{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2023/118 Esas<br>KARAR NO\t:2024/722<br><br>DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ:17/02/2023<br><br>BİRLEŞEN İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2023/124 ESAS, 2023/355 KARAR <br><br>DAVA:Genel Kurul Kararının İptali İstemli<br>DAVA TARİHİ:17/02/2023<br>KARAR TARİHİ:16/10/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık<br>yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>ASIL DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Teşebbüsü bu 13 şirketi sahip olduğu çoğunluk paylarla ve/veya çoğunluk paylarına ve yönetimine sahip olduğu şirketlerin diğer bağlı şirketlerde çoğunluğu ve/veya yönetimi elinde bulundurması sayesinde doğrudan ya da dolaylı olarak kontrolü altında tutmakta olduğunu, yönetim kurulunca kanuna ve faaliyet raporu yönetmeliğine aykırı şekilde hazırlandığını, davalı şirketin içinde bulunduğu ... şirketler topluluğunu göstermeyen ve azınlık davacıların pay sahipliğinden doğan haklarını ihlal eden faaliyet raporu hakkında, TTK m . 409 hilafına gerekli müzakere yapılmadan , azınlık davacıların soruları yansıtsız bırakılarak ve muhale fetler i hiçe sayılarak verilmiş 2 no.lu Genel Kurul kararının butlanla malul olduğunun tespit edilmesi veya iptal edilmesi gerektiğinin ve talep edildiğinin, Faaliyet Raporları TTK’nın ve Faaliyet RaporuYönetmeliği’nin ilgili hükümlerine aykırı olarak hazırlanmış olduğunu, üstelik somut olayda; davalı şirket’in faaliyetleri ve bağlı şirketlerle olan ilişkileri, Yönetim Kurulu’nun Davalı Şirket’e zarar verdiği düşünülen işlemleri ve davalı şirket’in finansallarıyla ilgili son derece önemli bilgileri içermesi gereken Faaliyet Raporları’nın içeriğiyle ilgili davacıların usulünce bir müzakere yapılmasına ilişkin çabaları Çoğunluk ... Grubu’nun tahakkümüyle boşa çıkarılmış olduğunu, davacıların Faaliyet Raporları’yla ilgili sorduğu soruların, tek cümlelik genel geçer cevaplarla karşılandığını ve açıkça yanıtsız bırakıldığını, muhalefet şerhlerinin ise dikkate alınmadığını, davalı şirket’in dava konusu genel kuruluna, usule ve hukuka uygun Faaliyet Raporları’nın sunulduğundan ve müzakere edildiğinden bahsedilemeyeceğinden, 2020 ve 2021 Faaliyet Raporları’nın müzakeresine ilişkin 2 no.lu genel kurul kararının sakatlanmış olduğunu, bu gerekçelerle kanuna ve Faaliyet Raporu Yönetmeliği’ne aykırı olarak hazırlandığını ve gereğince müzakere edilmediğini, 2020 ve 2021 Faaliyet Raporları’nın müzakeresine ve onaylanmasına ilişkin kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı 2 no.lu genel kurul kararının TTK m . 447 uyarınca butlanla malul olduğunun tespitine veya TTK m . 445 uyarınca iptal edilmesine karar verilmesi gerekmekte ve talep olunduğunu, TTK m . 515’e aykırı şekilde hazırlandığını, davalı şirket’in gerçek finansal durumunu ve ... şirketler topluluğundaki diğer 12 şirketle arasındaki borç ilişkilerini doğru yansıtmayan , hukuka aykırı faaliyet raporlarına dayalı olarak hazırlanmış 2020 ve 2021 yılı finansal tabloların tasdikine ilişkin 3 no.lu genel kurul kararının butlanla malul olduğunun tespiti ya da iptali gerekmekte  olduğunu belirterek davalı ... Turizm ve İnşaat Yatırımları Anonim Şirke ti’nin 17.11.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınmış 2 ve 3 no.lu kararların TTK m . 447 uyarınca butlanla malul olduğunun tespitine veya TTK m . 445 uyarınca iptaline, davalı ... Turizm ve İnşaat Yatırımları Anonim şirketinin 17.11.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınmış 7 no.lu kararın yoklukla malul olduğunun tespitine yahut TTK m . 447 uyarınca butlanla malul olduğunun tespitine veya TTK m . 445 uyarınca iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin tek malvarlığının bir adet araziden ibaret olup kiraya verilmesinde başka faaliyetin olmadığını, davacılar tarafından dosyaya sunulan tablolarda ikrar edildiğini, davacıların da davalı şirket ile hiçbir borç ve alacağı ilişkilendirilmediğini, davacıların davalı şirketin kuruluşundan davaya konu faaliyet yıllarında davalı şirketin yönetim kurulunda eksiksiz olarak aralarında dava bazı davacılarca temsil edildiklerini, temsil olgusu davacılarca ikrar edildiğini, davalı şirketin davacıların da müşterek iradesi ile oluşturulmuş davacılar davadaki dayanakları arasında 2020 ve 2021 yılı içerisinde ortaya çıkmış yeni vakıa olduğunun olmadığını, davacıların