{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/3225 <br>KARAR NO: 2024/3054<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/09/2024<br>NUMARASI: 2023/158 E<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)|İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 14/11/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı ... vekili vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in bahse konu adreste kat 3'te, oğlu ...'in ise aynı adreste kat 4'te  emprime (baskı) işi yaptıklarını, her kisinin de aboneliğinin  bulunduğunu, davalı şirket görevlilerinin 15/02/2023 tarihinde ...'in adresine gelinerek elektrik sayacının sökerek götürdüklerini, zapta ise müvekkili ...'ın adını yazarak imza etmediğini belirttiklerini,  müvekkiline ait ayrı bir abonelik kaydı ve sayacın bulunduğunu, ...'e ait sayaç sökülüp götürüldükten sonra 24/02/2023 tarihinde müvekkili ...'e  kaçak elektrik cezası ibaresiyle dört adet faturanın tebliğ edildiğini,  davalı şirket tarafından tahakkuk edilen toplamı 1.845.605,00 TL çok fahiş olduğunu,  müvekkili ya da oğlu tarafından hiç bir şekilde sayaçlara müdahale edilmediğini, kaçak elektrik enerjisi kullanılmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkilinin 100.000,00 TL kadar borçlu olmadığının tespitine,  HMK 389/1 gereğince tedbir kararı verilerek müvekkilin ... tesisat numaralı elektrik abonesinin   dava süresince elektrik enerjisinin kesilmemesine, İİK 72/2 maddesi uyarınca müvekkile yöneltilen borcun cebri icra yoluyla tahsil edilmek istenmesi durumunda icra dosyasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2023/379 Esas- 2023/500 Karar  sayılı dosyasında davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle;  borçlu ... aleyhine ödenmeyen elektrik kullanım bedelinin tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığını, ilgili icra dosyasının dayanağı ... seri nolu 22/02/2023 Tarihli Kaçak / Usulsüz Elektrik Kullanım Tespit Tutanağı ile bu tutanağa bağlı olarak düzenlenen 06/03/2023 son ödeme tarihli 137.539,52-TL ve 06/03/2023 son ödeme tarihli 1.642.964,57-TL bedelli fatura olduğunu, işbu dosya açılmadan kesin delil niteliğindeki kaçak zapt tutanakları, zabıttaki tespitlerin somut olarak destekleyen endekslerin yaklaşık ispat koşulları sağlandığını, bu halde vadesi gelmiş olan borç için ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, söz konusu bedelin yüksek olması, davalının müvekkilinin alacağını tehlikeye düşürmeye dair tutumu işbu ihtiyati hacze ihtiyaç duyulma sebebini ortaya koyduğunu, kanunen aranan yaklaşık ispat koşullarının yerine getirmesi ve emsal kararlar dikkate alınarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne akabinde öncelikle görev hususunun değerlendirilmesi ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılmasını, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/158 Esas sayılı dava dosyası ile işbu dosyanın birleştirilmesini, borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile asıl alacağa uygulanan %30 yıllık 6183 Sayılı Yasa gereği değişecek oranlar üzerinden gecikme zammı, işbu gecikme zammına işbu gecikme faiz tutarına işleyecek %18 KDV ile birlikte takibin devamına, haksız ve mesnetsiz kötü niyetle takibe itiraz ederek takibi durduran borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatını ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin: 2024/171 Esas- 2024/189  Karar  sayılı dosyasında davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu ...  aleyhine ödenmeyen elektrik kullanım bedelinin tahsili için  İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... Esas  sayılı dosya kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu,  icra dosyasının dayanağının ... Seri Nolu  22.02.2023 Tarihli Kaçak /Usulsüz Elektrik Kullanım Tespit Tutanağı ile bu tutanağa bağlı olarak düzenlenen   06.03.2023 Son ödeme tarihli 137.539,52  TL ve 06.03.2023 Son Ödeme tarihli 1.642.964,57 TL  bedelli faturalar olduğunu,  müvekkil adına borçlu ... aleyhine açılan itirazın iptali davası söz konusu olup işbu davanın birleştirilmesi gerektiğini, ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosya davacısı ... vekili 19/07/2024 havale tarihli talep dilekçesinde asıl davada davacı/birleşen dosyada davalı olan ... ve ... yönünden 1.799.763,21-TL yönünden  ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemesince  22/07/2024 tarihli oy çokluğu ile verilen karar ile \"Dosya kapsamına ibraz edilen bilirkişi heyet raporu ile  576.309,40 TL miktarında ... 