{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/1698 <br>KARAR NO:2024/1265<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/03/2021<br>NUMARASI:2020/731 Esas - 2021/252 Karar<br>DAVA:Alacak (Anonim Şirket Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/09/2024<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili, müvekkilinin 19/12/2002 tarihinde ... A.Ş.'yi kurduğunu, halen %49 ortağı olduğunu, hakim ortak dava dışı ... ile 25/07/2007 tarihli hisse devir sözleşmesinin imzalandığını, ...’ın hisselerin %51'ini 2.550.000- Euro ödeyerek devir aldığını, kalan %49 hisseyi sözleşme gereği almadığını, davacının  05/02/2008 tarihinde yönetim kurulundan istifa ettiğini, ...'ın hakim ortağı olduğu ... ... A.Ş.'nin ... ... A.Ş.'ye hizmet vermiş gibi 06/03/2008 tarihinden başlayarak yaklaşık 20.000.000-TL bedelli fatura kestiğini, faturaların içeriği araştırıldığında yeniden yapılandırma ve faiz olarak kesildiğinin öğrenildiğini, ... ... A.Ş.'nin kayıtları bilirkişi marifetiyle incelendiğinde şirketin uğradığı zararın ortaya çıkacağını, 2008 yılında her ay 600.000-TL ile 236.000-TL arasında, 2009 yılında her ay 236.000-TL, 2010 yılında her ay 236.000-TL ile 472.000-TL arasında ve 2011 yılında her ay 472.000-TL bedelli faturaların kesildiğini, şirketin kazancının ... ... A.Ş.'ye aktarıldığını, 2011 yılında ise şirketin 5.678.477,97-TL zararda olduğunun öğrenildiğini, daha önce 2.752.059,78-TL karda görülen şirketin borca batık hale getirildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şirkete kayyım tayin edilmesini ve şimdilik 100.000-TL'nin davalılardan müteselsilen tahsili ile ... .. A.Ş.'ye verilmesine karar verilmesini talep  etmiştir.<br>CEVAP:Davalılar vekili, yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin genel kurul toplantılarında davacının oyuyla ibra edildiğini, bu nedenle dava açma hakkının bulunmadığını, davacının ... ... A.Ş.'nin 06/03/2008 tarihinden itibaren zarara uğratıldığını iddia ettiğini ancak 2007, 2008, 2009 ve 2010 yılı genel kurul toplantı tutanakları incelendiğinde yönetim kurulu faaliyet raporlarının, denetçi raporunun okunduğu, müzakere edildiği, bilanço ve kar, zarar hesaplarının okunup müzakere edilip tasdik edildiğini; dava açma hakkı olduğu varsayılsa bile ibra kullanıp dava açmanın TMK 2'ye aykırı olduğunu, dava dışı ... şirkete ortak olduktan sonra bağımsız denetim kuruluşu tarafından denetlenmeye başlandığını, ortaklığı devam ederken, ortaklık ilkelerine davacının aykırı hareket ettiğini, davacının müşteri portföy bilgilerini gizlice edinerek yeni kurduğu ... ... A.Ş.’ye aktardığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, ilk olarak 2014/928 E., 2018/233 K. sayılı ve 22/02/2018 tarihli karar ile ... ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında 03/2008-2011 arasında sonuç doğuran sözleşmelere konu hizmetlerin gerçekte verilmediği/alınmadığı, dolayısıyla bu sözleşmeler gereğince düzenlenen faturaların gerçeği yansıtmadığı, Vergi Dairesi'nin tespitlerinin yerinde olduğu, bu itibarla ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığı ancak davacının sorumluluk davası açamayacağı; şirketle  ... ... A.Ş. arasındaki ticari ilişkileri bilebilecek durumda olduğu, genel kurullarda ibra yönünde bilinçli oy kullanıldığı, 25/07/2007 tarihli hisse devir sözleşmesinde davacının tek hissedarı olduğu ... ... A.Ş.'deki hisselerinin tamamının dava dışı ...'a satışının konu edildiği ve ödemelerin hisse miktarlarına göre vadelendirildiği, davacının ... ... A.