{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/999 <br>KARAR NO:2024/1501<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/03/2021<br>NUMARASI:2020/581 Esas -  2021/216 Karar<br>DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/10/2024<br>Taraflar arasındaki İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı ... Şti.'nin kendileri aleyhinde İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1024 Esas; 2020/116 Karar sayılı dosyasında dava açtığını, davanın sonucunda 35.334,43 TL'nin kendilerinden alınarak davalıya verilmesine karar verildiğini, kararı süresi içinde istinaf ettiklerini ve dosyanın İstanbul BAM'ne gittiğini, karar kesinleşmeden davalının İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından ilamlı takip başlattığını, kendilerinin de İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/288 Esas; 2020/356 Karar sayılı dosyasında şikâyet yoluna başvurduklarını, bu mahkemenin de İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1024 Esas; 2020/116 Karar sayılı dosyasından verilen kararın istirdat kararı olması ve kesinleşmeden icra takibine konulmasının hukuken mümkün olmamasını gerekçe göstererek davalının başlattığı İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasındaki ilamlı takibi iptal ettiğini, davalının bu sefer İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlattığını, takıp açıklaması olarak İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1024 Esas; 2020/116 Karar sayılı ilamında hükmedilen paranın 01.08.2016 ile 21.02.2020 tarihleri arasındaki faizinin yazılı olduğunu, takibe süresi içinde itiraz etmemeleri nedeniyle takibin kesinleştiğini, haciz baskısı nedeniyle icra dosyasını 12.10.2020 tarihinde 20.150,62 TL ödeme yaptıklarını, yaptıkları bu ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekil cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1024 Esas; 2020/116 Karar sayılı dosyasında faiz talep edilmesinin unutulduğunu, bu nedenle İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında başlatıkları ilamsız takip ile İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1024 Esas; 2020/116 Karar sayılı dosyasında kendi lehlerine hükmedilen 35.334,43 TL'nin davacıya yapılan haksız ödeme tarihi olan 01.08.2016 tarihi ile İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin karar tarihi olan 21.02.2020 tarihi arasındaki faizini talep ettiklerini, bu nedenle İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının bekletici sorun yapılması gerektiğini, bu kararın kesinleşmesi ile haklılıklarının ortaya çıkacağını bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ..İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1024 Esas; 2020/116 Karar sayılı dosyasında mahkememiz davacısı .. A.Ş. aleyhine menfi tespit davası açılmış, yargılama devam ederken dava istirdat davasına dönüşmesi nedeniyle 35.334,43 TL'nin mahkememiz davacısı ... A.Ş.'den alınarak mahkememiz davalısı .... Şti.'ne verilmesine karar verilmiştir. Ancak faize hükmedilmemiştir. İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında davalı davacı aleyhine  İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararına dayanarak ilamlı icra takibi başlatmıştır. İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/288 Esas; 2020/356 Karar  sayılı dosyasında İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının istirdat davası olduğu, bu nedenle de kesinleşmeden ilamlı icra takibine konu olamayacağı gerekçesiyle İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin iptaline karar vermiştir. Davalı İstanbul .... İcra Dairesinin 2020/16563 sayılı dosyasında davacı aleyhine ilamsız takip başlatmış takip konusu açıklaması olarak da İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde hükmedilen 35.334,43 TL'nin davacıya yapılan haksız ödeme tarihi olan 01.08.2016 tarihi ile İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin karar tarihi olan 21.02.2020 tarihi arasındaki faizi açıklamasını yazmışlardır. Dolayısıyla davalı İstanbul .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesine konu asıl alacağın ferisi niteliğindeki faiz talebinde bulunmuştur. Bu nedenle davalının İstanbul .... İcra Dairesinin 2020/16563 sayılı dosyasından talep ettiği ve davacıdan tahsil ettiği miktar İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin konusunu oluşturan istirdat davasının ferisi niteliğindedir. Bu durumda icra takibine konu yapılıp yapılamaması asıl alacağın bağlı olduğu hukuki çerçeveye bağlıdır. 