{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1652 Esas <br>KARAR NO: 2024/1759 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2024/461 Esas -  2024/737 Karar <br>TARİH: 19/07/2024<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 07/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı arasında ticari iş ilişkisi gerçekleşmiş ve bu ticaretin süreklilik arz etmesi sebebi ile cari hesaba dayalı müvekkil şirket tarafından davalıya ürün satışı yapıldığını, davalı şirket ile müvekkil arasında 13/10/2021 tarihinde ticari iş ilişkisi başladığını davalı tarafça 24/11/2023 tarihinde kısmi ödeme yapıldığını, ve bu tarihten sonra herhangi bir ödeme yapılmadığını, Küçükçekmece icra dairesinde icra takibi başlatıldığını, ödeme emrini alan davalı sırf takibi durdurmak için borca faize ve ferilerine itiraz ettiğini, borçlunun itirazı haksız ve kötü niyetli olup, bu itiraz ile birlikte icra takibi durdurulduğunu dolayısıyla davanın kabulü ile davalının  Küçükçekmece İcra Dâiresinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin, işletilecek avans faiz ile birlikte devamına, İhtiyati haciz talebimizin; takip büşlürşita (7.953.150,00-TL) üzerinden borçlunun, borca yeter miktarda menkul, gayrimenkul ile 3, kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi, menkullerinin muhafazası için öndelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatteyse uygun ve makul bir teminat karşılığında teminatlı kabulüne, takibe itiraz eden davalının takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında ticari bir sözleşme olduğunu, sözleşme gereğince yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, icra dosyasına yetki itirazında bulunulmamasının itirazın iptali davasında o yerde ki mahkemeyi yetkili kılmayacağını, bu sebeple  yetkisiz yerde açılan davanın yetkili mahkeme olan İstanbul Asliye Ticaret mahkemelerine gönderilmesini talep etiklerini, müvekkilinin davaca tarafa muaccel olmuş hiçbir borcu olmadığını, taraflar arasında  05/01/2023 tarihinde yedek parça tedarik hizmet sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin  asistanı olduğu sigorta şirketlerinin parça tedariklerini karşılamak için davacı firmadan sistem üzerinden parça talep ettiğini, davacının da bu parçaları hazırlayıp  sigorta şirketlerine ait sigortalıların bulunduğu il dışı- il içi onarımı yapan servislere gönderim sağladığını, davacının bu parçaları irsaliye ile gönderdiğini veya bizzat  teslim ettiğini, teslim belgelerini alarak müvekkili firmaya fatura ettiğini, müvekkili firmanın da irsaliye ve teslim evrakları kendilerine teslim edildikten sonra, ilgili sigorta şirketinin de işin bittiğine dair onay vermesi üzerine ticari işi onaylayıp ve ödeme yaptığını, müvekkili firmanın çalıştığı en önemli firmalardan biri olan ... SİGORTA A.Ş'ye, ... tarafından Kasım 2023 tarihinde geçici el konduğunu ve şirketin portföy yönetiminin ... ve ...NA bırakıldığını, bu tarihten sonra davacının müvekkili firmaya faturalar kestiğini,  bu faturaların asıllarının, irsaliyelerin, parçaların teslim edildiğine dair teslim-tebellüğ evraklarının müvekkiline teslim edilmediğini, davacının Eylül 2023 sonrası sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini, davacının  hizmetleri ispatlayamadığını ve böyle bir borç oluşmadığını, Eylül 2023 sonrası müvekkili firmaya sözleşmenin altıncı maddesine uygun şekilde hiçbir liste verilmediğini, yine Sözleşmenin 4.2.a bendinde yapılan işlerin gönderilen parçaların irsaliye ve teslim evrakları ile müvekkiline imza karşılığı teslim edilmesi gerektiğinin düzenlendiğini, davacı tarafın kendi hizmet eksikliği sebebiyle müvekkilini borçlu duruma sokmaya çalıştığını, açıklanan tüm nedenler ile müvekkilinin muaccel olmuş hiçbir borcu bulunmadığını, fatura içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu anlamı doğduğunu, faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmediğini, uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun, eğer fatura konusu mal ise de teslim edilmiş olduğunun kanıtlanması gerektiğini ile sürerek davanın