{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/734 <br>KARAR NO: 2024/1431<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2023/895 <br>KARAR NO: 2024/6<br>KARAR TARİHİ: 10/01/2024<br>DAVA: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))<br>KARAR TARİHİ: 06/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Bursa Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yaptığını ve davalı şirket yetkilisi tarafından verilen vekaletname uyarınca taraflar arasında vekalet ilişkisi kurulduğunu, Avukatlık Ücret Sözleşmesinde ödenecek ücretin %25'lik oran üzerinden kararlaştırıldığını, sözleşmenin alt boşluğunda %25'lik oranın şirketi temsilen ... tarafından %15 olarak düzeltilerek imza edildiğini, yine şirket tüzel kişiliği adına Şirket Sürekli Danışmanlık Hizmeti amacıyla düzenlenen Avukatlık Ücret Sözleşmesinin 2 m. ile ödeme günündeki Tavsiye Niteliğindeki Bursa Barosu Avukatlık Ücret Tarifesinde gösterilen miktar üzerinden ödeneceği kararlaştırıldığını, davalı ...'ın şirketin sahibi ve temsile yetkili kişi olduğunu, davalı ...'un ise şirketin mali işlerden sorumlu yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkilinin işini gereği gibi ifa etmesine rağmen azledildiğini, müvekkilinin doğan hak ve alacaklarının ise ödenmediğini, iflas için  İİK'nın 177.maddesinde sayılan 4 koşulun tamamının mevcut olduğunu, bu nedenlerle TTK 238/2 maddesi uyarınca şirket ortaklarının da iflasına karar verilmesi gerektiğini belirterek, davalı ... İnşaat AŞ ile birlikte ..., ..., ...'nun doğrudan iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; görev ve arabuluculuk itirazında bulunduğunu, davacı tarafa müvekkilinin bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin şirket yönetim kurulu üyesi ve ortağı olmadığını, sadece kısa bir süredir mali işlerden sorumlu sınırlı müdür olarak görev yaptığını, bu nedenlerle davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin iflasa tabi olmadığını belirterek, açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; görev ve arabuluculuk itirazında bulunduğunu, davacı tarafa müvekkilinin bir borcunun bulunmadığını, davacının avukatlık hizmetini özenle yerine getirmediğini bu nedenle müvekkili tarafından azledildiğini, haklı fesih nedeniyle her hangi bir ücrete hak kazanamadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''Dava, İİK.nun 177/1,2 maddelerine dayalı iflas istemlidir. Davacı, 07/08/2023 tarihli dava dilekçesi ile ... inşaat AŞ ile birlikte ..., ..., ...’na karşı doğrudan iflas istemli dava açmıştır. Mahkememizin 2023/612 E sayılı dosyasına kaydedilmiş olan dosyada davalı ... yönünden davanın tefriki ile mahkememizin 2023/894 E, ...ile ... yönünden tefriki ile mahkememizin 2023/895 E sırasına kaydedilmiştir. Davacı avukat olup, davalılardan ... İnşaat AŞ ile aralarında vekalet ilişkisi vardır. Davacı vekalet ücreti alacaklarının olduğunu ve tahsil edilemediğini ileri sürerek davalıların iflasını istemiştir. Esasen vekalet ilişkisi davacı ile davalı şirket arasında olduğundan diğer davalı yönetim kurulu üyelerinin ve müdürün husumeti yoktur. Eldeki 2023/895 E sayılı dava yönünden ...şirketin yönetim kurulu üyesi olmadığını, dışardan atanan sorumlu müdür olduğunu belirtmiş; diğer davalı ... da  şirketin yönetim kurulu üyesi olup husumet ve esasa ilişkin itirazlarda bulunmuştur. Davacı, gerçek kişi davalılar yönünden iddiasını TTK nun 238/2 maddesine dayandırmıştır. TTK.nun 238/2 maddesine göre icra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmezse alacaklı, şirketle birlikte ortakların da doğrudan iflasını isteyebilir. Görüldüğü üzere bu düzenlemenin uygulama alanı bulması için ilama dayalı olan bir alacağın varlığı ve ilamlı icra takibinin yapılması icra emrinin asıl borçluya tebliğ edildiği halde ödenmemiş olması gerekir. Davacının alacağı olup olmadığı, ne kadar olduğu yargılamayı gerektirdiği gibi ilama dayalı da değildir. Davalı ... şirket ortağı da değildir.Bu sebeple davalılar yönünden eldeki davada pasif husumet yokluğu söz konusu olduğundan davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, müvekkiline olan borç yerine getirilmediğinden yönetim kurulu üyelerinin de iflasına karar verilmesi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, davalıların ödemelerini tatil ettiği ve hileli muamelelerde bulunduğu iddiasına dayalı 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır. Somut olayda davacı, aralarında vekalet ilişkisi olan ... AŞ'nin alacaklarını ödemediğini, davalı şirketin münferiden imza yetkilisi ...'