{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/483 Esas<br>KARAR NO: 2024/1767<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/09/2021<br>NUMARASI: 2019/382 E. - 2021/271 K.<br>DAVANIN KONUSU: Faydalı Model Belgesi (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Faydalı Model Belgesi (Maddi Tazminat İstemli)|Faydalı Model Belgesi (Faydalı Model Belgesinin Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı / birleşen dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkil şirketlerin grup şirketleri ile birlikte Türkiye ve dünya çapında ağırlıklı olarak ev tekstili, erde ve dekoratif kumaş üretim alanlarında aktif ve öncelikli olarak faaliyet gösterdiği alanda kullanılmak üzere ''... (...) Kumaş dokuma tertibatı'' buluşu faydalı model olarak TPMK nezdinde, TR ... Numarası ile 06/02/2015 tarihi ile tescil edildiğini ve aktif olarak kullanılmaya başlandığını, tescil edilen faydalı modelin fotokopisindeki buluşun amacı yüksek randımanı az gürültülü, sarsıntısız bir dönem gücü, kumaş üretimin sağlamak olduğunu, uzun süreli daha az enerji tüketimi sağlayacak şekilde kullanımın sağlandığını, tekstil makinelerinde makinenin hızını belli bir oranda arttırmasını sağlayan makine aparatı şeklinde tarif edilebileceğini, tescil sonrası aktif olarak satışı gerçekleştirilmiş ve ticari hayatta kullanılmaya başlandığını, buluşun birden fazla tekstil firmasına satıldığını, 2017 yılında satışının gerçekleştiği bir firma ile açık bağlantısı olduğunu haricen tespit ettikleri davalının aynı göreve göre aynı mahiyette bir aparatı faydalı bir model olarak TPMK nezdinde tescil ettiğini, müvekkil şirketin aktif olarak faaliyet gösterdiği, Bursa'da satışının yapılmaya başlandığını, davalı ... tarafından 31/03/2017 tarihinde tescili gerçekleştirilen faydalı model buluşunun isminin dokuma makinelerinde ... tip model kumaş dokumak için mekanizmalarda yapılan geliştirme şeklinde olduğunu müvekkilime ait buluş ile aynı özellikleri taşıdığını 6769 sayılı SMK'nın 109/3 ve 144/1-ç gereği mahkemenizce davalı adına tescilli faydalı model hükümsüzlüğünü talep ettiklerini davalı tarafından haksız bir şekilde davacıya ait buluşun ticari piyasada satışının gerçekleştirilmesini zararı sebebiyet verdiğini, haksız eylem neticesinde kar paylarında ciddi düşüş yaşandığını, öncelikle davalı tarafın haksız eylemlerinin tecavüz teşkil ettiğine karar verilerek tecavüzün durdurulması ve önlenmesi ile maddi ve manevi zararların tazminini talep ettiklerini, SMK 151/2a kapsamında fazlaya ilişkin haklara saklı kalmak kaydı ile 1000,00 TL maddi tazminat ve 1000,00 TL manevi tazminat ile davalının  haksız eylemleri neticesinde oluşan itibar kaybının tazmini yönünden 50,000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep etmiştir. Davalı / birleşen dosya davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: SMK 156/5 Maddesi gereği açılan hükümsüzlük davası yönünden Bursa Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu hükümsüzlük şartlarını müvekkil adına tescilli faydalı model yönünden gerçekleşmediğini, dava dilekçesinde davacının kendisine ait döner gücü kumaş dokuma tertibatı isimli 06/02/2015 tarihli TR ...Y numaralı faydalı model ile müvekkiline ait dokuma makinelerinde ... tip kumaş dokumak için kullanılan mekanizmalarda yapılan geliştirme 31/03/2017 tarihli tescil tarihi ... tescil numaralı modelin aynı özellikleri taşıdığını aynı görevi gördüğünü iddia etmiş ve müvekkilimi davacı şirkete ait buluşu satın aldıktan sonra üretim sağlayarak piyasada satışını gerçekleştirdiği olgusuna dayandırılmış ise de davacının 2015 yılında tescil edilen faydalı modeli ile müvekkili tarafından 2017 yılında tescil edilen faydalı model arasında başta makinaları ve çalışma mekanizmaları olmak üzere birçok farklılığın bulunduğunu, taraflara ait model faydalı model istemleri ve görselleri doğrultusunda kıyaslandığında açıkça farklılığın görüldüğünü, davacıya ait faydalı