somutlaştırabildikleri kanın esas sözleşme ve dürüsttük kuralına aykırılık olmadığını, dava dilekçelerinde anmış oldukları ilişki taraflara ilgili biçimde açılmış bulunan toplam 48 adet davanın var olduğunu ve davacıların tamamen baskı, taciz ve yıldırma maksadı ile hareket ettiklerini, davalı şirketin pay sahipliğinin yapısı belirli olduğunu, tek tüzel kişi pay sahibi yalnızca %9 ,5 oranında pay sahibi olduğunu, şirketin hiçbir iştiraki veya bağlı şirketi de bulunmadığını, davacılar tarafından hakim teşebbüs olarak nitelen gerçek kişi pay sahiplerinin davalı şirket yabancı herhangi bir iktisadi faaliyeti bulunmadığını, tüm pay sahipleri 2020 yılının Aralık ayına dek yapılan tüm genel kurul toplantılarına katılıp finansal tabloları tasdik ve yönetimi kurulu üyelerinin tamamını ibra ettiklerini, davacıların yönetim kurulunda temsil edildikleri dönem ile edilmedikleri 2021 dönemi arasında, şirket faaliyet ve politikaları bakımından hiçbir değişiklik gerçekleşmediğini, davanın davalı şirkete zarara uğratması kuvvetle muhtemel olup davacıların teminat göstermelerinin gerektiğini, 2020 ve 2021 yılı faaliyet raporunun okunmasına ve müzakere edilmesine dair 2 nolu gündem maddesi gereği hiçbir kararın alınmadığını, davacılar aleyhine davacı başına 100.000 TL'den ve toplamda 900.000 TL'den az olmamak üzere nakdi teminata hükmedilmesine, davalı şirket sermayesindeki tüm payların rehin kurulmak suretiyle teminata alınmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA:Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, iş bu davanın 2, 3 ve 4 numaralı müvekkili davacıların, davalı şirketin genel kurulunda haksız yere ve tamamen keyfi olarak ibra edilmemelerine karar verilen yönetim kurulu üyeleri olduğunu,  hukuka aykırı hiçbir eylemi bulunmayan davacıların keyfen ibra edilmemiş olmalarının kabul edilemeyeceğini, kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olan bu ibra etmeme kararı uyarınca davacıların ibraya olan menfaatlerinden mahrum bırakıldığını,  2020 ve 2021 faaliyet yıllarına ilişkin olarak hukuka aykırı olan ibra etmeme kararının iptali ve 2, 3 ve 4 numaralı müvekkili davacıların ibralarına hükmedilmesi gerektiğini,  2, 3 ve 4 numaralı müvekkil davacıların ibra edilmemesinin arkasındaki temel sebebin, davalı şirketin genel kurulunda ibra etmeme yönünde oy kullanan diğer pay sahiplerinin paylarını fahiş fiyattan satmak da dahil olmak üzere kendi şahsi menfaatlerini gözeten gizli bir ajandaya sahip olmaları olduğunu,  müvekkili 2, 3 ve 4 numaralı davacıların ibra edilmemesi yönünde oy kullanan pay sahiplerinin, mesnetsiz ve dayanaksız bir şekilde davalı şirket de dahil olmak üzere pay sahibi oldukları toplam 12 (on iki) şirket hakkında genel kurul kararının iptali, özel denetçi atanması, gündeme madde eklenmesi ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin talepleri ile toplam 39 (otuz dokuz) adet dava açtıklarını, bu davaların tamamının husumet yaratma amacını taşımakta olduğunu, anılan davaların birer birer reddedildiğini, davacı müvekkillerinin, yine aynı husumet yaratma amacı ile ibra edilmemiş olmaları sebebiyle huzurdaki ibra etmeme kararının iptali ve ibra davası açıldığını, müvekkili davacılardan ... ... İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde 110966-5 sicil numarası ile kayıtlı ve ticari merkezi ... Mah. ... Cad. ... Blok No: 107 İç Kapı No: 5 Şişli/İstanbul adresinde bulunan ... Turizm ve İnşaat Yatırımları Anonim Şirketi'nin (\"Davalı\" veya \"Şirket\") 2.097.120 adet payını elinde bulunduran %13,53 oranında pay sahibi olduğunu, müvekkili davacı ... A.Ş. Şirket'in 1.478.772 adet payını elinde bulunduran % 9,54 oranında pay sahibi olduğunu, diğer müvekkili davacılar ..., ... ve ... ise ibra edilmemiş Yönetim Kurulu üyeleri olduğunu, bu yönetim kurulu üyelerinin her biri yine davalı Şirkette %9,36 oranında pay sahibi olduğunu, şirketin pay sahipliği yapısı dava dilekçesi tablo halinde gösterildiğini, şirketin 2020 ve 2021 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısının 17.11.2022 tarihinde saat 11.00'de ... Cad. ... No: 107/5 Şişli/İstanbul adresinde gerçekleştirildiğini, davalı Şirketin 2020 ve 2021 yılları olağan genel kurulu için çağrı ilanı 01.11.2022 tarihli 10694 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde bulunduğunu, 2020 ve 2021 yılları olağan genel kurulun gerçekleştiği gün olan 17.11.2022 tarihine dek 16 gün boyunca ilgili evrak tüm pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulduğunu, 17.11.2022 tarihli toplantıya Şirket'in 15.010.200,00 TL'lik sermayesini temsil eden toplamda 15.010.200 adet payın sahibinin katıldığını; %96,84 oranında katılım sağlandığını, davalı şirketin 2020 ve 2021 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda yönetim kurulu üyelerinin hem 2020 hem de 2021 yıllarındaki faaliyetlerine ilişkin ibraları ayrı ayrı oylandığını, genel kurul toplantısında alınan ibraya ilişkin 4 numaralı karar uyarınca, şirket yönetim kurulu üyelerinden ..., ... ve ... 