasında hiçbir ad altında şirketten maddi gelir elde etmeyen ortakların kar paylarını ödemekten kaçınarak şirket içinde tutma amacına matuf fiktif bir işlem niteliğindedir. Keza tarafımızca dile getirilen ve hukuki süreçlerde dile getirilecek olan tüm gelişmeler sermaye arttırımı gündeminin yalnızca bugüne değin, hukuka aykırı olarak dağıtılmayan karın şirket içinde tutulması amacıyla alınmaya çalışıldığını göstermektedir.Aksine sermaye artışının hangi ihtiyaçtan kaynaklandığı ortaklara açıklanmadığı gibi yukarıda da belirttiğimiz üzere, hakim ve bağlı şirket ilişkileri, kaynak aktarımları tarafımızca detaylıca bilinemeden sermaye artışına olumlu oy kullanmamızın beklenemeyeceği açıktır.Esas sözleşme değişikliğinin bir diğer kötü niyetli temeli de kendini yönetim kurulunun sayısı ve seçimi konusundaki değişiklik önerisinde göstermektedir. Bu değişiklik ile amaçlanan hem aynı bloğun (aynı doğrultuda hareket eden ve fiilen halihazırda şirketi yöneten ortakların) daha fazla yönetim kurulu üyeliği üzerinden daha fazla maddi gelir elde etmek istemesi hem de azınlık durumunda olan ortağın yönetimden tamamen koparılmasıdır. Bu değişiklik ile tarafımızın şirket yönetiminden uzaklaştırılması süreci de tamamlanmış olacaktır. 2.maddedeki \"üyeliklerden herhangi birinin boşalması halinde yeri boşalan üyeliğe işbu Esas Sözleşme esasları dahilinde aday göstermiş olan pay sahipleri tekrar aday gösterme hakkına sahip olacaktır. Aday gösteren pay sahipleri belirleyeceği adayı Yönetim Kurulu'na bildirecek ve Yönetim Kurulu boşluğu doldurmak amacıyla bu adayı toplantısında pay sahipleri tarafından onaylayacaktır.\" şeklindeki düzenleme ise TTK'nın emredici hükümlerine aykırıdır. Zira yönetim kurulunu seçmek genel kurulun devredilemez nitelikteki yetkilerindendir. Ayrıca tüm pay sahiplerinin aday göstermesini engelleyici nitelikte de olduğundan hukuken yok hükmünde bir düzenleme olacaktır.Gündemin 1.maddesine yönelik şerhimizde de belirttiğimiz üzere, hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen hisse devirleri neticesinde oyların imtiyazlılık durumu bozulmuş ve fiilen şirketi yönetmekte olan ortaklar deyim yerindeyse tek söz hakkı sahibi haline gelmiştir. Yönetim Kurulu'nun sayısına ve seçim şeklinin düzenlenmesine ilişkin değişiklikle müvekkilin imtiyazlı pay hakkı tamamen gasp edilmiş olup mevcut değişikliğin kabulü şirket yönetimine el koyan ortakların yönetim kurulunu tamamen kendi istekleri doğrultusunda seçmesinin önünü açacak mahiyettedir.4.madde ile yapılmak istenen değişiklik mevcut yönetimin esasen hiçbir yetkisi olmadığından (hukuken yok hükmündeki hisse devirleri nedeniyle)  herhangi bir sonuç doğurmaya da elverişli değildir, zira mevcut olmayan bir yetkinin devredilmesi de mümkün değildir. Keza yetki devri ile genel kurul iradesi de (genel kurula irademizin yansıtılması noktasında ortaya çıkarılan engeller neticesinde zaten kısıtlanmış ise de) bypass edilmiş olacaktır.İşbu nedenlerle gündem maddesine olumsuz oy kullanmakta ve muhalefet etmekteyiz Her ne kadar, ilk derece Mahkeme'since verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik kararda yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığının gerekçe gösterilse de, burada yönetimin hiçbir şekilde yetkisi olmamasına rağmen, bu doğrultuda 4. Maddede bir değişiklik yapılmak istenmesinin, hukuka aykırı olduğunu, alınan kararların çoğunun hukuka aykırı olduğunun açıkça ortaya konulmuşken, ilk derece Mahkemesi'nin talebi reddetmesinin, Yönetim Kurulu'nu, istediği gibi hukuka aykırı kararlar alması yönünde cesaretlendireceğini ve ileride geri dönüşü ve denkleştirilmesi mümkün olmayacak mahiyette  zararın doğmasına sebebiyet vereceğini, dolayısıyla HMK m.389 ve 390 maddeleri gereğince yürütmenin durdurulması gerektiğini,Gündemin 7. maddesine ilişkin açıklamalar:Gündem:Yönetim Kurulu üyelerinin seçimi ve görev sürelerinin belirlenmesiKarar: \"Yönetim Kurulu üyelerinin seçimi ve görev sürelerinin belirlenmesine geçildi. Yapılan oylama sonucunda 3 yıl süre ile görev yapmak üzere ... (TCKN: ...),... (TCKN: ...) ve ... (TCKN: ....)'