{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1165 Esas <br>KARAR NO: 2024/1678 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI:  2022/507 Esas - 2023/451 Karar <br>TARİHİ: 07/11/2023<br>DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı taraf PVC Zemin işaretleme bandı adlı yükün Şangay Limanından İstanbul Ambarlı Limanına parsiyel olarak taşınmasında geminin acentelik görevi üstlendiklerini, yükün ambarlı limanına taşıyan geminin acentesi olduklarını, limana getirilen yükün alıcı firması olan ... Ltd. Şti’nin gümrükçüsü olan ... Lojistik A.Ş’ye hasarsız olarak teslim ettiklerini, ... Lojistik şirketi tarafından yükün kara taşımasının yapıldığını, kendilerinin ne deniz ne de kara taşıması yapmadıklarını alıcısı belli olan Gümrük şirketine malın 19.7.2012 tarihinde teslimlerini sağladıklarını, yük teslim edildikten 36 gün sonra ... Gıda şirketi yükte hasar olduğunu kendilerine bildirdiklerini, davacı bundan sorumlu olamayacaklarını, davalı sigorta şirketi dava dışı alıcı firmaya hasardan kaynaklı olarak ödeme yaptığını, daha sonra da kendilerine icra takibinde bulunduklarını, kendilerinin de icra baskısı altında bu borcu ödemek zorunda kaldıklarını, davalının halefıyet hakkına sahip olduğunu ispat  etmeden acente sıfatına sahip davacı taraf icra takibinde bulunulmanın yasa ve usule aykırı olduğunu, malların hasarsız olarak teslim edildiğini, acente sıfatlarından dolayı asil gibi sorumlu tutulamayacakları bu nedenle icraya yatırmış oldukları bedeli davalıdan tahsil edilmesi konusunda hüküm kurulmasına karar  talep ve dava etmiş olmakla İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı taraf, ... Gıda Ltd. Şti şirketinin sigortacısı olduklarını, yükün işyerine teslimi sırasında ürünlerde hasarın olduğunu, yükü taşıyan ... Lojistik çalışanı ... hasara ilişkin beyanda bulunduğu, Malzemenin 24.7.2014 tarihinde ... isimli kişiden teslim aldığını yükün boşaltılması esnasında malzemelerin hasarlı olduğunu gördüm şeklinde beyan verdiğini, dolayısıyla davalı tarafın bu hasarı ... Ltd. Şti’nin talebi üzerine karşıladıklarını, davalı taraf ... Ltd. Şti den hasar ekspertiz raporu aldıklarını, hasar bedelini de 2.10.2012 tarihinde 8.343,72 USD olarak ödediklerini, sigortalısından halefıyet ve rücu hükümlerine göre makbuz ve temlikname aldıklarını, davacıdan iadeli taahhütlü mektupla rücu hükümlerine göre talepte bulunduklarını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/11/2023 tarih ve 2022/507 Esas - 2023/451 Karar sayılı kararında; \"Davanın, Davacı tarafça taşıması gerçekleştirilen emtiaların hasarlandığı iddiası ile davalı yanca başlatılan icra takip dosyasına ihtirazi kayıtla ödenen hasar tazminatının istirdatı talepli alacak davası olup, uyuşmazlığın, davacı tarafça ihtirazi kayıtla ödenen hasar tazminatı bakımından davacının kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve buna göre var ise istirdatı gereken miktarın tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. İşbu davanın, İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24/03/2015 tarih, 2014/478 esas, 2015/117 karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmiş ve 2015/693 esasına kaydı yapılmıştır. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde 28/01/2019 tarih, 2015/693 esas, 2019/96 karar sayılı kararı ile 22.484,89 TL'nin 23/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin  01/12/2021 tarih, 2019/2331 esas, 2021/1742 karar sayılı kararı ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/01/2019 tarih 2015/693 Esas  2019/96 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a3 ve 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, ve kayıtların kapatılarak dosyanın görevli İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Dosya mahkememize gönderilmiş ve 2022/507 esasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 04/10/2023 tarihli raporda, Emtiadaki oluşan hasarın deniz yolu naklinde taşıyanın sorumlu olduğu süreçte meydana gelmediği anlaşılmakla beraber davacının bu konuda bir kusurunun bulunmadığı, 7887,39 USD (KDV hariç) tutarındaki hasar miktarının gerçekçi ve kadri marufunda olduğu, davacının huzurdaki davaya konu taşımada taşıyan sıfatını haiz olduğu, teknik bilirkişilerce davaya konu zararın taşıyanın sorumluluğunda olmadığı tespitine bağlı olarak, sigorta şirketi tarafından tazmin edilen bedel için rücu hakkının bulunmayacağı, mahkemenin kanaatinin davacının istirdat hakkının bulunduğu yönünde olması halinde ise, icra tehditi altında ödenen bu bedelin iadesinin gerekeceğine ilişkin görüşlerini bildirmişlerdir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, Bursa ...İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyası, İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24/03/2015 tarih, 2014/478 esas, 2015/117 karar sayılı dosyası, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/01/2019 tarih, 2015/693 esas, 2019/96 karar sayılı kararı,  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin  01/12/2021 tarih, 2019/2331 esas, 2021/1742 karar sayılı kararı, davacının Bursa ...İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyasına ilişkin 05.09.2014 tarihli ödeme dekontu, ... numaralı konişmento, poliçe, hasar dosyası, ödeme dekontu, ibrarname, bilirkişi raporu  ile dosya içerisinde bulunan tüm bilgi ve belgeler bir bütün değerlendirildiğinde; Hak düşürücü süre açısından yapılan değerlendirmede; TTK 1188. maddesinde göre kısmi hasar ve geç teslim halinde taşıyana karşı açılacak davanın eşyanın teslim edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmaması halinde hakkın düşeceği belirtilmiştir. Rücu hakkının ise teslim tarihinden itibaren 1 yıllık süreye malın teslim tarihinden  itibaren  işlemeye başlamakla birlikte hak sahibine ödeme yaptıktan sonra 90 günlük ek sürede kullanılması gerekmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden hasarlı emtiaların 19.07.2012 alıcıya teslim edildiği, davalının Bursa ... İcra Müdürlüğünde 09.05.2013 tarihinde icra takibine giriştiği, davacının Bursa ...İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyası kapsamında davalıya 05.09.2014 tarihinde ödemede bulunduğu, davacının 23.10.2014 tarihinde mahkememizde iş bu davasını açtığı görülmekle davacının TTK 1188 gereğince hak düşürücü süre içerisinde davasını açtığı anlaşılmıştır. Dava dışı sigortalı ... Şirketi'nin Tayvan'da mukim ... Limited firmasından 2850 kg \"PVC Floor Marking Tape (PVC Zemin İşaretleme Bandı)\" emtiasını toplam 9.030,00 USD bedel ile FOB SHANGHAI teslim şartı ile satın aldığı, emitanın Tayvan'dan Türkiye'ye taşınması için .... Ltd tarafından 17.06.2012 Tarihli ... no.lu Konişmento düzenlediği, bu konişmentoya göre yükletenin Tayvan'da mukim ... Limited Şirketi, Alıcının/İhbar olunanın Türkiye'de mukim dava dışı sigortalı ... firması olduğu ve teslim acentesinin Türkiye'de mukim davacı ... A.Ş. firması olduğu, emtianın ... no'lu konteyner içinde Shangaı/ÇİN Limanı'ndan ... isimli gemi ile Ambarlı Limanı'na deniz yoluyla taşındığı, davacının sigortalı ve ... San.Tic.Ltd.Şti. Adına 16.07.2012 tarihli navlun faturası düzenlediği, davacının emtiayı taşıyan geminin acentesi olduğunu iddia ettiği, davalının da davacının acenteliğine ilişkin beyanda bulunmayıp, davacının navlun faturası düzenlemesi ve 17.07.2012 tarihli ... referans numaralı konişmento uyarınca taşıyan sıfatına haiz olduğunu beyan ettiği, TTK'nın 102.maddesine göre acente; \"ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları tacir adına yapmayı meslek edinen kimse\" olarak tanımlanmıştır. TTK m. 105' de; \"acente aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmeler ile ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya veya bunları kabule yetkilidir, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfat ile dava açılabilir\" düzenlemesine yer verilmiştir. TTK 105 vd. maddeleri ve Yargıtay İçtihatları uyarınca acentenin acente vasfıyla yaptığı işlemler, adına hareket ettiği kişi hakkında hüküm doğuracaktır. Acentenin kendi adına navlun sözleşmesi düzenlemesi onun bu sıfatını değiştirmeyecektir. Davacı dava dilekçesinde ve tüm yargılama sürecindeki yazılı ve sözlü beyanları ile emiayı taşıyan geminin acentesi olduğunu iddia ettiği, söz konusu konişmento uyarınca emtianın Shangaı/ÇİN Limanı'ndan ... isimli gemi ile Ambarlı Limanı'na deniz yoluyla taşındığı, dosyaya içine sunulu equasis kaydında davacının söz konusu geminin acente olduğu hususunun saptanamadığı, davacının geminin acentesi olduğuna dair acentelik sözleşmesi vs i ibraz etmediği , buna ilişkin başkaca herhangi bir delil ibraz etmediği, somut olayda davacının salt navlun faturası düzenlemiş olmasının taşıyan olduğunu da göstermeyeceği, zira dosya içerisinde davacı tarafından düzenlenmiş bir konşimento ve taşıma sözleşmesi bulunmadığı, buna ilişkin e posta yazışmalarının da sunulmadığı, 17.06.2012 Tarihli ... numaralı Konişmentonun ... Ltd tarafından no.lu düzenlediği, teslim acentesinin Türkiye'de mukim davacı ... A.