model 4 Kollu şanzımana sahip iken müvekkiline ait faydalı modelin 3 Kollu Şanzımana sahip olduğunu, davacının 4 kollu şanzımanında iki adet boyunduruk kolu bulunduğunu müvekkiline ait 3 kollu şanzımanda ise bir adet kol yataklarına sahip boyunduruk bulunduğunu, davacının faydalı modelinde birleştirme noktasının iki boyunduruğun tam ortasında olduğunu, davalıya ait faydalı modelde ise birleştirme noktasının kol yataklarına sahip boyunduruğun sol köşesinde olduğunu, davacıya ait faydalı modelde biel bağlantısının iki boyunduruğun birleştirme piminde olduğunu, davalının biel bağlantısının şanzıman birleştirme piminden bağlantısız olduğunu, davacıya ait faydalı modelde boyundurukların kolların dışından bağlandığını, dolayısıyla 4 kolda zorunlu kılındığını, davalıya ait faydalı modelde ise 3 kollu şanzımanda boyunduruk kol yataklarına sahip oldukları için kollar arasında konumlandığını, davacıya ait faydalı modelde 4 kollu şanzımanında kollar metal boyunduruklar alüminyum kullanıldığını, davalı vekili ise kollar ve kol yataklı boyunduruklarda alüminyum kullanıldığını, davacının 4 kollu şanzımanında tamamında rulman kullanıldığını, davalının 3 kollu şanzımanında tamamında plastik uç kullanıldığını, davacı ve davalının faydalı modelinde kullanılan biyel ve birbirine paralel olarak yönlendirilmiş dönme eksenleri bu tip mekanizmaların işlem görebilmesi için olmazsa olmazlardan olduğunu, bu nedenle benzerlik teşkil etmediğini, teknik anlamda birçok farklı yön olduğunu, bu nedenle müvekkiline ait faydalı modelin yeni bir buluş olduğunu, davacının hükümsüzlük talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu, davacıya ait faydalı modelin taklidi ya da benzeri söz konusu olmadığını, müvekkilimce asla taklit etmek sureti ile satış ya da dağıtım yapılmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, tazminat ve tedbir şartlarının oluşmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"1-Asıl dava yönünden; Faydalı Model Hükümsüzlüğüne yönelik açılan davanın reddine, 2-Birleşen dava yönünden; Faydalı Modele Tecavüzün Tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminata yönelik açılan davaların reddine,\" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  -Yerel Mahkeme tarafından haksız ve hatalı vekalet ücreti takdir edildiğini, taraflarınca asıl davada faydalı modelin hükümsüzlüğü, birleşen davada ise faydalı modele tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması, maddi, manevi tazminat davası açıldığını, davanın ilk açıldığında tümden açılmış ise de; arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle tazminat yönünden davalar tefrik edildiğini ve usulden ret kararına istinaden Yerel Mahkemece takdir edilen vekalet ücretinin davalı tarafa ödendiğini, mevcut gerekçeli kararda ise; asıl dava yönünden ret kararında maddi ve manevi tazminat talepleri varmışçasına 2.000,00-TL ve 5.900,00-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak mevcut taleplerin birleşen dosyaya yönelik olup birleşen dosya yönünden de aynı şekilde vekalet ücreti takdir edilerek mükerrer hesaplama yapıldığını, asıl davada mevcut olmayan bir talebe istinaden vekalet ücreti takdir edilemeyeceğini, asıl davada ilk tesis edilen usulden ret kararında vekalet ücreti takdir edildiğini ve taraflarınca ödendiğini, asıl dava yönünden takdir edilen maddi-manevi tazminata yönelik vekalet ücreti kararlarının öncelikle kaldırılması gerektiğini, -bilirkişi raporlarının denetime elverişliliği olmayan, herhangi bir teknik ve hukuki inceleme barındırmayan raporlar olduğunu, davalı tarafa ve müvekkili şirkete ait iki faydalı modelin Mahkeme kaleminde hazır edildiğini  ve ürünler üzerinde inceleme yapılmasına rağmen; müvekkili şirkete ait ürünün görsellerine raporda yer verilmediğini, yalnızca davalıya ait ürünün iki adet görselinin rapora eklendiğini, bilirkişi heyetince her iki ürün görsellerine raporda yer verilmiş olsaydı, ürünlerin birebir aynı