{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/1894 <br>KARAR NO\t: 2024/1232<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/573 Esas 2022/291 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 17/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 25/10/2024<br><br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;\t<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09.04.2016 tarihinde, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklete çarpması sonucu davacının yaralanarak malul kaldığını, davalı şirkete başvuruda bulunulduğunu, 23.07.2018 tarihinde 84.882,00 TL ödeme yapıldığın, ancak yapılan ödemenin davacının zararını karşılamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı, 3,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 2,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 10.00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline talep etmiştir. karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 225.117,58 TL, bakıcı gideri talebini 9.882,00 TL olmak üzere toplam 234.999,58 TL’ye yükseltmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya 84.882,42 TL tazminat ödendiğini, bu nedenle davalı şirket nezdinde herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını, davalı şirketin ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu bulunduğunu, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, haksız olarak talep edilmiş bulunan “geçici iş göremezlik” tazminatının reddi gerektiğini, tazminat hesaplanmasında TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılmasını ve teknik faizin %1,8 olarak esas alınması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumuna yazı yazılarak söz konusu kazanın iş kazası olup olmadığını, peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığı, bağlandı ise ne kadar bağlandığının sorulmasını, hatır taşıması ve müterafik kusur indiriminin mahkeme tarafından re'sen gözetilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 28.07.2021 tarihli raporuna göre davacının daimi maluliyet oranının %35, bakıcı ihtiyacı süresinin 6 ay, tıbbi iyileşme süresinin 15 ay olarak belirlendiği, davacının zararının hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, rapor tarihindeki verilere göre, % 35 maluliyet oranına göre yapılan hesaplamada, davacı lehine, 20.164,19 TL geçici iş göremezlik zararı, 276.020,16 TL bakiye sürekli iş göremezlik zararı ve 9.882,00 TL bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 306.066,35 TL zarar hesaplandığı, kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsü ... tarafından ...'a 15.000,00 TL ödendiği bu ödemenin, tutanak tarihinden itibaren yasal faiz oranı ile güncellenmiş değerinin 19.752,74 TL olduğu, davacının dava değerini, 234.999,58-TL olarak ıslah ettiği, 2,00 TL olarak talep edilen tedavi masrafının belgelendirilemediğinden reddi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 20.164,19-TL geçici işgöremezlik tazminatı ile 204.953,39-TL sürekli işgöremezlik tazminatının ve 9.882,00-TL bakıcı giderinin 23.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maluliyetin belirlenmesinde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin esas alınması gerektiğini, aktüerya hesabında progresif rant yönteminin kullanılması gerektiğini, geçici işgöremezlik zararının az hesaplandığını, tedavi gideri taleplerinin ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmesinin hatalı olduğunu, bu konuda uzman bir doktordan rapor alınması gerektiğini, davacının gelirinin çok düşük kaldığını, garameten paylaştırma yapılırken maluliyet tazminatı  klozundan sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri klozundan geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi, bakım giderinin alınması gerekirken tazminatın tamamının sürekli iş göremezlik klozundan alınmasının doğru olmadığnı,  ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bakıcı giderinin tedavi gideri teminatı kapsamında kabul edilmesinin hatalı olduğunu, maluliyet raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, rapora yönelik beyanda bulunamadıklarını, davacı ile sürücü arasında soruşturma aşamasında uzlaşma sağlandığından davanın reddi gerektiğini, tazminata avans faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, davanın kısmen reddi nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, ödemenin güncelleştirilerek tenzil edilmediğini, müterafik kusur ve hatır taşıması indiriminin değerlendirilmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri istemine ilişkindir.