{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/1566 <br>KARAR NO\t: 2024/1740\t\t\tT Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                       K A R A R <br> <br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...      ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/348 E.  -  2022/197 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/06/2022 tarih ve 2020/348 E. - 2022/197 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi  davacı ... Turizm Seyahat ve Ticaret Anonim  Şirketi  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 2019/46755 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 2011/33662, 2005/29089, 2000/01192, 2011/59425, 2016/60583 sayılı \"... şekil\" ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın MDB kararı ile reddedildiğini, bu ret kararına karşı davalının yeniden inceleme taleplerinin 2020-M-8449 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak kısmen kabulüne karar verilerek 39.snıftaki \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri\" yönünden başvurunun reddedildiğini, oysa davacının kurulduğu 1987 yılından itibaren kara, deniz ve hava taşımacılığı alanlarında faaliyet gösterdiğini, uyuşmazlık konusu olan “...” markasını ilk defa kendi adına 39.sınıfa giren hizmetlerde kullanmak üzere 2002/12637 sayı ile tescil ettirdiğini, bu markanın yenileme talebinin, davalı ... tarafından, yasal süresi içerisinde yapılmadığı ve davalı firma adına 2011 33662 sayılı markanın mevcudiyeti gerekçeleriyle reddedildiğini, bu karar aleyhine ikame edilen davanın Ankara 3. FSHHM’nde yürütülen yargılaması sonucunda 2015/230 E. 2016/505 K. sayılı karar ile kabul edildiğini ve davalının 2011/33662 sayılı markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, dava konusu edilen ibare üzerinde 39. sınıfa giren hizmetler açısından davacının gerçek hak sahibi olduğunu, 2011/33662 sayılı markanın hükümsüzlüğüne dair açılan dava devam ederken davalının huzurdaki davaya konu YİDK kısmi red kararına mesnet alınan 2016/60583 sayılı markayı tescil ettirmesinin davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu, bu yüzden davalının 2016/60583 sayılı markanının hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı firmanın 2016/60583 sayılı markasının kapsamına giren 41. sınıftaki; “eğlence bileti acentelik hizmetleri, kulüp dinlence, spor ve spor salonu tesisleri sağlama hizmetleri” yönünden karıştırılma ihtimaline binaen başvurularının ... tarafından 39.sınıfa giren; “kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri” açısından kısmen reddedilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, davacının ticaret unvanının özünün de 1987 yılından bu yana “...” ibaresinden oluştuğunu ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2020-M-8449 sayılı kararının iptaline ve   2019/46755 sayılı \"...\" ibareli markanın reddedilen 39.sınıftaki mal ve hizmetler yönünden tesciline, davalı Şirket'in 2016/60583 sayılı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava  etmiş, mahkemece hükümsüzlük davası işbu dosyadan tefrik edilmiştir.<br>Davalı ... vekili, taraf markalarının esas unsur olan “...” ibaresinin ortaklığı nedeniyle görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, karşılaştırılan markaların davalının markasının reddedildiği hizmetler özelinde benzer/türdeş hizmetlerde kullanılacağını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Diğer davalı Şirket vekili,  dava konusu edilen YİDK kararının 24.12.2020 tarihli ve 2020-M-9769 sayılı YİDK kararı ile sonradan düzeltildiğini, davalının itirazlarına mesnet aldığı 2011/33662 sayılı markanın da kısmi red gerekçesi markalar arasına girdiğini,  davacının geçersiz kılınan bir YİDK kararı aleyhine huzurdaki davayı açtığını, sonraki tarihte verilen YİDK kararının da huzurdaki davanın konusu olmaması nedeniyle bu karar hakkında huzurdaki davada bir hüküm kurulamayacağını, taraf markalarının birbirlerine benzediğini, kapsamlarına giren emtianın aynı sektöre ve faaliyet alanına ilişkin olduğunu, bu yüzden de markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili markalarının SMK m. 6/4 ve m. 6/5 hükümleri gereğince de korunması gerektiğini, “...” ibaresinin davalı firmanın ticaret unvanının kılavuz unsuru olduğunu, SMK m. 6/6 hükmünün de uygulanmasının gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığını, davacının önceki bir marka tesciline dayalı hakkının söz konusu olmadığını, eskiye dayalı ciddi kullanımın tevsik edilemediğini, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu malların redde gerekçe markaların kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu,  davacının, kazanılmış hak teşkil ettiği ileri sürülen markanın asli unsurunu değiştirdiği, ayrıca “...” markasının sahipliği durumunun, taraflar arasında uzunca bir süredir ihtilaf konusu olduğu, bu nedenle müktesep hak koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  bu dosyadan tefrik edilen 2020/353 esas sayılı dosyada davalı Şirket'in itirazına mesnet 2016/60583 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde başvuruya itirazın dayanağının ortadan kalkalacağını, bu durumda davanın kabulüne karar verilmesinin gerekeceğini, nitekim 2020/353 esas sayılı dosyada aldırılan bilirkişi raporunda SMK'nın 6/3 ve 25.maddeleri uyarınca hükümsüzlük nedeninin bulunduğuna dair görüş açıklandığını, 2011/33662 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin olarak açılan davanın yargılaması devam ederken davalı Şirket tarafından 2016/60583 sayılı marka başvurusunda bulunulmasının kötüniyetli olduğunu, mahkemece önceki olayların hiç incelenmediğini,  davalı Şirket'in iştigal konusunun e-ticaret olduğunu, müvekkilinin ise turizm sektöründe faaliyet gösterdiğini, ticaret unvanını 1987 yılında tescil ettirdiğini, öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu, öte yandan dava konusu başvuru kapsamındaki 39.sınıf hizmetlerle davacının itiraza mesnet markasının kapsamındaki 41.sınıf hizmetlerin benzer olmadığını, davalı firmanın markasının ilişkin olduğu hizmet ile müvekkilin seyahat acentesi olarak sunduğu hizmetin, aynı alıcı kitlesine hitap etmediğini, benzer ihtiyaçları gidermediğini, birinin diğeri yerine ikame edilebilecek hizmetler olmadığını, zorlayıcı yorumlarla benzerlik bağlantısı kurulduğunu, hükme esas alınan 13/04/2022 tarihli bilirkişi raporuna itirazları incelenmeksizin eksik ve yetersiz inceleme ürünü bilirkişi raporuna göre yanlış karar verildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, başvurunun reddine dair YİDK karar iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,    dava konusu 2019/46755 sayılı \"...\" ibareli başvuru ile davalı şirketin itirazına mesnet  \"...\" ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira karşılaştırılan markalar arasında asli unsur olan \"...\" ibaresinin ortaklığından kaynaklanan yüksek düzeyli benzerlik bulunduğu, başvuruya yeterli ayırt edicilik kazandırılmadığı, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davalı şirketin 2016/60583 sayılı markasının kapsamına giren 41.sınıf “eğlence bileti acentelik hizmetleri, kulüp dinlence, spor ve spor salonu tesisleri sağlama hizmetleri” ile uyuşmazlık konusu 39.sınıf “kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri” arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, anılan hizmetlerin benzer/türdeş/ilintili hizmetler olduğu, diğer taraftan YİDK kararının iptali davasının, YİDK karar tarihindeki şartlara göre inceleneceği, bu nedenle davacı tarafça redde mesnet markanın hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmadığı, gerçek hak sahipliği iddiasının  marka tescil başvurusuna ve tescile itiraz hakkı verdiği, başvurunun tesciline imkan sağlamadığı, davacı lehine müktesep hak koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/11/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e3055982e3c0ea1","SID":"a851cb1a71558ab9"}}