2020 ve 2021 yılları faaliyetlerinden dolayı oyçokluğuyla ibra edilmediğini, söz konusu ibra etmeme kararlarının, tümüyle şahsi husumet ve özel çıkar gözetilerek alındığını, hiçbir hukuki dayanağı olmayan, zarar verme amacına yönelen bu kötüniyetli kararların iptali ile ibra edilmemiş yönetim kurulu üyelerinin ibrasına hükmedilmesinin talep edildiğini,  toplantı tutanaktağından da görülebileceği üzere, 1 numaralı müvekkili davacı ... ... ve 5 numaralı müvekkili davacı ... A.Ş., yönetim kurulu üyelerinden ..., ... ve ...'ın 2020 ve 2021 yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmeleri yönünde oy kullandığını ve ibra etmeme yönünde kullanılan oyların ve bu şekilde alınan kararın tümüyle sebepsiz, keyfi ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ibra etmeme kararının hukuken hiçbir dayanağının bulunmadığını beyan ederek bu ibranın reddi kararına olan muhalefetlerini toplantı tutanağına (temsilcileri ... ve ... aracılığıyla) şerh olarak geçirttiklerini, TTK M. 446(1)(A) uyarınca \"Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten\" pay sahipleri genel kurul kararının iptali davasını açabileceğini, davacı müvekkillerinden ... ... ve ... A.Ş'nin bu kapsamda taraf sıfatını haiz olduğunu, dava dilekçesi ekinde yer alan tutanaktan da görülebileceği üzere, davacı müvekkillerinden ..., ... ve ...'ın genel kurul kararı ile ibraları reddedilen ve ibra edilmeyen yönetim kurulu üyeleri olduğunu, anılan yönetim kurulu üyelerinin, TTK'ya uygun olarak kendi ibralarında oy kullanmadıklarını ancak yine de kararın yanlışlığını açıkça gösterir şekilde muhalefet şerhlerini tutanağa geçirttiklerini,  ... ...'nun (temsilcisi ... aracılığıyla) ve ... A.Ş.'nin (temsilcisi ... aracılığıyla) muhalefetlerini dile getirdikleri şerhe ..., ... ve ... da katıldığını, nitekim, öğretide savunulduğu ve Yargıtay kararlarında da yer aldığı üzere kendi ibrasında oy kullanmayan yönetim kurulu üyesi pay sahibinin tutanağa muhalefet şerhini geçirtmesine dahi gerek olmadığını, aynı zamanda, müvekkili davacıların ..., ... ve ..., TTK m. 446(1)(d) kapsamında ibranın reddi kararının kişisel sorumluluğuna yol açabilecek olan yönetim kurulu üyeleri olduğunu, anılan sebeplerle, müvekkili davacılar ..., ... ve ... TTK M. 446 uyarınca davacı sıfatını haiz olduğunu, ayrıca, ibrası reddedilen veya hakkında ibra kararından kaçınılan herkesin ibra davası açabileceğinden müvkkili davacı ..., ... ve ... ibra davası açabilmek için taraf sıfatını haiz olduğunu, TTK m. 445 uyarınca müvekkili davacılar ..., ... ..., ..., ..., ... A.Ş., kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceğini, ibranın reddi kararı 17.11.2022 tarihli olduğunu, huzurdaki davanın süresi içerisinde açıldığını, pay sahiplerinin ibra etmemeye gerekçe gösterdikleri hususların somut gerçeklere aykırı, asılsız iddialardan ibaret olduğunu,  davalı şirketin tek malvarlığının bir adet araziden ibaret olduğunu, ortada ibra edilemeyecek bir faaliyet, iş ve işlem dahi bulunmadığını,  kira sözleşmesinin akdedildiği 01.05.2018 tarihinde ibra etmeme yönünde oy kullanan pay sahiplerinden ... hem kiraya veren Davalı Şirket'in hem de kiracı ... A.