ın seçilmesine 3960 adet ret oyuna karşılık 8040 adet kabul oyu ile ve oyçokluğu ile karar verildi.... vekili söz alarak; alınan karara muhalif olduğunu beyanla bir sayfadan ibaret muhalefet şerhini ibraz etti, alındı, tutanağa eklendi.\"Genel Kurul Anında Hazırlanıp Sunulan Muhalefet Şerhi:\"Şirketin geçmiş yönetim kurullarında yer alan ortakların tek taraflı, hukuku hiçe sayan ve alabildiğine hasmane tavrını en ağır biçimde eleştirdiğimiz, bilgi alma hakkımızın dahi canhıraş engellendiği durumda yönetim kurulu adaylarının aynı anlayış çerçevesinde yeniden belirlenmesini kabul etmemiz mümkün değildir. Dolayısıyla gündem maddesine olumsuz oy kullanmakta ve muhalefet etmekteyiz.\"Bilgi alma hakkı, TTK tarafından engellenemez bir hak olarak öngörülmüştür. Kanuna aykırı olarak, müvekkilin bilgi alma hakkı engellendiğinden, tarafımızdan söz konusu yönetim kurulunun yeniden seçilmesi yönünde olumlu oy kullanmamız  beklenemeyecektir.Pay sahiplerinin bilgi alma hakkı, TTK tarafından öngörülen bir hak olduğundan, bu hakkın kullanılmasının engellenmesi açıkça hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle, ileride daha büyük zararlar doğurmasını engellemek amacıyla talep ettiğimiz ve HMK m.389 kapsamında şartları oluşmuş bulunan ihtiyati tedbir talebimizin kabulü gerekirken; ilk derece mahkemesince reddedilmesi de kanuna aykırıdır.Gündemin 8. maddesine ilişkin açıklamalar:Gündem Maddesi:Yönetim Kurulu üyelerinin sarf edecekleri emek ve mesailerine karşılık ödenecek ücretin miktarıKarar:Yapılan müzakereden sonra, Yönetim Kurulu üyeleri arasında yapılacak görev dağılımında seçilecek Yönetim Kurulu Başkanı'na sarf edeceği emek ve mesaisine karşılık aylık net 200.000,00 (ikiyüzbin) TL, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı'na sarf edeceği emek ve mesaisine karşılık aylık net 100.000 (yüzbin) TL ve Yönetim Kurulu Üyesi'ne sarf edeceği emek ve mesaisine karşılık aylık net 25.000 (yirmibeşbin) TL huzur hakkı ödenmesine 3960 adet ret oyuna karşılık 8040 adet kabul oyu ile ve oyçokluğu ile karar verildi.... vekili söz alarak; alınan karara muhalif olduklarını beyanla bir sayfadan ibaret muhalefet şerhini ibraz etti, alındı, tutanağa eklendi. Genel Kurul Anında Hazırlanıp Sunulan Muhalefet Şerhi: \"Şirketin sistematik şekilde kar dağıtmayarak ortakları yıpratma politikasının bir parçası olarak yönetim kuruluna fahiş meblağlar ödenmekte ve ortaklar arası denge ciddi şekilde bozulmaktadır. Söz konusu karar bu yaklaşımdan ayrı düşünülemeyeceği gibi kar payı dağıtmaktan 'aciz' bir şirketin nasıl olup da yönetim kuruluna huzur hakkı adı altında belirtilen bedelleri ödemeyi başarabildiğini anlamak hiçbir şekilde mümkün olmamıştır. Belli ki ödenen huzur hakları şirketin ekonomik dengesini sarsmakta ve ortakların kar payı almasının önüne geçmektedir. Keza yönetim kurulu üyelerinin tek gelir kaynağı da şirketten almakta olduğu/ almaya devam etmesine karar verilen huzur hakkı da değildir. Dolayısıyla gündem maddesine olumsuz oy kullanmakta ve muhalefet etmekteyiz.\"Pay sahiplerinin kar payına ilişkin haklarının TTK m. 509 ve 519'da düzenlendiğini,Buna göre;TTK m.509/2- Kar payı ancak net dönem karından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir.TTK m.519- (1) Yıllık karın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır(2) Birinci fıkradaki sınıra ulaşıldıktan sonra da; A)yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin, çıkarılma giderleri,  itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış bulunan kısmı, B)Iskat sebebiyle iptal edilen pay senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan,bunların yerine verilecek yeni senetlerin çıkarılma giderlerinin düşülmesinden sonra kalan kısmı, C)Pay sahiplerine yüzde beş oranında kar payı ödendikten sonra, kardan pay   alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu, genel kanuni yedek akçeye  eklenir.