{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>1. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2024/1338 <br>KARAR NO\t: 2024/1765<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t: 2020/362 Esas - 2022/280 Karar<br>TARİHİ\t: 21/04/2022<br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Erzurum .... İcra Dairesinin 2020/... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine yürüttükleri icra takibine, davalı tarafından itiraz edildiğini, borçlu asıl alacağa itiraz ettiğini, faize ve diğer ferilere dair itirazda bulunmadığını, takibin ilamsız olması nedeniyle icra müdürlüğü tarafınca takibin durdurulduğunu, davalı borçlunun itirazının kötü niyetli olduğunu, takip konusu olan 20/10/2018 tarihli 177.000,00-TL tutarlı fatura bedeli nakden ödenmediğini, davalının iddia etmiş olduğu fatura bedeli daire karşılığı olarak da ödenmediğini, müvekkiline herhangi bir şekilde dairenin tapu tescili fatura bedeli olarak devredilmediğini, davalı borçlu ile müvekkili arasında akdedilen 26/05/2018 tarihli sözleşme incelendiği zaman iş bu sözleşmenin tarafının müvekkillerinin olduğunu, daire devrinin 3.kişilere yapılacağına dair bir hükmünde bulunmadığını, bu halde borcun aslını ve ferilerini kabul eden davalı taraf, fatura bedelinin ödendiğine dair herhangi bir belge sunamadığını, ödeme yaptığını iddia eden borçlu davalı iddiasını yazılı belge ile ispatlamakla mükellef olduğunu, davaya konu olay ile ilgili arabuluculuğa müracaatlarının olduğu ancak herhangi bir uzlaşma sağlanamadığını,  Erzurum .... İcra Dairesinin 2020/... Esas sayılı dosyadaki itirazın iptali ile takibin devamını, borçlunun alacağın %20 oranında inkar tazminatına ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>  Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin inşaat işleriyle uğraştığını, davacı ...'nin kardeşi ...ile anlaşarak  inşaat işi konusunda dava konusu sözleşmeyi yaptıklarını, davacının kardeşi ve müvekkilinin karşılıklı sözleşmenin gerektirdiği sorumluluklarını karşılıklı olarak yerine getirtiklerini, sözleşmede yer alan bedel karşılığında Erzurum ... ilçesinde yer alan daireyi müvekkil Yapılan iş karşılığı olarak ...'ye verdiğini, yapılan bu anlaşma neticesinde müvekkilinin ...'den fatura talep ettiğini, ... \"kendisinin fatura verme yetkisinin olmadığını, abisinin yanında kendisini  taşeron çalışan olarak göstererek faturanın abisi ...'den muvazaalı olarak alabileceğini\" beyan ettiğini, bunun üzerine ...ile müvekkili arasında gerçekte davacının kardeşi ...ile olan iş için davacı  tarafından muvazaalı fatura düzenlendiğini, fatura verilebilmesi içinde sözleşmenin gerçek tarafları müvekkili ve ...olmasına rağmen faturayı ...yerine davacı verebileceği için sözleşmede muvazaalı olarak davacı ile müvekkili arasında yapıldığını, sözleşme ve faturanın muvazaalı olduğunu davacı da kendisi bilerek kabul ederek düzenlendiğini, işin bitiminde anlaştıkları meblağa tekabül eden değerde Erzurum ... ilçesinde yer alan daire gerçek alacaklı taraf olan ... müvekkili tarafından verildiğini, ancak sonrasında davacı da müvekkilinden sözleşmedeki bedeli talep edince müvekkili dairenin tapusunu ... \"aile içi anlaşmazlığınızı çözün, ona göre bende dairenin tapusunu vereyim\" dediğini, borcun ödeme tarihinden beri davacının kardeşi daireyi teslim aldığını ve ikamet ettiğini, müvekkilin gerçek sözleşmeyi davacının kardeşi ...ile yaptığını ve sözleşmede yer alan tüm yükümlülükleride müvekkiline karşı ...yerine getirdiğini, bu nedenlerle müvekkilinin, davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, ...ile müvekkilinin yapılan iş karşılığı daire verilmesi hususunda anlaştıklarının bunun sonucu olarak da müvekkilinin ...'ye daireyi verdiğini, ...'nin de halen bu dairede oturtuğunu, bu nedenlerle davanın reddini, davacı tarafın %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ödenmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;<br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde,\"Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava Erzurum .... İcra müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı takip dosyasında yapılan takibe itiraz üzerine itirazın iptali taleplidir. Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında 26.05.2018 tarihli sözleşme akdedildiğini, bu sözleşmenin tarafının müvekkili olduğunu, daire devrinin üçüncü kişilere yapılacağına dair bir hüküm bulunmadığını, takip konusu 20.10.2018 tarihli 177.000,00TL fatura bedelinin nakden ödenmediğini, fatura bedelinin daire karşılığı olarak ödenmediğini ileri sürerek icra dosyasına vaki itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı şirket vekili, sözleşmeye konu işin ...tarafından yapıldığını, sözleşmeye göre işin karşılığı olarak daire verileceğinin kararlaştırıldığını, buna göre de dairenin zilyetliğinin ... verildiğini, yapılan bu sözleşme neticesinde ...'den fatura talep edildiğinde kendisine muvazaalı olarak ...tarafından fatura kesildiğini, gerçek sözleşmenin ...ile yapıldığını, edimlerin ona karşı yerine getirildiğini, davacı tarafa herhangi borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br>Taraflar arasında imzalanan 26.05.2018 tarihli sözleşme incelendiğinde, ... Yapı Malzemeleri Pazarlama İnşTic.Ltd.Şti ile ... Ticaret arasında olduğunu, işverenin ... Yapı Malzemeleri Pazarlama İnşTic.Ltd.Şti, taşeronun kısmında ...ve ... Ticaret'in yer aldığı, sözleşmenin 9. maddesinde sözleşme bedelinin 'Yukarıda yazılı işlerin tamamının tutarı KDV dahil 150.000,00TL olup ... blok .... Kat ... numaralı daire bedeli olan 180.000,00TL'den düşülecek kalan 30.000,00TL taşeron tarafından evrak verilerek hesap kapatılacaktır olarak düzenlendiği, 13. maddesinden 'Taşerona verilecek daireler anahtar teslim olacak şekilde verilecektir' taşerona sözleşme bedeli olarak daire verileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.<br>Davalı vekili sözleşmenin asıl olarak ...ile yapıldığını, icra takibine konu faturanın muvazaalı olarak düzenlendiğini savunmaktadır, Türk Borçlar Kanununun 19. maddesine göre; Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır, hükmü yer almaktadır. Muvazaa iddia edildiğinde ispat yükü muvazaayı iddia eden davalıya geçmektedir. Bu durumda, sözleşmeye göre sözleşme bedeli olarak taşerona.. Blok ... Kat ...numaralı dairenin verileceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmede taşeron olarak dava dışı ...de yer aldığı ve davalının muvazaa iddiaları olduğu görüldüğünden ... davaya müdahale talebi kabul edilmiştir. <br>Davalının  muvazaa iddiasında müdahil, üçüncü kişi konumunda olduğundan, 6100 sayılı HMK’nın 203. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca muvazaa iddiasını, her türlü delille ispat edebileceğinden tanık deliline de dayanması üzerine mahkememizce tanıkların dinlenmesine karar verilmişse de son celsede tanıklar hazır edilmediğinden ve sunulan belgeler hüküm kurmaya yeterli görüldüğünden tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmiştir. <br>Müdahil ve davalı vekilince sunulan elektrik, doğalgaz ve su faturalarında sözleşmenin 9. maddesinde yer alan ... ....blok .... Kat No: .... adresinde abonelikler bulunduğu, bu aboneliklerin ...adına oluşturulduğu, davalının savunmalarına göre sözleşme konusu daire zilyetliğinin  ...'ye verildiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede taşeron olarak ... isminin de yer aldığı, sözleşme bedelinin daire olarak verileceğinin kararlaştırıldığı, bu dairede ... ikamet ettiğinin üzerine kayıtlı aboneliklerle anlaşıldığını, davalının muvazaa iddiasını ispatlamaya yeter görüldüğünden; icra takibine konu sözleşmedeki işin ...tarafından yapıldığı, her ne kadar takip konusu fatura davacının defterlerine işlenmişse de salt faturanın işin yapıldığına delil olmayacağı, faturanın her zaman tanzim edilebileceği, işin yapıldığının farklı delillerle de ispat edilmesi gerektiği, davalının muvazaa iddiasında bulunduğu, bu durumda ispat yükünün davalıya geçtiği, sözleşmede asli müdahilinin isminin taşeron olarak geçmesi ve sözleşmede işin bedeli olarak verilecek dairenin müdahilin zilyetliğinde bulunuyor olması değerlendirildiğinde mahkememizce işin ...tarafından