{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2024/1380 Esas <br>KARAR NO: 2024/1773 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/06/2024<br>NUMARASI: 2020/68 Esas - 2024/480 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali Davası)<br>KARAR TARİHİ: 07/11/2024 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil banka ile ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında kredi sözleşmesine istinaden borçluya kredi verildiğini, ...'in kredi sözleşmesini imzalayarak borçtan müşterek ve müteselsilen mesul olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine Beyoğlu ... Noterliği'nin 04/11/2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 135.290,49 TL tutarındaki borcun fer'ileriyle birlikte ödenmesi hususunun borçlulara ihbar ve ihtar edildiğini, ihtarname neticesinde ödemenin yapılmadığını, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 138.353,91 TL üzerinden ilamsız icra takibine geçildiğini bu nedenle borca haksız itirazın iptal edilerek takibin devamına, davalının takip konusu alacağın %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dayanılan kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına uyulmadığından geçersiz olduğunu, ...'in sözleşmede imza attığı görülse de sözleşmede kefilin sorumlu azami miktarın ve müteselsil kefaletin kendi el yazısı ile yazılmadığının görüldüğünü, kefalet sözleşmesinin TBK'nun 583/1'de aranan şekle uyulmadan akdedilmesinin hukuki yaptırımının kesin hükümsüz olduğunu, müvekkilinin 31/10/2016 tarihinde İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1188 Esas sayılı dosyasında açtığı dava ile icra dosyasında borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın halen derdest olduğunu, HMK'nun 166. Maddesi uyarınca birleştirilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/06/2024 tarih ve 2020/68 Esas -   2024/480 Karar  sayılı kararında; \"...Davacı banka vekilince 13/12/2022 tarihli beyan dilekçesinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... (eski esas ...) esas sayılı dosya alacağının 19/10/2021 tarihinde borçlu firma ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. Tarafından haricen yapılan 143.182,00 TL ödemeye istinaden faiz indirimi yapılarak tahsil ve tasfiye edildiğinin bildirildiği, yine son celse duruşmada davacı vekilince ödeme ve tasfiye hususunun tekrar edildiği, asıl borçlu tarafından borcun ödenmesi ve tasfiye edildiğinin alacaklı tarafından bildirilmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşılmış, kesinleşen menfi tespit davası kararına göre ise davacı alacaklının takibinde haklı olduğu, itirazın haksız olduğu ve alacağın likit olduğu hususları gözetildiğinde davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne dair karar verilmiştir.  6100 sayılı HMK 331. Madde hükmünce davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği ve eldeki davanın açıldığı tarihte davalının haksız olup davanın açılmasına sebebiyet verdiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,  ''Konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 137.522,86 TL nin %20 si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Eldeki itirazın iptali davası, menfi tespit davasının sonucunu beklediğini, bu sırada menfi tespit davası kesinleşmeden evvel takibe konu borç diğer borçlular tarafından ödendiğinden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini,  Eldeki davada Yerel Mahkemece tarafların haklılık durumu değerlendirilirken, herhangi bir açıklama yapılmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilirken alacağın likit olup olmadığını değerlendirilmediğini, yalnızca kararın gerekçesinde kesinleşen menfi tespit davası kararına göre ise davacı alacaklının takibinde haklı olduğunu, itirazın haksız olduğunu ve alacağın likit olduğu belirtilerek yetinildiğini, Menfi tespit davasında Bölge Adliye Mahkemesinin kararının açıkça hatalı olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 26.10.2023 tarih, E. 2020/1566 ve K.2023/1097 sayılı kararı incelendiğinde; \"takip talebi ekindeki genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumluluk sınırı bulunmadığı gibi kredi limiti de bulunmadığını, ancak, 30.04.2013 tarihinde bizzat davacının imzası ile ... kredisi ve kredi kartı borcunun yapılandırılması talep edildiğini, devamında 05.07.2013 tarihinde yapılandırma protokolü ve aynı tarihli taahhütname ile yapılandırmaya konu ödeme planı davacı tarafından hem şirket yetkilisi olarak hemde ayrıca imzalandığını, bu halde davacının yapılandırmaya konu tutar kadar kefalet limitine muvafakat ettiğinin kabulü gerektiğini, bu nedenle, davacının kefalet limiti/kredi limitinin sözleşmede yazılı olmadığı ve bu nedenle kefeletin geçerli olmadığı iddiası dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğini,\" belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, istinaf mahkemesince iddialarında olduğu gibi, davalıyı borç altına sokan kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarının eksik olduğu kabul edildiğini, ancak sonradan imzalanan sözleşmelerle bunu ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, istinaf mahkemesi dürüstlük kuralını değerlendirirken hataya düşüldüğünü, 25.1.1984 tarihli ve 3/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında da ifade edildiği üzere, bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik oluşturduğunu, gerçek hakkın tanınmasının ve bireyin korunması için