{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1046 <br>KARAR NO\t: 2024/1552<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ... \t\t\t\t\t (...)<br>ÜYE\t\t: ... \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t (...)<br>KATİP\t\t: ... \t\t\t\t\t (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 02/02/2023<br>NUMARASI\t: 2021/779 Esas - 2023/86 Karar<br><br>DAVACI \t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI \t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 04/11/2021<br>KARAR TARİHİ\t  :06/11/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  :06/11/2024<br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davaya konu Kaplanlar İletişim Hiz. Ltd.Şti faaliyet göstermekte olduğu Turkcell satış bayiliği işletmesini davalı şirket ile yapılan birtakım protokoller ve devirler ile ilgili davalı şirkete 08/02/2019 tarihinde 290.000 TL'ye devrettiğini, devirler ve 08/02/2019 tarihli protokol ile davalı şirket arasında gerçekleştiğini, davalının protokolde belirtildiği üzere müvekkili şirkete 90.000 TL'ni nakit olarak ödediğini, kalan 200.000 TL'nin nakit olarak ödeneceği hususunda kararlaştırıldığını ve bu sözleşmenin taraflar ve şahitler huzurunda imzalandığını, müvekkili şirketin Kaplanlar İletişim Hizmetleri Ltd. Şti'nin 31/12/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ile hisse devri ve unvan değişikliğine gittiğini, ticari faaliyetlerine Lotis Grup Kozmetik Medikal Tic.Ltd.Şti olarak devam ettiğini, davalı şirketin müvekkili şirkete kalan bakiye 200.000 TL'yi ödememesi üzerine 03/09/2020 tarihinde Akçakoca 2. Noterliğinin 000248 yevmiye numarası ile ihtarname çekildiğini, ihtarname üzerine davalı şirketin sorumluluklarını yerine getirmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı hakkında Karasu İcra Müdürlüğünün 2020/624 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın takibe itiraz ederek takibin durduğunu, açıklanan nedenlerle Karasu İcra Müdürlüğü 2020/624 Esas sayılı icra dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamını, haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava ehliyeti ve taraf sıfatının bulunmaması nedeniyle müvekkili yönünden husumet nedeniyle, mahkeme yönünden görev ve yetki reddini, davacının protokol şartlarını yerine getirmeyerek devir yapamadığı göz önünde bulundurularak esastan reddini, protokol geçerli kabul edilecekse takas mahsup definin kabulünü ile davanın esastan reddini, Karasu İcra Dairesinin 2020/624 Esas sayılı icra takibinin iptalini, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın REDDİNE, Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,  ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin geçerli hale gelip gelmediği, gerçekleştirilen devir işlemine ... tarafından ... verilip verilmediği araştırılmaksızın kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, davalı tarafça sözleşmenin hükümsüzlüğü iddiasında bulunulmasının TMK hükümlerince hakkın kötüye kullanılması ve kötüniyet emaresi olduğunu, Ticaret Sicil Gazetesine ilan ve tescil işlemlerinin hukuki mahiyeti üçüncü kişiler adına aleniyet sağladığını, sözleşmenin taraflarının, sözleşme altına attıkları imzalar ile iradelerini belirtmiş olmakla birlikte Ticaret Sicil Gazetesine tescil ve ilan yapılıp yapılmamasının sözleşmenin hükümsüzlüğüne sebebiyet veren bir işlem olmadığını, tarafların iradelerinin sözleşme ile baki olduğunu, Mahkeme tarafından hükmedilen vekalet ücretinin \"maktu\" olması gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olmakla birlikte bu durumun da Mahkeme hükmünün kaldırılmasını zorunlu kıldığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/02/2023 tarih, 2021/779 Esas - 2023/86 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava ticari işletmenin devri nedenine dayalı itirazın talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacının 08.02.2019 tarihli adi yazılı sözleşme ile davacıya ait bayinin davalıya devrettiğini beyan ettiği, sözleşmede kararlaştırılan ve davacıya ödenmesi gereken devir bedeli olan 200.000,00 TL’nin davacıya ödemediğinden bahisle davacının davalı hakkında takip başlattığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, sözleşmenin gerçek kişiler arasında yapıldığını, davacının davacı sıfatının olmadığını, sözleşmenin imzalanmasından sonra, davacının dava dışı kişilere olan borçlarının davalı tarafından ödendiğini, davacının kira bedellerinin davalı tarafından ödendiğini, davacının bayilik kodunun devralınmadığını, yeni bir bayilik numarası alındığını, devrin gerçekleşmediğini, davanın reddini, mahkeme aksi kanaatteyse takas mahsup talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>6102 sayılı TTK'nın 11/3 maddesinde; \"Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir\".