yapıldığı kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-Davanın reddine, \" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde, takip konusu olan 20/10/2018 tarihli 177.000,00-TL tutarlı fatura bedeli müvekkiline  nakden ödenmediğini, davalının iddia etmiş olduğu fatura bedeli daire karşılığı olarak da ödenmediğini, davalı borçlu ile müvekkili arasında akdedilen 26/05/2018 tarihli sözleşme incelendiği zaman sözleşmenin tarafının müvekkili olduğunu, daire devrinin 3.kişilere yapılacağına dair bir hükmün bulunmadığını, sözleşmenin tarafı müvekkili ile davalı olmasına rağmen mahkemece hiç bir şekilde delil olmamasına rağmen davanın reddine karar verildiğini,  müvekkilinin başkalarından aldığı faturalarla, davalı yandan, talepte bulunmadıkalarını, müvekkili, kendisine ait faturayı davalı yana tebliği etmiş ve davalınında bu faturayı işlediğini, faturadan davacı ve davalının bilgisinin olduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava; eser sözleşmesine istinaden tanzim olunan fatura alacağı sebebiyle açılan icra takibinin ardından açılan itirazın iptaline ilişkin olup ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince kararın kaldırılması istemiyle süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Diğer yandan yüklenicinin borçları TBK'nın 471. maddesinde düzenlenmiş olup, “Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır” şeklindedir.   Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde ise, sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise, ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden sadakat ve özen borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. <br>Öte taraftan ayıbın varlığını ise iş sahibi kanıtlamalıdır. Kural olarak, eser sözleşmelerinde işin yapıldığını ve teslim edildiğini kanıtlama külfeti yükleniciye, eserin ayıplı olduğunu kanıtlama külfeti ise iş sahibine aittir. Ayıbın varlığı her türlü delille bu arada tanık delili ile de kanıtlanabilir ise de ayıbın varlığı ve niteliği aynı zamanda teknik bir incelemeyi gerektirdiği, bu bakımdan objektif bir bakış açısı gerektiğinden tanık beyanı ile ayıbın varlığını ispatlamak güçtür. (Yargıtay HGK., 2013/15-1976 E., 2015/1184 K.; Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi, ..., ..., Ankara, 2023 s.1078) Ayıp ihbarında bulunma yükümlülüğü davacı iş sahibi şirkete aittir. Ayıp ihbarı niteliği itibariyle def’i olduğundan, yüklenici tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı savunması ileri sürülmedikçe, mahkemece re’sen dikkate alınıp değerlendirilemez. (Yargıtay 15. HD., 2019/815 E., 2019/4872 K.; Yargıtay 15. HD., 2013/2829 E., 2013/4913 K.- Yargıtay 6. HD. 2022/2025E, 2023/2775K- 2022/842E,  2023/899K)<br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. HMK'nın 200. maddesi uyarınca, \"(1)Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2)Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.\"<br>Somut olayda davacı, davalı ile aralarında bir eser sözleşmesi kurulduğunu ileri sürdüğüne, davalı da akdi ilişkiyi inkar ettiğine göre TMK'nın 6, HMK'nın 190. maddeleri uyarınca sözleşmenin varlığını ispat yükü davacı üzerindedir. Ne var ki somut uyuşmazlıkta davacının, dava konusu alacak miktarı gözetildiğinde akdi ilişkinin varlığını HMK'nın 200. maddesi uyarınca ancak yazılı delille kanıtlayabilmiş değildir. (Yargıtay 6. HD., 2022/1049 E., 2023/591 K.) <br>Davacı vekili müvekkilince yapılan işlerin keşfen saptandığını belirtmiş ise de eser sözleşmesine konu edilen işlerin yapılmış halde mevcut olduğunun keşif ile saptanmış olması eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğunu ispatlamaz. Bu işler yerinde olsa bile ispat yükü davacı üzerinde olup davalı bu işleri bir başkasına yaptırdığını ve başka bir eser sözleşmesinin konusu olduğunu ispatlamakla yükümlü değildir. (Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi, ..., ..., Ankara, 2023 s.1073)<br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 21. maddesi uyarınca, \"(1) Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.