{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/440 <br>KARAR NO: 2024/1697<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/12/2021<br>NUMARASI: 2021/344 E. - 2021/262 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket \"...\" markası ile unvanını duyurduğunu, paşa ibaresini ülke genelinde tanınır hale getirdiğini ve davacı şirketle özdeşlemiş olduğunu, davacı şirket ... markası için tanınmış marka başvurusunda bulunmuş olduğunu, davacı şirketin 14.04.2014 başvuru tarihli, ... başvuru numaralı, 19.01.2016 tescil tarihli \"...\" markasını ve bunun dışında ... ve türevleri şeklinde birçok marka için başvuruda bulunmuş ve marka haklarını almış olduğunu, davacı şirketin TPMK nezdinde \"...\" markasını ... no ile  tescil edilmiş olduğunu, müvekkili şirketin ... markası ile gıda sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, ... markası adı altında seri marka oluşturmaya çalışmakta ve tanınmış marka olma yolunda ilerlemekte olduğunu, davalı tarafın ... başvuru numarası ile 06.08.2015 tarihinde \"...\" markası için Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvuru yapmış olduğunu, davacı şirket tarafından kendi marka hakları kapsamında başvuruya itiraz edilmiş ve TPMK Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu tarafından başvurularının reddine karar verilmiş olduğunu, davalı taraf red kararına istinaden YİDK kararının kaldırılması amacıyla Türk Patent ve Marka Kurumu ve davacı şirket aleyhine dava açmış olduğunu, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada 2017/308 Esas, 2018/126 Karar sayılı kararı davanın reddine karar verilmiş olduğunu, istinaf ve temyiz kanun yolları aşamaları tamamlanmış ve neticesinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 26.02.2020 tarihli, 2019/3665 Esas 2020/2114 Karar sayılı ilamıyla ilk derece mahkemesinin kararı onanmış ve davalının davasının-itirazının reddine karar verilmiş olduğunu, davalının, davacının itirazları ve devamında kesinleşen mahkeme kararı neticesinde halen ... markasını kullanmış ve kullanmaya devam etmekte olduğunu, davalının işletmelerinde kullandığı unvan-marka davacının ... markası ile doğrudan benzerlik-ayniyet taşımakta olduğunu, bu doğrultuda davalı davacıya ait markaları kullanarak haksız kazanç elde etmekte ve davacıya ait marka haklarına zarar vermekte, marka haklarını ihlal etmekte olduğunu, kamuoyunda ürün kalitesi ile ilgili olumsuz yargıların oluşması davacının ticari itibarını ve saygınlığını etkilemekte, zarar görmekte olduğunu, haksız ve hukuka aykırı bu kullanım nedeniyle oluşan itibar kaybının bir karşılığı olamayacaksa da bir nebze olsun bu durumla yaşanan mağduriyetin giderilmesi adına 30.000 TL manevi tazminat talep ettiklerini, davalı tarafın yukarıda adresleri belirtilen şube adreslerinde gıda sektöründe faaliyet göstermekte olduğu ... ibaresini tescilli markaymış gibi tüm sosyal mecralarında, tabelalarında, ürün ve ambalajlarında kullanmakta olduğunu, aleyhine tespit istenen şirketin ... ibaresini tabelasın, web sitesinde ve tanıtım ürünlerinde kullanması müvekkil şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturmakta olduğunu, bu suretle de haksız rekabete yol açmakta olduğunu, açıklanan nedenlerle davacının markasına yönelik oluşan bu ihlal ve haksız rekabet kapsamında bu aşamada taraflarınca belirlenmesi mümkün olmayan alacakları için fazlaya ilişkin diğer tüm talep dava ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 05/11/2021 tarihli dilekçesi ile, 20.000,00 TL olan maddi tazminat taleplerini 45.521,52 TL olarak artırmıştır.