'ın alacağı bulunduğu belirlendiği görülmüş olup, Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemeleri arasında kaçak elektrik halinde farklı kararların oluştuğu dikkate alarak \"...Somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğine... \"yer alan ibare nazara alınarak işbu asıl ve birleşen davalarda somut olayın özellikleri ile bildirilen deliller ve bilirkişi raporu ile hesap edilen 576.309,40-TL miktar yönünden yakın ispat koşullarının oluştuğu nazara alınarak bu miktarın %15 teminat alınmak kaydıyla ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçeleriyle 1-Birleşen dosya davacısının ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü ile; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosya kapsamında 576.309,40-TL %15'i oranında hesaplanan 86.446,41‬-TL nakit teminat (ve/veya kesin ve süresiz teminat mektubu) birleşen dosya davacısı tarafından yatırılması durumunda karardan bir örneğin birleşen dosya davacısına verilmesine karar verilmiştir. Karara itiraz üzerine duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda 27.09.2024 tarihli ara karar ile \"Somut olayda, mahkememizce yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda birleşen dosya davacısının 576.309,40 TL miktarında alacağı bulunduğu belirlendiği, Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı kararında \"...Somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğine... \" yer alan tespitler uyarınca bu aşamada mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararında hukuka aykırılık bulunmadığı\" gerekçeleriyle  ihtiyati Hacze yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karar aleyhine birleşen dosya davalısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki beyanlarını tekrarla birlikte özet olarak; yaklaşık ispat kuralının yerine getirilmediğini, 13/05/2024 tarihli bilirkişi  raporunda müvekkillerinin borcunun 1.551.161,80 TL hesaplanmış iken heyet tarafından hazırlanan ikinci raporda müvekkillerin borcunun 576.309,40 TL olarak hesaplandığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, kaçak elektrik tespit tutanaklarına dosya içeriğinden kullanım yerinde iki vardiyalı çalışma yapıldığı gerekçesiyle hesaplamanın 14 saat üzerinden  yapılacağının ifade edildiğini, dava konusu elektrik sayacının müvekkili ...'e ait iş yerine ait olmadığı , müvekkili ...'e ait depo olarak kullanılan mülke ait olduğunu, buna rağmen heyet tarafından bu konuda bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkili ...'in depo olarak kullandığı mahalde her hangi bir üretim olmadığı gibi çift vardiya usulü ile bir çalışma yapılmadığını, müvekkil ...'ın ise elektrik sayacı ayrı olup tek vardiya çalışan bir iş yeri olduğunu, ... tarafından  bir kişi istihdam edildiğini, ...'ın ise kimseyi çalıştırmadığını, bu nedenle müvekkillerin elektrik sayaçlarının takılı olduğu mahallerde çift vardiya çalışılması hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, heyet tarafından bu husus gözetilmeden 14 saat üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, dolayısıyla farklı bir heyetten bir rapor daha alınması halinde veya aynı heyetten  tek vardiya olarak çalıştığı göz önünde bulundurularak bir hesaplama yapılması halinde tahakkuk edilecek rakam çok daha düşük olacağını, ihtiyati haciz kararının her iki müvekkili açısından da kabul edilmesinin  de yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ... açısından usule uygun bir arabuluculuk süreci yürütülmeden dava açıldığını, ... henüz aleyhine açılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına itiraz etmeden diğer müvekkili ... adına yürütülen Arabuluculuk dosyasına ismi yazılarak bu anlaşmama tutanağı ile  müvekkili ... adına İtirazın İptali davası açıldığını, müvekkili ...'in isnat edilen Karşılıksız Yararlanma suçundan İstanbul 51.Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/47 E. Sayılı dosyasıyla beraat ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, asıl dosyada menfi tespit, birleşen dosyalarda ise itirazın iptali ve ihtiyati haciz taleplerine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise birleşen dosyada ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda,  ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.\" Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları  da aynı yöndedir.). Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği,  kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir. Somut olayda, davacı şirket görevlilerince ... hakkında düzenlenen 22.02.2023 tarihli tutanak ile sayaç ölçü sistemine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapmasına sebebiyet verildiğinin tespit edildiği, tutanakta ... isminin belirtildiği, sayaç değiştirme tutanağında ise babası olarak ... ismi belirtilip sayaç değiştirme tutanağının ... hakkında düzenlendiği, bilahare tutanağa ekli mümzi tanıklarca eklenen başlıksız belge ile sayaçların yanyana durduğu,  kat 3 ve 4 ile bağlantı yapılmış olduğunun belirtildiği, komisyon raporu ile de ... ve ...'ın müteselsil sorumlu olduklarının belirtilmiş olduğu görülmektedir. Eldeki dosyada iki kez bilirkişi incelemesi yapılmış olup kaçak tutanağın ve tutanağa eklenen belge içerikleri nedeniyle keşif icra edilmediği anlaşılmaktadır. İlgili yönetmeliğin 45/5 maddesinde \" Üçüncü fıkranın (c) bendinin uygulanmasında, vardiya sayısının tespitinde kaçak tespiti yapan kuruluşun görevlilerinin tespiti ve şirket kayıtları, bunun mümkün olmaması halinde kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen resmi belgeler göz önüne alınır. Çalışma saatlerinin üçüncü fıkranın (c) bendinde belirtilenlerden daha fazla olmasının tespiti durumunda ise, tespit edilen saatler esas alınır.\" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Şu halde, tutanak düzenlenen yerin abonesinin tutanak düzenlenen kişi olup olmadığı, her iki davalının müteselsil sorumluluklarının söz konusu olup olamayacağı, davalı ... hakkında takibe itiraz edilmeden önce arabuluculuk sürecinin başlatılmasının usule uygun olup olmadığı, davalı tarafça vardiyalı çalışmaya itiraz edildiğinden vardiyalı çalışıldığının yargılama sırasında yönetmelik hükümleri doğrultusunda davacı şirket tarafından ispatlanacağı, düzenlenen kaçak tutanağının ... hakkında düzenlenmiş olması nedeniyle her iki davalının tutanak kapsamında sorumlu olup olmadıklarının yargılama sonunda  netleşeceği, bilirkişi raporlarında hesaplama yapılmış ise de yapılan hesaplamanın kesinleşmediği, yargılama konularında mahkemesince de henüz değerlendirme yapılmadığı, ek kaçak tahakkuku yönünden ise  kabul edilen 353 günlük süreye ilişkin doğru bilgi ve belgelerin raporda gösterilmediği, bu yönüyle de raporun kesinleşmediği  anlaşılmakla kesinleşmeyen rapordaki hesaplamanın ölçülülük ilkesine uygun olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Davacı, davalı-borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve delil de sunmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, birleşen dosya davalılarının istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak ihtiyati haciz kararına itirazın kabulüyle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına dair ara karar hakkında yeniden karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf talebinin kabulüne, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince 28.06.2024 tarihli ara karar kaldırılarak yeniden; İHTİYATİ HACZE İTİRAZIN KABULÜ ile, 22/07/2024 tarihli ihtiyati haciz kararın kaldırılmasına, Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f326bfbeaac96fa8","SID":"0bd494b9515fb67e"}}