{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO: 2024/2034 <br>KARAR NO: 2024/2200<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/04/2024<br>ESAS NO: 2023/393<br>KARAR NO: 2024/365<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/11/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM <br>TARİHİ:13/11/2024<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/04/2024 tarih ve 2023/393 Esas 2024/365 Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı takip dosyası üzerinden davacı hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmış ve takip kesinleşmiş olduğunu, başlatılan icra takibine ilişkin olarak davalı/alacaklı ile yapılan görüşmeler sonrasında anlaşmaya varılarak borcun kapatılması kararlaştırılmış olduğunu, bu minvalde davalı/alacaklı ile görüşülmüş olup dosya borcunun tamamı üzerinden dosya borcunun ödenmesine karar verilmiş olduğunu, 10.10.2022 tarihinde anlaşılan miktar davalı/alacaklı vekilinin hesabına aktarılmış ve hemen akabinde davalı/alacaklı vekilince dosyaya haricen tahsil bildiriminde bulunulmuş olduğunu, Davalı/Alacaklı vekilinin beyanının \"Yukarıda numarası verilen dosyada taraflar anlaşmış olup borç müvekkile ödenmiştir. Dosyanın haricen tahsil olarak kapatılmasını ve satış dosyası olan 2022/369 E. Numaralı dosyaya bildirilmesini talep ederiz. 10.10.2022\" şeklinde olduğunu, dolayısıyla dosya kapsamında Davalı/alacaklı tarafın hiç bir alacağı kalmadığını ancak yine 10.10.2022 tarihli olan ikinci ve kötüniyetli olarak yollanan ikinci bir talep ile tahsil harcının borçludan tahsilini yine alacaklı vekilinin talep etmiş olduğunu, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası incelendiğinde görüleceği üzere bu talep icra dairesince kabul edilmiş ve taraflarına harç tahsil müzekkeresi gönderilmiş olduğunu, bu minvalde taraflarınca Kayseri 3.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/572 e sayılı dosyası ile İcra Müdürlüğü'nün bu kararına karşı şikayet yoluna gidilmiş ve tahsil harcının alacaklı tarafça ödeneceği hükmü tesis edilmiş olduğunu, aynı kararda tahsil harcı alacaklı tarafça ödendikten sonra takibin ödenen miktar üzerinden devam edeceğine karar verilmiş olduğunu ancak bu kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, alacaklı taraf ilk beyanıyla dosya borcunun tamamının ferileriyle birlikte tahsil edildiğini bildirmiş olduğundan artık alacaklının dosya ile hukuki olarak bir ilişkisi kalmadığını, bu minvalde tüm dosya borcunun tahsil edildiği bildirildikten sonra tahsil harcının borçludan alınması talebi yalnızca Borçlar Kanunu'nun 23. Ve devamı maddelerinde düzenlenen irade fesadı halleriyle ileri sürülebileceğini, kısaca alacaklının ikinci talebinin tahsil harcını ödemekten kaçınmak için olduğunu, kaldı ki; Kayseri 3.icra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/572 E sayılı dosyasında verilmiş olan kararın gerekçesinden anlaşıldığı üzere somut olayla ilgili yanlış değerlendirme yapılmış olduğunu, elbette tahsil harcının sorumlusu borçlu olduğunu ancak borçlu davayı tüm ferilerileriyle birlikte borcunu alacaklıya ödemiş olduğunu, mahkemenin gerekçesinde yazmış olduğu hgk kararlarının somut olayla bir ilgisi olmadığını zira kararlarda haricen tahsil ya da diğer bir değişle tarafların anlaşma durumu söz konusu olmadığını, Yargıtay 12.hukuk Dairesi Esas: 2018/ 5401 Karar: 2019 / 2022 Karar Tarihi: 13.02.2019 Sayılı ilamI ile Yargıtay 12.Hukuk Dairesi Esas: 2008/ 27480 Karar: 2009 / 7227 KARAR TARİHİ: 06.04.2009 Sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, takip alacaklısı tarafından her ne sebep ve suretle olursa olsun icra takibinden vazgeçilmesi halinde harcın sorumlusu alacaklı olacağını, somut olayda alacaklının, haricen tahsil nedeniyle icra takibinden vazgeçmiş olduğunu, açıklandığı üzere kayseri 3.icra hukuk mahkemesi'nin 2022/572 sayılı dosyasından verilen