reddine, ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı yan 16/07/2024 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle;  davalı tarafça mahkemenin yetkisine yapılan itiraz mesnetsiz ve yasaya aykırı olduğunu, Küçükçekmece İcra Müdürlüğünde yapılan icra takibine yapılan itirazda yetki itirazında bulunulmadığını,  diğer yandan davalının adresi Başakşehir İlçesi olup, yetkili İcra Müdürlüğünün Küçükçekmece İcra Müdürlüğü olduğunu, davalı tarafça dosyaya sunulan Yedek Parça Tedarik Hizmet Sözleşmesi başlığı ile düzenlenen sözleşmenin, müvekkili tarafından müzakere edilmemiş, imzalanmamış bir sözleşme olduğunu, davalının dosyaya sunmuş olduğu sözleşmede yer alan imzanın müvekkili şirketin yetkilisine ait olmadığını, sözleşmenin usulsüz olarak düzenlendiğini,  davalı tarafından sunulan sözleşmenin 05/01/2023 tarihi olduğunu,  ancak müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişkinin bu tarihten önceden başladığının dosya kapsamı ile de sabit olduğunu, bu yönü ile de bahsi geçen sözleşmenin gerçeği yansıtmadığının açıkça ortada olduğunu,  sözleşmenin tüm içeriğine, imzaya açıkça itiraz ettiklerini ve kabullerinde olmadığını, davalı tarafın, faturaların kendilerine ulaşmadığı yönündeki beyan ve ifadelerinin de gerçek dışı olduğunu, cari hesaba dayalı yapılan ticaret ilişkisine bakıldığında davalının BA ve BS formlarında müvekkilden mal aldığı ve vergi dairesine de farklı tarihlerde bildirimde bulunduğunu, beyan ettiğinin görüldüğünü, bu sebeple davalının ürün alımı yapılmadığı yönündeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, gerek davalıya ait gerekse de müvekkile ait ba bs formlarında müvekkilinin alacaklı olduğunu açıkça görüldüğünü, uygun görülmesi halinde ba ve bs formlarının bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmasını ve yaklaşık ispat koşulunun da sağlandığı dikkate alınarak ihtiyati haciz kararı verilmesini yeniden talep ettiklerini beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/07/2024 tarih ve 2024/461 Esas -  2024/737 Karar sayılı kararında; \"Dava ; taraflar arasındaki ticari satımdan kaynaklanan icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali istemlidir. Dava şartları bakımından inceleme yapılmıştır. Mahkememizce öncelikle davalı yanın yetki ilk itirazının  incelenmesi gerekmiştir.  Davalı vekili yasal cevap süresi içerisinde yetki ilk itirazında bulunmuştur. Taraflar arasında  akdedilen sözleşmede doğacak her türlü uyuşmazlığın çözümünde İstanbul (Çağlayan) Adliyeleri mahkemelerinin görevli olacağı sözleşmede akdedildiği; sözleşmenin bir suretinin davalı yanın cevap dilkeçesi ekinde mahkememize ibraz edildiği ve incelenmesi ile anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun yetki sözleşmesinin düzenlendiği 17'nci maddesinde; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” denilmektedir. Bu maddeyle münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkânı getirilmiştir. Münhasır yetki sözleşmesinden; tarafların yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin dışında başka bir mahkemede dava açmama konusunda anlaşmış olmaları hâli anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle, yetki sözleşmesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça sözleşme ile belirlenen mahkeme veya mahkemelerin münhasır yetkili olduğu kabul edilmiştir. Taraflar şayet kanunla yetkili kılınan genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de devam etmesini istiyorlarsa bu hususu ayrıca sözleşmede kararlaştırmaları gerekir. Burada vurgulanması gereken önemli hususlardan biri de HMK.nun 17. maddesinde öngörülen yetki sözleşmesinde belirlenen mahkeme ya da mahkemelerin münhasır hâle gelmesi kuralı ile kesin yetki kuralının birbirine karıştırılmaması gereğidir. Zira, yetkinin kesin olduğu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz. Somut olayda, davacı ile davalı arasında sözleşmenin imzalandığı, işbu sözleşmeye göre taraflar arasındaki ihtilaflarda İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı, tarafların tacir olduğu, davanın