{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2021/2422 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2361<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t\t: 2019/37 Esas - 2021/289 Karar<br>KARAR TARİHİ\t: 27/05/2021<br>DAVA\t\t: MANEVİ TAZMİNAT<br>KARAR TARİHİ                \t: 04/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 04/11/2024<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, taraflar istinaf başvurusunda bulunmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1(b-1/son) cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>G E R E Ğ İ     D Ü Ş Ü N Ü L D Ü<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... adıyla blower (hava körüğü) makinelerinin satış, montaj, bakım ve onarımlarını yaptığını, 12 yıldır bu alanda çalıştığını, bu alanda deneyimli olduğunu, davalının ise ... marka blowerların Türkiye mümessili olup 04/05/2012 tarihli yetki belgesi ile \"Süresiz Olarak\" ... marka blowerlerin satış sonrası bakım ve onarım hizmetlerini yapma yetkisi verildiğini ve bu yetki kapsamında yıllarca ticari faaliyet yürüterek davalıyla bakım - onarım işleri yaparak müşterileri ile sorun yaşamadığını, davalının davacıya ihtarname göndererek 2012 yılındaki verilen yetki belgesinin bir yıllık olduğunu, müvekkilinin  belge üzerindeki tarihi değiştirerek tahrip ettiğini, bu tarihten sonra kamu ve özel hukuk kişilerinin ihalelerine girerek yetkisiz olmasına rağmen bakım ve onarım yaparak haksız kazanç sağladığını, belge üzerinde tahrifat yapmak ve karşı firmaları yetkili olduğuna inandırmak sureti ile sahtecilik ve dolandırıcılık  suçu işlediğini, müvekkilinin 68 yaşında olup kalp ve tansiyon hastası olması nedeniyle yaşadığı üzüntü ve sıkıntının sağlığında bozulmaya neden olduğunu, sahtecilik yapmadığını ve haksız kâr sağlamadığını anlatmak zorunda kaldığını bildirerek: a) TMK.'nun 25/1.maddesi gereğince sürmekte olan saldırıya son verilmesine ve etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitine, b)Kararın Türkiye çapında yayın yapan bir gazetede yayınlanmasına ve ilan masraflarının davalı üzerinde bırakılmasına, c)Müvekkilinin kişisel olarak karşı karşıya kaldığı iftira, hakaret ve ticari itibarının sarsılması nedeni ile uğradığı manevi zarara karşılık 30.000,00 TL manevi tazminatın 23/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davaya bakma yetkisinin müvekkili şirketin adresinin bulunduğu İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve görevli mahkemenin de haksız fiile dayanması nedeni ile Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, esas yönden ise müvekkili şirketin 1986 yılından beri su ve atık su arıtımı ve sair konularında hizmetler sunduğunu, ..., ... gibi firmaların Türkiye'de satışı konusunda münhasır yetkili, distribütör, ithalatçı ve servis sağlayıcısı olduğunu; taraflar arasında da 2010 yılında bu kapsamda görüşmeler olduğunu, yetkili teknik servis ile ilgili bir sözleşme metni üzerinde mutabık kalındığını, sözleşme taraflarca imza edilmemiş ise de 2010 yılı içinde yetki belgesi düzenlendiğini, karşı tarafın yetki süresinin 1 yıl olduğunu bildiğini; davacıya 2012 yılına kadar bazı malzeme parçalarının satıldığını, sadece 2012 yılı için geçerli olmak üzere davalı firmanın yetkili teknik servis hizmeti vermeye yetkili olduğunu gösterir belge verildiğini, bunun da süresiz bir belge olmadığını; 2012 yılından sonra davacının müvekkili şirketten sadece 2013 ve 2015 yıllarında çok cüzi bir malzeme satın aldığını, 2016-2017 ve 2018 yıllarında ise taraflar arasında hiçbir ticari alışveriş olmadığı, 2012 yılı sonrasında davacının teknik servis hizmetinin gerektirdiği yoğunlukta malzemeyi müvekkili şirketten satın almadığını, müvekkilinin 2012 yılı için verilen yetki belgesinin davalı tarafından, sonraki dönemde de kullanıldığı yönünde bilgi sahibi olmadığını, bu meyanda en önemli koşullardan birisi olan orijinal ürün ve yedek parça ürününe ilişkin taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını; davacının sanki müvekkili şirketinin yetkili servisiymiş gibi davranmak suretiyle ihalelere girdiğinden habersiz olan müvekkili şirketin bu durumdan 2018 yılında İzsu kurumu tarafından müvekkili şirketin yetkili servisi olarak hizmet verdiklerini iddia eden davacının verdiği hizmet dolayısıyla yaşadığı sıkıntılar ve orijinal ürünler kullanmamalarından kaynaklı memnuniyetsizlikleri sebebi ile ... firmasını aramaları ve akabinde İzsu'ya yapılan müşteri ziyaretinde bilgi sahibi olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.