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının uzun yıllardır tatlı sektörünün içinde olup, adeta kendini bu işe adamış olduğunu, yılların  emeğini ve tecrübesini 2014 yılında açmış olduğu ilk dükkanı ile \"...\" markası altında tüketiciyle buluşturmuş olduğunu,. 2014 yılından bu yana ürettiği tatlılar, ürün çeşitliliği ve lezzetiyle tüketiciye hitap ederek büyüdügünü ve bugün ise 3 şubeye sahip olduğunu, davacının ise gıda sektöründe \"...\" yemeği ile tanınan, TPE nezdinde \"...\" kelimesi içeren 20'ye yakın markası bulunmakta olduğunu, davacı tarafın, davalının marka başvurusuna yapmış olduğu itiraz \"...+şekil\" markasının \"...\" markası ile benzer anlamsal, sescil ve görsel etki bıraktığı, kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin birbiriyle ilişkili ve aynı türden bulunduğu gerekçeleriyle kabul edilmiş olduğunu, davacı firmanın marka başvuru tarihi, davalı marka başvurusundan daha geç bir tarih olmasına rağmen, haksız bir şekilde davalının marka başvurusunun reddine karar verilmiş olduğunu, müvekkilinin \"...\" marka hakkına sahip olamadığı için, 22.06.2020 tarihinde 29/30/35/43 sınıflarında \" ...\" markasına başvurmuş olduğunu, akabinde, internet sitesi dahil olmak üzere, \"...\" markasının kullanımına son vermiş olduğunu, davalının, davacının markasına tecavüzü iddiası kabul edilemeyeceği gibi aksine, davalının oluşturduğu marka üzerinden davacı haksız kazanç sağlamaya çalışmakta olduğunu, davalının kullanmış olduğu \"... + şekil\" markasının taklit olduğunu bilmesi gibi bir durum söz konusu olmadığını, \"...\" kelimesi, ülkemizde pek çok alanda, önüne veya arkasına almış olduğu kelimelerle birçok farklı kombinasyonlarda karşımıza çıkmakta olduğunu, davacının, \"...\" kelimesini içeren birçok kombinasyonla marka hakkı almış olduğunu, ancak bunlardan \"...\" ile davacının uzaktan yakından bir alakası olmayıp, davacının şerbetli tatlı sektörüyle ilgili çalışması bulunmamakta olduğunu, burada zarara uğrayanın davalı olduğunu, davalının yaratmış olduğu marka, haksız olarak elinden alınıp, bundan haksız bir gelir elde eden davacı, davalının oluşturduğu saygınlığı kullanarak bundan gelir sağlamayı hedeflemekte olduğunu, ortada davacının uğradığı bir zararın mevcut olmadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; Davaya konu olayda davalının ticari faaliyete başladığı 22/04/2015 tarihinden, dava tarihine kadar olan sürede dava konusu marka kullanımı nedeniyle elde ettiği muhtemel kazanç 45.521,52 TL olarak tespit olunmuş ve bilirkişi raporu hükme esas alınarak maddi tazminat talebinin ıslah edilmiş hali ile kabulüne karar vermek gerekmiştir. 1-Davacının davasının KABULÜ ile; -Davalının, davacıya ait \"...\" esas unsurlu markalarından doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin bulunduğu anlaşıldığından bu tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine, davalının tecavüz oluşturan ve \"...\" ibaresine havi tabelalarının indirilmesine,  -45.521,52 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  -Hüküm özetinin masrafı davalı tarafça karşılanmak suretiyle tirajı en yüksek ulusal çapta yayın yapan 3 gazeteden birinde ilanına, \" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  marka haklarına tecavüz edildiğini iddia edilen marka, \"...\" markası olduğunu,  davacının  talebi olmamasına karşın, bidayet mahkemesince değerlendirmeye alınması ve hüküm kurulması sebebiyle \"...\" markasına yönelik bir ihlalin varlığından söz edilmesi de mümkün olmadığını, davacının \"...\" markası ile müvekkilin tescilini almaya çalıştığını \"...\" markası arasındaki ortak unsur olan \"...