Ş.'nin yönetim kurulunda yer aldığını,  ibra etmeme yönünde oy kullanan pay sahiplerinin davalı şirketin yönetim politikalarını bizzat oluşturduklarını,  davalı şirketin, kuruluşundan bu yana ibra etmeme yönünde oy kullanan pay sahiplerinin yönetime bizzat katılmaları ve tüm yönetim politikalarını davacılar ile beraber müştereken oluşturmaları ile yönetildiğini, davalı şirket 2020 ve 2021 faaliyet yıllarında da daha önce tüm pay sahipleri tarafından müştereken oluşturulmuş bu yönetim politikasını takip ettiklerini, bu kapsamda, ibra etmeme yönünde oy kullanan pay sahiplerinin bizzat kendileri tarafından oluşturulmuş yönetim politikasını takip eden ve uygulayan yönetim kurulu üyelerini ibra etmemelerinin dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu, toplantı tutanağında ifade edildiği gibi \"... Ailesi\" olarak anılan kişiler birlikte hareket ederek şirket üzerinde tek elden hâkimiyet icra ediyor olsaydı, bu pay sahiplerinin 09.12.2020 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına kadar, davalı şirketin kuruluştan beri teşkil edilmiş yönetim kurullarında temsil edilmelerinin mümkün olmayacağını,   ibra etmeme yönünde oy kullanan pay sahipleri ... şirket'in kuruluşundan 09.12.2020 tarihine dek davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduklarını, ..., ... ve ...'nun ibra oylamasında olumsuz oy kullanan pay sahiplerinin, davalı şirkete keşide ettiklerini, 15.04.2021 tarihli ihtarnamede, davalı şirketin kendileri ile \"ortaklaşa yönetildiğini\" ikrar ettiklerini, hal böyle iken, davalı şirketi tek başına bir ailenin yönetegeldiğini ileri sürebilmek için açıkça kötü niyetli olmak gerektiğini, nitekim, davalı şirket yönetim kurulu kararları incelendiğinde  genel kurul toplantılarının düzenlenmesi gibi hususlara ilişkin kararların yanı sıra, KDV matrah artırımı, bütçe yapılmasınrın, davalı şirketin faaliyet konusuna ilişkin pazar araştırması yapılması gibi yönetsel iradeyi teşkil eden kararlarda ibra etmeme yönünde oy kullanan ...'ın da imzası bulunmadığını, yönetim kurulunda alınan kararların ve üst yönetime verilen talimatların oluşumuna tüm üyelerin eşit şekilde katıldıklarını, bu bağlamda, Şirketin pay sahiplerinin, ortaklıklar hukuku ile ilgisiz şekilde aile kavramı kullanılarak ayrıştırılması ve yapay azınlık çoğunluk tanımlamaları yapılmasının gerçekliğe uygun düşmediğini, nitekim, azınlık konumunda bulunduklarını iddia eden bu pay sahiplerinin, şirket esas sözleşmesinde TTK m. 360 uyarınca hiçbir imtiyaz öngörülmemesine rağmen, kendi deyimleri ile neden ve nasıl her Yönetim Kurulu'nda \"temsil edildiklerini\", ileri sürdükleri iddialarla tutarlı bir biçimde açıklamaları olanaklı olmadığını, anılan pay sahiplerinin, yıllardan bu yana ortaklık iradesinin oluşumunda doğrudan rol oynadığını, tüm kararlar ve uygulamalara mali ve hukuki sonuçlarını bilerek katıldıklarını, geçmiş tüm yönetim kurulu üyelerinin de bu nedenle daima oybirliği ile ibra edildiklerini, bazı pay sahiplerinin bizzat kendi katılımları ile yarattıkları yönetim biçimini ibra etmemelerinin, tamamen kötü niyetli hedeflerle Şirkete zarar verme ve paylarını fahiş fiyattan devretmek amacıyla rahatsızlık verme planının bir parçasından ibaret olduğunu, pay sahibi oldukları on iki farklı şirket aleyhine birbirine çok yakın tarihlerde kopyala yapıştır gerekçelerle mesnetsiz seri davalar açtıklarını, dayanaktan yoksun ve seri şekilde açılan bu davaların, pay sahipleri arasında derin bir ihtilaf bulunduğu zannını yaratarak bankalar nezdinde olumsuz bir algı oluşturmak maksadıyla, hiç vakit kaybetmeksizin davalı şirketin bir parçası bile olmadığını ve yalnızca ilişkili tarafları ilgilendiren Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY) sürecinin yürütüldüğü bankalara noter kanalıyla gönderilen bir ihtarname ile bildirildiğini, ibra etmeyen pay sahiplerinin, sanki iptal ve özel denetçi davalarının alacaklı bankalarla yürütülen FYY müzakereleri ile bir ilgisi varmış gibi, sadece \"bakınız çok sayıda dava açtık; mevcut yönetimin meşruiyeti yoktur; bu şirketlerle FYY sözleşmesi yapmayın\" mealindeki bu ihtarnamelerinin tüm alacaklı bankalara gönderdiğini, ibra etmeyen pay sahiplerinin, bu şekilde olumsuz algı yaratıp, davalı şirketi borç ödeyemez hale düşürmek ve bu durumu bir zorlama aracı olarak kullanarak paylarını devretme imkânı sağlamak istediklerini, buna göre, huzurdaki davaların kullanılma ve alacaklı bankalara yansıtılma şeklinin, tümüyle davalı şirket'in mahvına yol açabilecek bir pervasızlığa ve hak suiistimaline işaret ettiğini, müvekkili davacıların ibrasından sebepsiz yere kaçınıldığını, olumsuz oy kullanan pay sahipleri özel çıkarları gerektirdiği için ibra etmeme yönündeki kararın alınmasına yol açtığını, ibra etmeyen pay sahiplerinin yönetim kurulunda yer almadığı 2021 yılında kar ettiğini, bu bağlamda ibra edilmemiş yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesinin hiçbir gerekçesi bulunmadığını, hem öğreti, hem de yargıtay, sebepsiz yere, dürüstlük kuralına aykırı olarak ibra edilmeyen yönetim