{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/692 - 2024/1166<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/692 \t\t                                        ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/1166<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/02/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2019/654 E 2022/57 K<br><br>DAVACI\t:   <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:   <br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 14/10/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 14/11/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili ; müvekkili ile dava dışı ... Taş.... Ltd. Şti arasında şöforlü araç kiralamaya ilişkin 09/12/2017 tarihli sözleşme imzalandığı söz konusu şirketin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına ihale usulü iş yaptığını, müvekkilinin de kendisine ait araçla şoför olarak söz konusu iş kapsamında Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığında çalıştığını ve davalı ...'ında davalı şirketin yasal yetkilisi olmamasına rağmen yetkilisi gibi hareket ettiğini, 09/12/2017 tarihli sözleşmeye istinaden araç sahibi ve şoför olan müvekkilinden yalnızca ismi ve imzasının olduğu boş bir senedin teminat olarak alındığı ve söz konusu işin tamamlanmış olmasına rağmen senedin müvekkiline iade edilmediğini, boş senedin davalı ... hamiline doldurularak diğer davalıya ciro edildiğini senedin üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığında senedin sonradan doldurulduğunu ve davalılar hakkında Ankara CBS'nin 2019/170574 sayılı dosyası ile şikayette bulunulduğunu belirterek müvekkilinin Ankara 26 İcra Müdürlüğünün 2019/12859 Esas sayılı dosyasına konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>I-)Davalı ...; senede iyiniyetli ciro yoluyla hamil olduğunu keşideci ile lehtar arasındaki ilişkinin kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini bildirerek davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir. <br>II-)Davalı ...; senedin herhangi bir iş yada sözleşmeye bağlı teminat senedi olmaksızın bizzat davacı tarafından elden nakit olarak borç para karşılığında düzenlendiğini bildirerek davanın reddine ve tazminata \tkarar verilmesini talep etmiştir.<br>III-)Davalı şirket vekili; müvekkilinin icra takibine konu bonoda taraf olmadığını ve husumet itirazında bulunduklarını müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini, 09/12/2019 tarihli Sürücülü Araç Kiralama Hizmet Alımına Ait Sözleşme'nin müvekkil şirket yetkilisi tarafından düzenlenmediği ve imzalanmamış olduğunu, müvekkili şirketin böyle bir sözleşmeden haberi olmadığını ileri sürerek davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; dava konusu keşidecisi davacı olarak görünen 25/07/2019 ödeme tarihli 20.000,00-TL'lik senedin dosya içerisinde bulunan 09/12/2017 tarihli şöforlü araç kiralama hizmet alımına ait sözleşme kapsamında teminat olarak verilen boş bir senet olup olmadığı, ihtilafın esasını oluşturduğu, bu hususta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sincan Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından davacının Müdürlüklerinin 2018 yılı 6 adet şöforlü araç kiralama hizmet alımı ihalesini kazanan davalı ... Ltd. Şti'nin bünyesinde 20/12/2017 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında şöfor olarak çalıştığının bildirildiği, müzekkere cevabı eki sözleşme örneği ve davacının da isminin yer aldığı ücret bordrolarının gönderildiği, dosya sunulan sürücülü araç kiralama hizmet alım sözleşmesi ile dava ve takibe konu senedin incelenmesi için verilen Grafoloji Uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanan ve hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere söz konusu senet üzerindeki ... isim ve soyadı yazısı hariç diğer yazı ve rakamların ... elinden çıkmadığı, dava konusu senedin dosyaya fotokopisi sunulan sözleşmede isim soyadı yazılı açığa imzalı bir senetten elde edilmiş ve sonradan doldurulmuş, bir belge olduğunun tespit edildiği, söz konusu sözleşmenin 12 maddesinde \"Yüklenici söz konusu işe ait teminat bedeli de sözleşmeye ek teminat senedi vermiştir\" ibaresi ile \"Sadece ... ismi ve imzası bulunan senet fotokopisi altında sadece kiralık araç için verildiği, 01/01/2018-31/12/2018 arasındaki sözleşme için verilmiştir.\"  ibaresi ile imzanın bulunması ile dinlenen tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde, dava konusu Ankara 26 İcra müdürlüğünün 2019/12589 Esas sayılı icra takibine konu senedin davalı firmanın almış olduğu araç kiralama hizmet alım işinde kullanılmak üzere davacı ile yapılan sürücülü araç kiralama sözleşmesine istinaden teminat olarak verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalılar tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>I-)Davalı ... Taşımacılık Tur. İnş. Gıd. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ;taraflar arasında herhangi bir sözleşmesi imzalanmadığını, müvekkili şirketin senetle veya sözleşme ile doğrudan veya dolaylı bağlantısı bulunmadığını,  fotokopi olarak sunulan sözleşmede yer alan bononun  altında yazan \"sadece kiralık araç için verilmiştir. Sözleşme için verilmiştir.\" İbarelerinin davacı tarafından  imzalandığını, sözleşmenin diğer bölümünün imzalanmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, senedin teminat olarak verildiği sadece davacı tarafından ifade edildiğini, bu yönüyle de hem sözleşme hem de senet fotokopi marifetiyle daha sonradan her zaman üretilebilen geçersiz evrak niteliğinde bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>II-)Davalı ...; senedin davacı tarafından teminat olarak verilmediğini; davacının teminat sözleşmesi kapsamında senedi düzenleyerek davalı şirkete teslimine dair sözleşmenin aslının sunulamadığını, senedin bizzat kendisine verildiğini, davacının iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>III-)Davalı ...; senede ciro yoluyla hamil olduğunu, senedin teminat olarak verildiği ve bedelsizlik iddiasının kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık, davaya konu edilen bononun teminat olarak düzenlenip düzenlenmediği ile bu iddianın lehtar ve hamile karşı ispat edilip edilemediği noktasında toplanmaktadır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, kambiyo senedine dayalı takip nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü davalı alacaklı üzerindedir. Ancak dava kambiyo senetlerine ve bononun teminat amacıyla verildiği iddiasına dayalı ise davacı borçlu bu durumu yazılı delillerle ispatlamak zorundadır.