Ş. firması olduğu, konişmento uyarınca davacının ... Lt nin boşaltma limanı acentesi olduğundan davacının taşıyan sıfatının dosyadaki mevcut deliller uyarınca tespit edilemediğinden iş bu davada davacının aktif husumet ehliyeti tespit edilemediğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, ''Davanın reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Yerel mahkemenin, işbu davanın açılma sebebine aykırı olarak dava ile alakasız şekilde red kararı verdiğini;  davanın, müvekkile şirkete karşı davalı tarafından başlatılan icra takibi ve yapılan yanlış ödeme sebebi tahtında sorumlu olunmadığının tespiti için açılan bir istirdat (tespit) davası olduğunu, İcra ve İflas Kanunu (İİK) Madde 72 uyarınca Menfi Tespit Davasının, gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığını veyahut icra takibi yapılma tehdidine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açabileceği dava olduğunu, kendisine karşı ilamsız icra takibi yapılmış olan borçlunun, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşmiş olsa dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebileceğini, bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmadığını ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabileceğini,  (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).Aşağıda belirtilecek sebepler ile hiçbir anlam verilememiş olan bu red kararına karşı, işbu davanın alacak davası değil istirdat davası olduğunu önemle tekrar belirtmek istediklerini, uyuşmazlığın dayandığı icra takibinin davalı tarafından müvekkili şirkete başlatılmış olup burada husumeti ilk olarak iddia eden tarafın dahi müvekkili değil davalı taraf olduğunu, müvekkili şirketin, kendisine başlatılmış olan icra takibine sehven itiraz edilmemesi sebebiyle takip kesinleştiği için ödeme yapmak zorunda kalmış olup bu icra takibi tahtında sorumluluğu olmadığını ispatlamaya çalışmakta olduğunu, bu sebeple, eğer mahkeme müvekkili şirketin aktif husumet ehliyeti olmadığı iddiasında ise esasen direkt davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini; burada alacak davası bulunmamakta olup taraflarınca davalı taraftan hasara dayalı bir bir alacak talebi olmadığını; davalı tarafın müvekkile karşı başlattığı icra takibine karşı ödemek zorunda kaldığı paranın iadesi ile icra takibine konu olayda sorumluluğunun bulunmadığının tespitinin talep edildiğini, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yerel mahkeme tarafından husumete dair tereddüt var ise, bu icra takibinin niçin müvekkili şirkete karşı başlatıldığına dair davalı taraftan belge sunulmasını talep etmesi gerekmekte olduğunu, davanın, davalının borçlu olduğu ve taraflarının alacaklı olduğu bir uyuşmazlık değil davalının davacı müvekkile karşı başlattığı haksız icra takibinde müvekkilinin sorumlu olmadığının ve yapılmak zorunda kalınan ödemenin yersizliğinin kanıtlanması için açılmış bir dava olduğunu,  eğer, müvekkili şirketin husumeti yok ise bu davanın en baştan kabulüne karar verilmesi gerektiğini; dolayısıyla, yerel mahkeme tarafından verilen kararda başlı başına bir çelişki bulunduğunu, bu hali ile, icra takibinde müvekkiline sorumluluk yüklendiğini, ödeme yapıldığını ve ancak yerel mahkeme tarafından da müvekkilin sorumluluk için husumeti olmadığı yönünde çelişkili bir kanaatine varıldığını ve müvekkili şirketin sebepsiz yere zararına sebebiyet verilmekte olduğunu, Bahsolunan hususlar tahtında, işbu davanın açılma amacına uygun olarak bilirkişiler tarafından müvekkilin sorumlu olmadığının tespit edildiğini, işbu davanın da müvekkili şirketin taşıma neticesinde meydana geldiği iddia olunan zarardan ve  icra takibinden sorumlu olmadığının tespiti için olduğunu,  dolayısıyla, alınan bilirkişi raporu ile de davanın haklı olduğu ve taşıma tahtında sorumluluğunun olmadığı ve dolayısıyla itiraz süresi kaçtığı için icraya ödenmek zorunda kalınan paranın iadesi gerektiğinin tespit edildiğini, Bilirkişilerce tanzim olunan 04.09.2023 tarihli bilirkişi raporundaki; emtiadaki oluşan hasarın deniz yolu naklinde taşıyanın sorumlu olduğu süreçte meydana gelmediği anlaşılmakla beraber davacının bu konuda bir kusurunun bulunmadığı, davaya konu zararın taşıyanın sorumluluğunda olmadığı tespitine bağlı olarak, sigorta şirketi tarafından tazmin edilen bedel için rücu hakkının bulunmayacağı, mahkeme’nin kanaatinin davacının istirdat hakkının bulunduğu yönünde olması halinde ise, icra tehditi altında ödenen bu bedelin iadesinin gerekeceği, yönündeki tespitler tahtında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinin çok açık olduunu, bu davanın alacak davası değil istirdat davası olduğunu, Yerel mahkemenin kararının tamamen çelişkili olmasına ek olarak bu husumet iddiası kabul edilse dahi ve müvekkilinin acente olmadığına kabul verilse dahi davanın kabulü gerektiğini, müvekkiline hangi sıfat verilir ise verilsin; zararın deniz yolu safhasında gerçekleştiğine dair delil olmadığını, kamyonla ifa edilen dahili nakliye işinde müvekkilinin sorumluluk üstlendiğine dair delil olmadığını, müvekkilinin zarar sorumlusu olduğuna dair bir delil olmadığını, bu davada incelenmesi gereken hususların da esasen bu olduğunu