{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1122 <br>KARAR NO\t: 2024/1537<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ... \t\t\t\t\t (...)<br>ÜYE\t\t: ...\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t  (...)<br>KATİP\t\t: ... \t\t\t\t\t (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 30/03/2023<br>NUMARASI\t: 2019/354 Esas - 2023/230 Karar<br><br>DAVACI \t: ... (T.C. NO:...) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI \t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVA\t: Menfi Tespit <br>DAVA TARİHİ\t: 28/08/2019<br>KARAR TARİHİ\t  : 06/11/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 06/11/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. tarafından davacı müvekkil aleyhine Kocaeli 2. İcra Dairesinin 2016/6416 Esas sayılı dosyası üzerinden  ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı ...Ş. bahsi geçen icra dosyası alacağını dava dışı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.den temlik aldığını ve icra takibinde alacaklı konumuna geldiğini, halihazırda davaya konu icra takibinde alacaklı olarak davalı şirketin, borçlu olarak ise davacı müvekkili taraf olarak yer aldığını, İcra takibinde takip talebine ekli olan 09.08.2012 tarihli müteselsil kefalet akdinin  kefalet limitinin, kefalet türünün, kefalet tarihinin, müteselsil kefilin adının, soyadının ve adresinin yer aldığı kısımlardaki el yazıları ile imzanın davacıya ait olmadığını, ayrıca, 09.08.2012 tarihli ve 70.000,00-TL limitli müteselsil kefalet sözleşmesinde davacının eşinin müteselsil kefalete ilişkin olarak yazılı muvafakatinin alınmadığını, bu bahisle, takip talebine ekli müteselsil kefalet akdinin geçersiz olduğunu, müteselsil kefalet sözleşmelerinde kefaletin şeklinin geçerlilik koşullarına aykırı olmasının yaptırımın geçersizlik hali olduğunu, icra takibine dayanak olan müteselsil kefalet sözleşmeleri şeklinin geçerlilik şartlarını taşımadığından dolayı hukuken geçersiz olduğunu, bu kapsamda davacının borçtan dolayı sorumluluğuna gidilemeyeceğini, yargılamaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak, zorunlu arabuluculuk müessesesine başvurulduğunu, yapılan müzakerelerin sonucunda tarafların anlaşmaya varamadığını, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, davacının Kocaeli 2.İcra Dairesinin 2016/6416 Esas sayılı dosyası kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin durdurulmasını, kötü niyetli konumdaki davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Temlik eden Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. tarafından Kocaeli 2.icra Müdürlüğü’nün 2016/6416  Esas sayılı dosyası ile davacı ...  hakkında 284.461,91 TL takip çıkışı ile Poyrazhan Orman Ürünleri Geri Dönüşüm İnş. Metal Nak San ve Tic Ltd Şti lehine açılan krediye olan müteselsil kefaletinden kredi sözleşmesine dayalı banka alacağına istinaden ilamsız takip başlatıldığını, davacının müteselsil kefalet akdinin geçersiz olduğuna ilişkin iddiaların asılsız olduğunu, davacı hakkında icra takibine dayanak belge ve sözleşmeler incelendiğinde müteselsil kefalet akdinde herhangi bir hukuka aykırılık olmadığının sabit olduğunu, Kocaeli 2.İcra Müdürlüğü 2016/6416 Esas sayı ile başlatılan icra takibinde takip talebine ekli olan 09/08/2012 tarihli müteselsil kefalet akdinde kefalet limitinin, kefalet türünün, kefalet tarihinin,  müteselsil kefilin adının, soyadının ve adresinin açıkça yer aldığını, el yazısı ile yazıldığını, bu nedenle kefalet akdinin kanunun aradığı şekil şartlarına uygun olduğunu herhangi bir usulsüzlüğün olmadığını, temlik eden banka tarafından davacı aleyhine yapılan icra takibinin dayanağının kredi sözleşmesi olduğunu, davacının banka ile yaptığı kredi sözleşmesinde bankanın kabul ettiği aylık ve yıllık faiz oranlarının açıkça belirtildiğini, bu faiz oranları kabul edilerek kredi sözleşmesi imzalandığını, alacak temlik edilmiş ise de davacının borçtan sorumluluğunun devam ettiğini, bu yüzden kredi borcunun faiz ve ferileri ile birlikte ödenmesi gerektiğini, icra takibine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğundan takibin kesinleştiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak açılmış olan davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...1-Davanın KABULÜNE, Davacının Kocaeli 2. İcra Müdürlüğünün 2016/6416 Esas sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, İİK 72/4. maddesi gereği 284.461,91 TL takip bedeli üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki kötüniyet tazminat bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tehir-i icra taleplerinin bulunduğunu, davalı şirketin harç istisnasının bulunduğunu, davacının kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla bilerek ve isteyerek imzaladığını, müteselsil kefil sıfatıyla imzalanan sözleşmenin ticari kredi sözleşmesi olduğunu,<br> davacı ...'nun müteselsil kefaletinin kabul edilerek işin esasının incelenmesi gerekmekte iken Mahkemece hatalı kanun maddesine dayanılarak haksız davanın kabulüne karar verildiğini, davacının banka ile yaptığı kredi sözleşmesinde bankanın kabul ettiği aylık ve yıllık faiz oranlarının açıkça belirtildiğini, bu faiz oranlarının kabul edilerek ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, alacak temlik edilmiş ise de davacının borçtan sorumluluğu devam etmekte olduğundan, kredi borcunun faiz ve ferileri ile birlikte ödenmesi gerektiğini, icra takibine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olup takibin kesinleştiğini, davacının icra takibine itiraz etmeyerek menfi tespit davası açmasının ve icra takibinin durdurulmasını talep etmesinin takibi sürüncemede bırakmak maksatlı olduğunu, bilirkişi raporunda davacının alacaklıya borçlu olduğunun açıkça tespit edildiğini, Mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığını, beyanlarının