<br>\"Görüleceği üzere TTK'nın 21/2. maddesi hükmü süresinde itiraz edilmemekle münderacatından sayılan hususlar yönünden fatura düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. (Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi, ..., ..., Ankara, 2023 s.1115) Yüklenici tarafından yapılan işler ile ilgili fatura düzenlenerek iş sahibine tebliğ edilip TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca itiraz edilmemesi halinde içeriği örneğin malın miktarı, yapılan işin sayısı, türü ve bu arada fatura içeriğine dahil bedel kesinleşecektir. (Yargıtay 15. HD., 2017/140 E., 2017/1900 K.; Yargıtay 15. HD., 2010/3182 E., 2010/3866 K.) Ne var ki faturayı alan muhatabın süresi içinde itirazda bulunmamış olması, fatura içeriğinde yer alan malın alıcıya teslim edildiğini, işin yapıldığını da göstermez. Ancak bilindiği üzere faturanın karşı tarafın defterlerine kayıtlı olması faturalar kapsamındaki malların teslim edildiğine / hizmetin, işin yapıldığına karine teşkil eder. Bu halde işin yapılmadığını ispat yükü faturayı alan iş sahibine düşer. Faturanın tebliği ise bir şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da  imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.<br>Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 20.3.2017 tarih, 2017/526 E. ve 2017/1199K. Sayılı kararında; <br>“Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili talebi ile yapılan icra takibine itirazın iptali talebinden ibarettir. Davacı yüklenici davalı ise iş sahibidir. davacı yüklenici vekili; müvekkili şirketin, davalı şirketle ticari ilişkisi olduğunu, bu çerçevede, davalı şirkete müvekkili tarafından mal/hizmet verildiğini, ancak bakiye borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için (….) Genel olarak eser sözleşmelerinde yüklenicinin sadece eseri meydana getirmesi, aslî edim borcunu yerine getirdiği anlamına gelmemektedir. Yüklenici, sözleşmeye uygun meydana getirdiği eseri teslim borcu altındadır. Yüklenici üstlendiği eseri meydana getirecek ve meydana getirdiği bu eseri, iş sahibine usul ve yasaya ve sözleşme hükümlerine uygun olarak teslim edecektir. Eseri teslim borcu yüklenicide olduğundan eserin teslim edildiğini kanıtlama borcu da yükleniciye düşmektedir. Bir başka deyişle yüklenici, eseri, iş sahibine sözleşmeye uygun teslim ettiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı yüklenici bedele hak kazanabilmesi için, eseri iş sahibine süresi içerisinde iş sahibinin iş yerinde teslim ettiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Eser sözleşmelerinde teslim, yüklenicinin tamamladığı eseri sözleşmeyi ifa etmek niyeti ile iş sahibinin fiili hakimiyetine geçirmesi olarak tanımlanmaktadır. Teslimi kanıtlama yükü davacı yüklenicide olmakla bu teslimin nasıl kanıtlaması gerektiği davanın çözüm noktasını oluşturmaktadır. Eserin teslim edilip edilmediğinin ispatında taraflar ispatın hangi delillerle yapılacağı hususunda sözleşmeye hüküm koyabilirler ve teslim konusunda bir delil sözleşmesi yapabilirler. Böyle bir delil sözleşmesi yoksa yüklenicinin meydana getirdiği eseri teslim ettiği vakıasını, teslim, hukuki işlem değil, hukuki fiil olduğundan kural olarak her tür kanıtla bu arada tanıkla dahi ispat edebilir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; taraflar arasında kurulan sözleşme ilişkisinde yazılı bir sözleşme ve bu sözleşmede yer alan teslime dair bir delil sözleşmesi niteliğinde teslim vakıasının ispatına dair bir hüküm bulunmadığından davacı yüklenici teslim vakıasını her tür delil ile kanıtlayabilecektir. Davacı vekili dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde sevk irsaliyesine delil olarak dayanmış ve yargılamanın 09.02.2016 tarihli oturumunda her iki taraf vekili tanık olarak ...’nın dinlenmesini talep etmiş olmakla, usulüne uygun şekilde teslim vakıasına dair olarak bu tanık dinlenmeli ve diğer deliller de gözetilmek suretiyle teslim yapılıp yapılmadığı hususu hiç bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, buna göre uyuşmazlık hükme bağlanmalıdır. Tarafların delilleri toplanmaksızın ve bu konudaki taraf vekillerinin talepleri reddedilmek suretiyle, esasa dair hüküm kurulması, Anayasa’nın 36. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve 6100 Sayılı HMK’nın 27. maddelerinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenme hakkının ve dolayısıyla savunma hakkının ihlali niteliğinde değerlendirilmiş, usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerekmiştir.\"<br>Yargıtay 7.HD., 18.01.2011 tarih, 2010/7458 E. ve 2011/98 K. sayılı kararında;<br>\"Eser sözleşmesinde, iş sahibine emir ve talimat verme, yapılan işi denetleme yetkisi tanınmışsa, üçüncü kişilere verilen zarardan yüklenici ile birlikte iş sahibi de sorumlu olur. Eser sözleşmelerinde kural olarak, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi bulunmamaktadır. Yüklenici, iş sahibinden bağımsız olarak üstlendiği işi yapıp teslim etmekle yükümlüdür. Ancak bu kesin kural değildir. Eser sözleşmesinde, iş sahibinin yükleniciye emir ve talimat verme, işi denetleme yetkisi tanınması mümkündür. Bu durumda iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi kurulmuş olacağından iş sahibi adam çalıştıran sıfatıyla yüklenicinin üçüncü kişilere verdiği zararlardan zincirleme sorumlu olur.\" hususlarını belirtmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonunda; somut olayda, dosyaya sunulan ve taraflarca sahteliği iddia olunmayan 26.05.2018 tarihli sözleşmenin, davacı - taşeron ve davalı iş sahibi şirket  arasında imzalandığı, vaki sözleşmede davaya davalı yanında müdahele talebinde bulunan ...'nin isminin yazılı olduğu ancak imzasının olmadığı, sözleşme içeriğinde ...ile ilgili bir hükmün olmadığı,sözleşme içeriğinde taşeron tarafından yapılacak işlerin bedelinin KDV dahil 150.000,00-TL olarak belirlendiği, ödemenin daire karşılığı ( .. Blok, ... Kat No: ....) yapılacağı, iş bedeli olan 150.000,00-TL'den daire bedeli olan 180.000,00-TL'nin mahsup edilip bakiye 30.000,00-TL'nin ödeneceğinin kararlaştırıldığı, yine dosyaya sunulan 03.12.2018 tarihli, ...ve davalı şirket adına yazılı imzalı belgede, 26.05.2018 tarihli belgede yazılı işlerin ...tarafından yerine getirilip sözleşmede belirtilen dairenin ...'ye teslim edileceğinin yazılı olarak kararlaştırıldığı ancak bu belgede de 26.05.2018 tarihli belgedeki asıl taşeron -davacı tarafın imzasının olmadığı, davalı-iş sahibinin, 26.05.2018 tarihli sözleşmede kararlaştırılan daireyi, davaya davalı yanında müdahelede bulunan ...'nin kullanımına sunduğu, bu durumun ...'nin dava dosyasına sunduğu abonelik faturalarından da anlaşıldığı, 26.05.2018 tarihli eser sözleşmesindeki tarafların, sözleşme kapsamındaki borçlarını ifa edip etmedikleri hususunun ( davacının ilgili eseri meydana getirme, davalının da meydana gelen eserin karşılığında ödeme borcunu ) ispat kuralları nazara alınarak açıklığa kavuşturulması, aynı şekilde 26.05.2018 tarihli sözleşmedeki eser meydana getirme borcunun, kimin tarafından yerine getirilip veya yerine getirilmediğinin araştırılması, davalı tarafın ödemeye ilişkin tüm delillerinin toplanması, bu kapsamda yemin delilinin dahi hatırlatılmasının değerlendirilmesi, davacı tarafın faturasının davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına işlenmesi, faturaya yönelik bir itirazın veya iadenin olmaması hususlarının değerlendirilmesi, yine davalının tacir olması sebebiyle davacının da tacir olup olmadığının araştırılmasının yapılarak, görevli mahkemenin tespit olunmasının ardından, dosyadaki bilgi ve belgeler, taraflarca usulünce bildirilen deliller ve yukarıda yazılı içtihatlar nazara alınarak, denetime elverişli ve gerekçeli bir karar ile birlikte karar verilmesi gerekmekte olup açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ilişkin  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile HMK’nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.04.2022 tarih, 2020/362 E. Ve 2022/280 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İstinaf aşamasında davacı tarafça yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-Kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a9e86eed4a01e59","SID":"ac3942da2c9d8ea3"}}