ve bilirkişiler tarafından incelendiğini, Bu davada müvekkilin husumeti olmadığı durumu dahi tek başına davanın kabulüne sebebiyet vermesi gerektiğini, davanın görevsizlik ile gönderilmeden önceki mahkemesi olan İstanbul Anadolu 4. asliye Ticaret Mahkemesi'nde de;  \"Bilirkişi raporunda da belirtiği üzere;  davacının sigortalısı konumundaki dava dışı ithalatçıların davacı şirketten derdest davada tartışılan hasar nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteyebilmesi, zararın/hasarın davacının sorumluluğu altına icra edilen taşıma işi sırasında vuku bulduğunun sübuta ermesi şartına bağlı olarak ancak davacının dava dışı sigortalı karşısında akdi taşıyıcı sıfatıyla Şanghay Limanınıdan  istanbul ambarlı limanına gnderilen parsiyel yükün taşınması işini belli bir ücret karşılığında üstlenmiş olması yani davacı şirketin Şanghay Limanından İstanbul Ambarlı Limanını sevk edilen parsiyel yükün ücreti ve bütün masraflara karşılık olarak kesin bir paranın tayin edilmiş olduğunun denetime elverişli bir şekilde ortaya konması halinde mümkün olabileceği, aksi taktirde sırf davalının iddialarına dayalı olarak ya da ekspertiz raporuna yansımış kayda istinaden davacının( acente  değil de) akdi taşıyıcı ya da taşıma işleri organizatörü sıfatından söz edilebilmesinin mümkün görünmediği, dosya münderecatı üzerinden davacının akdi taşıyıcı sıfatının sübuta erdiğini söyleyebilmek mümkün olmamakla birlikte bir an için davacının davalının sigortalısı karşısında Şanghay Limanından İstanbul Ambarlı Limanına sevk edilen parsiyel yükün deniz yolu ile ifa edilen taşıma işinin sorumluluğunu üstlendiği var sayılsa bile 19/07/2012 tarih ve ... tescil sıralı gümrük beyannamesine kayden dava konusu parsiyel yükün   gümrük formaliteleri herhangi bir rezerv tutanağına bağlanmadan tamamlanmış, nakliye sürecinde vuku bulduğu öne sürülen hasar ise bu aşamadan yaklaşık bir ay sonra tespit edilip değerlendirildiği, geçen süreçte hasarın hangi aşamada oluştuğunun tevsik edebilecek türde herhangi bir görüntü kaydı delil olarak sunulmadığı, bunun karşısında davacının acenteliğini yaptığı geminin yükün İstanbul ambarlı limanında ...LTD ŞTİ 'nin gümrükçüsü olan ... LOJİSTİK'e emtiayı \"hasarsız ve tam eksiksiz olarak\"  teslim ettiğine dair ... tarafından verilen ordinonun mevcut olduğu, bu durumda davacının acente değil de akdi taşıyıcı olduğu varsayılsa bile onun sorumluluğu altında icra edilen ve deniz yolu ile gerçekleştirilen taşıma işinde hasar oluştuğunu ya da kamyonla ifa edilen dahili nakliye işinde davacının da sorumluluk üstlendiği veya limandan sonraki karayolu taşıma işini davacının bulduğu alt nakliyecinin üstlendiğini ve bu nakliyecinin taşıma işini davacıdan aldığını, bu taşıyıcı ile birlikte davacının da müşterek sorumluluğunun doğduğunu ya da davacının zarar sorumlusu olduğunun sübuta erdiğini ve ithalatçı konumundaki davalının sigortalısının dolayısıyla da davalı sigortacının dava konusu hasar yüzünden davacıdan zararın tazminini talep edebileceğini söyleyebilmenin dosya üzerinden mümkün görünmediği anlaşılmış olup aşağıdaki hüküm  kurmak  gerekmiştir. \" denilerek davanın kabulüne karar verildiğini, İşbu menfi tespit davasında, davalı tarafın, meydana geldiğini belirttiği zararını halihazırda ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'den tahsil etmiş durumda olduğunu, aynı icra takibine bağlı olarak talep ettiği hasar miktarını diğer borçlu olarak gösterilen ... Lojistik'ten tahsil etmiş halde olan davalı tarafın halen aynı davada haksız tazminat elde ederek sebepsiz zenginleşme çabası içerisinde olduğunu, Yargılamanın görüldüğü bir önceki mahkeme olan İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde bekletici mesele yapılan Bursa 1. Asliye ticaret mahkemesi'nin ilgili kararında meydana gelen hasarın deniz taşımasında değil kara taşımasında meydana geldiği kabul olunarak bu kapsamda ... Lojistik'in meydana gelen hasardan tam olarak sorumlu bulunması karşısında, işbu davanın bu sebepten dahi kabul edilmesi gerektiğini, Yerel Mahkeme, müvekkili şirketin acente olmadığı yönünde karar kurmuş ise de  hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında bu hususun yargılamada hiçbir zaman İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından sorgulanmamış olup bu yönde tarafların belge sunması dahi istenmediğini; bu hali ile taraflarınca acente olup olmadığımız yönünde bir tereddüt olduğuna da vakıf olunmadığı için mahkemeye bunu kanıtlar deliller sunulmamış olup anayasa tahtında adil yargılanma hakkının ellerinden alındığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile, bir an için müvekkili şirketin acente değil de taşıyıcı olduğu düşünülse bile, davalı tarafın ilgili TTK