{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM      <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/852 <br>KARAR NO: 2024/1749<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/03/2021<br>NUMARASI: 2017/832 Esas -  2021/287 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/11/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili İstanbul Anadolu İş Mahkemesi'ne hitaben verdiği dava dilekçesinde özetle; davalı ... şirketi nezdinde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... plaka sayılı servis aracının neden olduğu 02/10/2013 günlü tek taraflı trafik kazasında, sigortalı araç içerisinde yolculuk etmekte bulunan vekil edeninin yaralanarak sakat kalma ihtimali olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla, geçici ve daimi sakatlığa, çalışma gücünün sürekli olarak azalması ve uğradığı güç (efor) kaybından doğan zararlarına karşılık olmak üzere 10.000,00-TL maddi tazminatın davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş; davanın açıldığı İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararını müteakip dosyanın İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/832 esasına kayıtlanmasından sonra, talep sonuçlarının açıklanması amacıyla verilen 15/02/2018 günlü dilekçe ile; 10.000,00-TL'lik maddi tazminata ilişkin talebin 5.000,00-TL'lik kısmının sürekli iş göremezlik. 5.000,00-TL'lik kısmının da efor tazminatına ilişkin olduğunu bildirmiş, müteakip verilen 01/12/2020 günlü dilekçe ile de; davayı HMK'nın 182.madde hükmü uyarınca tam ıslah ettiklerini beyanla, yargılama sırasında müvekkilinin kaza neticesinde maluliyete uğradığının tespit edildiğini ileri sürerek, müvekkilinin uğradığı daimi sakatlık sebebiyle oluşan 19.178,36-TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 20/10/2014 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; \"... Sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden, davanın trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, davalının davanın reddini savunduğu görülmüştür. Mahkememizce alınan Adli Tıp raporunda 02/10/2013 tarihli trafik kazası nedeniyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre davacının % 5,1 sürekli maluliyetinin olduğu belirlenmiştir.  Mahkememizce alınan  Kusur raporunda davacının otobüste yolcu olduğu, olayı önlemek bakımından alabileceği tedbir olmadığı, kendi yaralanması ile neticelenen kazada kusursuz olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce alınan kusur raporunun kaza tespit tutanağı ve kaza yeri krokisi dikkate alınarak düzenlendiği raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu dikkate alınarak hükme esas alınmıştır. Yargılama sırasında maddi tazminat talepleri bakımından hükme esas alınan bilirkişi raporunda PMF yaşam tablosuna göre davacının sürekli iş göremezlik zararının 19.178,36 TL olduğu, Davacının davadan önce davalıyı başvurduğuna ilişkin belgenin dosyaya sunulmadığı buna göre dava tarihi itibari ile  temerüdün oluştuğu anlaşılmakla sürekli iş göremezlik tazminatının kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Geçici iş göremezlik tazminatı yönünden, davacı vekili  01/12/2020 dilekçe ile davayı tamamen ıslah ettiğini beyanla 19.178,36 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talep etmiş ise de  05/02/2018 tarihli dilekçesi ile 5.000,00 TL geçici iş göremezlik tazmimatı, 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talep ettiği, ıslah yolu ile talep sonucunun daraltılamayacağı, Müddeabihin azaltılması ıslah kavramı kapsamında değil, davadan feragat müessesesi içinde mütaalaa edebileceği değerlendirilerek geçici iş göremezlik tazminatının reddine karar verilmiştir.\" gerekçesiyle; -Davanın KISMEN KABULÜ ile, 19.178,36 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 16/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, -Fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... şirketi vekili ve katılma yolu ile de davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekilinin istinaf nedenleri; sigortalı araç sürücüsüne %40 oranında kusur atfeden hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı, ayrıca kazanın bir trafik iş kazası olması nedeniyle belirlenen tazminattan SGK'ca bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin düşülmesi sırasında uygulanan yöntemin 5510 sayılı yasa ve bu yasanın uygulanmasına ilişkin tebliğ hükümlerine aykırı olduğu ve dahi maluliyete ilişkin tespitlerin de gerçeği yansıtmadığı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir. Davacı vekilinin istinaf nedenleri ise; davalı ... şirketi temerrüde düşme tarihi hasar dosyasının açıldığı 24/10/2014 olmasına rağmen, faizin dava tarihi olan 16/08/2016 tarihinden başlatılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, bu sebeple ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkindir. 