{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/564 <br>KARAR NO:2024/1853<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:05/10/2021<br>NUMARASI:2020/307 E. - 2021/293 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın 2019 yılında Antalya'da kurulduğunu ve ... markalı otel ekipmanlarının satışını yaptığını, ... nolu ... markasını 35 ve 21 inci sınıflarda tescil ettirmek üzere marka başvurusunda bulunduğunu fakat markanın davalı tarafın markası gerekçe gösterilerek reddedildiğini, davalı taraf ile görüşme yapılıp muvafakat istendiğini fakat bir sonuç alınamadığını, davalı tarafın inşaat alanında faaliyet göstermesine rağmen dava konusu ... nolu ... markasını 35 inci sınıf kapsamında ciddi ve gerçek anlamda kullanmadığını belirterek davalı firmanın markasının 35.sınıf içeriğindeki 03.sınıf ve 21.sınıf bölümleri emtialarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kurulmuş olduğu 1998 yılından bu yana ciddi projeler yaptığını ve İstanbul ve Türkiye'de bilinen bir şirket olduğunu, markanın süresi içerisinde yenilendiğini, basiretli tacir gibi davranması gerekirken davacının marka başvurusundan önce araştırma yapması gerektiğini, fakat yapmadığını ve müvekkilinin markasının benzeri için marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu markayı bu zamana kadar kullandığını ve kullanmaya devam ettiğini, bu hususun ticari defter ve belgelerin incelenmesi neticesinde de ortaya çıkacağını, davacının taleplerinin müvekkilinin tanınmış markasının zarar görme ihtimali karşısında kabul edilmediğini, davacı tarafından dava açmadan önce itiraz yollarının tüketilip tüketilmediğinin araştırılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"Davanın KABULÜ İLE, davalıya ait TPMK nezdinde tescilli ... numaralı \"...\" ibareli markanın 35.sınıf içeriğinde yer alan 03.sınıf ve 21.sınıf emtialarında kullanım tespit edilemediğinden markanın kullanmama nedeniyle hükümsüz kılınmasına ve sicilden terkinine, karar kesinleştiğinde bu hususta TPMK ' ya müzekkere yazılmasına, \" karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili istinaf  dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 27/06/1988 tarihinde kurulduğunu. işbu zamana kadar ciddi projeler yaptığını ve Türkiye'de tanınan ve bilinen bir şirket olduğunu,  müvekkilinin şirketin marka tescilinin 2002 yılına ilişkin olduğunu ve 2012 yılında 10 yıl uzatıldığını, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, müvekkili şirket adına tescilli markayı TPE nezdinde araştırmadan kullanmaya çalıştığını ve davayı ikame ettiğini, dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemelerinde eksik ve hatalı değerlendirmeler yapıldığını, alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin \"...\" markasının inşaat sektöründe ve tabiatı ile yan sektörlerinde Türkiye'de tanınan ve bilinen bir marka olduğunu, müvekkili şirketin markasının her ne suretle olursa olsun taklit edilmesi, müvekkili şirketin ticari itibar ve kredibilitesinden haksız istifade etme sonucunu doğuracağını, müvekkili şirket ile iş yaptığı müşteri ve/veya partner firmalar, müvekkili şirketin markasını taklit eden kötü niyetli firmalara hak etmediği ticari itibar veya kredibiliteyi sağlayacağını ve bu durum da sonrasında müvekkili şirketin ticari itibarının ve marka değerinin zarara uğramasına sebebiyet vereceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;Uyuşmazlığın davalı şirketin yaptığı işler değil faaliyet göstermediği 35. sınıf içeriğindeki 03. ve 21. sınıf emtiaları bakımından markanın iptali ile taraflarına tesciline ilişkin olduğunu,  bir markayı her alanda tescil ettirip ilgili alanlarda faaliyet göstermeksizin kendi tekelinde bulundurmanın hukuka aykırı olduğunu, belirterek davalı tarafın istinaf isteminin reddine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava,  markanın kullanmama nedenine dayalı iptali istemine ilişkindir. <br>Marka sahibinin  tescilli markasını  fiilen kullanma yükümlülüğü söz konusudur.6769 sayılı SMK 'da markanın kullanılmaması iptal nedeni olarak düzenlenmiştir. SMK 26/1-a göndermesi ile  aynı yasanın 9/1 maddesinde \" Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.\" hükmü getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince markanın ciddi şekilde kullanıldığının, kullanma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin  kabulü için tescilli olduğu tüm sınıf ve alt sınıflarda kullanılmış olması gereklidir. Zira markanın benzer olsa bile kullanılmadığı mal ve hizmetler yönünden kullanım şartı gerçekleşmiş olmaz. Sadece fiilen kullanıldığı alanla sınırlı olarak kullanım yükümlülüğünün yerine geldiği kabul edilir. Ayrıca yasal düzenlemede getirilen  \"ciddi kullanımın\" her olayın özelliğine göre değerlendirilmesi ve özellikle tescilli olduğu alanda pazar payı yaratma, arttırma, koruma ve  sürdürmek için  yeterli şekilde ticari faaliyet yürütüp yürütmediği dikkate alınmalıdır.Olumsuz vakıaların ispatının davacıya düşmemesine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca yargılama konusu markayı tescilli olduğu tüm emtialarda kullandığının ispat yükü  markayı kullandığını ileri süren marka sahibine aittir. 5 yıllık kullanım süresi dava tarihinden geriye doğru 5 yılı  kapsar.  SMK 26/4 maddesine göre,  Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; 24.06.2002  başvuru tarihli   ... nolu \"...” markasının davalı adına 35. Sınıfta \"müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli  malların bir araya getirilmesi hizmetleri” tescilli olduğu görülmektedir. Bilirkişi raporunda ; davalının  2016-2017-2018-2019 ticari defter ve kayıtları üzerinde  inceleme yapıldığı, dava konusu ... sayılı \"...\" markasının 35 inci sınıf içeriğindeki 03 üncü sınıf ve 21 inci sınıf emtialarında kullanımının tespit edilemediği bildirilmiştir.Somut olayda , davalı markasının fiilen inşaat sektöründe kullanıldığı,  ispat yükü üzerinde olan  davalı tarafından markanın tescilli olduğu iptali talep edilen alt  emtialar yönünden 35. Sınıfta  markanın işlevine uygun olarak ciddi şekilde kullanıldığı hususunun ispat edilemediği,  davalı markasının iptali talep olunmayan tescilli başka sınıflarda ciddi kullanımı olması yada kullanıldığı sektörde bilinen marka olup olmamasının kullanılmayan tescilli sınıflar yönünden iptal yaptırımının uygulanmasına  bir etkisinin bulunmadığı  bu nedenlerle mahkemece  kullanımı kanıtlanmayan  davalıya ait  ... numaralı \"...\" ibareli markanın 35.sınıf içeriğinde yer alan 03.sınıf ve 21.sınıf emtialarında iptaline  karar verilmesinde bir isabetsizlik söz konusu değildir. Sonuç olarak ,  saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere ve kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye  göre kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı   vekilinin,  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı  vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/10/2021 tarih ve 2020/307 E., 2021/293 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5b9cc3545c81a658","SID":"c2653e0a57ac82dc"}}