maddeleri uyarınca süresi içerisinde uymak zorunda bulunduğu tespit ve ihbar yükümlülüklerine uymadığını, bu hususun aksini kanıtlayacak herhangi bir delil sunamadığını, Yerel mahkeme tarafından tanzim olunan bilirkişi raporunda; emtiadaki oluşan zararın hasarın deniz yolu nakliye taşıyanın sorumlu olduğu süreçte meydana gelmediği anlaşılmakla birlikte davacının bu konuda bir kusurunun bulunmadığının, uyuşmazlığa konu olayda deniz taşımasında yalnızca acente rolü ile yer almakta olan müvekkili şirketin ilgili hasarın meydana gelmesi aşamasında hiçbir kusuru ve dahli bulunmadığının kesinleştiğini, Müvekkil Şirketin acenteliğini yaptığı gemide taşınan yükün İstanbul Ambarlı Limanı'nda 19.07.2012 tarihinde alıcı firma olan ... Ltd. Şti'nin Gümrükçüsü ... Antrepo'ya yükü \"Hasarsız ve tam eksiksiz\" olarak teslim ettiğine dair ordinoya göre de Müvekkili Şirket'in davalının haksız iddiaları neticesinde sorumlu olduğu yönünde bir hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, bu kapsamda, yükün \"hasarsız, tam ve eksiksiz kaydıyla\" teslim edilmesine karşın, yükün alıcısı ... Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. tarafından teslimden 36 gün sonra yükte hasar olduğu iddiası ile Müvekkili Şirket'e herhangi bir talep öne sürülmesinin kanuna aykırı olduğunu yeniden belirttiklerini; bu kapsamda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi tarafından meydana geldiği iddia edilen hasarın kara taşıması sırasında meydana geldiğinin tespit olunmuş olup yapılan yargılamada kara taşımasını gerçekleştiren şirketin sorumlu tutulduğunu, Yapılan tüm bu açıklamalar, yasal düzenlemeler, Yargıtay içtihatları ve genel hukuk prensipleri ile dosyada mübrez tüm beyan ve delilleri ışığında somut olay incelendiğinde, Davalı tarafın alacağını yapılan yargılama neticesinde tahsil etmiş olduğu da ve bu kapsamda Müvekkili Şirkete karşı en başta herhangi bir talep öne sürme hakkı bulunmadığı, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/693 E. 2019/96 K. sayılı kararı ve yerel Mahkeme'de tanzim olunan Bilirkişi Raporu tahtında işbu davanın istirdat davası olduğuna tekrar dikkat çekerek haksız ve hukuka aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılması ile  istirdat davalarının kabulü ile Müvekkili Şirket tarafından yersiz olarak haciz baskısı altında ödenen 22.484,89 TL'nin faizi ile davalı taraftan alınmasına karar verilmesini talep ettiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkeme’ce re’sen gözetilecek sebepler ile, yanlış bir inceleme neticesinde verilmiş olan Yerel Mahkeme Kararının duruşmalı olarak incelenmek suretiyle kaldırılmasına, dosya kapsamındaki delil ve bilcümle savunmalarının incelenmek suretiyle yasa ve usul gereğince hakkaniyete uygun bir karar oluşturulması ile davanın kabulü ile Müvekkili Şirket'in borçlu olmadığı halde kendisinden tahsil edilen tutarın ödeme tarihi olan 05.09.2014 tarihinden itibaren faizi ile tahsiline, yargılamada geçen 10 yıllık süre dikkate alınarak haciz işlemleri nedeniyle müvekkili şirket nezdinde oluşan zararların karşılanması adına %20'den aşağı olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, bu kapsamda hükmolunacak istinaf giderleri ile vekalet ücretlerinin diğer tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; İİK'nun 72/7 fıkrası kapsamında haciz tehdidi altında ve borçlu olunmadığı halde ödendiği iddia olunan takip tutarının istirdadı istemine ilişkindir. Dava İstanbul Anadolu 4 Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ikame edilmiş, mahkemenin 2014/478 esas, 2015/117 karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dava dosyası İstanbul Anadolu 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/693 esasına kaydedilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen 2019/96 karar sayılı karara karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu, uyuşmazlığı çözme görevinin deniz ihtisas mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle dairemizin 2019/2331 esas, 2021/1742 karar sayılı kararı ile usulen kabul edilmiş, kaldırma ilamı sonrası dosya İstanbul 17 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıdaki esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuş, yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan dava dilekçesi ve aşamalarda verdiği beyanlarında; davalının sigortalısı olan dava dışı ... Gıda firmasının Çin'de mukim ... Limited firmasından ithal ettiği PCV zemin kaplama bandı emtiasının Çin'den alıcı sigortalının Bursa adresi'ne taşınması işinin dava dışı ... Ltd. Firması tarafından organize edildiğini, emtianın Çin'in Şangay Limanı'ndan İstanbul Ambarlı Limanı'na ... gemisi ile konteyner içerisinde taşındığını, davacının da bu geminin