\" ibaresi ayırt edici nitelikte olmadığını, müvekkilin tescilini almaya çalıştığı \"...\" ve davacıya ait \"...\" markasında \"...\" kelimesi markayı tanımlamaya tek başına yeterli olmadığını,   tarafların faaliyet alanlarının farklılığını ortaya koyan unsurun \"...\"dan sonra gelen \"...\" ve \"künefe\" ibaresi olduğunu, mahkemesince \"...\" unsuru üzerinden marka hakkına tecavüz ve haksız rekabeti oluşturduğunu,  dava konusunun müvekkile ait \"müslüm ...\" markasına ilişkin olmaması karşısında, verilen \"... ibaresine havi tabelaların indirilmesine\" kararının, müvekkilin marka kullanım hakkını açıkça hukuka aykırı biçimde ihlal edeceğini,  alınan bilirkişi raporu tetkik olunduğunda inceleme konusu olarak davacının \"...\" markası ile müvekkilin tescil başvurusu nedeniyle haklı olarak kullanmakta olduğu \"...\" markasının kullanımının karşılaştırılması neticesinde raporun oluşturulduğunu, raporda davacının \"...\" markası ile ilgili bir karşılaştırma yapılmaması, davacının bu marka ile hiçbir ticari faaliyet göstermemesine dayandığını, raporda zikretmeyen bilirkişilerin, tamamıyla davacının \"...\" markası ile kıyaslamaya girmesi ve gerçeğe aykırı olarak marka tecavüzü ve haksız rekabet kanaatine varması usul ve yasaya aykırı olduğunu, 06.08.2015 tarihinde markanın tescili için TPE nezdinde başvuru yaptığını, ... kod numaralı 19.01.2016 tescil tarihli \"...\" markasına benzer olduğu iddiasıyla, davacı tarafça itiraz edildiğini, müvekkil marka hakkına sahip olamadığını, 22.06.2020 tarihinde 29/30/35/43 sınıflarında \"müslüm ...\" markasına başvurduğunu, internet sitesi dahil olmak üzere, \"...\" markasının kullanımına son verdiğini, bilirkişi raporunda davacının sözde maddi zararı hesaplanırken, davacı tarafından seçimlik haklardan birini seçme hakkına rağmen iki hakkın ileri sürülmesi dikkate alınmadığını, müvekkilin markayı kullanmak suretiyle elde ettiği kazancın belirlenmesi ile sonuca ulaşıldığını, raporda bilirkişilerce müvekkilin 2014 yılından itibaren gerçekleştirmiş olduğu ticari faaliyetler baz alınarak başlangıç tarihi 2014 yılı olarak belirlendiğini, mahkemece de müşahede olunacağı üzer davacının dava konusu \"...\" markasının tescil tarihi 13.11.2019, tescil yayım tarihi de 31.01.2020  olduğunu,  markanın tescil ile birlikte koruma sağlaması nedeniyle hesap başlangıç tarihinin 2014 olması hukuken mümkün olmamakla birlikte, davacının markaya hiçbir surette sahip olmadığı dönemler yönünden hesaplama yapılmasının hakkaniyete de aykırı olduğunu, \"...\" ibaresini  markalaştıran, müvekkilin yıllarca emek verdiğini,   Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17.12.2021 tarih, 2021/344 Esas ve 2021/262 Karar sayılı  davanın kabulüne  kararına ilişkin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNFA CEVAP  Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı taraf ... adını-markasını kullanmakta olduğunu, davalının kullandığı ... markası ile ilgili işbu dava ikame edildiğini, davalı taraf ... asli unsurunu içinde barındıracak şekilde olan kullanımları nedeniyle müvekkilin markasına yönelik tecavüzde bulunduğunu,  müvekkil şirketin ... asli unsurunu içinde bulunduran ... markası adı altında franchise sistemi ile açılmış 160'ın üstünde şubesi bulunduğunu, davalı, kullanmış olduğu ... asli unsurunu içeren ... adı ile İstanbul'da faaliyet gösterdiğini, müvekkil ülke genelinde ve özellikle İstanbul ilinde ... markasını tanıtmış ve artık ... markası müvekkil şirket ile özdeşleştirdiğini,  davalının iddia ettiği gibi kullanım söz konusu olmadığını,  dava tarihinden sonraki