(3)Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği  zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilir.(4)İkinci fıkranın (c) bendi ve üçüncü fıkra hükümleri, başlıca amacı başka  işletmelere katılmaktan ibaret olan holding şirketler hakkında uygulanmaz. (5)Özel kanunlara tabi olan anonim şirketlerin yedek akçelerine ilişkin hükümler   saklıdır. TTK m.519 gereği, şirket, yıllık olarak kanunda  belirlenen oranda yedek akçe ayırmak durumunda olup, bu akçe oranlarından kar payı dağıtımı yapması gerektiğini, Müvekkilin, Yönetim Kurulu tarafından şirketten uzaklaştırılarak, farklı bir muameleye tabi tutulduğunu,Bu noktada, pay sahipleri arasındaki eşitlik ve dengenin bozulduğundan bahisle, Türk Ticaret Kanunu gereği emredici bir hüküm olan eşit işlem ilkesinin zedelendiğini, pay sahibi müvekkilin, bilgi alma, diğer pay sahibi ile eşit tutulmayı talep etmekte olup,  müvekkilin, bu taleplerinde haklı olduğunu, ancak Yönetim Kurulunun, pay sahibi müvekkilin haklarını bilgi alma haklarını kısıtladığını ve pay sahibi müvekkili farklı muamelelere tabi tutmak suretiyle şirketten uzaklaştırmayı bir alışkanlık haline getirdiğini,TTK m.519, şirketin yıllık olarak kanunda belirlenen oranda yedek akçe ayırdıktan sonra bu akçe oranında kar payı dağıtımı yapması kanuni bir zorunluluk iken ve pay sahibi müvekkilinin bu zorunluluğu toplantı sırasında sunduğu şerh ile hatırlatmasına rağmen, kar payı dağıtmayarak yalnızca Yönetim Kurulu'na yüklü miktarda huzur hakkı ödenmesi yönünde karar alınmasının da, müvekkil pay sahibinin şirketten uzaklaştırılma gayreti içerisine düşüldüğünü, bu kadar açık hukuka aykırılık ve pay sahipleri arasında eşitsizlik varken, ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince kabul edilmesi gerekirken ret yönünde karar vermesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, zira ortada TTK'nın açık hükmüne aykırı bir karar mevcut olduğunu, bu kararın şirketi zarara uğratma ihtimali olduğunu ve bu zarar neticesinde geri dönüşü zor yahut imkansız sonuçlar meydana gelebileceğini,Gündemin 9. maddesine ilişkin açıklamalarGündem Maddesi:Yönetim Kurulu üyelerinin veya bunların eş veya çocuklarının önemli bir işlem yapabilmeleri veya diğer ortaklıkların işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendisi veya başkası hesabına yapabilmeleriKarar:Yönetim Kurulu üyelerinin veya bunların eş veya çocuklarının ortaklık veya hissedar olduğu diğer ortaklıklar ile çıkar çatışmasına neden olabilecek önemli bir işlem yapabilmeleri veya diğer ortaklıklarının işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendisi veya başkası hesabına yapabilmeleri ya da aynı türden ticari işlerle uğraşan bir başka ortaklığa sorumluluğu sınırsız ortak olabilmelerine ilişkin gerçekleştirilen işlemler hakkında pay sahiplerine bilgi verildi.Yapılan müzakereden sonra, Yönetim Kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396.maddelerinde bahis konusu faaliyetleri (şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma, şirkete rekabet edebilme) gerçekleştirebilmeleri için izin verilmesine 3960 adet ret oyuna karşılık 8040 adet kabul oyu ile ve oyçokluğu ile karar verildi.... vekili söz alarak; alınan karara muhalif olduklarını beyanla bir sayfadan ibaret muhalefet şerhini ibraz etti, alındı, tutanağa eklendi. Genel Kurul Anında Hazırlanıp Sunulan Muhalefet Şerhi: \"9 numaralı gündem maddesi ile istenen iznin gerekçesi belirtilmediği gibi soyut ve genel geçer bir iznin genel kurul tarafından verilmesi mümkün olmayıp şirket menfaati ile de bağdaşmamaktadır. Bu güne değin, şahsi çıkarlar gözetilerek başka başka şirketler üzerinden yapılan içeriği şüpheli ve/ veya muvazaalı işlemlerin söz konusu olması da kesinlikle sonraki sürece yönelik güven telkin etmemektedir. Belirtilen izne, gerçekleştirilmesi planlanan hangi faaliyet için ihtiyaç duyulduğu da cevaplanmamış olduğundan 9 numaralı gündem maddesine olumsuz oy kullanmakta ve muhalefet etmekteyiz.