{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1075 <br>KARAR NO: 2024/1493<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/03/2021<br>NUMARASI: 2019/856 Esas -  2021/242 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, yapı malzemeleri ticareti kolunda faaliyet gösterdiğini, borçlu ...'ın, cari hesap ilişkisi içerisinde gösterilen faturalandırılmış ürünleri müvekkilden satın aldığını ve söz konusu ürünlerin davalıya teslim edildiğini, müvekkil ile davalı arasındaki ticari alışveriş neticesinde 2016 yılından devreden bakiye uyarınca, 01.01.2017 tarihi itibariyle davalının, 257.035,64 TL'lik borcundan mahsup edilecek 165.000,00 TL ile toplamda 92.035,64 TL'lik borcunun bulunduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle ihtar çekildiğini, daha sonra İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, borçtan 92.035,64 TL'sinin ana para, 11.579,47 TL'sinin ise işlemiş ticari faiz olmak üzere toplam 103.615,11 TL olduğunu, belirtilen nedenlerle davalı tarafından yapılan itirazların iptali ile kaldırılarak takibin devamına ve davalının haksız ve kötü niyetli itirazları sebebiyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, ;davaca tarafa herhangi bir borçlarının  bulunmadığını, borcun sadece fatura düzenlenerek borçlu olunamayacağını, bunun ispat edilmesi gerektiğini, davanın reddini, yargılamadaki harç ve masraflar ile icra inkar tazminatının davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Taraflar arasında dava konusu ticari ilişki ile ilgili yazılı  sözleşme bulunmamaktadır. Davalı borcun varlığını inkar etmektedir. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi raporunda belirlendiği üzere her iki tarafın ticari defterlerinin usule  uygun tutulduğu ancak aralarında mutabakatsızlık bulunduğu, davacı defterlerine göre davalıdan 92.035,64-TL  alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ancak davalının cari hesap borcu olmadığının tespit edildiği, mutabakatsızlığa konu davalı tarafın defterlerinde \"08/12/2016 tarihli faturanın\" kayıtlı olmadığı, faturada teslim alan imzası bulunduğu, taraflar arasında düzenlenen ve ihtilafa konu olmayan diğer faturalarda teslim alan kişiyle ihtilafa konu işbu faturayı teslim alan kişinin aynı kişi olduğu, dolayısıyla davalı tarafa faturanın tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği, diğer mutabakasızlık konusu olan \"28/10/2016 tarihli iade faturasının\" ise davacı defterlerinde kaydı bulunduğu ve davalının borcundan mahsup edildiği ancak davalı tarafın ise bu faturayı ticari defterlerine kaydetmediğinin tespit edildiği, taraf defterleri arasındaki mutabakatsızlığa konu çekler yönünden ise \"02/03/22017 tarihli 30.000,00 TL bedelli\" ve \"29/04/2017 tarihli 35.000,00 TL bedelli\" çeklerin ödemelerinin davalı tarafça banka havalesi yoluyla davacı şirkete ödendiği, davacı şirket tarafından ise iade edildiği davalı defterlerine göre yapılan bu ödemelerin davacı şirket aleyhine borç olarak kaydedildiği ancak iade aldığı çeki alacak olarak kaydetmediği, son olarak davalı defterlerinden görünen \"30/04/2017 tarihli 32.085,45 TL\" ödeme kaydının esasen \"29/04/2017 tarih ve 35.000,00 TL bedelli\" çeke ilişkin olduğunun tespit edildiği hususlarının bilirkişi raporu ile belirlendiği, raporun mahkememizce denetlenebilir ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu, raporda belirtilen mutabakatsızlıkların davalı defterlerinde kaydedilmeyen ya da farklı kaydedilen kalemlerden oluştuğu, davacı ticari defterlerindeki kaydın ise hem aleyhe ve lehe olmak üzere tutulduğu dolayısıyla mahkememizce davacı tarafın defter kayıtlarının hükme esas alınması gerektiği kanaatine varıldığı davacının davalıdan 92.035,54 TL asıl alacak talebinde haklı olduğu, işlemiş faize ilişkin talebin değerlendirilmesinde ise bir alacağa faiz talep edilmesi için ödeneceği tarihin kesin olarak bilinmesi taraflar arasında faiz yönünden bir sözleşme olması ya da borçlunun ihtar ya da ihbarla temerrüde düşürülmesinin gerektiği ancak davacı tarafından davalı adına keşide edilen temerrüt ihtarı  ya da taraflar arasında sözleşme  mevcut olmadığından davacı tarafın işlemiş faize ilişkin istemin yerinde olmadığı kanaatine varıldığı, alacağın likit olması sebebiyle kabul edilen asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş, davalı tarafın cevap dilekçesi ile talep ettiği kötüniyet tazminat talebinin ise ispatlanamadığından reddine, davanın kısmen kabulüne,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu alacak kalemi için verilen kabul kararının hukuka uygun olduğundan onanması gerektiğini, davacı tarafından davalıya teslim edilen ürünlere ilişkin olarak kesilen faturalar, sevk irsaliyeleri ve dahi davalının ürünleri teslim aldığına dair imzalı belgeler mevcut olduğunu, bununla birlikte davalı tarafından davacı şirkete ait ürünler davalı tarafından teslim alınmasına rağmen ödeme yapılmadığını, bu durum ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporu ile tekraren ispat olunmuştur. Usulüne uygun tutulmuş müvekkil defter ve kayıtlarında yapılan  inceleme sonucu, cari hesap ilişkisi içerisinde davalının davacı şirkete olan borcunun 92.035,64 TL olduğu tespit edildiğinden, asıl alacak yönünden icra takibine yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın kaldırılmasının isabetli olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan defter incelemesi sonucunda davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu hem lehe hem aleyhe kayıtlar içerdiğinin tespit edildiğini, davalının defterlerinin ise usulüne uygun tutulmadığı ve yalnızca lehe kayıtlar içerdiğinin tespit edildiğini, bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından davalının defterlerine itibar edilmeyerek davacının ilgili kanun ve ticari teamüllere uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin hükme esas alınmasının hukuka uygun olduğunu,  takip öncesi işletilmiş faiz alacağı talebimizin reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, davalının en geç ihtimalde dahi malların teslim tarihinden 30 gün sonra ihtara gerek kalmaksızın temerrüte düşmüş olduğundan yerel mahkeme kararının yalnızca asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına  hükmetmesinin hatalı olduğunu ve bu yönden bozularak ortadan kaldırılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan  açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile  davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 6102 sayılı TTK 1530 maddesi kapsamında tedarik sözleşmesi niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre takip öncesi TTK 1530 maddeye göre işletilen faiz talebinin yerinde olup olmadığı  noktasındadır. Davacı alacaklı  tarafından davalı hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile \"cari hesap ilişkisinden doğmuş fatura alacakları\"  borcun sebebi gösterilerek 92.035,54 TL  asıl alacak ve 11,579,47 TL işlemiş faiz  olmak üzere toplam 103,615,01 TL  alacağın tahsili  istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde  itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. İlk derece mahkemesince tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi ile davacını takip tarihi itibarıyla 92.035,54 TL  alacağı bulunduğu belirlenmiş, takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir iddia ve delil bulunmadığından takip tarihine kadar işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). Bu durumda taraflar arasındaki ticari alışverişin tedarik sözleşmesi niteliğinde olduğunu davacı taraf ispatla mükelleftir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 1530/2. maddesi, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı; kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer, şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere TTK'nın 1530/2. maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğunu ve kendisinin de tedarikçi olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. Taraflar arasındaki ilişki tedarik sözleşmesi niteliği bulunmayan  ticari  satım ilişkisidir. Dolayısıyla TTK'nın 1530/2. Maddesinin eldeki davaya uygulanmasına olanak yoktur. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Bu durumda, davacının davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği gibi, taraflar arasında ödeme günü kararlaştırıldığı da ileri sürülmediğinden davacı alacaklısı icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamaz. Mahkemece takip öncesi işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae864c606a61a122","SID":"e6db170f97dab2be"}}