{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/975 - 2024/1432<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/975 <br>KARAR NO\t: 2024/1432<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/05/2023<br>NUMARASI\t\t: 2020/621 Esas 2023/330 Karar<br><br><br>ASIL DAVA DOSYASINDA;<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t: 13/11/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 13/11/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı birleşen dava davacı vekili ve birleşen  dava davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;\t<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 08.09.2019 tarihinde, sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile seyir halinde iken, üçüncü bir araçla çarpışması ve savrulması sonucu refüjü aşarak karşı yolda ters istikamette seyir halinde olan davacı sürücü ...’nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklete çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini ve davacının yaralandığını, trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, sürekli işgöremezlik tazminatı olarak şimdilik 10.000,00-TL, geçici iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 100,00 TL, geçici bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 100,00-TL olmak üzere toplam  10.200,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br> Davacı ... vekili birleşen davada dava dilekçesinde; 08.09.2019 tarihinde, sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile seyir halinde iken, üçüncü bir araçla çarpışması ve savrulması sonucu refüjü aşarak karşı yolda ters istikamette seyir halinde bunan davacının yolcu olarak bulunduğu sürücü ...’nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklete çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini ve davacının yaralandığını, trafik kazasına karışan ...  plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; sürekli iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 10.000,00-TL, geçici bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 100,00-TL olmak üzere toplam 10.100,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br> Davalı vekili asıl ve birleşen dava cevap dilekçesinde; davaya bakmaya davalı şirketin yargı çevresinde bulunduğu İstanbul Anadolu Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, ...  plakalı aracın, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, sigortalının, aracın maluliyete sebebiyet veren kazaya etkisi olmadığını, davacıların geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerine dair zararına ilişkin tazminat taleplerinin, tedavi gideri kapsamında olup tedavi gideri taleplerinin trafik sigortası yeni genel şartları gereği teminat dışı olduğunu, kazada, davacının müterafik kusurunun mevcut olduğunu, tazminat hesabından müterafik kusur indirim yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, asıl davada davacı ...'nun maluliyetinin bulunup bulunmadığı ve var ise geçici ve daimi iş göremez kalınan sürenin ve bakıcı ihtiyacının bulunup bulunmadığının tespitine dair Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 27/10/2021 ve 17/01/2023 tarihli raporlarında özetle; \"...engellilik oranının %25 (yirmibeş), hastada kaza sonucunda meydana gelen geçici iş göremezlik süresinin 180 gün olduğu, hastanın arızaları nedeniyle 30 gün süreyle bakıcı ihtiyacının olduğu...\" yönünde; birleşen davada davacı ...'in maluliyetinin bulunup bulunmadığı ve var ise geçici ve daimi iş göremez kalınan sürenin ve bakıcı ihtiyacının bulunup bulunmadığının tespitine dair Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 19/10/2020 tarihli raporunda özetle; \"...sekelin geçirdiği belirtilen trafik kazası ile nedensellik bağının bulunduğu, sürekli olduğu, kişinin tüm vücut fonksiyon kaybı (engel) oranının %32 (otuziki), ... 30 (otuz) gün süreyle bir başkasının sürekli bakımına muhtaç olduğu, geçici iş göremez süresinin 180 (yüzseksen) gün olduğu...\" yönünde, 27/07/2021 tarihli raporunda ise diğer hususlar aynı olmakla beraber daimi maluliyet oranının %28 olduğu yönünde kanaat belirtildiği, asıl davada 27/10/2021 ve 17/01/2023 bilirkişi raporlarında kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri esas alınarak davacının maluliyet durumunun belirlendiği, rapordaki tespitlere göre kaza ile maluliyet durumu arasında illiyet bağının kurulabildiği ve raporların gerekçeli ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla alınan maluliyet raporlarının asıl davada, aynı gerekçelerle ve davacının talebi de nazara alınarak, 27/07/2021 tarihli maluliyet raporunun birleşen davada hükme esas alınmasına karar verildiği, trafik kazası nedeniyle tarafların kusurlarının