olduğunun kolaylıkla görülebileceğini, her iki ürün gerek görsel olarak gerekse işlevsel olarak birebir aynı ve aynı amaca hizmet ettiğini, Bilirkişi heyetinin ise; sürecin başından beri bu durumun esaslı bir kriter olmadığını, İstem 1’i oluşturan unsurlardan dört unsurun davalının ürününde mevcut olmadığını dile getirdiğini, küçük ayrıntılara yer verilerek davalının faydalı modelinin yeni olduğu iddia edildiğini, aynı görüş ek raporda da desteklenerek son derece talihsiz raporlar tanzim edildiğini, itiraz dilekçelerinden birkaç bölüme yer verilerek; kök raporda patent hukukuna uygun bir inceleme yapıldığı, itirazların gerçekle bağdaşmadığı, içeriğinde, itirazlarının aksini ispata yarayacak teknik herhangi bir inceleme içermeyen soyut beyanlara yer verildiğini ve kök raporla bağlı kalındığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 141. Maddesinde  “kısmen veya tamamen üretme” tecavüz olarak kabul edildiğini, Bilirkişi Heyeti ve Yerel Mahkeme tarafından İstem 1’de yer alan 4 unsurun davalının ürünü üzerinde mevcut olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesinin haksız olduğunu, YErel Mahkemece incelenmesi gereken hususun müvekkiline ait faydalı model ile davacıya ait faydalı modelin aynı işlevsel nitelikte olup olmadığı, ürünlerin genel görünüş biçimi itibari ile küçük farklılar dışında karıştırılmaya yer verecek şekilde benzer olup olmadığının tespiti olduğunu, bilirkişi ek raporunda itirazlarının değerlendirilmediğini, adeta “cevap” verildiğini,  -Yargıtay kararlarında da ana unsurlara bakılması gerektiğinin hüküm altına alındığını, -Davalı tarafın buluşunun müvekkili şirkete ait buluş ile birebir aynı olduğunu, Davalı ... tarafından Türk Patent Enstitüsü nezdinde 31.03.2017 tarihinde tescili gerçekleştirilen ‘Faydalı Model’ buluşunun ismi ‘Dokuma Makinelerinde ... Tip Kumaş Dokumak İçin Kullanılan Mekanizmalarda Yapılan Geliştirme’ şeklinde olup müvekkil şirket tarafından tescil ettirilen buluş ile birebir aynı özellikleri taşıdığını, müvekkili şirket tarafından dava konusu aparatın 2015 yılında Türk Patent Enstitüsü nezdinde Faydalı Model olarak tescil edildiği sabit olduğundan davalı tarafın faydalı modelinin hükümsüzlüğü gerektiğini, ‘tescil edilme’nin tecavüz olarak kabul edilmemesinin de kanun ve mevzuata açık aykırılık teşkil ettiğini, -Davalı tarafından haksız bir şekilde müvekkili şirket buluşunun ticari piyasada satışının gerçekleştirilmesi ve haksız tescili neticesinde müvekkili şirketin zararı meydana geldiğini, mevcut aparatın müvekkili şirket tarafından tescil ettirildiğini ve piyasaya sürülmüşken davalı tarafın haksız eylemleri neticesinde kar payında ciddi bir düşüş yaşandığını ve zararları oluştuğunu,  Davalı tarafın haksız eylemleri neticesinde ticari piyasadaki güven ilişkisini zedelendiğini ve müvekkili şirketin hakları zarar görmüş olduğundan manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, -Davalı tarafından müvekkili şirket faydalı modelinin birebir benzeri ticari piyasaya sürüldüğünü ve müvekkili şirket ile haksız rekabet ortamı yaratıldığını,  müvekkili şirketin tüketici kitlesini kaybettiğini, ticari piyasada zarara uğradığını,  buluşların birebir benzer olduğu kabul edilmesine rağmen; küçük farklılıklar nedeniyle benzerlikten bahsedilemeyeceği belirtilerek son derece haksız bir karar tesis edildiğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  davacanın 2015 yılında tescil edilen faydalı modeli ile müvekkili tarafından 2017 yılında tescil edilen faydalı model arasında başta makine aksamları ve çalışma mekanizmaları olmak üzere birçok farklılık bulunduğunu, bir tarafın tazminat hakkının doğabilmesi için öncelikle ortada ispatlanmış bir tecavüz fiili ve kötü niyet söz konusu olması gerektiğini, müvekkilinin davaya konu faydalı modeli yenilik unsuruna sahip özgün bir buluş olması sebebiyle kesinlikle davacının faydalı modelinin taklidi ya da benzeri niteliğinde  olmadığını, raporun yeterli olduğunu, davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava; davalıya ait TR ... nolu Faydalı Modelin Hükümsüzlüğü, Birleşen dava; Faydalı Modele tecavüzün tespiti durdurulması önlenmesi ve birleşen dava faydalı modele tecavüzden kaynaklı maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. 