tüm hukukî yolların kapalı bulunduğu zorunluluk hâllerinde, TMK’nın 2. maddesi uygulama alanı bulur ve olağanüstü bir imkân sağlayacağını, haksızlığı düzeltici, yasadaki kuralları tamamlayıcı fonksiyonunu yerine getireceğini, bir başka anlatımla, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hakkın kötüye kullanılmasının yasağı kuralının amacı, hâkime özel ve istisnai hâllerde (adalete uygun düşecek şekilde) hüküm verme imkânını sağladığını, somut olayda kanun koyucu kefaletin geçerlilik şartlarını düzenlerken kefili koruma amacı güdüldüğünü, kanun koyucunun kefili koruma amacı güderek koyduğu şartların var olmadığını ileri sürülmesini, hakkın kötüye kullanılması olamayacağını, bu nedenle geçerlilik şartı olmayan kefalet sözleşmesi nedeniyle kefili sorumluluk altına sokmanın hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla davacı davayı açmakta haksız olduğundan davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalı aleyhine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 26.10.2023 tarih, E. 2020/1566 ve K.2023/1097 sayılı kararının hukuka uygun olduğu kabul edilse dahi, bu dosyada davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak eldeki davada karşı tarafın haksız çıktığı durum hiç değerlendirilmediğini, bu durumda davayı açmakta kısmen de haksız olan davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, yine alacak likit olmasına ve yargılamayı gerektirmesine karşın, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu,  İleri sürerek; belirtilen sebepler ve gerekçelerle kamu düzeninden olan hususlar da gözetilerek yerel mahkeme tarafından verilen hükmün kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesinin 2016/1188 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilen İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1260 esas 2017/1432 karar sayılı dava dosyasının, mahkemenin 08/10/2019 tarihli oturumunda  tefrikine karar verildiğinden tefrik edilen davanın mahkemenin 2020/68 Esas sırasına kaydedilip bu esas üzerinden yargılamaya devam edilerek istinafa konu karar verilmiştir. Dava,  genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Mahkemece, Konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 137.522,86 TL nin %20 si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyası ile; Davacı banka tarafından davalı ile birlikte dava dışı borçlular hakkında 103.876,48TL. Asıl alacak, 32.699,86TL. Temerrüt faizi, 1.634,98TL. Faizin % 5 gider vergisi, 142,59TL. Masraf olmak üzere toplam: 138.353,91 TL . Alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine istinafa konu itirazın iptali davası açılmıştır.  İş bu itirazın iptali davasının yargılama aşamasında davacı vekili uyap sisteminden 13/12/2022 tarihinde gönderdiği dilekçe ile; İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosya alacağı, 19.10.2021 tarihinde  borçlu firma ... SAN. VE DIŞ TİCARET LTD. ŞTİ. tarafından haricen yapılan  143.182,00.-TL ödemeye  istinaden , faiz indirimi yapılmak sureti ile tahsil ve tasfiye edildiği belirtilmiştir. Dava konusu tutarın dava açıldıktan sonra dava dışı asıl borçlu firma tarafından ödenmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı açık olup, mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Bununla birlikte HMK’nın 331. Maddesinin birinci fıkrasında; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” şeklinde düzenlenmiştir. Davalı tarafından davacı banka hakkında İstanbul Anadolu 6 ATM.nin 2016/1188 Esas sayılı dosyası ile; Dava konusu İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali talebiyle İİK. 72 Madde uyarınca menfi tespit davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda  08/10/2019 Tarih ve 2016/1188 Esas - 2019/919  Karar sayılı kararı ile; Davanın kısmen kabulü ile;Davacının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasında (.. nolu kredi yönünden 692,33 TL , ... nolu şirket kredi kartı yönünden 138,72 TL) toplam 831,05 TL borçlu olmadığının tespitine, aşan istemin reddine karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 43 HD. Tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucu  26/10/2023 Tarih ve 2020/1566 Esas - 2023/1097 Karar sayılı kararı ile; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda kesinleşen menfi tespit davası ile, eldeki davanın davalısının davaya konu icra takibinden kaynaklı davacı bankaya  (... nolu kredi yönünden 692,33 TL , ...  nolu şirket kredi kartı yönünden 138,72 TL) toplam 831,05 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilip bu karar istinafa konu karar tarihinden önce kesinleştiğinden mahkemece, konusuz kalan davada davalı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olduğu gözetilerek HMK’nın 331/1 maddesi kapsamında kesinleşen menfi tespit davasında verilen hüküm gözetilerek dava tarihi itibariyle tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdir edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, menfi tespit davasında verilen ve kesinleşen hüküm gözetilmeksizin yukarıdaki şekilde yargılama giderlerine hükmedilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle,  davalı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile,  ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  11/06/2024 tarih ve 2020/68 Esas - 2024/480 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/11/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ed4600d202caaa42","SID":"172d4932f3a58111"}}