varlığı ile oranı bakımından; adli trafik uzmanı aynı bilirkişi tarafından asıl davada sunulan 28/02/2022, birleşen davada sunulan 02/06/2021 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; \"... plakalı ... marka motosikletin davacı sürücüsü ...; dava konusu kendisinin ve dava dışı motosikletinde bulunan yolcusu(kızının) yaralanmasıyla meydana gelen dava dışı dört araçlı maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda tamamen kusursuz olduğu, dava dışı ... Sigorta ile olay tarihinde zorunlu mali mesuliyet sigortalı bulunan ... plakalı ... marka özel aracın maliki ve sürücüsü olan dava dışı ...'in dava konusu ve dava dışı yaralanmalı ve dava dışı dört araçlı maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda %60(yüzde altmış) oranında kusurlu olup, kazanın oluşu ile kontrolsüz sola manevra yapması arasında illiyet bağının olduğu, davalı ... Sigorta ile olay tarihinde zorunlu mali mesuliyet sigortalı bulunan ... plakalı ... marka özel aracın maliki ve sürücüsü olan dava dışı ...'in dava konusu ve dava dışı yaralanmalı ve dört araçlı maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda %40(yüzde kırk) oranında kusurlu\" olduğu yönünde kanaat bildirdiği, birleşen davada Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 29/04/2021 tarihli raporda ise özetle; \"A)Sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile yerleşim içi mahaldeki caddede seyir halindeyken geldiği kavşak mahallinde sağ şeritten sola manevra yapmadan önce yol üzerinde sol gerisinden gelen araçların varlığını ve durumunu dikkate alması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüz bir şekilde sola manevra yaparak sol gerisinden gelen otomobilin seyir şeridini kapatması ile kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmakla meydana gelen kazada kusurludur. B) Sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile yerleşim yeri içi mahaldeki caddede seyir halindeyken olay mahalli kavşağa yaklaşırken kontrollü ve tedbir alabilecek şekilde seyrini müteyakkız sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, sağ şeritten sola manevra yapan araçla çarpışıp savrularak karşı istikametten seyreden motosiklete ve park halindeki araca çarpması ile neticelendiği kazada kusurludur. C) Sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile yerleşim yeri içi mahalde seyir halindeyken olay mahalli kavşağa geldiğinde, karşı istikamette meydana gelen çarpışma nedeniyle seyir şeridine savrulan sürücü ... idaresindeki otomobilin çarpmasına maruz kaldığı kazada atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. ... olayda; A)Sürücü ...'in % 85 (yüzde seksenbeş) oranında kusurlu olduğu, B) Sürücü ...'in %15 (yüzde onbeş) oranında kusurlu olduğu, C) Sürücü ...'nun kusursuz olduğu\" yönünde kanaat bildirildiği, çelişkilerin de giderilmesi amacıyla dosya adli trafik uzmanı bilirkişilerden oluşan heyete tevdi edildiği, düzenlenen 03/11/2022 tarihli raporda; \"... plaka sayılı motosiklette yolcu olarak bulunan ..., meydana gelen olayda tamamen kusursuz olduğu, olay mahallinde park halinde bulunan ... plaka sayılı araç, meydana gelen olayda tamamen kusursuz olduğu, ... plaka sayılı motosikletin davacı sürücüsü ..., meydana gelen olayda tamamen kusursuz olduğu, mülkiyetinin ...'e ait olup olay tarihinde davalı ... Sigorta poliçesiyle zorunlu mali mesuliyet sigortalı bulunan ... plaka sayılı 2014 model ... marka araç sürücüsü ..., meydana gelen olayda %40(yüzde kırk) oranında kusurlu olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsü ..., meydana gelen olayda %60(yüzde altmış) oranında kusurlu olduğu\" yönünde kanaat bildirildiği, hakimin, kusur oranını kendisinin belirleyebileceği (Emsal: Yargıtay 17. HD.'nin 15/02/2021 tarih ve 2020/1185 Esas, 2021/1340 Karar sayılı ilamı), davalıya sigortalı araç sürücüsünün %40 kusurlu olduğuna yönelik tespitin mahkemece de benimsenmesine karar verildiği, asıl davada davacının geçici iş görmezlik zararı olarak 9.379,34 TL, geçici bakıcı gideri zararı olarak 1.023,36-TL, birleşen davada geçici bakıcı gideri zararı olarak 1.023,36-TL'nin tazmininden asıl ve birleşen davada davalı sigortanın sorumlu olduğu, müterafik kusur olgusu bakımından ise, asıl ve birleşen davaya konu trafik kazasında davacının kask, koruyucu tertibat takmadığı konusunda bir tespitin bulunmaması karşısında kanıtlanamadığından, davacıya müterafik kusur izafesine olanak bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla toplam zarardan müterafik kusur indirimi yapılmamasına karar verildiği, toplam zarar miktarına göre bu indirimin yapılması halinde dahi poliçe teminat limitine ve davacının talebine göre bu değerlendirmenin sonuca etkili olmadığı, temerrüt tarihinin, KTK'nın 99. maddesi uyarınca davalıya başvuru tarihine göre asıl davada 27/10/2020, birleşen davada 19/11/2020 tarihi olarak tespiti ile hükmolunan maddi tazminatın, belirlenen bu temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; \"1-Asıl davanın kabulü ile; 390.