15/11/2020 tarihli heyet raporunda özetle: Davalıya ait olup yenilik unsurları taşımadığı gerekçesi ile hükümsüzlüğü talep edilen TR ... nolu faydalı model belgesinin sunulan deliller çerçevesinde yeni olduğu, davacıya ait TR ... nolu faydalı model belgesinden kaynaklı haklara tecavüz teşkil etmediği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.  Tarafların itirazlarının değerlendirilmesi yönünden ürün numunelerinin üzerinde inceleme yaparak ek rapor düzenlenmesi için dosya aynı heyete tevdi olunmuş, dosyaya sunulan 14/02/2021 tarihli heyet ek raporunda davalının ... tipi kumaş üretiminde kullanmış olduğu dokuma tertibatının davacıya ait TR ... nolu faydalı model belgesinin kapsamı dışında olduğu yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Tescilli bir faydalı model belgesinin hükümsüzlüğünün ileri sürülmesi halinde kural olarak ispat yükü davacı taraftadır. Bununla birlikte  SMK 142 . maddesi uyarınca, faydalı model başvurusunun kabulü onun mutlak manada yeni olması koşuluna bağlı tutulmuştur. Diğer bir anlatımla, başvuruya konu olan buluşun başkaları tarafından başvuru tarihinden önce, ülkede veya dünyada kamuya açıklanmamış veya kullanılmamış olması gerekir. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre,  faydalı model ile korunan, küçük ve faydalı buluş niteliğindeki teknik ilerleme sağlayan yeniliklerdir. Bu nedenle hayatı kolaylaştıran, ürünleri ucuzlaştıran, tasarruf veya daha faydalı kullanım sağlayan küçük ve faydalı buluş niteliğindeki yeniliğin varlığı yeterlidir.  Buluşun teknik alanda yen ve sanayiye uygulanabilir olması gerekir.  Yenilik incelemesi yapılırken, patentlere özgü buluş basamağının aşılması aranmaz.  Davalıya ait TR ... no.lu FM belgesinin yenilik içermediğine ilişkin olarak bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmede, “dokuma makinalarında ... tip kumaş dokumak için kullanılan mekanizmalarda yapılan geliştirme\" olduğu, özetine göre buluşun \"... tıp kumaş dokumak için dokuma tezgâhlarındaki çerçeve mekanizmalarına yönelik tekniğin bilinen durumundaki mekanizmalara göre maliyeti daha az olup aynı zamanda sorunsuz bir şekilde hızlı ve seri çalışarak döner ... tip kumaşın üretilmesini sağlayan, ayrıca teknığin bilinen durumundaki mekanizmalarda yaşanan sıkışma ve kırılma gibi komplikasyonlann ortadan kaldırılmasına yönelik olarak ... tip kumaş dokumak için dokuma makinelerindeki mekanizmalarda yapılan geliştirmeler ile ilgilidir.\" şeklinde tanımlandığı,  davacıya ait TR ... no.lu FM belgesinin davacıya ait olduğu ve yeni olmadığına delil olarak bu belgenin sunulduğu, hükümsüzlüğü talep edilen ... nolu FM belgesinin tarifnamesinin bilirkişi raporunda karşılaştırmalı tablo ile açıklandığı ve unsurlarının açıkça belirlendiği,  tekniğin bilinen durumuna göre yeni olduğunun değerlendirildiği,  davacıya ait 01375 nolu FM belgesinde açıklanan gücü takımı, davalının tarifnamesinde de belirtildiği gibi 4 mafsal ve 2 adet boyunduruktan oluştuğu, hükümsüzlüğü talep edilen FM belgesinin tarifnamesine bakılırsa 4 mafsallı bir sistemin önemli bir dezavantajının “Mafsallara dışından bağlanan boyunduruk ön ve arka banttaki mafsalların dışından bağlanan boyunduruğun hareket gerçekleştirmesi için her iki boyunduruğun orta merkezinden bağlandığı için, bantlarda oluşan sağ ve sol yönündeki boşluklardan dolayı hareket esnasında boyunduruğun bir ucu eksenden kayıp dönüş esnasında kenetlenip sıkışmasına ve dolayısıyla mekanizmanın parçalanmasına (kırılmasına) sebep olarak dokuma tezgâhının iş göremez hale gelmesine sebep olmaktadır.” şeklinde izah edildiği ve imalata ciddi zarar