1-Davalı ... şirketi vekilinin istinaf itirazları değerlendirildiğinde; a-Haksız bir fiil sonucu zarar oluştuğu iddiasıyla  bir talepte bulunulması halinde, kazanın oluşumunda taraf kusurlarının ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, sorumluluk belirlenecek duruma göre tespit edilmelidir. Somut olayda; davacı taraf, talep konusu kazanın oluşumunda, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı ise kazanın oluşumundaki kusur durum ve oranlarının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerektiğini savunmuştur. Yargılama sırasında görüşüne başvurulan ve Makine Yüksek Mühendisi olduğu anlaşılan Kibriye ... tarafından düzenlenen 14/09/2018 günlü raporda; dosyadaki bilgi ve belgeler, olaydan sonra kolluk kuvvetlerince düzenlendiği anlaşılan kaza tespit tutanağı ile Cumhuriyet Savcılığı'nca yapılan soruşturma sırasında bilgisine başvurulan ... (-araç içerisindeki başka bir yolcudur) ve sigortalı araç sürücüsünün birbirini doğrulayan beyanları gözetilerek, kazanın meydana gelmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nin %40 oranında, dava dışı sürücü yönetimindeki otobüsün seyir dengesinin bozulmasına sebebiyet veren ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün ise %60 oranında kusurlu olduğu, kazazede ...'a ise yolcu konumunda bulunması nedeniyle, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu bu raporlardaki kusura ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi ve bu belirlemelerin olaydan sonra düzenlendiği anlaşılan kaza tespit tutanağındaki tespitlerle de örtüşmesi karşısında hükme esas alınarak karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik tespit edilemediğinden, davalı ... şirketi vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. b-Bundan ayrı; haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği, bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranı ile davacının iyileşme süresinin ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, bu yöndeki  belirlemelerin  ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,  kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı). Eldeki davada, kaza tarihi 02/10/2013  olup, kaza tarihi  itibariyle yürürlükte olan \"Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği\" hükümleri esas alınması gerekirken  “Çalışma Gücü ve Meslekte kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre ATK 2. İhtisas Kurulunca  düzenlendiği anlaşılan 30/09/2019 günlü raporun karara dayanak yapılması kural olarak doğru değil ise de her iki yönetmelikte kullanılan cetvellerin aynı olması karşısında ilk derece mahkemesince ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından davacının trafik kazası sonucunda görmüş olduğu tüm tedavi evraklarının değerlendirilmesi ve kişinin bizzat muayenesi neticesinde, davacıdaki yaralanmaların niteliği de gözetilerek aralarında Ort.ve Trav. Uzmanı bulunan heyetçe düzenlendiği anlaşılan 08/10/2019 günlü raporun hükme esas alınmasında somut olayın özelliklerine göre bir yanılgı olmamasına göre davalı vekilinin maluliyete ilişkin belirlemenin hatalı yapıldığına ilişkin istinaf itirazının da reddi gerekmiştir. c-Tüm bunlardan ayrı; davacının yaralanması ile sonuçlanan olayın iş kazası olduğu kabul edilerek SGK tarafından davacıya peşin sermaye değeri 24.947,79-TL olan gelir bağlandığı ve davacının uğradığı kalıcı iş göremezlik zararının 36.641,26-TL bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 5510 sayılı yasanın 21. madde hükmüne göre işveren; SGK tarafından sigortalıya iş kazası nedeniyle  bağlanan  peşin sermaye değerli gelirlerin tamamından kusuru oranında sorumlu ise de; üçüncü kişiler peşin sermaye değerinin yarısından kusurları oranında sorumludurlar. Somut olayda, kazanın meydana gelmesinde işverene ait servis araç sürücüsünün %40 oranında, dava dışı  olan ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün de %60 oranında kusurlu olduğu,  davacı kazazedeye atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakla, SGK'nın kazazedeye geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde bağladığı gelirin, peşin sermaye değeri olan 24.947,76-TL'nin %40'ına isabet eden bölümünün işverene, üçüncü kişiye ait olan %60 kusurun 1/2'sine isabet eden bölümünün de dava dışı üçüncü kişiye rücu edebileceği varsayımından hareketle, SGK tarafından bağlanan gelirin, 24.947,79-TL olan peşin sermaye değerinin %70'ini rücu edebileceğini bildiren aktüer bilirkişi raporuna itibar  edilerek, bu orana  göre belirlenen miktarın, davacının talep edebileceği kalıcı iş göremezlik zararından indirilmesi sonucunda kalan 19.178,36-TL'ye hükmedilmiş olmasında istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalı vekilinin açıklanan hususa ilişkin  istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı  reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.  