hatalı karar nedeniyle takip, davalı/alacaklı tarafından ödenecek olan tahsil harcı miktarı üzerinden devam edecek olduğunu, tahsil harcı, dosyada satış olduğu gerekçesiyle takip çıkışı olan 1.773.560,09-tl üzerinden %11.38 oranında müdürlükçe hesaplanmış ve  davalı/alacaklı tarafça 25.11.2022 tarihinde peşin harç da hesaba katılarak toplamda 201.832,14-tl tahsil harcı icra müdürlüğüne ödenmiş olduğunu, ardından ise, davacının taşınmazlarının satılmasıyla dosya kapsamına girmiş olan 113.630,00-tl bedelinde 01.12.2022 tarihinde davalı/alacaklıya ödenmiş olduğunu, buna rağmen davacının halihazırda oturduğu evin satılması için müdürlükçe  01.03.2023 tarihi, ihale günü olarak belirlenmiş olup, 28.02.2023 tarihinde devam eden icra dosyasına ilk olarak 135.540,00-tl taraflarınca satış yapılmaması için ödenerek dosya kapanmış olduğunu, icra dosyasına konu olan takip, alacaklı/davalı tarafça ödenmiş tahsil harcı miktarı olan 201.832,14-tl üzerinden devam etmesine rağmen taraflarınca dosya kapsamına; 113.630,00-tl(01.12.2022tarihinde taşınmaz satışlarından elde edilen), 135.540,00-tl ( 28.02.2023 tarihinde icra dosyasına ödenen), 9.267,00-tl ( 28.02.2023 tarihinde icra dosyasına ödenen) olmak üzere toplamda 258.437,00-tl ödeme yapılmış olduğunu, görüldüğü üzere mahkemece verilen karar doğrultusunda ancak taraflarınca kabul anlamına gelmemekle birlikte dosya borcunun, alacaklı tarafından ödenen 201.832,14-TL bedel üzerinden devam etmesi gerekirken taraflarınca 258.437,00-TL ödeme yapılmış olduğunu ancak açıklandığı üzere sadece aradaki fark değil, ödenen tüm bedelin davacının sorumluluğunda olmadığını, açıklandığı üzere dosya borcunun tamamı tüm ferileriyle birlikte 10.10.2022 tarihinde alacaklıya ödenmiş olduğunu, buna rağmen kötüniyetli olarak hareket eden davalı/alacaklıya davacı tarafından fazladan ödenen 258.437,00-TL'nin şimdilik 240.000,00-TL bedelin iadesi için iş bu davayı açma zarureti hasıl olmuş olduğunu, dava konusu bedellerin iadesi istemi hususunda açılan davada hukuki nitelendirme mahkemeye ait olmakla birlikte Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğun dava şartı olması nedeniyle Kayseri Arabuluculuk Bürosunun... numaralı dosyası ile arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da anlaşma sağlanamamış olduğunu belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasından dolayı icra tehdidi altında haksız olarak ödenen, şimdilik 240.000,00-TL bedelin işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:<br>Davalı aleyhine kambiyo senetlerinden kaynaklı sebepsiz zenginleşme davası ikame edilmiş olup dava dilekçesinden de açıkça anlaşıldığı üzere davalı ödenen miktarlarda herhangi bir sorumluluğu ve sebepsiz zenginleşmesi bulunmadığını, davacı işbu davayı kambiyo senetlerinden kaynaklı sebepsiz zenginleşme davası olarak ikame etmiş olduğunu, lakin TTK gereğince kambiyo senetlerinden kaynaklı sebepsiz zenginleşme davalarında davacının hamil olmasının zorunlu olduğunu, zira kambiyo senetlerinden kaynaklı sebepsiz zenginleşme davalarının şartları incelendiğinde; Müracaat Hakkının Düşmesi veya Zamanaşımına Uğraması, -Hâmilin Zarara Uğraması,-Poliçe Borçlularının Sebepsiz Zenginleşmesi, olduğunun görüleceğini, bu bağlamda işbu davanın kambiyo senetlerinden kaynaklı sebepsiz zenginleşme davası olmadığının aşikar olduğunu, keza sebepsiz zenginleşme davası açılacak ise de yine genel mahkemede açılması gerekmekte olduğunu, her iki sonuçta da davanın görevsiz mahkemede açıldığı sabit olup davanın reddi gerekmekte olduğunu, davacı taraf; alacaklı vekili oldukları dosyada borcun tamamını ödediğini, haricen tahsil bildirimi yapıldığını, dosyada herhangi bir alacağın kalmamış olduğunu ve haricen tahsil bildirimi yapıldıktan sonra ise tahsil harcının alacaklı tarafından ödenmesi gerektiğini beyan etmiş olduğunu, sonradan yapmış olduğu şikayetlerde