kurulu üyelerinin talepleri üzerine mahkemece ibralarına hükmedilebileceğini tereddütsüz biçimde kabul edeceğini belirterek ... Turizm ve İnşaat Yatırımları Anonim Şirketi'nin 17.11.2022 tarihinde yapılan 2020 ve 2021 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan, 4 numaralı kararın ibra etmeme yönündeki kısmının kanuna ve dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle İPTALİNE, (2), (3) ve (4) Numaralı davacılar ..., ... ve ...'nun 2020 ve 2021 yılı faaliyetlerinden dolayı ibralarına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde, İbranın reddini içeren bu kararın iptalinin ve ilgili kişilerin ibrasının talep edilmesinde davacılar'n herhangi bir hukuki menfaatinin bulunmadığını, zira, ibranın reddi kararının tek başına uygulanabilir nitelik taşımadığını, ibra konusunda esas inceleme ve tartışmaların, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak bir sorumluluk davasında yapılacağını, yargıtay ve öğretide de bu hususun doğrulandığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-h bendi uyarınca dava şartlarından biri davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması olduğunu, ancak yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle davacıların huzurdaki davası bu şarttan yoksun olduğunu, bu nedenle, huzurdaki davanın, HMK m. 115/2 uyarınca hukuki yarar olmadığından dava şartı noksanlığı sebebiyle esasa girilmeksizin usulden reddi gerektiğini, Şirket Esas Sözleşmesinin 11. Maddesi \"Genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar nisabı, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabidir.\"  şeklinde olduğunu, şu hâlde ibra hususunun görüşüldüğü kararın TTK m. 418 ve m. 436 uyarınca şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, oydan yoksunluk kurallarına riayet edilerek, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınması yeterli olduğunu, davaya konu genel kurul kararı incelendiğinde, Şirketin 15.500.000 TL sermayesine tekabül eden toplam 15.500.000 adet paydan 15.010.200 adet payı temsil eden pay sahiplerinin toplantıda hazır bulunduğunu ve böylece toplantı nisabının sağlandığı görüldüğünü, (4) no.lu ibra etmeme kararının 2020 yılına ilişkin kısmının 3.575.892 adet paya ilişkin olumlu oya karşılık 5.084.620 adet paya ilişkin olumsuz oy ile, 2021 yılına ilişkin kısmının 3.575.892 adet paya ilişkin olumlu oya karşılık 7.081.701 adet paya ilişkin olumsuz oy ile oy çokluğuyla alındığı ve oydan yoksun olanların oylamaya katılmadığı görüldüğünü, şu hâlde, esas sözleşmede ve buna bağlı olarak TTK'da öngörülen nisaplara uygun karar alındığını, nisaplara ve TTK m. 436'da öngörülen sınırlamalara uyulan ve pay sahiplerinin iradesini yansıtan bu kararın Davalı Şirket açısından iptal edilmesini gerektirecek herhangi bir husus bulunmadığını belirterek davacıların hukuki menfaat koşulundan yoksun davasının usulden reddine, davanın hêr halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER VE GEREKÇE: <br>Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından sunulan genel kurul tutanakları, çağrı belgeleri, hazirun cetveli, pay defterleri, davalı şirket esas sözleşmesinin onaylı suretleri dosyamız içerisine alınmıştır.<br>Dosya Mali Müşavir, Finans Uzmanı, Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 15/09/2023 tarihli raporda; davaya konu şirketçe ibraz edilen defterlerin HMK 222 kapsamında sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu, asıl dava yönünden, gündemin 2 numaralı maddesi yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi şeklinde olup iptali istenen bu madde çerçevesinde müzakere yapılmış ve fakat herhangi bir oylama ve karar vaki olmadığı için, mevcut olmayan bir kararın da iptalinden söz edilemeyeceği; iptali istenen 3 numaralı gündem maddesi ise finansal tablolara ilişkin olup 2 numaralı gündem maddesinden farklı olarak toplantı tutanağından görülebileceği üzere burada oylama yapılmış ve oy çokluğu ile karar alınmış olduğu, bu karar yönünden şirketin mali tabloları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda davalı şirke tin dürüst resim ilkesine uygun olarak mali verileri hazırlayıp finansal tablolara aktarıldığı şeklinde değerlendirilebileceği tespitine istinaden dosyanın mevcut durumu itibari ile iptal şartlarının oluşmadığı, birleşen dava yönünden, iptali istenen 4 numaralı gündem maddesinin ibraya ilişkin olduğu, bu davada ibra edilmeyen yöne tim