{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1470 Esas<br>KARAR NO: 2024/1682 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2024/280 Esas -  2024/285 Karar <br>TARİHİ:  29/04/2024<br>DAVA: Deniz Ticaret (Deniz Taşımacılığı Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili, başta Libya olmak üzere çeşitli Orta Doğu ülkeleriyle devamlı ticaret yapan saygın bir firma olduğunu, müvekkili bu kapsamda Libya'da bulunan dava dışı 3. Kişiyle \"son kullanma tarihi olan ve özel sipariş üzerine ürettirilen ... ve ... kodlu barkod yazıcı mürekkebinin\" temini için anlaştığını, müvekkili ilgili eşyaların taşınması konusunda devamlı çalışmış olduğu davalı ... firmasıyla eşyanın Mardas limanından Libya-Misurata limanına deniz yoluyla taşınması konusunda anlaştığını, ilgili eşya tam ve kusursuz olarak ... depoya teslim edildiğini, ilgili mal davalı tarafından gemiye yüklendiğini, müvekkille 28.09.2023 tarihli ... / ... ile yapılacak taşımayla ilgili ... Lojistiktarafından ... nolu fatura navlun all in kesildiğini, navlun niteliği itibariyle all-in olup davalının gecikmeden kaynaklı zarardan da sorumlu olacağı anlaşılacağını, davalı ilgili yükün 29.09.2023 tarihinde limandan ayrıldığını müvekkille bildirdiğini, ilgili taşımayla ilgili tahmini ve makul varış süresi iki hafta olduğunu, yani ilgili malın 15 gün içerisinde Libya'ya varması beklenirken müvekkilin ticaret yapmış olduğu 3. Kişi tarafından 11.10.2023 tarihinde malın, navlunda belirtilen yüklemenin içinde bulunmadığı bilgisinin verildiğini, müvekkil, davalı ile iletişime geçince ilgili emtianın Libya yerine yanlışlıkla İsrail'e giden gemiye yüklendiği bilgisini edindiğini, davalı taraf kusurunu kabul ederek \"yükleme esnasında paletler karıştırılarak ürünün İsrail’e gidecek konteynere yüklendiği\" bilgisi verildiğini, bu tarihten sonra müvekkili ile davalı arasında devamlı olarak e-mail üzerinden yazışmalar yapılmış olup ilgili malın bir an önce ulaşması gereken limana varması sağlanmaya çalışıldığını, ancak müvekkilin bu kadar çabasına rağmen mal önce İsrail’den İstanbul’a oradan da Libya’ya gönderildiğini, 11.10.2023 tarihinde varması beklenen ürün ancak 28.12.2023 tarihinde Libya’ya varabildiğini, dolayısıyla ürün davalının kusuru sebebiyle beklenilen tarihten 78 gün daha geç teslim edildiğini, müvekkili ticari ilişki içerisinde olduğu 3. Kişiye karşıda ticari itibar yönünden kötü bir duruma düştüğünü ve ticari itibarı sarsıldığını, ürüne ivedi şekilde ihtiyacı olan müşteri zamanında teslim edilmemesinden kaynaklı olarak, aynı ürünü tekrardan daha yüksek ücret ödeyerek başka bir firmadan temin etmek zorunda kaldığını, bu nedenlerle; davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla;  13.496,00 EURO credit note bedelinin ihtar tarihi olan 23.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tazminine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 29/04/2024 tarih ve 2024/280 Esas -  2024/285 Karar  sayılı kararında; \"6100 sayılı HMK. 114-(1)-c) maddesi uyarınca; görev mahkemeye ilişkin olumlu dava şartıdır. HMK. 1 maddesi uyarınca; mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir.Mahkeme tarafından dava şartlarının bulunup bulunmadığı, davanın her aşamasında re'sen araştırılır. Dava şartının bulunmaması halinde, HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca; davanın usulden reddine, karar verilir.Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın Ticaret Mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkoınusu olup, ticaret mahkemesi  görev alanı içinde kalacaktır.TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir.TTK’nun 5. Kitap bölümünde ‘Deniz Ticareti’ başlığı altında yapılan düzenlemelere ilişkin  davalar ise Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görev alanına girmektedir.HMK 138. maddesi uyarınca mahkemenin öncelikle dava şartları hakkında dosya üzerinden karar vereceği düzenlemesi karşısında davanın dosya üzerinden, dava dilekçesi tebliği edilmeden görev dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi mümkün olup, bu durum hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde değildir. (YHGK 11/04/2019 tarih E:2017/15-2141-K:2019/442) \"Davacı, yurt dışından ithal ettiği emtianın davalılardan ... şirketi tarafından deniz yoluyla taşındığını, emtianın davalı gümrüğe teslim edildiğini, gerekli idari prosedürlerin yerine getirildiğini ancak taşınan yükün  teslimi aşamasında yük teslim talimat formunun ibrazının istendiğini, bu talebin dayanaksız olduğunu, bu nedenle taşınan emtianın teslim edilmemesinden doğan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, davalı taşıyana izafeten acente vekili, davacının yük teslim talimat formunu almaktan kaçındığını, bu nedenle emtianın teslim edilmediğini, ayrıca davacının doğan demuraj borcundan da sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olan deniz ticaret mahkemesi olması nedeniyle ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararında usul ve yasaya aykırı yön görülmemiştir.\" (İstanbul BAM  14. HD. 2017/791 Esas 2017/895 Karar) \"Somut olayda davacı  davaya konu alacağın deniz taşımasından kaynaklı alacak ve bu taşıma için verilen müşavirlik hizmetine ilişkin olduğu iddiasıyla deniz ticaret mahkemesi sıfatıyla eldeki davayı açmış olmasına göre uyuşmazlık TTK 4. maddesinde uyarınca TTK da düzenlenen taşıma sözleşmesinden kaynaklanan mutlak ticari dava olup, Deniz Ticaret Hukukuna göre Özel İhtisas Mahkemesi olan Ticaret Mahkemesinin Deniz İhtisas Dairesinde çözümlenmesi gerektiğinden esasında gönderme kararı niteliğinde mahkemece dosya üzerinden davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.\" (İstanbul BAM  43. HD. 2022/778 Esas 2022/1400 Karar)\"gerekçesi ile, '' Davanın, 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle;6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 6100 sayılı HMK'nin 1, 114/1-c ve 6102 Sayılı TTK'nin 5/2 maddeleri uyarınca görevli mahkemenin  İSTANBUL (ÇAĞLAYAN) 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)  OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin, süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; veya Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının GÖREVLİ İSTANBUL (ŞİŞLİ) 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/280E. sy. dosyası ile davalı şirket  aleyhine açılan iş bu davada, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden, davalıya cevap ve savunma hakkı verilmeden, dava hakkında usulen görevsizlik hükmü kurulmuş olup, görevsizlik hükmünün ise davalıya tebliğ edilmiş olmasıyla, davalının savunma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini; dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmediği gibi, davacı delilleri ve ekleri ile tensip tutanağı veya dosyadan herhangi bir belgenin dahi davalıya tebliğ edilmediğini ve yerel mahkemenin, dilekçeler teatisini gözetmeden doğrudan görevsizlik kararıyla dosyadan el çektiğini, Ancak yerel mahkemenin, dava dilekçesini davalıya tebliğ etmeden ve davalıya hiç bir cevap ve savunma hakkı vermeden, verdiği görevsizlik kararı ve dosyanın görevli İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi kararının, 04.06.2024 günü davalıya tebliğ edildiğini ve davalının bu suretle, kendisi aleyhine bir dava açılmış olduğunu, görevsizlik kararı ile öğrendiğini ancak henüz dava dilekçesini dahi göremediğini, Aleyhine iş bu davanın açılmış olduğunu görevsizlik kararıyla öğrenmiş bulunan davalının, görevsizlik kararıyla bu aşamada gerek dosyadan el çekmiş yerel mahkemeye, gerek ise de iş bu görevsizlik kararının tebliği tarihinden itibaren süresi içinde görevli ve yetkili mahkemeye cevap dilekçesini sunabilmesi ile cevap ve savunma hakkını kullanabilmesi ve delilerini ibraz edebilmesinin, bu aşamada usulen mümkün olmadığını, Yerel mahkemenin görevsizlik kararıyla davadan el çekmiş olması ve bu kararın henüz kesinleşmemiş ve dosyanın da görevli olduğuna karar verilmiş mahkemeye gönderilmemiş olması nedenleriyle, görevsizlik kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde davaya cevap verme imkanının da kalmadığını, Davalının cevap ve savunma hakkının açıkça ihlal edildiğini; şartları varsa, HMK.m.114(1)/c  yollaması ile HMK.m.115(2) uyarınca dava şartlarından olan kesin yetki ve görev konusunda HMK.m.138 uyarınca dosya üzerinden karar verilebileceğini ancak bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek, cevap ve savunma hakkı tanınması gerektiğini; dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmeden, dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesi, HMK.m.27’de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına açıkça aykırı olduğunu ve bu kararın istinafla kaldırılması, öncelikle dava dilekçesinin davalıya tebliği ile davalıya cevap ve savunma hakkı verilmesi gerektiğini; Yargıtay 13.HD. 03.04.2017 T. 2016-28951K.-2017-3886K. sayılı ilamı ile Yargıtay 11.HD. 17.01.2017 T. 2016/15056 E.-2017/319 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere; mahkemenin görevli olmasının, dava şartı olduğunu, (HMK.m.114/1-c). dava şartları ve ilk itirazların ön incelemede sonuca bağlandığını; ön incelemenin ise dilekçeler teatisinin bitmesinden sonra yapıldığını,  (HMK.m.137/1 139/1 ilk cümle).  Buna göre, mahkemece görevsizlik kararı verilebilmesi için; dava dilekçesinin davalıya tebliği, HMK.m127/1 uyarınca cevap süresinin beklenmesi ve süresi içinde cevap verilmesi halinde davacıya tebliği, HMK.m.136/1 cevaba cevap süresinin beklenmesi, davacının cevaba cevap vermesi halinde, bunun davalıya tebliği ile cevaba cevap süresinin beklenmesinin zorunlu olduğunu, HMK.m.114 uyarınca dava şartlarından olan görev konusunda, HMK.m.138 uyarınca dosya üzerinden karar verilebilirse de, bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesi ve davalıya cevap ve savunma hakkının tanınması gerektiğini; dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesi, HMK.m.27'de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına açıkça aykırılık  teşkil etmekte olduğunu, (EK-1  Yargıtay 13.HD. 03.04.2017 T. 2016-28951K.-2017-3886K. sayılı ilamı ile EK-2 Yargıtay 11.HD. 17.01.2017 T. 2016/15056 E.-2017/319 K. sayılı ilamı). Ayrıca, gerekçeli kararda davalı şirketin adının \"... Ltd. Şti. Vekili Avukat ...\" şeklinde yazılmasının da hiç bir hukuki dayanağı olmadığı gibi, davalının bu isimde dosyada görevlendirdiği bir vekili de olmadığını; gerekçeli kararda, davalının UETS adresi olarak yer alan adresin de davalı şirketin doğrudan kendi adresi olduğunu; bu nedenle de gerekçeli kararın hukuka aykırı olduğunu, Yukarıda açıklanan sebeplerle, İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesince  dilekçeler teatisine uyulmadan ve davalıya cevap ve savunma hakkı verilmeden alınmış  29.04.2024 tarih ve 2024/280E. 2024/285K. sy. görevsizlik kararı ile davalının HMK.m.27 kapsamındaki hukuki dilenilme hakkının ihlal edilmiş olması nedeniyle, iş bu kararın istinafla kaldırılmasını, dava dilekçesinin davalıya tebliği ile davalıya cevap ve savunma hakkı tanınması ile delillerini sunma imkanı verilmesini talep etmiştir. İleri sürerek, davaya cevap verme ve delilleri sunma hakları saklı  kalmak kaydıyla; yukarıda açıklanan nedenler ve resen gözetilecek sebeplerle; İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi Sayın Hakimliğinin, dilekçeler teatisine uyulmadan ve davalıya cevap ve savunma hakkı verilmeden alınmış 29.04.2024 tarih ve 2024/280E. - 2024/285K. sy. görevsizlik kararı, davalının hukuki dinlenilme ve savunma hakkını ihlal ettiğinden, iş bu görevsizlik kararının istinafla kaldırılmasına ve bu suretle dava dilekçesinin davalıya tebliği ile davalıya davaya cevap verme ve delillerini sunma hakkı tanınmasının önünün açılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından ithal edilen emtianın Mardas limanından Libya-Misurata limanına deniz yoluyla taşınması işini gerçekleştiren davalıdan, emtianın önce yanlış limana sevki sonrası doğru limana geç teslim edilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu uyuşmazlığın deniz taşımasında emtia tesliminin geciktiği