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 9.379,34-TL geçici iş göremezlik, 1.023,36-TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 400.402,70-TL maddi tazminatın 27/10/2020 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>2-Birleşen davanın kabulü ile; 390.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 1.023,36-TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 391.023,36-TL maddi tazminatın 19/11/2020 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... ... Sigorta A.Ş. vekili, birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/84 esas sayılı dosyasına ilişkin istinaf dilekçesinde; davacı ...'in maluliyet durumuna ilişkin çelişkiler mevcut olup çelişkiler giderilmeden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, dosyaya eklenen T.C. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafınca Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne hitaben yazılmış olan 27.07.2021 tarihli raporda; % 28 nispetinde meslekte kazanma gücünden kayba neden olduğunun belirtildiğini, davacının maluliyet durumuna ilişkin çelişkiler mevcut olması ve psikolojik rahatsızlığın saptanmasının detaylı muayene sonucunda ortaya çıkacak olması sebebiyle başvuranın maluliyet raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacının maluliyetine konu arazın travma sonrası stres bozukluğu olduğunu, söz konusu arazın kazayla illiyet bağı son derece zor olup maluliyete ilişkin değerlendirme yapılabilmesi için tedavi sonrası stres bozukluğu bağlamında yapılmış olan tedavi evraklarının sunulması gerektiğini, maluliyet raporunun kabulü anlamına gelmemekle birlikte mahkeme tarafından çift poliçe olduğundan bahisle 391.023,36-TL maddi tazminata hükmedildiğini, kaza yılı poliçe teminatı 390.000,00 TL olup işbu tutar üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun yönetmelik kapsamında teknik olarak sağlık kurulu raporu olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp ilgili Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dallarının tazminat talepli uyuşmazlıklarda Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre resmi bilirkişi sıfatları bulunmadığını, bu durumda Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dallarının “Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporu” hazırlamalarının hukuki dayanağı olmamakla birlikte Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca sakatlanma teminatı kapsamında tazminat ödenebilmesi için Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş hastanelerden alınan Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporlarının hükme esas alınması gerektiğini, tazminat hesaplamasında TRH 2010 Tablosu ve 1,65 Teknik Faiz Formülünün esas alınması gerektiğini, davaya konu kaza neticesinde davacının ağır kusuru bulunduğunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafından başvuruda zorunlu evrakların müvekkil şirkete ibraz edilmemesi sebebiyle davanın reddi, davanın kabulü halinde ise davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>Birleşen dava davacı ...\tvekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaya esas gelirin hatalı olduğunu, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, müvekkilin bilinen dönem gelirinde AGİ indirimi yapılmış olmasının hatalı olup, eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından hükmedilen faiz başlangıç tarihi ve türünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen kararda, faiz başlangıç tarihi olarak 19.11.2020 tarihi tespit edilmiş ve faiz türünün olarak ise yasal faize hükmedildiğini, ancak faiz başlangıç tarihi olarak kaza tarihi olan 08.09.2019 tarihinin tespiti gerektiğini, yargılama konusu kazaya karışan araç ticari niteliğe sahip olduğundan avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama konusu kazada uygulanacak kanun hükümleri sigortacılık hukukundan ve Karayolları Trafik Kanunu’ndan kaynaklanmakta olup sigortacılık hukuku Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiğinden ve Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen her husus mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan avans faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesinin  usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama konusu trafik kazası nedeniyle dava dosyası kapsamında yeniden yargılama yapılacak olması ve yeniden yargılama yapılması halinde, maluliyet ve kusur oranları ile hesaplamaya esas gelir ve ücretler, hesaplama yöntemi ile yine hesaplamaya esas diğer verilerde meydana gelmiş ve gelecek artış ve lehe değişikliklerin gözetilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>İstinaf talebinde bulunan birleşen dava davacı ve birleşen dava davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>Yerel Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, birleşen dosya davacısı ve davalısı vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.