<br>6098 sayılı TBK'nın 202. maddesinde; \"Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz\" hükümleri düzenlenmiştir.<br>TBK m. 202 hükmü anlamında bir ticari işletme devrinden söz edebilmek için ticari işletmenin malvarlığına dahil olan tüm unsurların devri zorunlu olmayıp, ticari işletmenin bir işletme olarak devamını mümkün kılacak kapsam ve miktarda malvarlığı unsurlarının devredilmiş olması gerekli ve yeterlidir. Diğer taraftan, ticari işletmeye ait aktiflerin devri ile pasiflerin de devralana geçmesi, TBK m . 202 hükmü ile alacaklıların korunması amacıyla getirilmiş emredici bir kuraldır. Bu nedenle, ticari işletme devrinde, işletmeye ait pasiflerin yani borçların devrin kapsamı dışında tutulması mümkün değildir.( Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2013, s.42)<br>İşyeri devir sözleşmesi kanunda öngörülen  şekilde yapılmaması halinde  hükümsüz olacaktır. Ancak, doktrin ve uygulamada (YHGK. 11/03/1953 E.2/K.9) şekle uyulmadan yapılan sözleşmenin hükümsüzlüğünün, tarafların rızalarıyla ifa edilmesinden sonra ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması sayıldığından, malvarlığı veya ticari işletmeninin aktiflerini devralmış bulunan kimse artık alacaklılara karşı, devir sözleşmesinin hükümsüzlüğünü ileri süremeyecektir. Alacaklı devralanın sözleşmenin şekilsizlik yüzünden muteber olmadığı itirazına karşı, hakkın kötüye kullanıldığı savunmasında bulunması bile, hakim resen göz önünde bulundurup, devralanı malvarlığının veya ticari işletmenin borçlarından sorumlu tutabilecektir (Dr. Kevork, Acemoğlu Borçlar Kanunu'nun 179. maddesine Göre Malvarlığı veya Ticari İşletmenin Devri (Doçentlik Tezi), İstanbul, s:65). (Dairemizin 2022/1369 esas 2023/1301 karar sayılı ilamı, Dairemizin  2019/330 esas 2019/399 karar sayılı ilamları)<br>Somut ... yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; davaya ve takibe dayanak edilen 08.02.2019 tarihli sözleşmede davacıya ait 002.34.00061 numaralı bayinin Turkcell bayinin davalıya devrine ait adi yazılı sözleşme imzalandığı, davacı adına anılan sözleşmeyi imzalayan kişinin ... olduğu, sözleşme tarihi itibariyle ...’ın davacı şirketin yetkili olmadığı görülmektedir. 6098 sayılı yasanın 46/1.maddesi gereği; bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Eldeki olayda da temsil yetkisi olmayan ...’ın davacı şirket adına sözleşmeyi imzaladığı, takip eden işlemlerden olan tarafların Türkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. ile yaptığı sözleşmelerde şirketin bizzat sözleşmeleri imzaladığı ve sözleşmeye dayanarak hak iddia ettiği nazara alındığında davacı şirketin anılan sözleşmeye ... verdiği ve sözleşme ile bağlı olduğu anlaşılmış olup, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki görüşü anılan yasal düzenlemeye aykırı olduğundan isabetli bulunmamıştır.<br>Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; 6102 sayılı TTK'nın 11/3 maddesi uyarınca devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 133. maddesine göre; Ticari işletme, Kanunun 11 inci maddesi uyarınca bir bütün halinde ve devamlılığı sağlanmak suretiyle devredilebilir. Ticari işletmenin devri, devir sözleşmesinin tümünün tescili ile hüküm ifade eder. Mahkemece, anılan usullere uyulmadığından devrin geçersizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, doktrin ve uygulamada (YHGK. 11/03/1953 E.2/K.9) şekle uyulmadan yapılan sözleşmenin hükümsüzlüğünün, tarafların rızalarıyla ifa edilmesinden sonra ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması sayıldığından, dosyaya gelen Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin 21.03.2022 tarihli yazı cevabında, taraflar arasında “Cedidiye Mahallesi İstanbul Caddesi Düzce İş MerkeziNo:9g-H Merkez/Düzce” adresindeki bayinin davalıya davacı tarafından devredildiğine dair cevap verildiği, cevap ekinde gönderilen 05.03.2019 tarihli sözleşmede davalının davacıya ait işletme borçlarını devraldığına dair sözleşme