de bu minvalde beyanlarda bulunmuş ve tüm kararlarda kanuna aykırı bir husus olmadığı yönünde hükümler kurulmuş olduğunu, davacı taraf tahsil harcını ödemesi sebebiyle fazladan bir ödeme yapmış olduğunu ve davalının kambiyo senetlerinden kaynaklı olarak sebepsiz zenginleştiğini düşünmekte olduğunu, lakin bu düşünce hem hukuki nitelendirme olarak hem de taraf olarak tamamen davalının dışında olduğunu, zira davalının alacağını almış ve devletin alacağı olan tahsil harcını bırakmış olduğunu, davacı taraf devlete ödemiş olduğu tahsil harcını davalıdan sebepsiz zenginleşmesi olarak yorumlamış olacak ki işbu davayı ikame etmiş olduğunu, bu hususlar doğrultusunda davalının kambiyo senetlerinden kaynaklı sebepsiz zenginleşmesinin imkansız olduğu ve hatta sebepsiz zenginleşmesinin dahi imkansız olduğu aşikar olduğunu, aşağıda da detaylı şekilde açıklanacağı üzere davanın hiçbir hukuki ve kanuni tutar yanı bulunmadığını, öncelikle dosya borcu tahsil edilirken, Takipte kesinleşen miktar: 1.773.560,09 TL, Toplam Faiz: 215.538,04 TL, İcra vekalet ücreti: 187.678,00 TL, Masraf: 209,30 TL Toplam: 2.176.985,43 borç miktarı hesaplanmış olduğunu, bahse konu icra dosyası ile alakalı davacının yine açmış olduğu meskeniyet iddiası davasından da kesinleşen karar gereğince taraflarına 3.400TL vekalet ücret borcu bulunmakta olduğunu, taraflar icra dosyası borcunun ödenmesi konusunda anlaşırken bahsedilen vekalet ücretinin de hesaba katılmış ve toplam miktar 2.180.385,43 TL olmuş olduğunu, alacaklı vekilinin de belirttiği üzere bu miktar düz bir şekilde yani 2.180.000,00 TL olarak ödeme yapılmış olduğunu, bu ödemede 1 TL dahi tahsil harcı kalemi bulunmadığının açıkça ortada bulunduğunu, bu husus icra dosyası ve dosya içerisindeki dekontlar incelendiğinde de açıkça görülecek olduğunu, davacı vekili ile yapılan görüşmeler sonucunda satıştan gelen bedelin tahsil harcından mahsubu için icra dairesine talepte bulunulacağı anlaşılmış olduğunu, satıştan gelecek olan bedelin tahsil harcından mahsubu için taraflarınca icra dairesine talepte de bulunulmuş olduğunu, lakin davacı taraf, icra dairesince sıra cetveli prosedürlerinin uzun süreceğini düşünmüş ve bu paranın yatmasını beklemeden tahsil harcını davalıdan tahsil etmek istemiş ve bu süreçlerin tamamında haksız çıkmış olduğunu, davacı taraf haricen tahsil bildiriminde dosya borcunun tamamının ferileriyle birlikte tahsil edildiğinin yazıldığını beyan etmiş olduğunu, lakin hiçbir beyanlarında dosyanın tamamen ferileriyle birlikte tahsil edildiğinin yazılmamış olduğunu, tüm dosyalarda olduğu gibi haricen tahsil edildiği beyan edilmiş ve tahsil harcının ödenmesine müteakip dosyanın kapatılması yönünde talep atılmış olduğunu, tahsil harcını ise dosya borçlularının ödediği hem hukuk sistemimizde hem de yerleşik içhihatlarla sabit olduğunu, kaldı ki; taraflarına elden ödenen bir meblağ da bulunmadığını, ödenen paraların dekontları icra dairesine sunulmuş olduğunu, dolayısıyla davalıya ödenen para içerisinde tahsil harcının olmadığını, bu meblağın sadece borcu kapsadığı açıkça görülmekte olduğunu, davacı taraf her davasında somut olayla ilgisi olmayan kararları dilekçesinde yer vermekle haklılığını ispatlamaya çalışmakta olduğunu, lakin kararların tamamında vazgeçme bulunmakta olduğunu, somut icra dosyasında ise herhangi bir vazgeçme bulunmadığını, haricen tahsil bildirimi yapılmış ve tahsil harcının sorumluluğu davacı borçluya bırakılmış olduğunu, haricen tahsil bildirimi ile alacağından vazgeçme arasındaki hukuki farkların ise işbu dilekçede anlatacak lüzum olmadığını, son olarak davacı taraf icra dairesine borcun devamından kaynaklı olarak yapmış olduğu ödemeleri fazladan ödediğini iddia etmiş olduğunu, Lakin bu ödemelerin sebebi de davalı değil davacının kendisi olduğunu, zira davacı zamanında dosyasını kapatmamış, devletin alacağını ödememekte ısrar