acentesi olduğunu, emtianın Ambarlı Limanı'nda alıcı sigortalının gümrükçüsü olan ... Lojstik firmasına 19/07/2012 tarihinde ordino ile hasarsız ve eksiksiz teslim edildiğini, emtianın Ambarlı Limanı'ndan Bursa'ya karayolu ile taşınması işinin alıcı tarafından ayarlanan ... Lojistik firması tarafından gerçekleştirildiğini, dava dışı alıcının otuz altı gün sonra davacıya bir mektup ile hasar bildiriminde bulunduğunu, ne varki emtia Ambarlı Limanı'na hasarsız teslim edildiği için hasarın deniz taşıması sırasında meydana gelmediğinin alıcıya bildirildiğini, davalı sigorta şirketinin alıcı sigortalısına ödediği hasar bedeli için hem davacı hem de dava dışı ... firması aleyhine Bursa ... İcra Müdürlüğü'nde ilamsız takip başlattığını, davacının süresinde itiraz edememesi nedeniyle takibin kesinleştiğini ve davacı araçları üzerine haciz konulması nedeniyle cebri icra tehdidi altında takip dosyasına 05/09/2014 tarihinde ödeme yapıldığını, akabinde 23/10/2014 tarihinde iş bu istirdat davasının açıldığını, davacının bu borçtan sorumlu olmadığını, zira taşıyıcı değil gemi acentesi olduğunu ve kendisine karşı ancak izafeten talepte bulunulabileceğini, aksi kabul edilse dahi davalı sigorta şirketinin ödemesinin teminat kapsamında olduğunu ve sigortalısına halef olduğunu ispatlamakla yükümlü olduğunu, davalının halef olduğu ve davacının taşıyıcı olduğu kabul edilse dahi hasarın deniz taşıması sırasında değil, kara taşıması sırasında meydana geldiğini, nitekim davalının aynı icra dosyası ile dava dışı ... Lojistik firması aleyhine de takip yaptığını, bu takibe yapılan itirazın iptali davasının Bursa 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1304 Esas sayılı dosyasında görüldüğünü, davacıdan haksız olarak tahsil edilen tutarın istirdadı gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı yan; sigortalısı ... firmasına ait emtianın Bursa'da sigortalıya teslimi sırasında hasar tespit edildiğini, emtianın Ambarlı Limanı'na davacı tarafından deniz yolu ile taşındığını, hasar ihbarı üzerine yapılan ekspertiz incelemesi sonucu sigortalıya yapılan 8.343,72-USD ödeme sonrası sigortalıya halef olunduğunu, yapılan ödemenin rücuen tahsili için hem davacı hem dava dışı ... Lojistik aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, ... firması tarafından yapılan itiraz üzerine Bursa 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1304 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, davacının ise itiraz etmeyerek takip dosyasına ödeme yaptığını, hasarın kimin kusuru ile meydana geldiğinin tespiti için Bursa 1 Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini  savunarak, bekletici mesele taleplerinin kabulüne ve nihayet davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizin kaldırma ilamı öncesi ve sonrasındaki yargılama sırasında taraf delilleri toplanmış, icra dosyası, hasar dosyası, Bursa 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/1304 esas sayılı dosyası, konşimento, teslim belgeleri, gümrük belgeleri celbedilmiş, Bursa 1 Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası bekletici mesele yapılmış, ayrıca hem kaldırma ilamı öncesi hem sonrasında ayrı bilirkişi heyetlerine inceleme yaptırılarak rapor alınmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından; davacının taşımayı yapan ... isimli geminin acentesi veya taşıyıcı sıfatı olduğunu ispat edemediği, konşimentonun davacı tarafından düzenlenmediği, acentelik sözleşmesi ibraz edilmediği, davacının navlun faturası düzenlemiş olmasının davacının taşıyıcı olduğunu da göstermeyeceği, davacının aktif husumetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, ilk derece yargılamasındaki iddiaların tekrarı ile, mahkemece gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye düşüldüğü, eldeki davanın alacak değil istirdat davası olduğu, mahkemece davacının acente veya taşıyıcı olmadığı kabul edilmiş olup, bu kabule göre davacının hasardan sorumlu tutulamayacağı evleviyetle kabul edilmek ve davacıdan haksız tahsil edilen tutarın istirdadına karar vermek gerekirken çelişkili şekilde davanın reddine karar verildiği, öte yandan davacının taşıyıcı olarak kabul edilmesi halinde dahi, gerek dosyada alınan her iki bilirkişi raporu kapsamı, gerekse Bursa 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bekletici mesele yapılan dosyasında kesinleşen karar ile hasarın deniz taşıması sırasında değil, kara taşıması sırasında gerçekleştiğinin sabit olduğu, bu durumda da davacının sorumluluğuna gidilemeyeceği, kendi içerisinde çelişkili kararın kaldırılması gerektiği yönündedir. Dava konusu takip dosyası kapsamından davalının davacı ile dava dışı ... Lojistik firması aleyhine Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile 14.216,96-TL asıl alacak, 1.535,14-TL işlemiş faiz toplamı 15.752,10-TL rücu alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, süresinde itiraz etmemesi nedeniyle davacı hakkındaki takibin kesinleştiği ve davacı araçları üzerine icra dairesi tarafından kaydi haciz konulduğu, bunun üzerine davacının icra müdürlüğüne başvurarak ihtirazi kayıt ile 05/09/2014 tarihinde, kapak hesabı ile tespit edilen 22.484,94-TL takip tutarını dosyaya ödediği, davanın 23/10/2014 tarihinde İİK'nun 72/7 maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece istirdat davası bakımından İİK'nun 72 maddesi uyarınca re'sen incelenmesi gereken hak düşürücü süre değerlendirmesinin yapılmaması,  eldeki istirdat davasının hatalı şekilde TTK'un 1188/3 fıkrasındaki sorumluların rücu davası olarak değerlendirilmiş olması isabetsiz olmuş ise de, sonuca etkili olmayan bu husus dairemizce eleştirilmekle yetinilmiştir. Dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde, davalının sigortalısı tarafından 17/06/2012 tarihli faturaya konu PVC zemin kaplama bandı emtiasının Çin'de muki ... Limited firması'ndan FOB teslim şekli ile satın alındığı, emtianın  Şangay ve Ambarlı Limanı arası taşımasının ... Ltd tarafından düzenlenen ... numaralı konşimento ile yapıldığı, konşimentoya göre yükletenin ... firması, alıcının sigortalı ... firması,  teslim acentesinin ise davacı ... A.Ş. firması olduğu, taşıma konusu emtianın içinde bulunduğu ... numaralı konteynerin 17/06/2012 tarihinde Şangay Limanı'ndan ... isimli gemiye Ambarlı Limanı'na sevkedilmek üzere yüklendiği, FOB teslim kaydı nedeniyle yarar ve hasarın emtianın bulunduğu konteynerin gemi küpeştesine yüklenmesi ile alıcı sigortalıya geçitiği,  konşimento üzerinde yer alan CFS/CFS (Container Freight Station / Containeryard) klozuna göre; taşımanın konteynerin nakil istasyonundan alınıp, varış limanına teslimi ile sınırlı olduğu, varış limanından başka bir bölgeye yapılacak kara taşımasında gerçekleşebilecek riskin alıcıya ait olduğu, deniz navlun faturasının davacı tarafından davalının sigortalısı alıcıya kesildiği, dava dışı ... Tic Ltd. Şti tarafından düzenlenen 18/07/2012 tarihli ordino teslim ihbarı belgesine göre, konteynerin ve ordinonun teslim edileceği yetkilinin davacı olduğu, varış limanının Ambarlı/... geçici deposu olduğu, 19/07/2012 tarihli gümrük beyannamesine göre dava konusu emtianın içinde bulunduğu konteynerin Ambarlı Limanı’nda görüldüğü, herhangi bir rezerv tutanağına bağlanmadan gümrük işlemlerinin tamamlandığı, dolayısıyla konteynerda herhangi bir hasar bulunmadığı, konteynerin dava dışı ... Lojistik deposuna tahliye edildiği,  dava dışı ... Dış Ticaret A.Ş. tarafından düzenlenen19/07/2012 tarihli çıkış kontrol fişine göre, konteyner içerisinde bulunan 150 kap emtianın aynı tarihte ... plakalı araca yüklendiği ve kontrol fişi altında emtianın hasarsız, tam ve eskisiz teslim alındığna dair kaydın ..., ... isimli kişiler tarafından imzalandığı, ayrıca ... Lojistik firması tarafından da kontrol fişine kaşe ve imza atıldığı, emtianın ... deposundan sigortalı alıcının Bursa'daki deposuna tahliyesi işleminin ... Lojistik tarafından gerçekleştirildiği, dosya kapsamındaki taşıma irsaliyesinde emtianın hasarlı teslim alındığına  dair bir kayıt bulunmadığı, ancak  dava dışı sigortalının 30/07/2012 tarihli tutanak ile emtianın hasarlı olduğuna dair davalı sigorta şirketine bildirimde bulunduğu, bunun üzerine açılan hasar dosyasında alınan ekspertiz raporunda, gümrükleme ve antrepoya alınma safhasında tutanak tutulmamış olması karşısında hasarın karayolu taşıması sırasında meydana gelmiş olabileceği, emtiaların karayolu taşıması sırasında üzerine ağır bir cisim konulması suretiyle hasar gördüğü kanaatine verıldiği, hasarın teminat kapsamında olduğu, hasar bedeli için nakliye faturasını düzenleyen ... Lojistik firmasına rücu edilebileceği kanaatinin belirtildiği, ancak davalı sigorta şirketin hem davacı hem dava dışı ... firması aleyhine takip başlattığı anlaşılmıştır. Bekletici mesele yapılan Bursa 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1304 Esas - 2017/44 Karar sayılı ilamı ile, dava dışı kara nakliyecisi ... firması aleyhine açılan itirazın iptali davasının, iş bu dosya davacısına da ihbar edildiği,  mahkemece, davacı sigorta şirketine sigortalı emtianın deniz yoluyla ihbar olunan ... firması tarafından taşındığı, İstanbul Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'ne gelen emtianın davalı ... Lojistik tarafından alıcının Bursa'daki adresine karayolu ile taşındığı,  davalının emtianın gümrükte teslim alınırken hasarlı olduğunu iddia ettiği,  davalı sigorta şirketinin ise dava dışı sigortalısına ödediği tazminatı taşımayı yapan davalı