göz ardı edildiğini, delillerin eksik değerlendirildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında başlatılan icra takibine dayanak belge ve sözleşmelerin incelendiğinde, davacının müteselsil kefaletinin kanunun emredici hükümlerine aykırı olması sebebiyle geçersiz olduğunun anlaşıldığını, Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinde yer alan el yazısı ile yazılı ibarelerin davacının kendi el yazısı olmaması sebebiyle kefalet akdi TBK 583. maddesi uyarınca geçersiz olduğunu, sözleşmenin kefil sıfatıyla imzalanmış olmasının, doğrudan davacının kefil olarak sorumlu olması sonucunu doğurmamakta olup kefaletin, yasanın aradığı şekil şartlarına uygun olmasının da zorunlu olduğunu, bu sebeple, söz konusu kefalet akdinin TBK 583. maddesinde ön görülen şekil şartına aykırı olması sebebiyle geçersiz olduğunu, davacının icra takibinden daha sonra haberdar olması üzerine davanın ikame edildiğini, menfi tespit davasının takibin kesinleşmesinden sonra açılmasının hakkın kötüye kullanılmasını doğuracağına dair yasal bir düzenlemenin bulunmadığını, bu kapsamda, davalı tarafın itirazının yerinde olmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/03/2023 tarih, 2019/354 Esas - 2023/230 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava menfi tespit talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; temlik eden Yapı Kredi Bankası A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu Poyrazhan Orman Ürünleri Geri Dönüşüm İnşaat Metal Nak. San. Tic. Ltd. Şti. arasında 25.06.2012 tarihli 200.000,00 TL bedelli, 09.08.2012 tarihli 70.000,00 TL bedelli, 31.12.2012 tarihli 200.000,00 TL bedelli ve 26.08.2013 tarihli 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, anılan sözleşmelerde müteselsil kefil olarak davacının imzasının yer aldığı, davaya konu edilen 26.08.2013 tarihli 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç için davacı hakkında takip başlatıldığı, davacının kefalet sözleşmesindeki yazı ve imzaların davacıya ait olmadığından kefalet şartlarının oluşmadığından bahisle eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>6098 sayılı TBK’nın 583. maddesinde; “kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.<br>6098 sayılı TBK'nın  eşin rızası başlıklı 584. maddesinde; “eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.<br>Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.<br>Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükümleri düzenlenmiştir.<br>Kefalet sözleşmesi  alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. 6098 saylı Türk Borçlar Kanunundaki düzenleme uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulması için hangi hallerde eşin rızasının gerektiği ayrıntılı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir. Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez.<br>Türk Borçlar Kanunu 584-(1) maddesine göre; rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira; rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A. Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2014, s.348). (Yargıtay HGK. 24/05/2017 tarihli  2017/12-1135 Esas - 2017/1012  sayılı kararı).<br>Somut olayda; mahkemece davacının kefil olarak yer aldığı 25.06.2012 tarihli 200.000,00 TL bedelli, 09.08.2012 tarihli 70.000,00 TL bedelli, 31.12.2012 tarihli 200.000,00 TL bedelli ve 26.08.2013 tarihli 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmeleri dosyaya getirtilmiş ve davaya konu edilen Kocaeli 2.İcra Müdürlüğünün 2016/6416 esas sayılı dosyasındaki borcun hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının tespiti amacıyla bankacı bilirkişiden rapor alınmıştır. Dosyaya sunulan 23.02.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre, takibe konu borcun 26.08.2013 tarihli 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığının tespit edilmesi karşısında, mahkemece diğer sözleşmeler yönünden bir araştırma yapmaması yerindedir.<br>6098 sayılı TBK’nın 583. maddesinde; “kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” Hükmü mevcuttur. Anılan emredici düzenlemeye göre kefaletin geçerli olması için kefil olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil ibaresini kendi el yazısıyla yazması şarttır. Bu kapsamda mahkemece, davacının 26.08.2013 tarihli 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesindeki imza ve yazıların kendisine ait olmadığını iddia ettiği nazara alınarak davacının yazı örnekleri alınmış ve kredi sözleşmesindeki yazıların davacının el ürünü olup olmadığının tespiti amacıyla dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir. Dosyaya gelen 13.02.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda yapılan tespitlere göre; inceleme konusu 26.08.2013 tarihli Genel Kredi Ve Teminat Sözleşmesinin 41. ve 47. sayfalarında bulunan \"500.000,00 TL\", \"Müteselsil\", \"26/08/2013\", \"...\", \"...\" yazıları ile ...'nun mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ...’nun eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Anılan rapor göz önüne alındığında kefaletin geçerli olması için kefil olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil ibaresinin davacının el yazısıyla yazılmasının gerektiği, ancak sözleşmedeki yazılarında davacıya ait olmadığı, dolayısıyla 6098 sayılı yasanın 583.maddesindeki kefalet şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından davacının anılan borçtan sorumlu olmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br><br><br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 19.431,59-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 4.857,90-TL'nin mahsubu ile kalan 14.573,69-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/11/2024<br><br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"95afe9a7773e4828","SID":"cd116a507dd24518"}}