tarafların serbestçe tasarruf edebileceği dava türlerinden olması karşısında yetki şartının geçerli olduğu, davalının yetki ilk itirazının süresinde yapıldığı da gözetilerek, HMK.'nun 17.maddesi uyarınca mahkememizin yetkisizliği karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''1-Davanın usulden reddi ile, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-Yetkisizlik nedeni ile dava dilekçesinin REDDİNE, 3-Davacının açtığı davada; yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olması nedeni ile mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,\" karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ticari alacağı sebebi ile davalı hakkında icra takibi başlattığını ve davalı yanca borca itiraz edildiğini fakat yetkiye itiraz etmediğini; davalının işyeri adresinin Başakşehir olup, yetkili mahkemelerin de Bakırköy Ticaret Mahkemeleri olduğunu, İtirazın iptali talebi ile Bakırköy 1. Asliye Ticaret mahkemesi nezdinde ikame ettikleri davaya davalı tarafın cevap dilekçesi sunduğunu ve dilekçenin ekinde müvekkilinin taraf olmadığı, imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı bir sözleşme sunarak bahsi geçen sözleşmede uyuşmazlığın çözümünde İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğu hükmü gereğince yetkisizlik talebinde bulunduğunu, Taraflarınca 16/07/2024 tarihinde cevaba cevap dilekçesi sunulduğunu ve davalı tarafça sunulan sözleşmenin tarafı olmadıklarını, böyle bir sözleşmenin müvekkili tarafından yapılmadığını belirterek Bakırköy Mahkemelerinin yetkisiz olduğuna yönelik itirazların reddine karar verilmesinin taraflarınca  talep edildiğini,  yerel mahkeme tarafından cevaba cevap dilekçeleri incelenmeden, davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu sözleşmenin taraflarına ait olmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin imzasının yer almadığını ve buna ilişkin itirazları gözetilmeden yetki yönünden davanın reddine karar verildiğini, Yerel mahkemenin eksik ve hatalı incelemesi sonucunda vermiş olduğu kararın hukuka ve yasaya açıkça aykırı olup, istinaf incelemesi ile kaldırılması gerekmekte olduğunu, Diğer yandan, cevaba cevap dilekçelerinde sunmuş oldukları belgeler ile dosyaya celp edilen davalı şirkete ait BA BS formlarında müvekkilin davaya konu alacağının olduğuna yönelik iddianın da ispatlanmış olması sebebi ile talep ettikleri ihtiyati haciz ile ilgili herhangi bir karar verilmemesi de müvekkili şirketi mağdur ettiğini, alacağına kavuşmasının adeta geciktirildiğini; bu sebeple ivedi şekilde dosyanın ele alınarak yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle; dairemiz tarafından resen dikkate alınacak nedenlerle; Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/461E. Ve 2024/737K. Sayılı kararının hukuka ve yasaya aykırı olması sebebi ile İVEDİ olarak istinafen ortadan kaldırılmasına, ihtiyati haciz kararı verilerek davalının borca yeter malvarlığına el konulmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki  ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece cevap dilekçesindeki yetki itirazına istinaden dosyanın re'sen el alınarak,  yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece davalı yanın cevap dilekçesi ekinde sunduğu sözleşmedeki yetki kaydına dayalı olarak yetki itirazında bulunulduğu, taraflarına tebliğ edilen cevaba cevap dilekçesi ile sözleşme içeriğinin ve sözleşmedeki imzanın kabul edilmediği, imzaya itiraz edildiği ve yetki itirazının reddinin talep edildiği, mahkemece cevaba cevap dilekçesi incelenmeksizin yetki itirazının kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu yönündedir. Eldeki dava miktar itibariyle, HMK'nun 118 ve devamı maddelerinde düzenlenen yazılı yargılama usulüne tabi davalardandır. Yazılı usule tabi davalarda dilekçe teaitisi aşaması, dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinin verilmesi, yahut cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi veya ikinci cevap dilekçesinin verilmesi için yasada düzenlenen sürelerin geçmesi ile tamamlanır. Mahkemece tarafların süresi içinde sundukları