<br>DELİLLER                                :<br> İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ve Çiğli Vergi Dairesi'nden ilgili kayıtlar, davacının sosyal ekonomik durumuna ilişkin ilgili merciilerden kayıtlar, davacı tarafın ticari defter kayıt ve belgeleri, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \".. taraflar arasında ... ... firmasının ürettiği ... blowerlerin satış sonrası bakım ve onarım hizmetlerinin davalı tarafından yapılması konusunda hukuki ilişkinin devam etmesine rağmen davalı tarafından davacı hakkında üçüncü kişiler nezdinde yetki belgesi üzerinde tahrifat yapıldığı, davacının sahtecilik ve dolandırıcılık suçunu işlediği, yetkisiz şekilde işleri yaptığı ve haksız kazanç sağladığı yönünde sözler sarfettiği, böylece davacının ekonomik çalışma özgürlüğü, şeref, haysiyet ve itibar, ün ve adına yönelik haklarını, eşdeyişle kişilik haklarını zedelediği ve kişilik haklarına saldırının etkilerinin devam ettiği kanaatine varılmıştır,Bu durumda açıklanan yasal hükümler de gözetildiğinde; davalı tarafından davacının kişilik haklarına yapılan bu saldırıya son verilmesine ve etkileri devam eden saldırının hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmiş; öte yandan tarafların sosyal ekonomik durumları, ticaret hayatının özellikleri, paranın alım gücü hakkaniyet ilkesi  vs hususlar dikkate alınarak davacı lehine 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi yersiz bulunmuştur. Yine karar özetinin Türkiye genelinde yayın yapan bir gazetede yayınlanmasına ve ilan masraflarının davalı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerektiği gerekçeleriyle \" davalı tarafından davacının kişilik haklarına yapılan saldırıya son verilmesine, saldırının hukuka aykırı olduğunun tespitine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 15,000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi 23/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ... ve Tic. A.Ş.' nin 1986 yılından beri su ve atık su arıtımı, enerji ve yatırım alanlarında mühendislik hizmetleri gerektiren teknik ekipman ve sistem pazarlaması, işletmeye alma ve satış sonrası hizmet sunduğunu, yine müvekkili şirket ..., ...' in dünya çapında bir çok firmanın Türkiye de satışı konusunda münhasır yetkili distribütörü, ithalatçısı ve servis sağlayıcısı olduğunu, davacı firmanın müvekkil şirketin yetkili teknik servisi olması ile ilgili olarak 2010 yılında görüşmeler olduğunu, bu bu görüşmelere ilişkin mail ortamında yazışmalar yapıldığını, hatta ekte sundukları üzere yetkili teknik servis ile ilgili bir sözleşme metni üzerinde mutabık kalındığını, bu sözleşme nin 4. Maddesinde de  sürenin 31.10.2010 tarihine kadar geçerli olduğunun belirtildiğini, sözleşmenin taraflarca imza edilmemiş ise de, 2010 yılı içinde yetki belgesi düzenlendiğini, sözleşme örneği ve sözleşme metninde mutabık kalındığına dair mail yazışmalarını ve 2010 yılına ilşkin yetki belgesi örneğinin dosyada mübrez olduğunu, söz konusu sözleşme metninde de açıkça davacı tarafın yetkili servis olduğuna ilişkin belge gereğince yetki süresinin 1 yıl olduğunun bildiğini, 2010 yılında  belirttiğimiz üzere bayilik ile ilgili görüşmeler yapılmış  ise de neticelenmemiş davacı firmaya sadece 2012 yılı için geçerli olmak üzere müvekkil firmanın yetkili teknik servis hizmeti vermeye yetkili olduğunu gösterir belge verildiğini, söz konusu belgenin tarihi 4  Mayıs 2012 olduğunu, davacının iddiası gibi hiç bir şekilde süresiz bir belge de olmadığını, davacı firma tarafından sunulan başka firmalara ait tüm yetki belgeleri de en fazla 2 yıllık süreli olup hiçbirinin süresiz olmadığını, davacı firmanın 2012 tarihinde verilmiş belgeyi tam 6 yıl müvekkili şirket bu durumu  öğrenip men  edinceye kadar haksız bir şekilde kullandığını, davacı tarafın 2012 yılından beri müvekkili şirketin ismini, 1 yıllığına  verdiği yetki belgesi sayesinde kullandığını, girdiği ihalelerde aldığı işi yapabilmek için yetkili servis olmanın gerektirdiği vasıfları taşıdığını ve bu işler için gerekli malzemeyi orijinal olarak temin edeceği garantisini iş aldığı kurumlara karşı taahhüt ettiğini, yerel mahkemece taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiği ve yetki belgesi ile kurulan hukuki ilişkinin bayılık sözleşmesi niteliğinde olduğu ve sonlandırıldığına dair herhangi bir delil olmadığı yönündeki tespitinin maddi gerçeklerle uyuşmadığını,  2015 yılından sonra