iddiasına dayalı olduğu,  TTK’nun 5. Kitap bölümünde ‘Deniz Ticareti’ başlığı altında yapılan düzenlemelere ilişkin  davaların  ise Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesi ile davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karar karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden görevsizlik kararı verildiği, davanın açılmış olduğunu görevsizlik kararıyla öğrenen davalının, görevsizlik kararıyla dosyadan el çekmiş yerel mahkemeye, iş bu görevsizlik kararının tebliği tarihinden itibaren süresi içinde görevli ve yetkili mahkemeye cevap dilekçesini sunabilmesi ile cevap ve savunma hakkını kullanabilmesi ve delilerini ibraz edebilmesi hakkının elinden alındığı, dava şartları ve ilk itirazların ön inceleme aşamasında değerlendirilmesi gerektiği, karar başlığında yer alan  \"... Ltd. Şti. Vekili Avukat ...\" ibaresinin hatalı olduğu, davalının böyle bir vekili bulunmadığı, davalı adı altında bildirilen UETS adresinin de davalı şirketin elektronik tebligat adresi olduğu ve görevsizlik kararının da buraya tebliğ edildiği yönündedir. TTK.'nın 5. maddesine göre; asliye ticaret mahkemelerinin, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevli olduğu, TTK’nun 5. Kitap bölümünde ‘Deniz Ticareti’ başlığı altında yapılan düzenlemelere ilişkin  davaların ise Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görev alanına girdiği, uyuşmazlığın deniz taşımasına konu emtianın geç tesliminden doğduğu iddia olunan zarara ilişkin olduğu, uyuşmazlığı çözme görevinin Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla İstanbul 17 Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu, mahkemece de bu gerekçe ile görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Yargıtay HGK'nın 11.04.2019 tarih ve 2017/15-2141  Esas  2019/442  Karar sayılı ilamında \"...Dava şartları ve ilk itirazların karara bağlanması için, tarafların açıklamaları yeterli ise hâkim, dosya üzerinden karar verebilir. Verilen karar (görevsizlik veya yetkisizlik kararı gibi) davayı (o mahkemede) sona erdirici nitelikte ise, hâkim tarafları ön inceleme duruşmasına davet etmeden (dosya üzerinden) gerekli kararı verebilir. Bu hâlde ön inceleme duruşması yapılmasına, tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesine ve tahkikat aşamasına geçilmesine gerek kalmaz ...6100 sayılı HMK’nın 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olup, dava şartlarına ilişkin bir sorunun yargılamanın başında çözülmeyip sonrasında dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacaktır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkündür.\" denilmiştir. Mahkemenin görevli olması, HMK'nun 114/1-c maddesine göre dava şartıdır. HMK'nın 1. maddesine göre göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Yine HMK'nın 115. maddesine göre mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Yasada açıkça dava şartlarının her aşamada mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden henüz taraflara tebliğ yapılmadan tensip aşamasında dahi mahkemenin görevsiz olduğunun anlaşılması halinde usulden red kararı verilebilir. Aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir(Dairemizin 2024/81 esas,  2024/97 karar sayılı ve 25/01/2024 tarihli ilamı da benzer mahiyettedir.). Davalı vekilinin ihtisas mahkemesinin görevli olmadığına yönelik istinafı bulunmadığı, istinafının yalnızca kendilerine dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmediğinden ne görevsizlik kararı veren mahkemeye ne de görevli mahkemeye cevap dilekçesi sunmayacakları yönünde olduğu, oysa cevap dilekçesi verme süresinin  HMK'nun 127/1 fıkrası uyarıncaa dava dilekçesinin tebliği ile başladığı, dolayısıyla  davalı yana görevli mahkemece dava dilekçesi ve eklerinin tebliği akabinde yasal süre içerisinde cevap, savunma ve delillerin sunulabileceği, davalı yanın davanın esasına ilişkin cevap ve savunma hakkının  ihlal edildiğine yönelik istinaf sebebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"da9d33904a2d21e3","SID":"048033d5fb659add"}}