dilekçeler karşılıklı olarak tebliğ edilmek ve yasal cevap süreleri beklenmek ve akabinde ön inceleme aşamasına geçerek dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar vermek zorundadır. Nitekim yazılı yargılama usulüne tabi davalarda taraflar HMK'nun 141/1 fıkrası uyarınca cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. HMK'nun 114 maddesinde dava şartları, 116 maddesinde ise ilk itirazlar düzenlenmiş olup, HMK'nun 116/1-a bendi uyarınca kesin yetkinin bulunmadığı hallerde yetki itirazı ilk itiraz mahiyetindedir. HMK'nun 17 maddesi kapsamında yapılmış münhasır yetki sözleşmesi tarafların yetkili olacağını kararlaştırdıkları mahkemeyi kesin yetkili hale getirmez. Dolayısıyla yetki itirazı ileri sürülmediği sürece mahkemenin sözleşmede yer alan yetki kaydını re'sen incelemesine yasal olanak olmadığı gibi, dava şartı mahiyetindeki kesin yetki kurallarının aksine, yetki sözleşmesine ilişkin ilk itirazın yargılamanın her aşamasında ele alınmasına da yasal olanak yoktur. HMK'nun 137 maddesinde  ön incelemenin kapsamı düzenlenmiş olup, hükme göre ön incemele dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra  yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir. ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez. HMK'nun 138 maddesi uyarınca mahkemece ön inceleme aşamasında dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verilebilir, gerekli görülmesi halinde karar verilmeden önce bu konuda taraflar ön inceleme duruşmasında dinlenebilirse de, bunun yapılabilmesi için HMK'nun 137 maddesi dilekçelerin karşılıklı teaitisinin tamamlanmış olması, diğer ifade ile taraflara, dava ve cevap dilekçeleri ile ileri sürülen iddia ve savunmalara karşı cevaplarını sunma hakkı tanınması zorunludur. Somut olayda; davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi ile taraflar arasında varlığı iddia olunan 05/01/2023 tarihli sözleşmedeki yetki kaydına dayalı olarak yetki ilk itirazında bulunulduğu, cevap dilekçesinin davacı vekiline 29/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. HMK'nun 136/1 fıkrası uyarınca davacı cevap dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesinden itibaren iki hafta içerisinde cevaba cevap dilekçesi sunabilir. HMK'nun 92/2 fıkrası uyarınca iki haftalık sürenin son günü 13/07/2024 tarihine denk gelmekle birlikte, bu gün cumartesi olduğundan HMK'nun 93/1 fıkrası uyarınca resmi tatile denk gelen süre tatili takip eden ilk iş günü mesai bitimine kadar devam edecektir. Pazartesi gününe denk gelen 15/07/2024 tarihi de resmi tatil olduğundan, davacının cevaba cevap dilekçesini verme süresi 16/07/2024 mesai bitimine dek devam edecektir. Davacının cevaba cevap dilekçesini UYAP üzerinden 16/07/2024 tarihinde sunmuş olduğu, buna göre cevaba cevap dilekçesinin süresinde olduğu anlaşılmıştır. Şu halde mahkemece cevaba cevap dilekçesi davalıya tebliğ edilip, iki haftalık ikinci cevap süresi beklenmek, akabinde ön inceleme aşamasına geçilerek, ilk itirazlar hakkında bu arada yetki itirazı hakkında bir değerlendirme yapmak, davacının cevaba cevap dilekçesinde yetki kaydının yer aldığı sözleşmenin içeriğine ve sözleşme altındaki imzaya yönelik itirazı da nazara alınarak yetki ilk itirazını HMK'nun 117/3 fıkrası uyarınca ön sorun olarak değerlendirerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı yargılama usulüne dair usul hükümleri nazara alınmaksızın, Anayasa'nın 36 maddesinde ifadesini bulan adil yargılanma hakkı ile bu hakkın bir görünümü olan HMK'nun 27 maddesindeki  hukuki dinlenilme hakkının ihlaline netice verecek şekilde, dilekçelerin karşılıklı tebliğ aşaması tamamlanmaksızın ve cevaba cevap dilekçesi hiç değerlendirilmeksizin dosyanın re'sen ele alınarak davalının yetki ilk itirazının kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle, davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/07/2024 tarih ve  2024/461 Esas -  2024/737 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/11/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5c73e95e665889f8","SID":"a1f023c4e972a327"}}