Ş.'deki %51 hissesinin 2.500.000-Euro karşılığında dava dışı ...'a devredildiği, ödeme planındaki diğer ödemeler gerçekleşmediğinden şirketin %49 oranındaki hissesinin davacı üzerinde kaldığı, TTK 424 ve 558'e göre ibranın dava hakkını kaldıracağı; her ne kadar ... ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığı tespit edilmiş ise de, davacının genel kurullarda ibra yönünde oy kullanması sebebiyle yönetici ve denetçilerin 2007-2008-2009-2010 yıllarındaki faaliyetlerinden dolayı davacının sorumluluk davası açamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Söz konusu karara karşı davacı vekil tarafından yapılan istinaf başvurusu sonucunda, Dairemizin 2018/1747 E., 2020/8885 K. sayılı ve 24/09/2020 tarihli ilamıyla, kararın gerekçe ihtiva etmediği, gerekçeli kararın neredeyse tamamının bilirkişi raporlarının taranmış halinden ibaret olduğu; bilirkişi raporu gereğince davanın reddine karar verildiği belirtilse de, esasen Yargıtay 11. HD'nin bir kısım ilamlarına atıf yapılarak seçenekli rapor hazırlandığı ve raporda, \"Davacının her üç genel kurulda (19.06.2009 tarihinde yapılan 2007-2008- yılları olağan, 08.06.2010 tarihinde yapılan 2009 yılı olağan, 30.06.2011 tarihinde yapılan 2010 yılı olağan) verdiği ibra yönündeki oylar sebebiyle TTK m.558/2 hükmü uyarınca sorumluluk davası açamaması gerekir.\" denildikten sonra bununla beraber TTK 558/2’deki “Şirket genel kurulunun sorumluluktan ibraya ilişkin kararı,  ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak .... dava hakkını kaldırır.” şeklindeki ifade dikkate alındığında, maddenin lafzı gereği ibranın genel kurulun bilgisine sunulmuş, yönetim kurulu ve denetçi faaliyet raporlarında, finansal belgelerde yer almış, genel kurulda açıklanmış, müzakere edilmiş konular için geçerli olduğu ... sorumluluk davası açılabileceği sonucuna varılabilir.\" şeklindeki görüşe de yer verilerek, mahkemece hukuki durum değerlendirilmeden davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.İlk kararın kaldırılmasından sonra Mahkemece, önceki gerekçeli karardaki hususlar tekrarlanarak davacının ...'la yaptığı şirket hisse devir sözleşmesinde ... . A.Ş.'nin belli süreyle net gelirinin belli miktarda olacağını taahhüt ve garanti ettiği, buna benzer sorumlulukların davacıya yüklendiği; şirketin yönetimsiz kaldığı genel kurul yapılamadığı şirketin yasaya uygun yönetim kuruluna sahip olmadığı ve şirket batırıldığından şirkete kayyım tayini talebi hakkında, şirketin 19/06/2009, 08/06/2010 ve 30/06/2011 tarihlerinde olağan genel kurul toplantılarının yapıldığı, 05/10/2012 tarihli kararı ile 16/11/2012 tarihinde olağan genel kurul yapılmasına karar verildiği, 16/11/2012 tarihli genel kurul toplantısı erteleme tutanağında yönetim kurulu üyelerinin hiçbirinin toplantıya katılmaması sebebiyle toplantının ertelendiği, bu tutanakta davacının vekili olarak Av. ...'in imzasının bulunduğu, dava dışı şirketin genel kurullarını yaptığı ve yönetimsiz olmadığı anlaşıldığından, kayyım atanmasının gerekmediği; davacının zarar talebi hakkında, her ne kadar ... ... A.