kurulu üyelerine istinaden 4 numaralı gündem maddesi uyarınca alınan kararın iptalinin istendiği, Yargıtay yerleşik içtihadı uyarınca bu davanın makul süre geçtikten sonra açılmış ve dolayısıyla davada hukuki yarar bulunduğunun Mahkemece değerlendirilmesi halinde, yönetim kurulunca genel kurula sunulmuş olan mali ve finansal tablolar ile faaliye t raporları dahilinde yönetim kurulu üyelerinin şirkete karşı tazmin sorumluluğunu gerektirecek unsurun varlığının henüz değerlendirilmemesi, mali heyetçe şirketin mali tabloları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda davalı şirketin dürüst resim ilkesine uygun olarak mali verileri hazırlayıp finansal tablolara aktarıldığı tespit edilmesi ve yine bir kısım diğer yöne tim kurulu üyelerinin ibra edilmiş olmaları karşısında, ortada somut nedenler yokken ibradan kaçınılmasının dürüstlük kurallarına aykırı düşebileceği ve bu sebeple ibraya ilişkin dava konusu gündem maddesinin iptalinin söz konusu olabileceği belirtilmiştir. <br>Dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 31/05/2024 tarihli ek raporda; kök raporda da ifade edildiği üzere davalı şirketin mali tablolarında asıl dava davacısı tarafından 3 nolu madde ile ilgili yapılan açıklama ve beyanları ile ilgili herhangi bir tespitin yapılamadığı nazara alındığında mali açıdan kök raporda ki görüş ve kanaatleri değiştirecek mahiyette yeni bir tespitin yapılamadığı, buna göre: asıl dava yönünden, gündemin 2 numaralı maddesi yönetim kurulu faaliye t raporunun okunması ve müzakeresi şeklinde olup iptali istenen bu madde çerçevesinde müzakere yapılmış ve fakat herhangi bir oylama ve karar vaki olmadığı için, mevcut olmayan bir kararın da iptalinden söz edilemeyeceği, iptali istenen 3 numaralı gündem maddesi ise finansal tablolara ilişkin olup 2 numaralı gündem maddesinden farklı olarak toplantı tutanağından görülebileceği üzere burada oylama yapılmış ve oy çokluğu ile karar alınmış olduğu, bu karar yönünden şirketin mali tabloları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda davalı şirke tin dürüst resim ilkesine uygun olarak mali verileri hazırlayıp finansal tablolara aktarıldığı şeklinde değerlendirilebileceği tespitine istinaden dosyanın mevcut durumu itibari ile iptal şartlarının oluşmadığı, bu tespitler yönünden muhasip bilirkişi görüşlerine dayanıldığından ve ek raporda da bu görüş ve değerlendirmelerde bir değişiklik bulunmadığından, ek raporda genel kanaat ve sonuçta da bu yönde bir değişiklik yapılmasının mümkün görülmediği, iptali istenen 7 numaralı gündem maddesine istinaden alınan karar bakımından şirketle işlem yapma ve rekabet yasağının kaldırılmasında TTK 436/1 hükmü uygulanacağı görüşü kabul edilir ise Mahkememize ait olmak üzere iptal sebeplerinin varlığının değerlendirilebileceği, birleşen dava yönünden , iptali istenen 4 numaralı gündem maddesinin ibraya ilişkin olduğu, bu davada ibra edilmeyen yöne tim kurulu üyelerine istinaden 4 numaralı gündem maddesi uyarınca alınan kararın iptalinin istendiği, Yargıtay yerleşik içtihadı uyarınca bu davanın makul süre geçtikten sonra açılmış ve dolayısıyla davada hukuki yarar bulunduğunun Mahkememizce değerlendirilmesi halinde, yöne tim kurulunca genel kurula sunulmuş olan mali ve finansal tablolar ile faaliyet raporları dahilinde yönetim kurulu üyelerinin şirkete karşı tazmin sorumluluğunu gerektirecek unsurun varlığının henüz değerlendirilmemesi, mali heyetçe şirketin mali tabloları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda davalı şirketin dürüst resim ilkesine uygun olarak mali verileri hazırlayıp finansal tablolara aktarıldığı tespit edilmesi ve yine bir kısım diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmiş olmaları karşısında, ortada somut nedenler yokken ibradan kaçınılmasının dürüstlük kurallarına aykırı düşebileceği ve bu sebeple ibraya ilişkin dava konusu gündem maddesinin iptalinin söz konusu olabileceği belirtilmiştir.<br>Asıl dava; davalı şirketin 17/11/2022 tarihinde yapılan genel kurulda alınan gündemin 2 ve 3 nolu maddelerindeki kararların TTK 445. Maddesi uyarınca iptali, 7 nolu gündem maddesi ile alınan kararların yoklukla malul olduğunun ya da iptali gerektirdiğinin tespiti ile iptaline yönelik genel kurul karar iptali davasıdır.<br>Birleşen dava; davalı şirketin 17/11/2022 tarihinde gerçekleşen genel kurulda gündemin 4. Maddesi ile alınan ve davacılar ..., ..., ... 