{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/446 <br>KARAR NO: 2024/1722<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/12/2021<br>NUMARASI: 2021/60 E. - 2021/287 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;  müvekkili şirketinin kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yaptığını, Türkiye ve dünyada birçok noktaya ihracat gerçekleştirdiğini, müvekkilinin 2003 yılından bu yana \"...\" ibaresini marka olarak ... sayı ile tescilli ettirdiğini, \"..\" markasını piyasada saygın bir marka haline getirmek için büyük emek ve sermaye harcadığını, müvekkilinin söz konusu markasının TPMK nezdinde tanınmış marka olarak da kayıt altına alındığını, ancak hal böyle iken davalının, müvekkiline ait tescilli \"...\" ibaresini ticari unvanında kullandığını, bu unvanı TTK ve SMK'ya aykırı olarak oluşturduğunu ve davalının bu eyleminin müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu iddia ederek, müvekkilinin tescilli markasına yönelik tecavüzün önlenmesini, men'ini, müvekkilinin tescilli markasının kullanıldığı tabelaların sökülmesini, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını, davalının müvekkilinin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinde kullanımının durdurulmasını ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Cevaba cevap dilekçesi ile, ayrıca davalı unvanındaki \"...\" ibaresinin de terkinine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2012 yılında kurulduğunu ve faaliyet konusunun sadece kozmetik ürünlerinin toptan pazarlaması olduğunu, ticaret unvanının ek kısmındaki \"...\" ifadesinin şirketin kurucusu olan ... ve ilk şirket müdürü ... isimlerinin ilk iki harfinin birleştirilmesiyle oluşturulduğunu, müvekkiline ait tescilli herhangi bir marka bulunmadığı gibi, unvanının ek kısmını oluşturan \"...\" ibareli veya markalı hiçbir ürün veya hizmet pazarlamasını yapmadığını, müvekkilinin hiçbir şekil ve surette davacıya ait \"...\" ibaresini/işaretini markasal olarak kullanmadığını ve bu nedenle de herhangi bir tecavüzden bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirketin, davacı şirkete ait  ''...'' isimli tescilli markayı ticari unvanında kullandığını, bu unvanı TTK ve Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine aykırı olarak oluşturduğunu ve ... ibaresini müvekkili şirketin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullanmaya devam ettiğini, davalı şirketin bu hareketinin müvekkili şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, Davacı markasının tanınmış marka olduğunu, marka tanınmış olduğunda sınıfsal farklılığın dikkate alınmaması gerektiğini, davacının tanınmış makalarının hükme esas alınması gerektiğini, kaldı ki tarafların iştigal alanlarının aynı olduğunu, tüketici nezdinde davalı yanın \"... terlik\" şeklindeki unvan tescili ve kullanımının markasal etki doğuracağını, Bilirkişi raporunun eksik düzenlendiğini, davalı şirketin ticari kayıtları, ticari defterleri ve faturaları \"...\" adı altında düzenlenip düzenlenmediğinin incelenmediğini, davalının \"...\" ibaresini görsel unsurlar ekleyerek bir logo haline getirdiği ve ticari faaliyetlerinde kullandığını, bu kullanımın fatura ile gerçekleştiğini, Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda bilirkişinin, adeta hakim rolüne soyunarak davanın tümünü değerlendirdiğini ve hakim yerine karar verdiğini,Davalı şirketin müvekkili şirkete ait tanınmış tescilli markası koruması altındaki \"...\" ibaresi ile birebir aynı ibarenin ticari unvan olarak tescil etmek suretiyle müvekkili şirkete ait markanın ile iltibas yaratmak amacıyla kullanıldığının ortaya konulduğunu, Davacıya ait \"...\" markasının yalnızca ticari unvanda yer alıp da davalının ticari hayatta yer alması ve ticari faaliyetlerinde katiyen kullanılmadığının ileri sürülemeyeceğini, ticaret unvanı tescilinin marka tecavüzü teşkil etmesi için karıştırılma ihtimali olmasının yeterli olduğunu, kaldı ki, ticaret unvanı tescilinin davalının ticari faaliyetlerinde tecavüz konusu markayı kullandığını gösterdiğini, SMK' Nın 7/3-e maddesi uyarınca ticaret unvanı ve işletme adının terkinini talep etmek için unvan veya işletme adının  markasal kullanılmasının zorunlu olmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalının ticaret ünvanı kullanımının davacının ''...'' ibareli markası açısından iltibas oluşturduğu iddiasıyla, markaya tecavüzün tespiti, men ve ref'i ile ticaret ünvanının sicilden terkinine yönelik olup, Mahkemece; markasal kullanımın ispatlanamadığı gerekçesiyle verilen karar, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yanca istinaf edilmiştir. Gerek SMK sistematiğinde ve gerekse Yargıtay'ın süre gelen istikrarlı içtihatlarında, marka koruması kanunda sayılan hallerle sınırlı olup ticaret unvanının tescilli olduğu biçimde kullanılması halinde; esasen ticaret unvanının kullanım amacının bir tacirin diğerlerinden ayırt edilmesini sağlaması, markanın ise bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması amacına hizmet etmesi nedeniyle marka ve ticaret unvanının fonksiyonlarının birbirlerinden farklı olduğu, markasal kullanım dışında tescilli bir ticaret ünvanı kullanımının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı benimsenmiştir.  Bu kapsamda davalının “...” ibaresini, davacı markasına tecavüz edecek şekilde “ticaret ünvanından ayrı olarak” marka şeklinde kullandığına dair davacı tarafça sunulmuş herhangi bir bilgi, belge ya da delil bulunmamaktadır Dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalı firmanın ticaret sicilinde kayıtlı adresinde yapılan keşifte davalı işyerinde “...” ibareli herhangi bir ürünün olmadığı, davalının, tescilli ünvanını, tescil edilmiş bir bütün olarak unvan gibi kullanmayıp, davacı markasının ve ticaret ünvanının ana unsuru olan “...” sözcüğünü öne çıkarıp bunu çağrıştıracak şekilde vurgulayarak marka gibi kullanması durumunun tespit edilemediği, davalı kullanımının, ticaret ünvanı kullanımını aşarak, markasal kullanıma dönüşmediği ve iltibasın oluşmadığı, keza tarafların faaliyet alanlarının ve iştigal konularının da tamamiyle birbirinden farklı olduğu, davacı markası tanınmış marka olmakla birlikte söz konusu tanınmışlığın ayakkabı (terlik) emtiasında olduğu ve tanınmışlığın bu alanın dışına taşıp özellikle davalının faaliyet alanı olan “Kozmetik sektöründe” tanınır olduğunu gösterir bir delil bulunmadığı, mevcut duruma göre, davacı yanca unvan kullanımının markaya tecavüz teşkil etmeyeceği kanaatine varılmıştır. Diğer yandan davalı ticaret ünvanının 10.02.2012 tarihinde ticaret sicilinde yayınlandığı, bu tarihten dava tarihine kadar geçen yaklaşık 9 yıl boyunca davacı şirketin, davalının bu kullanımına sessiz kalarak hak kaybına uğradığı anlaşılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/12/2021 tarih ve 2021/60 E., 2021/287 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"99a1772070de3f0e","SID":"4bf448fbea36d2bc"}}