ın taahhütlerinden kurtulmak, alacaklılarını zarara uğratma kastı ile tahsil ettiği paralarla yurt dışına kaçtığını, şirketin konkordato talep ettiğini, konkordatonun tasdik edilmediğini ve bazı alacaklıların ilama müstenit alacaklarının ise ödenmediğini, bu nedenlerle İİK'nın 177.maddesinde borçlunun doğrudan iflas hallerinin tamamının mevcut olduğunu ileri sürerek, şirket ile birlikte TTK'nın 238.maddesi uyarınca davalı gerçek kişilerin de iflasını talep etmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 124. maddesinin birinci fıkrasında ticaret şirketlerinin kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibaret olduğu, ikinci fıkrasında ise kollektif ve komandit şirketlerin şahıs şirketleri; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin ise sermaye şirketleri sayıldığı belirtilmiştir. TTK'nın 211-303.maddeleri arasında kollektif şirketlere ilişkin hükümlere, 329-563.maddeleri arasında anonim şirketlere ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Yani davacının, davalı gerçek kişiler yönünden dayandığı TTK'nın 238.maddesine, kollektif şirkete ilişkin hükümlerin düzenlendiği kısımda yer almaktadır. TTK'nın 211.maddesinde kollektif şirket; ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla, gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış olan şirket olarak tanımlanmış, 236.maddesinde ortakların şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı müteselsilen ve bütün malvarlığı ile sorumlu olduğu belirtilmiştir. TTK'nın 238.maddesinde; \"(1) Yalnız şirket aleyhine alınmış olan mahkeme kararı, şirket hakkındaki takip semeresiz kalmadıkça veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş olmadıkça ortaklar hakkında icra edilemez. (2) İcra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmediği takdirde, alacaklı, şirketle birlikte ortakların veya bazılarının da doğrudan iflasını isteyebilir.\" Yine aynı Kanun'un 240.maddesinde; \"(1) Şirketin iflası, ortakların iflasını gerektirmez. Ancak, depo kararına rağmen para yatırılmadığı takdirde alacaklı, depo kararının ortaklara veya içlerinden bazılarına da tebliğini ve gereğini yerine getirmedikleri takdirde şirketle birlikte iflaslarına karar verilmesini mahkemeden isteyebilir. Bu hakkını kullanmamış olan alacaklının, şirket masasından alacağını tamamen alamaması hâlinde ortakları iflas yoluyla da ayrıca takip hakkı saklıdır. (2) Ortakların mallarına adi takip veya iflas yolu ile başvurulursa bunların kişisel alacaklıları ile şirket alacaklıları arasında bir öncelik ve imtiyaz hakkı yoktur. Ancak, kişisel alacaklılar arasında kanunen rüçhan hakkı bulunanların bu hakları saklıdır.\" hükmüne yer verilmiştir. TTK'nın 329.maddesinde anonim şirket; sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirket olarak tanımlanmış ve pay sahiplerinin de, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumlu olduğu belirtilmiştir. Anonim şirket kurucu kurucularının, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerinin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu TTK'nın 553. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak anonim şirketler şahıs şirketi değil, sermaye şirketi olduğundan ve yöneticilerinin/ortaklarının TTK'nın 553.maddesi hali dışında sorumlulukları düzenlenmediği gibi şirket borçları nedeniyle iflaslarının istenebileceğine dair bir hükme yada kollektif şirketlere ilişkin TTK'nın 238.maddesinin anonim şirketler yönünden de uygulanacağına dair bir atfa yer verilmediğinden, ... İnşaat AŞ'nin ortak ve yöneticileri oldukları ileri sürülen davalılar yönünden TTK'nın 238.maddesinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Sonuç olarak; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen yapılan inceleme neticesinde kamu düzenine aykırı bir husus tespit edilmediği, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçeler yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine dair karar verilmesinde sonuç itibariyle usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının ve istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. fıkrası ve 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ffe014e8b1365fb","SID":"b4b7f93ef903d714"}}