\"Ayrıca, davalı şirkete kendileri tarafından dokuz sayfadan ibaret  sorularının sunulduğunu, ancak bunlardan bazılarına eksik cevap verildiğini, bazılarına yanıt verilmediğini, örneğin; Şirket imza temsil yetkililerinin kasada mevcut nakit para varken, hangi gerekçelerle Grup şirket çalışanlarının şirket hesabından para çekme talimatları verdiği hususunda bilgi alma taleplerini beyan ettiklerini; Davalı şirket tarafından verilen yanıtta yalnızca mal ve hizmet alımının gerekçe gösterildiğini, eksik bilgi verildiğini, Sermaye artırım ile ilgili karar verebilmeleri için son altı aylık gelir tablosunun, bilançonun dip notlarını talep ettiklerini, ancak bu bilgilerin, haksız yere kendileri tarafından paylaşılmadığını, Kendileri tarafından, şirketin hissedarlarına ve yönetim kurulu üyelerine yaptıkları ödemeler ile bu kişilerin şirketten aldıkları ve şirkete verdikleri borç paralarla ilgili işlemlerin ve faiz hesap işlemlerinin detaylarını talep etmelerine rağmen paylaşıldığını, bilgi vermekten imtina edildiğini,Araç kiralama işlemleri hakkında, özellikle de hakim şirketin bağlı şirkete araç kiralama işlemleri ve araç kiralama sözleşmelerinin detayı ile ilgili bilgi verilmesini talep etmelerine rağmen kendileri ile paylaşılmadığını,Grup şirketlere ait Genel Kurul izni alınmadan Marka Tescili kullandırılması, Sınai Mülkiyet haklarının kullandırılması ve müşterilerin yönlendirilmesi hususları bilinmekle birlikte bu işlemlerin detayına ilişkin hiçbir bilginin kendileri ile paylaşılmadığını, 2022 yılı şirketler arası personel geçişleri olmuş ancak bunlarla ilgili tazminat vb. Konularında bilgi verilmediğinden ve bu konunun şirketin gider kalemlerinden olduğundan, kendilerine detaylı bilgi verilmesini talep ettiklerini, ancak talep edilen bilginin paylaşılmadığını, Ayrıca ... adına kayıtlı ticari araçların ve taşınmazların neler olduğunu, ticari araçların kimler üzerine zimmetlendiğini ve fiilen kimler tarafından kullanıldığı hakkında bilgi talep etmelerine rağmen ilgili bilgiyi vermekten davalı şirketin kaçındığını,Davalı şirketin sadece cevaplamayı istediği soruları cevaplaması durumu dikkate alındığında, şirketin işlemleri ile ilgili uyandırılan şüphenin, giderilemediğini, Ayrıca, Yönetim Kurulu'nun eş ve alt soyunun da şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma, şirkete rekabet edebilme) gibi konularda Genel Kurul izninin alındığı beyan edilse de, Türk Ticaret Kanunu'nun 395/2 gereği bu kişilerin şirkete borçlanamayacağını, TTK'da öngörülen bu hükmün de emredici nitelikte olduğunu, esas sözleşmede yer verilse dahi, Türk Ticaret Kanunu'nun kazuistik yapısı gereği, bu hususa izin verilmediğini, TTK m.395/2- Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz. Aksi hâlde, şirkete borçlanılan tutar için şirket alacaklıları bu kişileri, şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları için doğrudan takip edebilir. TTK m.340- Esas sözleşme, bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak Kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabilir. Diğer kanunların, öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı esas sözleşme hükümleri o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar. Bu hususun da yine TTK'ya aykırılık teşkil etmekte olup şirkete borçlanma durumunun pay sahibi olmayan kişilerin de şirkete borçlanmasının yine şirketi zarara sokacak nitelikte olduğunu, TTK'nın açık hükmünün, pay sahibi olmayanların şirkete nakit borçlanmasını yasakladığını,Maruz