Ş.'nin zarara uğratıldığı tespit edilmiş ise de davacının, şirketin %40’dan fazla hissesine sahip ortak olarak 2011 yılında çektiği ihtarnameler dışında, şirketin faaliyetleri ve işlemler için TTK'daki inceleme, bilgi alma, olağanüstü genel kurula çağrı, gündeme madde ekletme, ibraya engel olma, özel denetçi isteme gibi haklarını kullanmayıp, şirketin gidişatı ve faaliyetleri hakkında hiçbir bilgi, açıklama talep etmeden her genel kurulda vekaleten temsil edilerek hiçbir çekince olmaksızın ibra yönünde oy kullanması, şirketi zarara uğrattığını iddia ettiği sözleşmelerden ancak 2011 yılında haberinin olduğunu belirterek sorumluluk davası açmasının ticari hayatın akışına uygun düşmediği, davacı tarafından 2007- 2010 yılları arasındaki usulsüzlükler bilinir olmasına rağmen, olağan genel kurullarda yöneticilerin ve denetçilerin ibrası yönünde oy kullanmış olması sebebiyle yönetici ve denetçilerin 2007-2008-2009-2010 yıllarındaki faaliyetlerinden dolayı davacının dava hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde, BAM kararında, \"bilirkişilerin hazırladıkları seçenekler içeren raporda ibraya ilişkin kararındaki ibranın kapsadığı maddi olaylara ilişkin olarak dava hakkını kaldırır\" şeklindeki ifadenin dikkate alınmadığı, \"maddenin lafzı gereği ibranın genel kurulun bilgisine sunulmuş yönetim kurulu ve denetçi faaliyet raporlarında finansal belgelerde yer almış genel kurulda açıklanmış müzakere edilmiş konular için geçerli olduğu bu şartlar gerçekleşmemiş ise sorumluluk davası açılabileceği\" belirtilmesine ve bu durumun dosya içerisindeki belge ve raporlardan anlaşılmasına rağmen, mahkemece bu hususların incelenmediğini, bilirkişi incelemesi isteminin reddedildiğini, davalıların genel kurulda bilgi ve belgeleri gizleyerek gerçeğe aykırı raporlarla müvekkilini yanılttıklarını; gerekçeli kararda şirkerin zarara uğratıldığı tespitine rağmen sadece şekil yönünden ibrayı esas almasının doğru olmadığını, oysa ki davanın daha önce belirttikleri üzere bu zararın gizlenen belge ve bilgilerle oluştuğunu, müvekkilinin bu bilgilere daha sonra ulaştığı ve şirketin büyük miktarlarda zarara uğradığını, haksız fiili aşan suç sayılabilecek eylemlerin olduğunu, gizlenen belgelerle yapılan genel kurulun sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını, kaldırma kararında bunların araştırılmasının istenildiğini ve mahkemenin araştırmadan imtina ettiğini belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE:Dava, davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilere karşı yöneltilmiş sorumluluk davasıdır.Davacı tarafından ileri sürülen maddi olgular 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği 0l/07/2012 tarihinden önce gerçekleşmiştir. 6103 sayılı yasanın 2/1-(a) maddesi uyarınca TTK nın yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanacaktır. Bu nedenle uyuşmazlıkta 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Kural olarak yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Bu kapsamda 6762 sayılı TTK'da yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörülerek yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul edilmiştir. TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları, 346. maddesinde ise, yönetim kurulu üyelerinin kural olarak müdürlerin sebebiyet verdikleri zararlardan sorumlu olmadıkları, ancak ehil olmayan müdürler tayin etmek veya onların şirket için zararlı olan iş ve işlemlerine karşı müsamaha göstermek veya idare meclisinin salahiyetli olmadığı hususlara müdürleri mezun kılmak suretiyle sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı şirkete karşı 336. madde hükmünce sorumlu olacakları belirtilmiştir. Bu nedenle 6762 sayılı TTK hükümleri gereğince yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yöneticiler, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olup, bu sorumluluk, kusur ilkesine dayanmaktadır. Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için ise öncelikle bir zararın doğması şarttır. Zarar meydana gelmiş ise, yöneticinin kusursuzluğunu ispat etmesi gerekmektedir. Denetçilerin görevleri ise 6762 sayılı TTK'nin 353. maddesinde, denetçilerin görevlerinin şirketin iş ve muamelelerini denetlemek olduğu, özellikle şirket işlemlerinden bilgi edinmek ve gerekli kayıtların intizamla tutulmasını sağlamak amacıyla hiç olmazsa altı ayda bir defa şirketin defterlerini inceleme; bütçe ve bilançoyu denetlemek; yönetim kurulunun ihmali halinde olağan ve olağanüstü olarak toplantıya davet etmek; yönetim kurulu üyelerinin kanun ve esas sözleşme hükümlerine tamamıyla riayet etmelerine nezaret etme hususlarında özellikle mükellef oldukları düzenlenmiştir. Denetçilerin sorumluluğuna ilişkin 6762 sayılı TTK'nın 359. maddesinde de, denetçilerin kanun veya esas mukavele ile kendilerine yükletilen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan dolayı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen sorumlu oldukları ve bu sorumluluk hakkında yönetim kurlu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin 309 ve 341. madde hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.Somut olayda, davacının dava dışı ... ... A.Ş. ile davaya konu şirketteki hisselerinin devri hususunda 25/07/2007 tarihli sözleşmeyi akdettiği, bu kapsamda %51 hissesini adı geçene devrettiği, kalan %49 hisse bedelinin davacıya ödenmemesi nedeniyle devirlerinin yapılmadığı ve davacının uhdesinde %49 hissenin kaldığı; sonrasında davacının 05/02/2008 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği ve istifanın 19/02/2008 tarihinde TSG'de ilan edildiği; 09/08/2007 tarihli \"Yeniden Yapılanma ve Sistem Analiz Sözleşmesi\" başlıklı 01/08/2007 ile 31/12/2007 tarihine kadar devam edecek ve ...'nın ...'a aylık 120.000-(Y)TL+KDV; 10/01/2008 tarihli \"Sözleşme\" başlıklı 31/07/2009 tarihine kadar devam edecek ve ...'nın ...'a aylık 200.000-(Y)TL+KDV; davaya konu ... ... A.Ş. ile ...  Lojistik A.Ş. arasında 10/01/2009 tarihli \"Hizmet ve Ofis İmkanlarının Kullanım Sözleşmesi\" başlıklı 31/10/2010 tarihine kadar devam edecek ve ...'nın ...'a aylık 200.000-(Y)TL+KDV;\t29/03/2011 tarihli \"Hizmet ve Ofis İmkanlarının Kullanımı Sözleşmesi\" başlıklı 01/01/2011 ile 31/12/2011 tarihine kadar devam edecek ve ...'nın ...'a aylık 400.000-(Y)TL+KDV ödeneceğinin kararlaştırıldığı 4 adet sözleşme imzalanmıştır.Dosyada mevcut 09/10/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, söz konusu sözleşmeler kapsamında aslında alınmamış olan hizmetler için dava dışı ... ... A.Ş.'nin davaya konu ... ... A.Ş.'ye kestiği faturalar karşılığında, şirketin yaptığı ödeme miktarı olan toplam 20.272.935,33-TL zarara uğradığı ve dava tarihi itibariyle talep edebileceği faizin de 7.065.033,92-TL olduğu tespiti yapılmıştır. Söz konusu raporda ayrıca, mahkemenin de davanın reddi kararına dayanak teşkil eden şirketin genel kurullarında davacının yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin ibrasında olumlu oy kullanması nedeniyle, davacının dava hakkının bulunup bulunmadığı hususu Dairemizin Kaldırma kararında belirtildiği iki ihtimalli görüş olarak belirtilmiştir.6762 sayılı TTK'nin 380. maddesinde düzenlenen ibra, yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin ortaklığın bir yıllık hesap dönemi içindeki çalışmalarından dolayı sorumluluklarının