imzaladığı, davalının bayinin adresi olan “...” iş yerine ait kira borcunu ödediği, yine bayiye ait işçilik alacaklarını da ödediği ve anılan iş yerini bayi olarak işlettiğinin anlaşılması karşısında, taraflar arasında işletme devrinin gerçekleştiği ve iş yerinin davalı tarafından işletilmeye başlandığının anlaşılması karşısında mahkemece işletme devir sözleşmesinin geçersiz olduğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  2016/11334 esas 2016/8349 karar sayılı ilamı,)<br>Taraflar arasında işletmenin devri gerçekleştiğinden; davalının işletmeye ait ödediği borçları devir bedelinden takas/mahsubunu talep edip edemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. TBK m. 202 hükmü anlamında bir ticari işletme devrinden söz edebilmek için ticari işletmenin malvarlığına dahil olan tüm unsurların devri zorunlu olmayıp, ticari işletmenin bir işletme olarak devamını mümkün kılacak kapsam ve miktarda malvarlığı unsurlarının devredilmiş olması gerekli ve yeterlidir. Diğer taraftan, ticari işletmeye ait aktiflerin devri ile pasiflerin de devralana geçmesi, TBK m . 202 hükmü ile alacaklıların korunması amacıyla getirilmiş emredici bir kuraldır. Bu nedenle, ticari işletme devrinde, işletmeye ait pasiflerin yani borçların devrin kapsamı dışında tutulması mümkün değildir.( Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2013, s.42) Eldeki olayda taraflar arasındaki sözleşmede, işletmenin bir kısmının devir dışında bırakıldığına dair bir ibare bulunmadığından ve 6102 sayılı yasanın 11. Maddesi ile 6098 sayılı yasanın 202.maddeleri gereği davalının işletmeyi tüm aktif ve pasifleriyle birlikte devraldığının kabulü gerekeceğinden, aksine bir sözleşme de yapılmadığından davalının ödediğini iddia ettiği işletmeye ait borçların devir bedelinden mahsubu talebi yerinde görülmemiş ve ödenmeyen işletme devir bedelinden sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.<br>İtirazın iptali davalarında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Eldeki davada davalı itirazında haksız çıktığından ve alacak likit olduğundan davalı aleyhine 2004 sayılı yasanın 67/2.maddesi gereği hükmolunan alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Bu nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun yukarıdaki nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının anılan nedenlerle kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;<br>1-Davacının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ESASTAN KABULÜNE, Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/02/2023 tarih, 2021/779 Esas ve 2023/86 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA,<br>YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davanın KABULÜ ile davalının Karasu İcra Müdürlüğünün 2020/624 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına,<br>b-Davalı itirazında haksız olduğundan asıl alacak miktarı olan 200.000,00 TL’nin %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>c-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 13.662,00-TL harçtan, peşin yatırılan 2.235,60 TL’nin mahsubu ile bakiye kalan 11.426,40 TL’nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>ç-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 32.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>d-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 8,50 TL vekalet harcı, 2.415,50 TL peşin harç, 561,60 TL posta ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 3.045,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>e-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>f-Dava şartı olan arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL’nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,  <br>g-Fazla yatan gider avansı karar kesinleştikten sonra yatıran tarafa iadesine,<br>2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irat kaydına,<br>b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>c-Davacı tarafından yapılan 492,00-TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harcı ile 194,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 686,50-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>d-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince  davacıya iadesine, <br>e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/11/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"49b27e3cf5a57b11","SID":"d4b5233d320c3082"}}