verebilecek önemli bir sorun olduğu, ayrıca maliyet dezavantajına da çözüm getirdiği, bu haliyle yeni kabul edilmesinde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, bilirkişi raporunda karşılaştırma yapılmadığı, görsel olarak kendi faydalı modelinin sunulmadığını istinaf istemi olarak ileri sürmüş ise de, 6769  sayılı SMK'nun 55.md'sine göre tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümü olup, kanun koyucu patent ve faydalı modelden farklı olarak fonksiyona değil, görünüme koruma bahsettiği, ancak dava ürünün tasarım yönünden tecavüz iddiası değil, faydalı model yönünden tecavüz iddiası incelendiğinden bu konudaki istinaf isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.  Tecavüz sabit olmadığından maddi ve manevi tazminat davalarının reddedilmesinin de aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davanın 2019/238 Esas sırasına kaydedildiği, davacının hükümsüzlük tecavüzün tespiti ve menine yönelik talepleri tefrikine karar verildiği, tefrik edilen tazminat talepleri yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilmesi sonrası İstanbul 1. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/22 Esas 2020/47 Karar sayılı dosyası dosyası üzerinden açılan dava dosyasında da  birleştirme kararı sonrası dosya içerisine alındığı ancak hüküm kurulurken  iki sefer vekalet ücretine hükmedildiği, davacının bu konudaki istinaf istemin yerinde olduğu ve sadece asıl dava yönünden istinafa gelinmiş olduğu, birleşen dava yönünden istinaf istemi bulunmadığından kurulan hükmün aynen devamı gerektiği anlaşılmakla, davacının istinaf isteminin kısmen kabulü ile, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/09/2021 tarih, 2019/382 E., 2021/271 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Asıl dava yönünden;  -Faydalı Model Hükümsüzlüğüne yönelik açılan davanın reddine, 3/a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcının peşin yatırılan 888,03 TL'den mahsubu ile kalan 455,43‬ TL'nin karar kesinleştikten sonra talep halinde davacı-birleşen dosya davacısına iadesine,3/b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddolunan Faydalı Model Hükümsüzlüğüne yönelik talepler yönünden hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen dosya davacısından alınarak kendisini vekille temsil ettiren birleşen dosya davalısına verilmesine, 3/c-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerine bırakılmasına,4-Birleşen dava yönünden;  -Faydalı Modele Tecavüzün Tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminata yönelik açılan davaların reddine, 4/a)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 59,30 TL karar harcının peşin yatırılan 888,03 TL'den mahsubu ile kalan 828,73 TL'nin karar kesinleştikten sonra talep halinde davacı-birleşen dosya davacısına iadesine,4/b)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddolunan Faydalı Modele Tecavüzün Tespiti durdurulması, önlenmesine yönelik talepler yönünden hesap olunan 5.900,00 TL vekalet ücretinin birleşen dosya davacısından alınarak kendisini vekille temsil ettiren birleşen dosya davalısına verilmesine, 4/c)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddolunan maddi tazminata yönelik talepler yönünden hesap olunan 2.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen dosya davacısından alınarak kendisini vekille temsil ettiren birleşen dosya davalısına verilmesine, 4/d)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddolunan manevi tazminata yönelik talepler yönünden hesap olunan 5.900,00 TL vekalet ücretinin birleşen dosya davacısından alınarak kendisini vekille temsil ettiren birleşen dosya davalısına verilmesine, 4/e-Birleşen dosya davacısı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/f-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 74,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 294,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"155d3698c191cf40","SID":"adcb4b50e6dc4110"}}