doğmayacağı, işlem ve faaliyetlerinin yasa ve ana sözleşme hükümlerine uygun bulunduğuna yönelik genel kurulun bir irade açıklamasıdır. Ancak geçerli bir ibranın söz konusu olabilmesi için sorumluluğa esas işlem veya faaliyetin genel kurulda ayrıca ve açıkça tartışılması, normal düzeydeki bir ortağın anlayacağı şekilde ortaya konulması veya bilançoda gösterilmesi gerekir. Aksi halde ilgililerin sorumluluğu söz konusudur. Bu itibarla, dava konusu eylemlerin faaliyet raporları ve bilançolara konu olup olmadığının, genel kurullarda değerlendirilip tartışılmak suretiyle ibra kararı verilip verilmediğinin de tespiti yapılmalıdır. Dosyada mevcut 2007-2008 yıllarına ait 19/06/2009 tarihli; 2009 yılına ait 08/06/2010 tarihli ve 2010 yılına ait 30/06/2011 tarihli genel kurul toplantılarına vekili aracılığıyla katıldığı, toplantılarda yönetim kurulunun faaliyet ve murakıp raporlarının okunduğu, müzakere edildiği, bilanço ve gelir tablolarının okunarak oy birliğiyle onaylandığı, yönetim kurulu üyeleri denetçilerin oy birliğiyle ibra edildiği görülmüştür. Her 3 yılın tek sayfadan oluşan YK faaliyet ve denetçi raporlarında, davaya konu edilmiş sözleşme, fatura ve ödemelerle ilgili her hangi bir hususun yer almadığı, denetçi raporlarında muhasebe kayıtları, bilanço ile gelir tablosunda tenkide konu bir durumun saptanmadığı belirlenmiştir. Aynı tespitler bilirkişi heyeti raporunda da yapılmıştır.Buna göre,zarar olarak kabul edilen dava konusu eylemlerin, mahkemenin ret gerekçesine konu genel kurul toplantılarında ortaya konulmadığı, faaliyet raporlarında ve denetçi raporlarında değinilmediği için, davacının ibra hususunda olumlu oy kullanmış olması davaya konu eylemler açısından davacının davalılara sorumluluk davası açması hususunda engel teşkil etmeyecektir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde bulunmuştur.Ne var ki, dava fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 100.000-TL taleple açılmış, kaldırma kararından önce alınan bilirkişi raporunda şirketin zararı 20.272.935,33-TL olarak tespit edilmiş, davalılar vekilince söz konusu rapora itiraz edilmiş ancak itirazların karşılanması için ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alma yoluna gidilmemiştir. Kaldırma kararından sonra davacı vekilinin bilirkişi raporu alınması talebi de kabul edilmeden, davanın reddine karar verilmiştir. Bu nedenle davacının eldeki davayı açma hakkı olduğundan, davacının talebinin, davalıların 09/10/2017 tarihli bilirkişi raporuna ve zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla, dosyada mevcut vergi inceleme raporları, ... ... A.Ş. ile ... ... A.Ş. arasındaki 4 adet sözleşmenin yürürlük tarihleri, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı sürelere göre zarar teşkil edebilecek  işlemler, davalıların bilirkişi itiraz dilekçelerinde dayandığı belgeler, özellikle savcılık takipsizlik kararı ile vergi mahkemesi kararları ve ... ... A.Ş.'nin ... ... AŞ.'ye yaptığı ödemeler dikkate alınarak mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor veya gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davanın usulden  reddine karar verilmesi  doğru  olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/03/2021 Tarih 2020/731 Esas - 2021/252 Karar sayılı kararının HMK 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;\"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\"Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fa3c639d6e765bad","SID":"bcd8c377b5e1fa44"}}