2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarına gelince; Davacının görülmekte olan davanın açılmasından önce sigorta şirketine başvuruda bulunduğu ve bu kapsamda da 20/10/2014 tarihinde hasar dosyası açıldığı, ancak davacıya herhangi bir davacıya tazminat ödemesi yapılmadığı, davalı ...tarafından dosyaya gönderilen 17/01/2017 günlü cevabi yazıda açıkça kabul ve ikrar edilmiş olup, hasar dosyasına ilişkin mevcut belge ve bilgiler de sunulmuştur. Hasar dosyası kapsamından; davacıya ait maluliyetin belirlenmesi amacıyla sigortacı tarafından medikal inceleme yaptırıldığı ve konuya ilişkin raporun da dava tarihinden sonra 21/09/2016 tarihinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bundan ayrı, davacı tarafça yapılan ve temerrüt halinin 20/10/2014 tarihinde gerçekleştiği ileri sürülen ıslah talebine karşı sunulan itiraz dilekçesinde de 24/10/2014 tarihinde hasar dosyası açıldığı halde başvurunun niye karşılanmadığı, eksik belge olup olmadığı, varsa bu eksik belgenin ne olduğu konusunda sigortacı tarafından herhangi bir açıklamada bulunulmadığı, sadece \" geçerli bir başvuru bulunmadığından temerrüt gerçekleşmemiştir.\" denildiği görülmüştür. Bu durumda mahkemece, davacının davadan önce davalıya başvuruda bulunduğu ve sigortacının dava tarihinden önce temerrüde düştüğü kabul edilmesi gerekirken, davacının davadan önce davalıya başvuruda bulunduğunu gösterir belge sunmadığı gerekçesiyle, temerrüt halinin dava tarihinde oluştuğu şeklindeki değerlendirmede isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, her ne kadar davacı tarafından eldeki dava açılmadan önce sigorta şirketine yapılan başvuruyu gösterir belge mevcut değil ise de; davalı sigortacı başvuru yapıldığını ve hasar dosyası açıldığını kabul ettiğine göre; sigortacının kendini bağlayan bu beyanına değer verilmek ve  temerrüt halinin 20/10/2014 tarihinde hasar dosyası açıldıktan sonra 8 iş günü sonucunda oluştuğu kabul edilmek suretiyle, 03/11/2014 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği konusunda duraksamamak gerekir. Ancak, faiz başlangıcının belirlenmesine ilişkin davacı taraf aleyhine gerçekleşen hatalı uygulamanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan bu nedenle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar gözetilerek; hükmün diğer bölümlerine dokunulmaksızın sadece faiz başlangıcına ilişkin yanılgının düzeltilmesi suretiyle, yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2021 tarih ve 2017/832 Esas 2021/287  Karar sayılı kararına karşı davalı ... şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda (1) nolu bentte ayrı ayrı  açıklanan nedenlerle HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, davacı vekili tarafından yapılan  istinaf başvurusunun ise  (2) nolu bentte gösterilen sebebe münhasır  KABULÜNE, a-)İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,b-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 1.370,07-TL harçtan, peşin yatırılan  327,75-TL harcın düşümü ile kalan  982,32-TL eksik istinaf karar ve ilam  harcının  davalı ... şirketinden tahsili ile Hazineye gelir kaydına,c-)İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, d-)İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ise takdiren  yapan taraf üzerinde bırakılmasına,2-)İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2021 tarih ve 2017/832 Esas - 2021/287 Karar sayılı kararının  HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,  a-)Davanın KISMEN KABULÜ ile, 19.178,36-TL sürekli iş göremezlik tazminatının 03/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,-Fazlaya ilişkin istemin reddine, b-)Alınması gerekli 1.310,07-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından davanın başında yatırıldığı anlaşılan  34,16 TL peşin harç ile  ıslah harcı olarak yatırılan  65,60 TL olmak üzere toplam 99,76 TL harcın mahsubu ile kalan 1.213,31- TL eksik harcın  davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,  c-)Avukatlık asgari ücret tarifesine göre (-taraflar yararına oluşun usuli kazanılmış haklar ile  karşılıklılık ilkesi gözetilerek  ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan)  davacı vekili için hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-)Avukatlık asgari ücret tarifesine göre (-taraflar yararına oluşun usuli kazanılmış haklar ile karşılıklılık ilkesi gözetilerek  ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan) davalı vekili için hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin  davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d-)Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 67,66 TL, ıslah harcı  olarak yatırılan 65,50 TL olmak üzere toplam 133,26 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e-)Davacı tarafından sarf edilen  bilirkişi ücreti 1.450,00 TL , Adli tıp kurumu fatura gideri 687,00 ve  398,40 TL posta ücreti olmak üzere toplamda 2.535,40 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 2.011,09 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 524,31 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, f-)Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Bakiye gider avansının talep halinde yatırana iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fada64b23c041299","SID":"d5c0bb8132756539"}}