süreçte müslüm ... markasını almış olsalar da kullanımlarının hukuka  aykırı olduğunu, davalı tarafın işbu dava devam ederken dahi ... markasını kullanmaya devam ettiği bilirkişi raporunda ki tespitlerle sabit olduğunu, müvekkil şirketin faaliyet gösterdiği alan ile davalının faaliyet gösterdiğini, gıda sektöründe aynı ve/veya benzer mal ve hizmet sınıflarında faaliyet gösterdiğini, davalının faaliyet gösterdiği çevrelerde müvekkil şirketin franchise şubeleri de ... markası ile faaliyet göstermekte olup bu durum haksız rekabet oluşturduğunu, davalı taraf ... markasını kullanarak müvekkilin markasını kaliteli bir marka haline getirdiğini iddia ettiğini, davalı, müvekkilin ... markasını kullanarak menfaat elde ettiğini,  müvekkil şirketin marka hakları ihlal edildiğini, davalının işletmesinin adı-ünvanı müvekkilin \"...\" markası ile birebir aynı olduğunu,  davalının unvanının asli unusuru ... olan “...” adını, müvekkilin aynı ve/veyaz benzer mal ve hizmet sınıfındaki faaliyetleri kapsamında bilfiil kullanılmakta ve menfaat elde ettiğini, davalı tarafça kullanılan ... markası, yazılış, söyleyiş şekil, ses olarak müvekkile ait ... markası ile birebir aynı ve-veya iltibas oluşturacak şekilde kullanılmadığını,  müvekkile ait diğer markaların da asli unsuru ... olup davalı unvanında da ... ibaresi geçmekte olduğundan iltibas oluşturduğunu, müvekkilin yasalarla korunan marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini, haksız rekabet oluşturduğunu ve 6769 sayılı Kanun, Türk Ticaret Kanunu ve sair ilgili mevzuat kapsamında açıkça hukuka aykırılık teşkil etmekte ve müvekkilin haklarına maddi-manevi zarar verdiğini, davalı tarafın uzun yıllar ... markasını kullanması, yargıtay kararından sonra da kullanmaya devam etmesinin davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkil şirketin kişilik haklarına zarar verdiğini açıkça gösterdiğini,   müvekkil lehine maddi tazminat dışında 30.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağını, müvekkil şirketin markaları 2014 yılından önce de ... markasıyla faaliyet göstermekte, markalarını tanıtmakta, seri markalar oluşturmaya devam ettiğini, davalı tarafın süre bakımında iddiaları da haksız olduğunu, ... markası ise hizmet sınıfında bir yemeğin veya ürünün adı olmadığını, markalaşmış bir isimi olduğunu, müvekkil ... ibaresini markalaştırmış, tanıtmış ve bu doğrultuda ticari faaliyetini devam ettirdiğini, davacı müslüm ... markasını dava sonrası tescil ettirdiğini ileri sürdüğünü, davalı tarafın diğer emsal olarak sunmuş olduğu karar 2001 tarihli olduğu, dava güncel mevzuat hükümleri doğrultusunda ön inceleme duruşmasında seçimlik hakkında kullanılması neticesinde ikame edilmiş, ona göre incelemeler ve hesaplamalar yapıldığını, davalı tarafın istinaf talepleri haksız ve hukuka aykırı olup ilk derece mahkemesi tarafından verilen yasaya ve usule uygun karar doğrultusunda istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  Davanın konusu , davalının, davacının  ... tescil nolu \"...\"  markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabeti nedeniyle markaya tecavüz ve haksız rekabetin  tespiti önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talebidir. SMK'nun 6/1 md'sinde nisbi red nedeni olarak düzenlenen karıştırma ihtimali, aynı kanunun 7/1 md'sinde marka hakkına tecavüz hali olarak yer almaktadır. SMK'nun 6/1 md'sine göre, önceki marka ile tescil başvurusu yapılan marka aynı ya da benzer ise sınıflar da aynı ya da benzer ise bu başvuru itiraz üzerine red edilir. SMK'nun 25/1 md'si gereğince hem 5.md'de yazılı mutlak red nedenleri , hem de 6.md'de yazılı nisbi red nedenleri birer hükümsüzlük nedenidir. Marka koruma kapsamına ilişkin SMK'nun 7/1-b md'sine göre ise, marka sahibi \"tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerde aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını engelleyebilir ve bu durum aynı zamanda marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir. Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/03/2018 tarih, 2017/308 esas, 2018/126 karar sayılı karar sayılı dosyada, davacının Müslüm Karatepe, davalıların Türk Patent ve Marka Kurumu, ... Gıda Sanayi Ticaret A.Ş.olduğu, davanın, YİDK'nın 2017/M-6558 sayılı kararının iptali talebine yönelik olduğu, yargılama sonunda davacının davasının reddine karar verildiği ve hükmün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen esastan red kararının Yargıtayca onanması üzerine 26/02/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.  Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı; 25/06/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle, ; \"Davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen www. ..com.tr” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, ancak sitenin güncel olarak tek sayfadan oluştuğu ve içeriğinde “Web sitemiz hazırlanıyor. Dilerseniz kısa bir süre sonra tekrar ziyaret edebilirsiniz.” şeklinde bir açıklama bulunduğu ve başkaca bir sayfa bulunmadığı, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 05.09.2017 tarihinin kayıt olunduğu, Davalıya ait olan ilgili internet web sitesinin *www.....com.tr” adresinde davalı tarafından en son ne zamana kadar aktif olarak kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda İlgili internet sitesinin 2017 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2020 yılına ait en son tespit edilen “28 Kasım 2020” tarihli arşivde dahi davalı tarafından internet sitesini aktif olarak kullanıldığı, 2021 yılına ait tespit edilen 25 Ocak 2021 tarihli ilk arşivde İlgili internet sitesinin içeriğinin kaldırılarak tek sayfaya düşürüldüğü ve içeriğinde “Web sitemiz hazırlanıyor. Dilerseniz kısa bir süre sonra tekrar ziyaret edebilirsiniz.” şeklinde olarak belirtildiği tespit edildiği, davalı yanın tespit edilen kullanımlarının davacı yana ait tescilli markalar ile iltbasa sebebiyet verdiği, ilgili markalara tecavüz teşkil eder mahiyette olduğu ve ilgili kullanımların davacı yan ile haksız rekabete sebebiyet verir mahiyette olduğu, davalı tarafın, incelenen ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, Kazanç hesabında, davalı tarafın, dava konusu marka kullanımının tespit edildiği 05.09.2017 tarihinden, dava tarihine (18.11.2020) kadar olan sürenin dikkate alındığı, davalı tarafın, dava konusu marka kullanımının tespit edildiği 05.09.2017 tarihinden, dava tarihine (18.11.2020) kadar olan süre dikkate alınarak, mali tablolarında görülen Faaliyet Kazancı ve Faaliyet Karlılık oranı üzerinden yapılan hesaba göre, dava konusu marka kullanımı nedeni ile elde ettiği muhtemel kazancın 45.104,28 TL.' sı olarak hesap edildiği, davacı tarafın, maddi tazminat talebinin Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu\" belirtilmiştir. Bilirkişiler 26/10/2021 tarihli EK raporda özetle, ; \"Kök raporda maddi tazminat hesabı yapılırken, davalı tarafın internet sayfası üzerinde tespit edilen en eski kullanım tarihi olan 05.09.2017 tarihi dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, Sayın Mahkeme tarafından bu defa verilen görev doğrultusunda, davalı tarafın cevap dilekçesindeki, 2014 yılından bu yana dava konusu markanın kullanıldığı beyanı dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, davalı tarafın mükellefiyetinin 22.04.2015 tarihinde başladığı ve 2014 yılında satışının olmadığının tespit edildiği, Davalı tarafın, ticari faaliyete başladığı 22.04.2015 tarihinden, dava tarihine (18.11.2020) kadar olan süre dikkate alınarak, mali tablolarında görülen Faaliyet Kazancı ve Faaliyet Karlılık oranı üzerinden yapılan hesaba göre, dava konusu marka kullanımı nedeni ile elde ettiği muhtemel kazancın 45.521,52 TL.' sı olarak hesap edildiği\"belirtiymiştir. Davalı vekili 10/11/2021 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporunda, salt davacı taraf beyanları doğrultusunda hesaplama yapıldığını, davacı tarafın \"...\" markasının kullanımına ilişkin olarak davasını açtığını, müvekkilinin davacının markasını kullanmakta bir yarar sağlamasının mümkün olmadığını, davacı tarafın ıslah dilekçesinin reddini talep ettiklerini, dosyanın yeni bilirkişi heyetine tevdi edilerek yeni rapor alınmasını, aksi takdirde ek rapor alınmasını talep etmiştir.  Mahkemece, davacı adına tescilli markalar ile davalı kullanımlarında aynıyet taşıyan \"...\" kelimesi ayırd edici unsur mahiyetinde olduğu ve aynı ve benzer emtia ve hizmetlerde tescilli taraf markaları arasında tüketici nezdinde karıştırma ihtimali doğduğu bu nedenle  davalı markasının bu karıştırma ihtimali ile  davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet  teşkil ettiği, Davalı tarafın, ticari faaliyete başladığı 22.04.2015 tarihinden, dava tarihine (18.11.2020) kadar olan süre dikkate alınarak, mali tablolarında görülen ...   ve ... oranı üzerinden yapılan hesaba göre, dava konusu marka kullanımı nedeni ile elde ettiği muhtemel kazancın 45.521,52 TL. üzerinde hüküm kurulmuştur. Somut olayda; davacı adına tescilli markasında ve davalının kullanımlarında ki esaslı unsurun “...” ibaresi olduğu, davacıya  ait marka ve davalı yan kullanımları arasında işitsel ve kavramsal benzerlik olduğu, kullanımların gerçekleştirildiği hizmetler / emtialar üzerinde  ilgili markaların karıştırılması risklerinin var olduğu, her ne kadar fonetik açıdan ve görsel açıdan farklılıklar olsa da bu farklılıkların karşılaştırmaya tabi marka ile markasal kullanıma ayırt edici  nitelik katmadığı ve ayrıca Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2017/308 E. 2018/126 K. Sayılı kararı göz önünde bulundurulduğunda, davalı yanın davaya konu kullanımlarının davacı yan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır.Davacının ... tescil nolu ... markasının tescilli olduğu diğer sınıflarla birlikte 30 ve 43 sınıflarda da tescilli olduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesinde, 2014 yılında açtığı ... isimli dükkanı ile tatlı ürünü satış hizmeti verdiğini kabul ettiği, mahkemece alınan ek bilirkişi raporu doğrultusunda, tazminat hesabının başlangıç tarihinin davacı markasının koruma tarihinde başlatılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı,  Kaldı ki davalı işyerinin de İstanbul ilinde yakın semtlerde bulunduğu davacı markasından haberdar olamayacağının beklenemeyeceği anlaşılmakla mahkemece verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde  davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve soncuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/12/2021 tarih ve 2021/344 E. 2021/262 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.158,87-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.300,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.858,87‬-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38ad20129aca5c6d","SID":"eb0f5b204761aaf0"}}