2020 ve 2021 faaliyetlerinden dolayı ibra edilmemelerine yönelik alınmış bulunan genel kurul kararının iptali ile söz konusu yöneticilerin ibrasına yönelik genel kurul karar iptali ve ibra davasıdır.<br>Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;<br>Asıl ve birleşen dava davacılarının davalı şirkette pay sahibi oldukları ve dava konusu 17.11.2022 tarihli genel kurulda asaleten/vekaleten temsil edildikleri pay defterinde ve hazirun cetvelinden anlaşılmıştır. <br>Her şeyden evvel belirtmek gerekir ki, TTK 445 ve devamı maddelerinde düzenlenen  genel kurul kararının iptali davalarına konu olabilecek bir karar, kesin ve icra edilebilir mahiyette bir karar niteliğinde olmalıdır. Oylanarak bu mahiyet kazanmamış bir tutanak ifadesinin \"karar\" niteliği taşıdığından bahsedilemez. Asıl davada davacı taraf 2 numaralı kararın iptalini talep etmiş ise de, 2 numarada müzakereye açılan gündem maddesinin bir karar niteliğinden olmadığı, müzakere mahiyetinde pay sahiplerinin görüşlerinden ibaret olduğu ve oylanmadığı sabittir. O halde bu gündem maddesine yönelik talebin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Bununla beraber gündemin 3. Maddesinin görüşüldüğü 3 numaralı kararda, finansal tabloların oylanması ve karara bağlanmasına dair olduğu görülmüştür. Finansal tabloların kabulüne dair kararın iptal edilebilmesi için, finansal tabloların şirketin finansal durumunu hakikate uygun yansıtmaması yani dürüst resim ilkesine uygun olmaması gerekir. Yukarıda bilirkişi raporunda da neticeten izah edildiği üzere;<br> Şirketin öz varlıklarının 2020 yılında 15.415.813,29 TL’si iken 8.684,68 TL’lik artışla 2021 yılında 15.424.497,97 TL’sine yükseldiği, Şirketin 2020 yıl ında Kısa Vadeli Yabancı Kaynakları 41.421,84 TL’si iken 2021 yıl ında 36.481,86 TL’lik düşüşle 4.939,98 TL’si olduğu, buradaki düşüşün büyük çoğunluğunun satıcılardaki 38.910,64 TL’lik azalıştan kaynaklandığı, yabancı Kaynaklardaki azalış karşılığında dönen varlıklarda da 27.797,18 TL’lik azalış olduğu, bu azalıştaki en büyük payın 51.840,00 TL’lik farkla alıcı lardaki değişimden kaynaklandığı,   Şeklinde olduğu, 2020 yıl ında (-)16.109,41 TL’si iken 24.794,09 TL’l ik artışla 8.684,68 TL’si  olduğu, davacının bilançosu ve mizanı ve mali verileri dikkate alındığında şirketin <br>tek varlığının bir adet taşınmaz olduğu ve faaliyet gelirinin de iş bu taşınmazdan elde edilen kira gelirinden kaynaklandığı, bilançolarına bakıldığında şirketin taşınmazı (kuruluştan beri var olan Muğla İli Bodrum İlçesi 168 Ada 7 ve 8 no.lu parsellerde ki toplam 34.418,93 metrekarelik arsa) dışında varlığı bulunmadığı, şirketin müşavir, avukat, kira ve emlak vergileri harcinde dikkate değer herhangi bir giderinin bulunmadığı, 2020 yılı dönem sonu itibari ile 38.910,64 TL satıcı borcu ve 2.511,20 TL vergi borcunun olduğunun belirlendiği, yine pay sahiplerinin 10.11.2020 tarihli bilgi alma hakkına ilişkin cevabın da 07.12.2020 tarihinde cevaplandırılmış olduğu, Davaya konu faaliyet raporları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda 2020 yılı faaliyet raporunun 26.02.2021 tarihinde yönetim kurulu tarafından imzalanarak onaylandığı, 2021 yılı faaliyet raporunun ise 28.02.2022 tarihinde yönetim kurulu tarafından imzalanarak onaylandığı görülmüştür.Faaliyet raporu içeriğinde mali tablolar ile birlikte şirketin faaliyetleri ve durumu ile ilgilim bilgilere yer verilmiş olduğu, İş bu faaliyet raporlarının da genel kurul öncesinde ortakların incelemesi için şirket merkezinde diğer mali tablolar ile birlikte hazır tutulduğuna dair ticaret sicilde toplantı ilanının yapılmış olduğu görülmüştür. \t\t<br>Yine davacılar tarafından 3. Nolu gündem maddesinin butlanının istendiği ancak sunulan mali tablolara göre şirketin halı hazırda mevcut adresinde adına kayıtlı taşınmaz ile ilgili elde ettiği gelir haricinde başkaca gelirinin bulunmadığı, Şirketin faaliyet giderlerinin de iş bu taşınmaz ile ilgili olan emlak vergileri, mali müşavir ve görülen davalar dolayısıyla avukatlık giderlerinden kaynaklandığı ve Şirketin herhangi bir çalışanının bulunmadığı gibi şirket yöneticilerinin davalı şirketten huzur hakkım vb ad altında herhangi bir ücret almadıkları belirlenmiştir.Davalı defter kayıtlarına göre şirketin mali tabloları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda davalı şirketin dürüst resim ilkesine uygun olarak mali verileri hazırlayıp finansal tablolara aktarıldığı şeklinde değerlendirilebileceği, yine yapılan oylamada oy çokluğu ile finansal tabloların tasdik edildiği görülmüştür. O halde 3 numaralı kararda herhangi bir kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırılık görülmemiştir.