<br>Maluliyete ilişkin olarak, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.2 maddesinin (i) fıkrasında, \"Kurul Raporu: Usulüne uygun olarak tanzim edilen, 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenen, sakatlık oranını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını gösterir kurul raporunu ifade eder\" hükmü yer almakta ise de Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik incelendiğinde, yönetmeliğin amacının terör, kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin 4'üncü maddesinin (n) fıkrasında ise “Özel Gereksinim”in çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade ettiği belirtilmiştir. <br>Aynı Yönetmelik'in 8'inci maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edilmesi ile EK 2 ve EK.3 de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20'nin altındaki oranların gösterilmediği, Yönetmeliğin amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu, oysa TBK'nın 54'üncü maddesi gereği kişinin bedensel zararının belirlenmesi için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” ile sürekli iş gücü kaybı oranının belirlenerek buna bağlı olarak bedensel zararların tespit edilmesi gerektiği, çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in uygulanma imkanın olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.<br>Hükme esas alınan maluliyet raporunda, davacının tespit edilen travma sonrası stres bozukluğu rahatsızlığının kaza ile illiyetinin bulunduğu değerlendirilmişse de, kazaya bağlı bir rahatsızlığı bulunması halinde bu rahatsızlığın sürekli olup olmadığı, çalışma gücü kaybı ve/veya yitirilmesine etki edecek boyutta olup olmadığının yeterince değerlendirilmediği anlaşıldığından, hükme esas alınan maluliyet raporundaki “travma sonrası stres bozukluğu”nun kaza ile illiyetinin, sürekliğinin ve varsa bu bozukluğun çalışma gücü kaybı ve/veya yitirilmesine etki edecek boyutta olup olmadığının yeterince değerlendirilmediği anlaşıldığından, hükme esas alınan maluliyet raporu karar vermeye elverişli değildir.<br>Bu durumda mahkemece, davalı tarafından da maluliyet raporuna itiraz edilmiş olması nedeniyle, kazadan sonra davacının psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle tedavisi var ise ilgili kurumlardan tedavi belgeleri getirtilerek, Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kurulu'ndan, kaza tarihinde yürürlükte bulunan, TBK'nın 54. maddesi çerçevesinde çalışma gücünün azalmasının yahut yitirilmesinin tespitine elverişli yönetmelik hükümleri çerçevesinde geçici iş göremezliği ve sürekli iş görmezliği meydana gelip gelmediği, gelmiş ise süresinin ve maluliyet oranının değerlendirildiği, davacıda post travmatik stres bozukluğu rahatsızlığının  kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, kazadan kaynaklanan bir rahatsızlık mevcut ise, sürekli mahiyette olup olmadığı, rahatsızlığın mevcut olması halinde tespit edilen maluliyet/engel durumunun çalışma gücünün kaybına ve azalmasına etkisi olup olmayacağı, olacaksa hangi oranda olacağı hususlarında, karar vermeye ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetersiz maluliyet raporuna göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle, birleşen dava davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle yukarıda açıklandığı üzere Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan denetime elverişli maluliyet raporu alınarak, davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, birleşen dava davacı vekilinin tüm, birleşen dava davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Birleşen dava davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara  13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 09/05/2023 tarihli, 2020/621 Esas – 2023/330 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, birleşen dava davacı vekilinin tüm, birleşen dava  davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,<br>4-İİK'nın 36. maddesi gereğince; Ankara 1. İcra Dairesinin 2023/19211 E. sayılı dosyasına depo edilen 670.000,00-TL bedelli teminat mektubunun yatıran tarafa  iadesine,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"14a84addd1509e6c","SID":"16681f9f1ad6a77b"}}