{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1042 <br>KARAR NO\t: 2024/1569<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:01/02/2023<br>NUMARASI\t:2021/411 Esas - 2023/74 Karar<br><br>DAVACI\t:... - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVALI\t:1-... (T.C.No:...) - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>\t:2-... ;(T.C.No:...) - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... -...<br>\t:3-... (T.C.No:...) - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVA\t:Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t:03/09/2021<br><br>KARAR TARİHİ\t:07/11/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:18/11/2024<br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava dışı şirkete yatırım amacıyla ortak olunmuşsa da şirket yöneticileriyle birlikte şirketin finans ve muhasebe işlemlerinden sorumlu kişilerin sonu gelmez ödemeler talep etmesinin şirket yönetim usulüne uygun olmadığının aşikar olduğunu, bununla birlikte yapılan ödemelere ilişkin somut bir dekont veya hesap dökümünün davacıya iletilmediğini, giderlerin şeffaflıktan izah edilmemesi ve her ne kadar anlaşma yapılsa da dava dışı şirketin bir türlü faaliyet konusunu gerçekleştirmek amacıyla üretime geçmemesi, davacının ortağı olduğu şirketin zarara uğradığı şüphesinin kuvvetlendirmek için yeterli olacağını belirterek şirkete ödenen bedelin şirket kasasında olup olmadığının tespitinin gerektiğini, bu bedelin şirket kasasında mevcut değilse şirket banka hesap hareketleri başta olmak üzere ticari defterler dahi tüm muhasebe ve finans işlemlerinin incelenerek davacının dava dışı şirkete yaptığı ödemelerin akıbetinin belirlenmesi, bu yola şirketin ihtiyaçları doğrultusunda mı harcandığı yoksa yetkililer tarafından şirketin kasasının usulsüz şekilde boşaltıldığının belirlenmesini, davacı tarafından şirket yetkilisi olarak tanıtılan davalı ...'a şirket adına elden ödenen bedele ilişkinse bedelin şirketin kasasına girip girmediğinin tespiti ile şayet şirket kasasına girmişse aynı şekilde şirketin hangi işlemleri doğrultusunda harcandığının tespitini, işbu dosya kapsamında açıklanan gerekçelerle davanın kabulü ile davalı ... tarafından teslim alınan 20.000-Dolar ve davalı ... ve ... tarafından teslim alınan 50.000-Dolar tutarındaki ödemelerin şirket hesaplarına aktarılmayıp harcandı ise doğrudan davacıya iadesine, şirket hesaplarına aktarılıp usulüne uygun harcanmadı ise şirkete iadesine, şirket banka hesabına ödenen 80.000-Dolar değerindeki ödeme usulüne uygun harcanmadığı ise şirket yetkilileri ... ve ... tarafından şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıdan talep edilen tutar ve iş bu davanın haksız ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davalının 03/09/2019 tarihli pay devrinin hiçbir zaman para talep etmediği belirttiğini Nusret isimli kişiye 20.000,00-USD gönderilmesi anılan davanın konusu olmadığını, müvekkilinin 01/10/2019 tarihinde işe başladığını, davalının 80.000,00-USD ile ilgili bir tasarrufunun bulunmadığını ödendiği belirtilen 55.000,00-USD tutarındaki ödemede davalının imzası ve bir ilgisi bulunmadığını, davacının bilgi belge talebi için kendilerine ulaşmadığını, davalının diğer davalıların yaptığı işlemler dolayısıyla sorumlu olmadığını belirterek  anılan davanın davalı yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>57.727,74 USD'nin davalı ...'dan alınarak Bamagh Mühendislik Üretim San.  Ltd. Şti'ye verilmesine, <br>Davalı ... yönünden davanın pasif husumet yönünden davanın reddine, <br>Davalı ... yönünden davanın reddine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sonradan ortağı olduğu şirketin geliştirilmesi adına iyiniyetle birçok ödeme yapmışsa da zarara uğratılarak mağdur edildiğini, ... yönünden pasif husumet yönünden davanın reddine hükmedilmesi yerinde olmayıp hükmün bozulması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/02/2023 tarih, 2021/411 Esas - 2023/74 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; 6102 sayılı TTK'nın 644. maddesinin atfıyla uygulanması gereken TTK'nın 553.maddesi uyarınca limited şirket ortağı tarafından açılan limited şirket müdürünün sorumluluğu iddiasına dayalı tazminat davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafça %40 ortağı olduğu dava dışı BAMAGH Mühendislik Üretim Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti için; davalı ... tarafından teslim alınan 20.000-Dolar ve davalı ... ve ... tarafından teslim alınan 50.000-Dolar tutarındaki ödemelerin şirket hesaplarına aktarılmayıp harcandı ise doğrudan müvekkiline iadesi, şirket hesaplarına aktarılıp usulüne uygun harcanmadı ise şirkete iadesine, şirket banka hesabına ödenen 80.000-Dolar değerindeki ödeme usulüne uygun harcanmadı ise şirket yetkilileri ... ve ... tarafından şirkete iadesi talep edilmiş, davalı ... vekili davanın reddini talep etmiş, Mahkemece \"TTK nın 553.maddesi kapsamında açılmış bir sorumluluk davası olması sebebi ile  davalı ...'ın dava dışı şirkette yönetici konumunda olmadığı,  bu durumda davalı ... 