{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2024/1546 <br>KARAR NO: 2024/919<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/07/2024<br>NUMARASI: 2024/525 Esas(Derdest) <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/10/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen 29/07/2024 tarihli  ara karara karşı  davacı velince istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı  vekili, davacı alacaklı  şirket ... San. ve Tic. A.Ş., davalılar tarafından kurulan ... – ... İnş. Taah. A.Ş. Adi Ortaklığı ile davacı şirket mülkiyetinde bulunan Kocaeli İli, Dilovası İlçesi, ... Mah., ... Pafta ... Ada, ... Parsel üzerine şirket ve üretim merkezi olarak kullanmak üzere bir fabrika binasının inşa edilmesiyle ilgili olarak  Üsküdar ... Noterliği’nin 28.07.2021 tarihli, ... yevmiye numaralı ve 01.08.2021 tarihli “Kaba İnşaat Sözleşmesi” imzaladıklarını, ilerleyen süreçte davacıya ait arsa üzerinde, davalıların kurduğu adi ortaklık tarafından inşaat faaliyetine başlandığını, ilgili sözleşmeler kapsamında davacı şirketin tüm edimlerini gereği gibi tam ve zamanında yerine getirdiğini, ne var ki, davalı adi ortaklık söz konusu projeyi davacı ile imzaladığı sözleşmelerde belirtilen şekilde ilerletmeyerek sözleşmeye aykırı davranıp  edimini ifada temerrüde düştüğünü, davalıların sözleşmeye aykırı şekilde SGK borcunu ödememeleri nedeniyle 192.620,98 TL borcun davacı şirket tarafından ödendiğini ve bu nedenle takip başlatıldığını, işin yüklenicisi  olan davalıların edimini ifada temerrüde düştüğü hususları ihbar ve ihtar edildiğinden, davacı  şirketin alacağının hukuken güvence altına alınması için ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu belirtilmiştir. Mahkemece 29/07/2024 tarihli kararı ile; İİK 257 ve devamı maddesine göre ihtiyati haciz talep eden taraf  öncelikle ihtiyati haciz istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, \"yaklaşık ispat\" kuralına göre belirlenir.Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtayit hacze karar verilirken haksız olma ihtamali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyati haciz kararı verirken asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar verilmemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati hacze karar verirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati haczin  amacını gözetilmesi gerekli ve zorunludur. Kanun koyucu, ihtiyati haciz hakkında karar verecek olan Hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, Hakim her somut olayda, ihtiyati haczin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre, ihtiyati haciz kararı verdiğinin kararında belirtilmelidir, ihtayit haciz şartları mevcut değilse kanunun ön gördüğü ölçüde ıspat edilememişse, veya yaklaşıkda olsa ispatı yargılamayı gerekiyorsa ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmelidir. İİK 257 ve devamı maddesindeki şartların mevcut olması ve talep halinde ihtiyati hacze karar verilmelidir. Bu itibarla ihtiyati haciz talebinin alacağın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle İİK 257 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar da gerçekleşmediğinden, ihtiyati haciz isteminin koşulları bulunmadığından reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, davalılar tarafından oluşturulan adi ortaklık ile müvekkili şirket arasında sözleşmelerin imzalandığı, söz konusu adi ortaklığın bahsedilen sözleşmeler çerçevesinde Gebze Sosyal Güvenlik Merkezinde iş yeri açılışlarını yaptığını, öte yandan bu dosyalara yapması gereken prim ödemelerini sözleşmelere açıkça aykırı olacak şekilde tam ve zamanında yapmadığını, bu nedenle söz konusu ödemenin müvekkili şirket tarafından yapılmak zorunda kalındığı hususları dava dilekçesi ekinde yer alan ve aynı zamanda işbu dilekçenin ekinde Sayın Başkanlığa bir kez daha sunulmakta olan sözleşmeler, Gebze Sosyal Güvenlik Merkezinin, 27.12.2023 tarihli, ... sayılı, Fark Prim Borcu konulu yazısı ve müvekkili tarafından yapılan ödeme dekontuyla her türlü şüpheden uzak bir şekilde ispat edildiğini, huzurdaki dava dosyası kapsamında talep etmekte oldukları alacağın koruma altına alınabilmesi adına ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kanun maddesi doğrultusunda aranan \"yaklaşık ispat\" şartı fazlasıyla sağlanmış olup Yerel Mahkemece verilen ret kararı usul ve yasaya aykırı olduğu, istinaf başvurusunun kabulüne, davalı adına kayıtlı menkul, gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları hakkında borca yeter miktarda teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesine,  tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı\ttarafa yükletilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi davalılar yüklenicidir. İİK'nın 257. maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. İhtiyati haciz talep eden taraf, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır.  Somut olayda, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi kapsamında davalı yükleniciler tarafından ödenmesi gerekirken davacı tarafından ödendiği ileri sürülen 192.620,98 TL 'nin istirdatı amacıyla davacı tarafından davalılara karşı icra takibi başlatılmıştır. Dava dosyası henüz layihalar aşamasında olup, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak deliller tam olarak toplanmamış, yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmemiştir. Alacağın varlığı yargılamaya muhtaçtır. Bu nedenle yerel mahkemece dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesi suretiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.  Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  tarih ve 2024/525 Esas sayılı dosyası 26/07/2024 tarihli ara kararında  usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-İstinaf  harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b110ca0b903a91ff","SID":"d1e65edff079f211"}}