{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/736 <br>KARAR NO: 2024/1381<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İST. AND. 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:  07/08/2023<br>NUMARASI:  2023/894 Esas - 2024/5 Karar<br>DAVA: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas <br>DAVA TARİHİ: 07/08/2023<br>KARAR TARİHİ: 30/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Bursa Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan müvekkili ile davalı şirket yetkilisi tarafından verilen vekaletname uyarınca taraflar arasında vekalet ilişkisi kurulduğunu,  taraflar arasında kurulan vekalet ilişkisi kapsamında düzenlenen sözleşmede sözleşmenin alt boşluğunda %25 lik oran %15 olarak şirkete temsilen ... tarafından düzeltilerek imza edildiğini, yine şirket tüzel kişiliği adına şirket sürekli danışmanlık hizmeti amacıyla düzenlenen Avukatlık ücret sözleşmesinin 2 maddesi ile de ödeme günündeki tavsiye niteliğindeki Bursa Barosu Avukatlık Ücret Tarifesinde gösterilen miktar üzerinden ödeneceği kararlaştırıldığını, müvekkilinin işini gereği gibi ifa etmesine rağmen azledildiğini, davalı şirketin münferiden imza yetkilisi ... taahhütlerinden kurtulmak, alacaklılarını zarara uğratma kastı ile tahsil ettiği paralarla yurt dışına kaçtığını belirterek, davalı ... AŞ ile birlikte ..., ..., ...’na karşı doğrudan iflasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; arabuluculuk ve zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davacı tarafa müvekkilinin bir borcunun bulunmadığını, davacının avukatlık hizmetini özenle yerine getirmediğini belirterek, açılan davanın reddini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" ... Davacı avukat olup davalılardan .. AŞ.ekalet ilişkisi vardır. Davacı vekalet ücreti alacaklarının olduğunu ve tahsil edilemediğini ileri sürerek davalıların iflasını istemiştir. Esasen vekalet ilişkisi davacı ile davalı şirket arasında olduğundan diğer davalı yönetim kurulu üyelerinin ve müdürün husumeti yoktur. Eldeki 2023/894 E sayılı dava yönünden ... davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olup husumet ve esasa ilişkin itirazlarda bulunmuştur. Davacı, gerçek kişi davalılar yönünden iddiasını TTK nun 238/2 maddesine dayandırmıştır.  TTK.nun 238/2 maddesine göre icra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmezse alacaklı, şirketle birlikte ortakların da doğrudan iflasını isteyebilir. Görüldüğü üzere bu düzenlemenin uygulama alanı bulması için ilama dayalı olan bir alacağın varlığı ve ilamlı icra takibinin yapılması icra emrinin asıl borçluya tebliğ edildiği halde ödenmemiş olması gerekir. Davacının alacağı olup olmadığı, ne kadar olduğu yargılamayı gerektirdiği gibi ilama dayalı da değildir. Bu sebeple davalı yönünden eldeki davada pasif husumet yokluğundan reddine  \"  karar verilmiştir<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde dava dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan incelem.e neticesinde; Dava, İİK 177. maddesine dayalı iflas istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, davacı, dava dilekçesi ile borçlu Anadolu İnşaat şirketi ile birlikte şirketin yönetim kurulu üyeleri  ..., ..., ...’nun İİK 177. Maddesi uyarınca doğrudan iflasını talep etmiş, davalı .. ile birlikte diğer gerçek şahıslar yönünden tefrik kararı verildikten sonra davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacının, İİK 177. Maddesi uyarınca davalı gerçek şahısların iflasını talep edilebilmesi için öncelikle iflasa tabi olan davalı gerçek şahıslardan alacaklı olduğunu, sonrasında İİK 177. Maddesininde belirtilen iflas şartlarının gerçekleştiğini ispatlaması  gerekmektedir. Somut olayda vekalet ilişkisinden kaynaklı ticari ilişki davacı ile davalı şirket arasında olup davacının, şirketin yönetim kurulu üyesi olan gerçek şahıslardan bir alacağı bulunmamaktadır. Davacı vekili her ne kadar TTK 238/2 maddesi uyarınca müvekkil alacaklarının ödenmemesi nedeniyle şirket ortaklarının ve sorumlu müdürlerinin de şirketle birlikte sorumlu olduğunu ve iflasına karar verilmesini talep etmiş ise de Türk Ticaret Kanunu'nun İkinci Kitabı'nda düzenlenen Ticaret Şirketleri, Birinci Kısım Genel Hükümlerde yer alan TTK 124. Maddesinde, ticaret şirketleri, kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibaret olduğu, bu kanunda kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin sermaye şirketi sayıldığı kabul edilmiştir.  Dördüncü Kısımda düzenlenen TTK 329. Maddesi uyarınca anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirket olup pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile şirkete karşı sorumludur. Anonim şirket kurucularının, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerinin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu TTK 553. Maddesinde düzenlenmiştir.   Türk Ticaret Kanunu'nun 238. Maddesindeki \" (1)  yalnız şirket aleyhine alınmış olan mahkeme kararı, şirket hakkındaki takip semeresiz kalmadıkça veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş olmadıkça ortaklar hakkında icra edilemez. (2) icra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmediği takdirde, alacaklı, şirketle birlikte ortakların veya bazılarının da doğrudan iflasını isteyebilir.\" şeklindeki düzenlemenin Kanunun  İkinci Kısım'da yer alan Kollektif Şirkete ilişkindir. TTK 211. Maddesinde, kollektif şirket ticari işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla, gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirinin  sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış olan şirket olarak tanımlanmıştır. Somut olayda davalı gerçek şahısların, yönetim kurulu üyesi oldukları şirket, anonim şirket olması  anonim şirket kurucu ortaklarının, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu TTK 553. Maddesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle  kollektif şirket ortaklarının sorumluğuna ilişkinin düzenlenen  TTK 238/2 maddesinin somut olayda uygulama imkanı bulunmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvusunun  esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine oy birliği ile varılmış, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı, davacı tarafından yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, İİK'nin 164/2 maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f1bb84268cea623","SID":"f13fcd0e52fd743a"}}