<br>Davacı düzenleyen sıfatına sahip olup davalılar ise sözleşmeye taraf  olan şirket ile lehtar ve ciro yoluyla hamildir.<br>Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesi anlamında bir kişisel def’idir. Bedelsizlik bir kişisel def’i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’ini ileri sürebilir.<br> Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını vermektedir.<br> Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.<br>Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’i olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’inin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.<br> Hemen belirtilmelidir ki, kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’i mutlak defi niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.<br>Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacılar tarafından düzenlenen senet şeklen senette sıfatı bulunmayan akdi ilişki kapsamında sözleşmeye ek olarak açığa imzalı olarak  davalı şirkete verildiği, davalı tarafından da anlaşmaya aykırı doldurularak lehtar hanesine davalılardan ... adının yazılarak diğer davalıya ciro edildiği, bunun üzerine davalı hamil tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe başlandığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili, icra takibinden sonra, icra takibine konu senedin boşa imzalı taşıma hizmet sözleşmesi kapsamında teminat  amacıyla verildiğini, sözleşmenin kurulamaması üzerine eksik unsurların doldurularak sözleşme metninden düzensiz olarak kesilerek oluşturularak diğer davalıya ciro edildiği müvekkilinin teminat senedi nedeniyle borcu bulunmadığını ileri sürerek eldeki menfi tespit davasını açmıştır. Dava konusu senedin üzerinde teminat kaydı bulunmamaktadır. Bu itibarla eldeki davanın bedelsizliğe dayalı ve senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasına dayalı menfi tespit davası olduğu dosya kapsamı ile sabittir.<br> Senedin  açığa imzalı  teminat olarak verildiği iddiası karşısında senedin nakden düzenlendiği davalı lehtarında ihdas nedenini talil etmediği  gözetilerek davalı lehtara karşı borçlu olmadıklarını senedin bedelsiz olduğu teminat olarak verildiğine dair iddiaların yazılı delille kanıtlanması gerekir.  Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’inin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.<br>Öte yandan uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut olayda uygulanması gereken mülga 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Defi'ler” başlıklı 687/1.maddesinde; <br>“Poliçeden dolayı kendisine başvuran kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.” hükmü yer almaktadır.<br>Anılan madde hükmüne göre; Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2015 tarihli ve 2013/15-2410 E. 2015/2433 K. sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere,  poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse, keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def’ileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez;  meğer ki hamil poliçeyi iktisap ederken savunmaya esas olan durumu bile bile ve borçlunun zararına hareket etmiş ise, borçlu bu savunmayı alacaklıya karşı ileri sürebilir. Bu maddede öngörülen borçlunun zararına bile bile hareket ve kötü niyetin ise yasa koyucu herhangi bir yazılı ispat şeklinden söz etmediğinden,  şahit dahil her türlü delille ispat edilebileceğinin kabulü gerekir. <br>Davaya konu bono nakden kaydını içermekte olup; bu kayıt karşısında bedelsizlik bakımından açılan menfi tespit davasında da ispat yükü davacı borçludadır. Mahkemece, davacının bedelsizlik iddiası üzerinde durulmasına taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulamadığı senedin sözleşme kapsamında davalı şirkete açığa imzalı düzenlenerek verildiği ancak daha sonra anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve bedelsiz olduğu da ispat edilmiş ise de ciro yoluyla hamilin iyiniyetli hamil olmadığı yönündeki iddiası üzerinde durulmamıştır.<br>Bu durumda; mahkemece davacının hamilin kötüniyetli hamil olduğu  iddiası yönünden araştırma ve inceleme yapılarak toplanan tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Öte yandan eksik tahkikatla hüküm kurulamaz.<br>Şu halde mahkemece HMK'nun 222/1 maddesi gereğince tarafların tüm delilerinin toplanmasına  karar verilerek ispat yükünün davacının  hamilin kötüniyetli hamil  olduğu iddiaları üzerinde durulup yargılamanın görülüp sonuçlandırılması gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira HMK'nun 31. maddesi gereğince hakimin davayı aydınlatma görevi vardır.<br>Açıklanan nedenlerle mahkemece taraflar arasındaki ilişkiyi hamilin bildiği ve kötüniyetli ciro yoluyla hamil olduğu iddiasına dayalı davacının tüm  delillerinin toplanması için ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir.<br>Bu bakımdan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için yukarıda açıklanan nedenlerle davacının iddiaları üzerinde durularak delillerin toplanmaması ve bu delillere ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması bakımından davalıların istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, bu aşamada diğer davalıların istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına  karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/654 Esas, 2022/57 Karar sayılı ve 07/02/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>3-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatıranlara İADESİNE,<br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 14/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"59f44714a3cdb42c","SID":"301b75d1d7897c60"}}