'in şirkete zarar vermiş olduğu kabul edilse bile Bülent'in yapmış olduğu işlemlerden  doğan zarara ilişkin  dava açma yetkisi kural olarak  doğrudan doğruya  olaydan zarar gören dava dışı şirket olması sebebi ile davacının, davalı ...'ten herhangi bir zarar talebinde bulunamayacağından bu davalı yönünden davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiş, davacı tarafından ortağı olduğu şirketin faaliyetine kullanılmak üzere ödenen toplam 57.727,74-USD, TL karşılığı 330.744,88-TL'nin şirketin faaliyetin kullanılmadığı ve ödenecek kişilerde kaldığının belirlendiği, her ne kadar ek raporda sorumlu tutulacak bedelin 17.727,74-USD olduğu belirtilmiş ise de Sibel Kat'a ödenen ve iade edilmeyen nerede harcandığı belli olmayan 40.000-USD den de müdür olarak davalı ...'in sorumlu olduğu kabul edilmekle davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı ...'a kusuruna denk gelen bir zarar bulunmadığından davalı ...'a açılan davanın reddine karar verilmiştir.<br>Davacı vekilinin davalı ... yönünden pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığına ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; <br>Davacı tarafın ortağı olduğu davalı şirketin zarara uğratılması nedenine dayalı tazminat davasında, iddianın ileri sürülüş biçimine göre şirket yöneticisinin eylemleri nedeniyle uğranılan zarar, şirket açısından doğrudan, davacı ortak açısından ise dolaylı zarar olup, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 555. (6762 sayılı TTK'nm 309.) maddesi hükmü gereğince hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesinin talep edilmesi gerekir. Eldeki davada davacının talebi de bu yöndedir.<br>Şirket yöneticinin sorumluluğu  6102 sayılı TTK'nın 553. Maddesinde; \"(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.<br>(2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hali hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.<br>(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.\" şeklinde düzenlemiştir. <br> 553. maddenin 1'inci fıkrasının ilk halinde, ''Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettikleri takdirde, kusurları bulunmadığını ispatlamadıkça  hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar'' şeklinde düzenlenme yapılmış ve kusur bir karîne olarak kabul edilerek, ispat yükü yönetim kurulu üyeliklerinde görev alanlara yüklenmişti.<br> Söz konusu maddenin 26.06.2012 tarih ve 6335 Sayılı Kanun'un 28. ve 41. maddeleri ile düzenlenmiş son hali ise, ''Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde,  hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar'' şeklinde olup, kusurluluk bir karine olmaktan çıkmış ve yönetim kurulu üyeliklerinde görev alanların kusurlu oldukları ispat edilmedikçe sorumlu olmadıkları düzenlenmiştir. (Yargıtay 23. HD'nin 2016/2905 Esas, 2019/301 Karar sayılı kararı)<br>Diğer taraftan bu davada davalıların sorumluluğu yoluna gidilebilmesi için, davacının somut olarak uğradığı zararı ispat etmesi gerekmektedir. <br>6102 sayılı TTK'da, 6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu zamanında var olan üyelerin mutlak müteselsil sorumluluğu sisteminden farklı olarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 557. maddesinde, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin olarak Kurumsal Yönetim İlkeleri çerçevesinde “farklılaştırılmış teselsül ilkesi” benimsenmiştir.  <br>Bu yeni düzenleme uyarınca, hiç bir yönetim kurulu üyesi kendisinin sebep olmadığı zararlardan sorumlu değildir. Sorumluluk dış ilişkide kişisel kusurun varlığına bağlıdır. Aynı zarardan birden fazla yönetim kurulu üyesi kusurlu ise zararın tamamından müteselsil sorumlulukları devam eder. Ancak zararın ortaya çıkmasında tek bir üyenin kusuru varsa kural olarak diğer üyeler dış ilişkide sorumluluktan kurtulur. (H. Pulaşlı, Şirketler Hukuku, 7.B. S 671 vd.)<br>Bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, bu hükümler (m.553 vd.) maddeleri uyarınca açılacak sorumluluk davası ancak \"Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları\" aleyhine açılabilir. <br>Eldeki uyuşmazlıkta, davanın ileri sürülüş biçimine göre şirketin doğrudan, davacının dolayı zararının tazmini için 6102 sayılı TTK'nın 553. Maddesine göre eldeki davanın açıldığı, bu davanın ise ancak \"kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarına\" karşı açılabileceği, Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden dosyaya gelen 14/09/2021 tarihli yazıda şirket ortaklarının ... ve  ... olduğu, şirketi temsile yetkili kişilerin müşterek imzaları ile temsile yetkili şirket müdürlerinin ... ile ... olduğu, davalı ...'ın yönetici olmaması nedeniyle bu hüküm (m. 553) uyarınca ...'a husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından mahkemece pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi ..., hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/11/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"813d0500597d8b1e","SID":"654b53a06c010544"}}