<br>1-Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması Anayasa hükmüdür (md.141/3). Mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesi ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi hukuki dinlenilme hakkının da (HMK.md.27) gereğidir. Bu husus aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkı kapsamında da güvence altına alınmış haklardandır. Yargı organları her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, sabit görülen maddi vakıaları ve bunlardan çıkardıkları sonuç ve hukuki sebepleri gerekçelerine yansıtmalıdırlar. HMK'nın 6100 Sayılı HMK'nın 297. Maddesinde hükmün kapsamı ve hükümde bulunması gereken hususlar maddeler halinde açıkça düzenlenmiştir. 297/c bendinde “tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan hukuki sonuç ve hukuki sebeplerin” hükmün kapsamı içinde bulunması gereken hususlar olduğu belirtilmiştir. Yine aynı kanunun 297/2 maddesinde \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir\" düzenlemesine yer verilmiştir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir.Anılan yasal düzenlemenin de gereği olarak mahkemece verilen hükmün,gerekçeli olması, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında uygunluk ve illiyet bulunması, gerekçenin dosya kapsamına ve uyuşmazlığa ilişkin olması, taleplerin hangi nedenle kabul,hangi nedenle reddedildiğinin gerekçeden anlaşılması ve hükmün infazda tereddüt yaratmayacak mahiyette olması gerekmektedir.Hakim tefhim ettiği karara uygun gerekçeli hüküm oluşturmalıdır.Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.12.2011 tarih, 15-708 Esas - 737 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK'na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. <br>Mahkemece karar gerekçesinde 11.01.2022 tarihli bilirkişi raporundan  bahsedilerek  davalı ... Anonim Türk Sigorta şirketi tarafından, 23.07.2018 tarihinde, davacı ...'a 84.882,42 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığı, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince, rapor tarihindeki verilere göre yapılan hesaplamada 20.164,19 TL geçici iş göremezlik zararı, 276.020,16 TL bakiye sürekli iş göremezlik zararı ve 9.882,00 TL bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 306.066,35 TL zarar hesaplandığı, kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsü ... tarafından, ...'a 15.000,00 TL ödediği bu ödemenin, tutanak tarihinden itibaren yasal faiz oranı ile güncellenmiş değerinin 19.752,74 TL olduğu, hesaplanan güncel değerin tazminattan indirilip indirilmeyeceği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğunun belirtildiği yazılmış ancak dosya kapsamında bulunan mahkemece hükme esas alındığı belirtilen 11.01.2022 tarihli aktüer raporunda ise  davacının sürekli işgöremezlik zararının 387.441,71 TL, geçici işgöremezlik zararının 20.164,19 TL, bakıcı gideri zararının 9.882,00 TL olarak hesaplandığı görülmüş, mahkemece hüküm fıkrasında  20.164,19 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 204.953,39 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 9.882,00 TL  bakıcı giderinin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda hüküm fıkrasının oluşturulmasında hangi aktüer raporunun esas alındığının karıştırıldığı, raporlarda belirtilen tazminatlar ile hüküm altına alınan tazminatın farklı olduğu bu farklılığın gerekçeli kararda açıklanmadığı, sonuç miktarın ne şekilde belirlendiğinin denetlenemediği anlaşılmakla mahkemece, HMK’nın 297. Maddesine uygun şekilde toplanan deliller,delilerin tartışılıp, değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterildiği şekilde hüküm kurulması gerektiğinden kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. <br>Kabul şekline göre;<br>1-T.C. Anayasası'nın 36/1 maddesinde; \"Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.\" düzenlemesi yer almaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 27.maddesinde ise; \"Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını içerir.\" düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılamanın aşamalarından haberdar edilmesi ile mümkündür.<br>Adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan savunma haklarının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulan yasal düzenlemelerden biri de, davada esaslı işlem olan bilirkişi raporlarının taraflara tebliğine ilişkin düzenlemedir. 6100 sayılı HMK'nın 280/1. maddesi; \"Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir.\" hükmünü içermektedir. HMK’nın 281/1. maddesi hükmüne göre de; tarafların bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecek durumda olmalarının sağlanması gerekmektedir. <br>Somut olayda, mahkemece, davacının maluliyetinin belirlenmesi için alınan Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan ve hükme esas teşkil eden raporun davalı vekiline tebliğ edilmediği, davalı vekilinin, istinaf dilekçesinde, bahse konu raporun kendilerine tebliğ edilmediğini belirterek savunma haklarının kısıtlandığını beyan ettiği görülmüştür. Bu durumda mahkemece, hükme esas alınan maluliyet raporunun davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilip, iki haftalık beyan süresi beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalı tarafın savunma hakkını kısıtlayacak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br>2-Dava dilekçesinde, dava konusu kaza nedeniyle davacının tedavi gideri zararının olduğu belirtilerek şimdilik 2,00 TL tedavi giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği; mahkemece, davacının iddia ettiği tedavi giderini belgelendiremediği gerekçesi ile bu husustaki talebin reddine karar verildiği görülmüştür.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde \"Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; Geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar\" olarak kabul edilmektedir.<br>6111 sayılı yasa ile değiştirilen 2918 sayılı 98. maddenin başlığı “Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi” olarak düzenlenmiş ve trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, tüm tedavi giderlerinden değil, sözkonusu madde kapsamında kalan belgeli ve resmi yada özel sağlık kuruluşlarından alınan tedavi giderlerinden sorumludur. Faturalandırılmayan tedavi giderinden ise davalı ... şirketi sorumludur. Sigorta şirketinin, SGK tarafından karşılanmayan belgesiz tedavi giderlerinden sorumluluğu devam etmektedir.<br>Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği üzere olayın niteliği gereği bütün giderlerin belgelendirilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu durumda mahkemece, davacının yaralanmasının niteliği gözetilerek belirlenecek uzman doktor bilirkişiden, davacının yaralanmasına bağlı olarak yapılması gereken  ancak belgelendirilemeyen tedavi giderleri yönünden davacının tüm tedavi evrakları incelenerek yaralanma derecesi ve iyileşme süreci de gözetilerek uzman doktor bilirkişiden alınacak rapor sonucuna göre belgelendirilemeyen  tedavi giderleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme neticesi karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. (Yargıtay 17. H.D'nin 11.06.2020 tarih 2019/2585 Esas- 2020/3385 Karar, 28.02.2019 tarih 2016/4476 Esas- 2019/2293 Karar, 27.09.2017 tarih 2015/1535 Esas- 2017/8273 Karar, 09.04.2015 tarih 2015/1134 Esas - 2015/5600 Karar ve 12.11.2012 tarih 2012/32523 Esas-2012/12417 Karar).<br>3-6098 Sayılı TBK'nun 54. maddesinde tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar, bedensel zararlar kapsamında sayılmış, ZMSS Genel Şartlarında da sakatlık nedeniyle ayrı, tedavi giderleri nedeniyle ayrı teminatlar verilmiştir.<br>Somut olayda, davalı şirketin poliçe limitinden sorumluluğu, kaza tarihi itibariyle kişi başına sakatlanma/ölüm için 310.000,00 TL, kişi başına sağlık gideri için 310.000,00 TL’dir. Mahkemece karar gerekçesinde açıklanmadığından denetlenmesi mümkün olmamakla birlikte  sürekli işgöremezlik tazminatının poliçedeki sakatlanma/ölüm limiti olan 310.000,00 TL  geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri alacağının ise sağlık gideri teminat limiti olan 310.000,00 TL içerisinde değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek hüküm kurulması ve davacıya aynı zarar nedeniyle yapılan ödemelerin güncellenmiş değerinin davacının zararından, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin faizsiz olarak poliçe teminat limitinden mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin kabulü gerekmiştir.  <br>4-Kabul şekline göre ise  davacı tarafın tedavi gideri talebinin reddine karar verildiğine göre, davanın kısmen reddi nedeniyle yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu hususta olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması doğru görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK.nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,<br>Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>3-Davacı vekili ve davalı vekili tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,<br>4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,<br>5-Kullanılmayan istinaf gider avansının iadesine,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br> <br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc263f3998c2eb2f","SID":"dca687a7bc1b61b0"}}