yapılan davacının davalı firmadan hiç alım yapmadığının defter incelemesi ile sabit olduğunu, davacı firmanın itibarının zedelendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının ne maddi ne de manevi zarara olarak zarara uğramadığını, yargılama giderlerinin tamamından müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili katılma yolu  ile istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece müvekkili yönünden kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; maille iletildiği belirtilen sözleşme ve yetki belgesi incelendiğinde yüklenicinin yetki belgesinde ... Ltd. Şti.' nin sözleşmede .../... olduğunun anlaşıldığını, dolayısı ile gerçek kişi tacir olan davacı ...'le ilgisi bulunmayan ve davacının muhatabı olmadığı yazışmaların dosya yönünden delil teşkil etmesinin de mümkün olmadığını,  2010 yılında yapılan mail yazışmaları ve ekleri her kiminle yapılmış olursa olsun sözleşme ve yetki belgesinin imzalı olmadığını ve davanın tarafları dışındaki 3. Kişilerle bile mutabakata varıldığının kabulünü sağlayacak içerik taşımadığını, ... ile davalı arasında herhangi sözleşme yapılmamış olup taraflar arasındaki ticari ilişkinin 04.05.2012 tarihli süresiz yetki belgesi ile başladığını,  davalı yanın bu yetki belgesinin 1 yıllık olduğu ileri sürmüş ise de yetki belgesinin içeriğinden süreli olmadığının anlaşıldığını, yargılama giderlerinin tamamının davalı yan üzerinde bırakılması yönündeki istinaf başvurusunun yerinde olmadığını istinaf taleplerinin reddi gerektiğini belirtmiştir. <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; yerel mahkeme tarafından hükmedilen tazminat miktarının yüksek olduğunu, davacı firmanın ticari itibarının zedelenmediği gibi yüksek tutarlarda İzsu ile iş yapmaya devam ettiğinin defter kayıtları ile sabit olduğunu, istinaf taleplerinin reddi gerektiğini belirtmiştir. <br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, kişilik haklarına saldırı nedenli, saldırının hukuka aykırı olduğunun tespiti ile manevi tazminat istemine ilişkindir.<br> İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı taraflar istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br> 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir;  HMK'nun 357 inci maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.<br>4721 Sayılı TMK’nun 24. Maddesi ; \" Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.<br>Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”  <br>25. maddesinde \" Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. <br>6098 Sayılı TBK’nun 58/1.fıkrasında ise;“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.”  hükmü yer almaktadır.<br>Somut olayda; taraflar arasında 04/05/2012 tarihli ... marka blowerlerin satışı sonrası davacının yetkili servis olduğuna ilişkin sözleşme yapıldığı, sözleşmenin süresinin belirtilmediği, sözleşmenin bayilik sözleşmesi olup sonlandırıldığına ilişkin herhangi bir belge ve delilin bulunmadığı, taraf ticari defter ve kayıtlarına göre;  davacının ve dava dışı ...nün davalı şirketten yedek parça alımlarının olduğu, davacının ...' nun hizmet alımına ilişkin doğrudan temin satın alma evraklarında 04/05/2012 tarihli yetki belgesinin kullanıldığı, belgede herhangi bir tahrifatın bulunmadığı, yedek parça ürün kullanmadığı, davalı şirketin haksız olarak davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek nitelikte davacıya tebliğ edilen ihtarnamede iftira ve hakaretlerde bulunduğu gibi  ...ne de 14/03/2018 tarihli yazıyla davacı firmanın yetkili servis belgelerinin sahte olduğu, korsan yedek parçalar kullandıklarına ilişkin bildirimde bulunduğu belirlendiğine göre;  davalının davacı ile ilgili gerçek dışı isnatlarının,  davacının ticari itibarını zedeleyici, hukuka aykırı ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu anlaşıldığından;  davacı  4721 Sayılı  TMK' nın 24-25. Maddeleri kapsamında saldırının hukuka aykırılığının tespiti ile  TBK un 58 inci maddesi uyarınca  manevi tazminat talep edebileceğinden;  olayın oluş şekli ve fiillere ilişkin davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. <br>6098 Sayılı TBK'nun 58. maddeleri gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>İlk Derece Mahkemesince gerekçesinde davanın fiillerinin belirtildiği, ticari itibarın zedelenmesine ilişkin fiili de değerlendirilerek kişilik haklarına saldırı kapsamında manevi tazminatın belirlenmesinde dikkate alındığı, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri ve zamanı, davalının eylemlerindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının somut olaya uygun olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin manevi tazminatın miktarına ve davacı vekilinin ticari itibar kaybının değerlendirilmediğine ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. <br>Davalının yargılama giderleri yönünden istinafına gelince; 6100 Sayılı HMK' nın yargılama giderlerinden sorumluluk başlıklı 326. Maddesinin 2. Fıkrasına göre \" davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkeme yargılama giderlerini, tarafların haklılık oranlarına göre paylaştırır. \" hükmü gereğince ilk derece mahkemesince tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini paylaştırması gerekirken, yargılama giderlerinin tümünün davalıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu görülmüştür. <br>Tüm bu nedenlerle; 1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri ve davalı vekilinin yargılama giderleri dışındaki diğer tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı  6100 Sayılı HMK un 353/-1 inci maddesinin (b-1) bendi uyarınca Esastan Reddine, 2-Davalının istinaf başvurusunun yargılama giderleri yönünden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kabulüne, 3-İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, düzeltilerek  yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H  Ü  K  Ü  M      : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri ve davalı vekilinin yargılama giderleri dışındaki diğer tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı  6100 Sayılı HMK un 353/-1 inci maddesinin (b-1) bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalının istinaf başvurusunun yargılama giderleri yönünden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince KABULÜNE,<br>3-İlk Derece Mahkemesi olan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/37 E- 2021/289 K sayılı 27/05/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA, <br>4-Düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle;<br>a)Davalı tarafından davacının kişilik haklarına yapılan saldırıya son verilmesine, saldırının hukuka aykırı olduğunun TESPİTİNE,<br>b)Manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE,<br>c)15,000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi 23/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\tfazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine,<br>ç)Alınması gereken 1.024,65 TL karar harcından 512,33 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 512,32-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, mahsubuna karar verilen 512,33-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>d)Davacı tarafından yapılan 2.798,40-TL yargılama giderinden, davanın kabul oranı olan %50' ye göre hesaplanan 1.399,20-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>e)Davalı tarafından yapılan 100,00-TL yargılama giderinden, davanın kabul oranı olan %50' ye göre hesaplanan 50,00-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>f)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne kabul edilen manevi tazminat miktarına göre belirlenen 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>h)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne reddedilen manevi tazminat miktarına göre belirlenen 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>ı)TMK'nun 25/2.maddesi uyarınca karar özetinin Türkiye genelinde yayın yapan gazetede yayınlanmasına ve ilan masrafların davalı üzerinde bırakılmasına,<br>i)Davanın görevsiz mahkemede açılması nedeniyle fazladan sarfedilmiş bulunan tebligat giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davacı tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, bakiye 170,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>-Davacı tarafça yapılan istinaf masraflarının üzerinde bırakılmasına, <br>6-Davalı tarafından peşin yatırılan 162,10 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubuyla, 316,30 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>-Davalı tarafça yapılan istinaf masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>7-Artan gider avanslarının  yatıranlara iadesine,<br>8-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 04/11/2024 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a Maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde  temyiz yolu açık  olmak üzere oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b6b0daa4652b4253","SID":"0d3130da8a13b7db"}}