<br>Bilindiği üzere, gerek kişi esaslı şirketlerde ve gerekse de sermaye esaslı şirketlerde, aslolan yöneticilerin şirket ile rekabet etmemesidir. Zira yöneticiler, şirket sırlarına vâkıf olmakta ve şirketin piyasadaki konumuna nazaran, rekabet edeceği yeni bir ticari atılım içerisinde olursa, bu şekilde oluşacak haksız rekabet sayesinde şirketin piyasadan silinmesine varabilecek istenmeyen neticeler meydana gelebilecektir. Bunun için TTK'da düzenlenen ve ihtiyat mahiyeti taşıyan bu düzenlemelere göre yöneticilerin, yönettikleri şirket ile rekabet etmemeleri asıldır. Bununla beraber, TTK 395 ve 396. maddelerinde düzenlendiği üzere, yöneticilere bu iznin genel kurul tarafından verilmesi mümkündür. Ne var ki, bu iznin içinin somut bir şekilde doldurulması ve gerekçelendirilmesi gerekir. Davaya konu somut genel kurul kararında ise, sadece soyut izin verilmekle yetinilmiş olup, herhangi bir gerekçelendirme yapılmayarak, kanun koyucunun düzenlediği asıl ilke ihlal edilmiştir. Bu sebeple yönetici olmayan ve özellikle azınlıkta kalanların haklarını korumaya yönelik bir rekabet sınırı belirlenmediğinden 7 nolu bu kararın da iptaline karar vermek  gerekmiştir.<br>Öte yandan, bir kısım yöneticilerin ibra edilmemesine dair 4 nolu karara gelince;<br>Yukarıda izah edildiği üzere, şirketin finansal tabloları dürüst resim ilkesine uygun olarak tutulmuştur. O halde bu yöneticilerin ibra edilememesini haklı kılabilecek somut herhangi bir gerekçe ve delil de dosyaya sunulamadığından, bu surette yöneticilerin ibra edilememesi eşit işlem ilkesi ve dürüstlük kurallarına aykırı olacağından, 4 nolu kararın da iptaline karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Asıl davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, <br>Davalı şirketin 17/11/2022 tarihli 2020 ve 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında yöneticilere rekabet etmeye izin verme yönünden alınan 7 no'lu kararının iptaline,<br>Diğer kararlar yönünden talebin REDDİNE,<br>2-Birleşen davanın KABULÜNE,<br>Davalı şirketin 17/11/2022 tarihli 2020 ve 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında davacılar ...,  ... ve...'nun ibra edilmemesi yönündeki 4 no'lu kararın iptaline,<br>Bu yöneticilerin hükmen ibralarına,<br>3-Asıl dava yönünden;<br>a-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 427,60-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 179,90-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 247,70-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,<br>b-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13 İkinci Kısım İkinci Bölüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,<br>c-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müştereken müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,<br>d-Davacılar tarafından yapılan; 179,90-TL Peşin harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,<br>4-Birleşen dava yönünden; <br>a-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 427,60-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 179,90-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 247,70-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,<br>b-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13 İkinci Kısım İkinci Bölüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,<br>c-Davacılar tarafından yapılan; 179,90-TL Peşin harcın  davalıdan alınarak davacılara verilmesine,<br>5-Davacılar tarafından yapılan; 27.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 269,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 27.269,50-TL yargılama giderinin asıl ve birleşen davanın kısmen kabul - kısmen red ve tam kabul oranı dikkate alınarak 1/3 oranında hesaplanarak 18.179,67‬ TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, <br>6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,<br><br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren  2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/10/2024<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Katip ...<br>e-imzalıdır<br> <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f9cb16a8a2f7836","SID":"53714fd9dd0f76ff"}}