etmiş olduğunu, şikayetleri sonucunda verilen kesin hüküm karşısında tahsil harcı davalı tarafından devlete ödenmiş ve ödenen miktar üzerinden takip devam etmiş olduğunu, bu sebeple davalının sebepsiz zenginleşmesi söz konusu olmadığını, davacı taraf kendi kusuru sebebiyle borcun artmasına sebebiyet vermiş olduğunu, davacının işbu davayı ikame ederken dayandığı bir diğer sebep ise tahsil harç oranının yüksek hesaplandığı iddiası olduğunu, bu hususta da davalının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ayrıca bu husus yönünden de; davacı taraf icra mahkemesine şikayet yoluna gitmiş ancak İcra Mahkemesi davacının taleplerini reddetmiş olduğunu, bu hususta da verilmiş bir kesin hüküm bulunmakta olduğunu, yapılan hesaplamalar tamamen icra dairesince yapılmış ve mahkemelerce de bir eksiklik tespit edilmemiş olduğunu, yukarıda da detaylı şekilde açıklandığı üzere davalının ödenen miktarlarda herhangi bir sorumluluğu, kambiyo senetlerinden kaynaklı sebepsiz zenginleşmesi ve hatta sebepsiz zenginleşmesi dahi bulunmadığını, hal böyle olunca açılan davaya cevap verme zorunluluğu hasıl olmuş olduğunu belirterek, Davanın öncelikle usulden reddine, Davanın devam etmesi halinde esastan reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda \"...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasında icra tehdidi altında ödediği tahsil harcı dahil bedellerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kendisine iadesi talebinde bulunulmuş ise de, taraflar arasında tahsil harcının davacı/ borçlu tarafından ödeneceğine ilişkin herhangi bir anlaşma yapılmadığı görülmüş olup, yukarda açıklanan içtihatlar ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin 2022/1968 E, 2022/1964 K sayılı kararı da dikkate alındığından takip konusu alacağın haricen tahsili durumunda, alacaklının tahsil harcını ödeyip takibe devam etme hakkı olması nedeni ile iş bu takipte de alacaklı/davalının verilen ve kesinleşen karar gereğince tahsil harcını ödeyerek takibe devam etmesinde yasal bir engel olmadığı ve bu durumda davacının ödemiş olduğu tahsil harcı dahil dava konusu bedellerden sorumlu olduğu ve ödediği bedellerin iadesinin gerekli olmadığı anlaşılmakla davanın reddine...\" dair karar verilmiştir. <br>İş bu kararı davacı vekili  süresinde istinaf etmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br> Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; müvekkili tarafından alacaklının borcun tamamına ilişkin ödeme yaptığını, alacaklı tarafından icra dosyasına da borcun tamamının tahsil edilmediğine dair yazılı beyan göndererek bu durumu ikrar ettiğini, borcun haricen tahsili durumunda haricen tahsil harcından alacaklı tarafın sorumlu tutulacağını, içtihat ve doktrinde de görüşlerin bu yönde olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, dosya üzerinden yapılacak inceleme neticesinde davanın kabulünü, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından  dolayı icra tehdidi altında haksız ödenen şimdilik 240.000,00 TL bedelin işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesinden özetle; davacının istinaf başvurusunun reddini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı  tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. <br>Dava, haksız tahsil edildiği ileri sürülen bedelin iadesi istemine ilişkindir.<br>Dosya kapsamına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, mevcut delil durumuna ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, davacının istinaf isteminin reddi gerektiği değerlendirilmiştir. <br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince  istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 17/04/2024 tarih ve 2023/393 E. - 2024/365 E. sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.  06/11/2024<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f0b7b4026cffb25","SID":"732f8b01309102d9"}}