şirketten rücuen talep ettiği, tanık beyanları, sunulan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre; hasarlı olduğu sabit olan emtianın taşımanın hangi aşamasında hasarlandığına ve sorumluluğun davalı veya taşımanın diğer safhalarında bulunan ihbar olunanlar veya malların indirildiği gümrükte gerçekleştiğine ilişkin delil bulunmadığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı sigorta şirketi  tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapıldığı, istinaf başvurusunun dairemize tevzii edildiği,  dairemizin  2017/239 esas, 2018/264 karar sayılı dosyasında duruşmalı olarak incelenen istinaf başvurusu kapsamında yeniden bilirkişi raporu alındığı ve  dava konusu hasarın sigorta kapsamında kaldığı, davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödeme yaparak onun haklarına halef olarak dava açmakta haklı olduğu, gerçek zararın 12.963,28-TL olduğu, davalının bu zarardan sorumlu olduğu, ispat yükü üzerinde olan  davalı şirketin malları hasarlı olarak teslim aldığını ispat edemediği, dolayısıyla hasarın davalının gerçekleştirdiği kara taşıması sırasında meydana geldiğinin kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, davanın kısmen kabulüne, davalı ...anlar Lojistik firmasının  Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine yaptığı itirazın  12.963,28-TL asıl alacak üzerinden iptaline kesin olarak karar verildiği tespit edilmiştir. Yukarıda yapılan saptamalar karşısında, davanın icra dosyasına icra tehdidi altında ödenen paranın istirdadı istemine ilişkin olduğu, davacı aleyhine başlatılan takip kapsamında  ödeme yapıldığı sabit olduğuna göre, davanın mahiyeti gereği davacının aktif husumetinin bulunduğu, istirdat isteminde aktif husumetin varlığı bakımından mahkeme kabulünün aksine davacının taşıyıcı mı acente mi olduğunun bir öneminin bulunmadığı, dava konusu deniz taşımasında davacının acente olarak kabul edilmesi halinde, kendisine karşı ancak müvekkiline izafeten takip yapılabileceği, oysa davacıya asaleten takip yapıldığı, bu durumda davacının takip konusu hasar tutarından doğrudan sorumlu tutulamayacağından cebri icra tehdidi altında ödenen bedelin istirdadının gerekeceği, davacının deniz taşımasında taşıyıcı sıfatının bulunduğunun kabul edilmesi halinde ise, hasarın davacı tarafından gerçekleştirilen deniz taşıması sırasında değil, davacı sorumluluğunda olmayan kara taşıması sırasında gerçekleştiği sabit olduğundan yine cebri icra tehdidi altında ödenen bedelin istirdadının gerekeceği, mahkemece bu gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme kabulüne göre de; şayet dava konusu taşımada davacının ne taşıyıcı ne de acente sıfatını haiz olduğu kabul edilmiş ise, bu taşımaya dahli bulunmayan davacının taşıma sırasındaki hasar hangi aşamada gerçekleşmiş olursa olsun bu hasardan sorumlu tutulmayacağının ve kendisi aleyhine başlatılan takipte cebri icra tehdidi altında ödenen bedelin istirdadı isteminin haklı olduğunun da kabul edilmesi gerektiği, mahkemenin hem davacının taşıyıcı veya gemi acentesi olmadığı kabul edip, hem de gerekçe ile çelişki oluşturacak şekilde istirdat isteminin reddine karar vermesinin isabetsiz olduğu, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebinin de yerinde olduğu anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; davacı yanın istinaf başvurusunun kabulüne, yapılacak başkaca bir tahkikat işlemi ve toplanacak delil bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/11/2023 tarih ve 2022/507 Esas - 2023/451 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın KABULÜ ile; davacı tarafından Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına ödenen 22.484,89-TL'nin 05/09/2014 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (reeskont faiz oranını aşmamak kaydıyla) davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.535,94-TL nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 384,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.151,94‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 384,00-TL peşin harç, 25,20-TL başvurma harcı olmak üzere toplam: 409,2‬0‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece yargılamasında sarf edilen 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 869‬,00-TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 6.369‬,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 22.484,89-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 10-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 310,00-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere toplam 1.479,4‬0-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 11-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"54cdc986f9ba1e48","SID":"7e4167e748224382"}}