nedenlerle; ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilip bu kararın da yürütülmesinin durdurulması yönünde karar verilmesi gerekmekte iken, ilk derece mahkemesince aksi yönde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/177 E. Sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir talebimizin reddine dair 06.06.2024 tarihli ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüyle  davalı şirketin 23/11/2023  tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararlarının yürütmesinin durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, davalı şirketin 23/11/2023 tarihli 2022 olağan genel kurulunda alınan 1, 2, 3, 4, 6, 7, 8, 9 nolu kararların terditli olarak yoklukla malul olduğunun tespitine, mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine, iptaline karar verilmesi talepli davada alınan kararların yürütmesinin durdurulması ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece,  yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.TTK 449.maddesine göre, genel kurul kararlarının  iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir.Mahkemece, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce, yönetim kurulu üyelerinin yazılı görüşü alındığı ve yönetim kurulu üyeleri tarafından tedbir talebinin reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep edenin  haklılığını yaklaşık olarak  ispat etmek zorundadır.Davalı şirketin 23/11/2023 tarihli 2022 olağan genel kurulunda alınan dava konusu 1 nolu gündem maddesinde toplantı başkanının oy çokluğu ile seçildiği, 2 nolu gündem maddesinde 2022 yılı yönetim kurulu faaliyet raporunun okunduğu, ancak bir karar alınmadığı, 3 nolu gündem maddesinde 2022 yılına ait bilanço ve kar zarar hesaplarının oy çokluğu ile tasdikine karar verildiği, 4 nolu gündem maddesinde bağımsız denetim raporunun oy çokluğu ile tasdikine karar verildiği, 6 nolu gündem maddesinde sermaye arttırımı ve esas sözleşmenin bir kısım maddelerinin tadil edilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, 7 nolu gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerinin 3 yıl süre ile seçilmesine ve yönetim kurulu üyelerinin belirlenmesine oy çokluğu ile karar verildiği, 8 nolu gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücret ve huzur hakkı miktarının oy çokluğu ile karara bağlandığı, 9 nolu gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verilmesine oy çokluğu ile karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı vekili tarafından, hukuka aykırı, yoklukla/butlanla malul hisse devirlerinin esas alarak genel kurul teşkil edildiğini, hakim ortakların davacı tarafından toplantıya aktif katılımının ve bilgi alma hakkının engellendiği, Yıllık Faaliyet Raporu'nun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik ile öngörülen içeriği ihtiva etmediğini, sermaye artışının yalnızca iç kaynak ile arttırılma yoluna gidilmek istenmesinin şirketten maddi gelir elde etmeyen ortakların kar paylarını ödemekten kaçınarak şirket içinde tutma amacını taşıdığını, eşit işlem ilkesine aykırı davranıldığını, alınan kararların kanun, esas sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürülmüştür. Ancak davacı vekili tarafından ileri sürülen söz konusu iddialar yönünden ara karar tarihi itibariyle mevcut delil durumu dikkate alındığında yaklaşık ispat koşulunun sağlanılmadığı, söz konusu kararların yürütmesinin durdurulmaması halinde HMK 389/1 maddesinde belirtilen mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin gerçekleştiği hususunda yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; lk derece mahkemesi ara karar ve gerekçesi  dava dosyası içindeki belge ve bilgilere, yargılamanın bulunduğu aşamaya göre usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 31/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"faf787245c3b7de1","SID":"ebfebbd5fc486171"}}