2004 sayılı İİK m. 72/IV ve V'de ilamın kesinleşmesi gerektiği açıkça düzenlenmiş olup asıl alacağın bağlı olduğu İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinden 2004 sayılı İİK m. 72'ye göre verilen karar henüz kesinleşmediği için bu ilama bağlı asıl alacağın ferisi niteliğindeki faiz talebine ilişkin olarak ilamsız icra takibi de yapılamayacaktır. Bu gerekçelerle davanın kabulü ile 20.150,62-TL'nin 12/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın taraflarının tacir olması sebebiyle en yüksek reeskont faizi üzerinden dahi talep edilebilme imkanı olan ve yasal olarak zamanında talep edilen bir faiz alacağına dair davacının bu davayı açmasında hukuki yarar olmadığını , dava şartı noksanlığı sebebiyle davanın reddi gerektiğini,  itirazının kabul edilmemesi ihtimali için ise İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1024 E. 2020/116 K. 21.02.2020 tarihli ilam Bölge Adliye Mahkemesi'nde olduğundan ve dolayısıyla kesinleşmediğinden, bu ilamın huzurdaki dava için bekletici mesele sayılmasının talep edildiğini fakat talebin mahkemece dikkate alınmadığını,  davacı tarafa göre taraflarınca başlatılan takip mahkemenin hükmetmediği bir alacak olduğunu, müvekkili şirketin önceki vekilinin faiz talebinde bulunmadığını ve bu sebeple faiz ile ilgili olarak hüküm kurulamamış olsa da, müvekkilinin faiz hakkından vazgeçmediğini  ve bu hakkının hüküm altına alınmasını istemesinde hukuka aykırı bir yan olmadığını, davacı tarafın sunduğu itirazların yersiz olduğunu, yerel mahkemenin de ''kesinleşmeyen ilama bağlı asıl alacağın ferisi olan faiz talebine yönelik takip yapılamayacağını'' gerekçe göstererek davanın kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin faiz alacağına ilişkin hukuki takibine engel bir düzenleme olmadığını, dava  önceki vekil tarafından sehven menfi tespit olarak açılmış olsa da en başından beri yapılan ödemenin istirdatına ilişkin olup, karşı tarafın iddia ettiği gibi menfi tespitten dönüşen bir istirdat davası olmadığını, istirdat davasının sonucuna yönelik takip başlatılabilmesi için kararın kesinleşmesinin aranmadığını beyanla  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  10.03.2021 Tarih, 2020/581 Esas ve 2021/216 Karar sayılı kararının talepleri  doğrultusunda davalı müvekkili aleyhine olan kısımların bozularak kaldırılmasına ve davanın reddine, müvekkili lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine, tahsil tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine karar verilmesini  talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava haciz baskısı nedeniyle ödendiği iddia olunan  icra takip borcuna yönelik  istirdat davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep edilmeyen ve hüküm altına alınmayan faiz konusunda ilamsız icra takibi yapılıp yapılamayacağı noktasındadır.Dosya kapsamına alınan İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1024 Esas ve  2020/116 Karar sayılı dosyasında ... tarafından ... aleyhine ... sayılı dosyasına konu fatura nedeniyle borçlu olunmadığı, haciz baskısı altında ödeme yapmak zorunda kalındığı iddiasıyla ikame edilen davada yapılan yargılama sonunda  davanın kabulüne,  ... sayılı takip sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile icra dosyasında borçların ödenmiş olması sebebiyle davaya istirdat davası olarak devam edilmek suretiyle 35.334,43 TL'lik bedelin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesi üzerine  İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 2021/788 Esas sayılı dosya  üzerinden yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş ve karar istinaf incelemesinden geçerek 30.05.2023 tarihinde kesinleşmiştir. Dosya kapsamına alınan  İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin 2020/14432 Esas sayılı takip dosyasında İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1024 esas ve 2020/116 karar sayılı ilamında yer alan alacak, yargılama gideri ve vekalet ücreti olmak üzere toplam  42.079,42 TL üzerinden davalı takip alacaklısı tarafından davacı takip borçlusu aleyhine  27.08.2020 tarihinde ilamlı takip yapılmış olup, İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/288 Esas ve 2020/356 Karar sayılı kararı ile  menfi tespit konulu ilamın kesinleşmeden takibe konulabilmesinin olanaklı olmadığı gerekçesi ile takibin iptaline karar verilmiştir. Kararın istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin  2020/2327 Esas ve  2021/1018 Karar sayılı kararı ile  takibe konu ilamın dava dilekçesinde icra takibine ilişkin  borçlu olmadığının tespiti ifadesi yer almış ise de dava açılmadan önce icra dosyasına ödenmiş bulunan bedele ilişkin olarak açılan davanın yargılama sırasında istirdata dönüşen menfi tespit davası olarak kabulünün mümkün olmadığı, takibin iptaline karar verilmesi yerinde olmadığı gerekçesiyle İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, bunun üzerine  davacı tarafından 02.12.2021 tarihinde ilamlı icra takip  borcu ödenerek icra dosyası infazen kapatılmıştır.Eldeki davaya konu İstanbul .... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında, davalı tarafından davacı aleyhine  \"İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1024 Esas ve 2020/116 Karar sayılı  ilamdaki 01.08.2016 tarihinde ödenen 35.334,43 TL'nin  21.02.2020 karar tarihinde  iade bedeline ait yıllık yasal faiz toplamı (ödeme ve karar tarihi arasında işlemiş olan faiz) \" sebebine dayanılarak 17.002,25 TL faiz alacağının tahsili istemiyle 02.09.2020 tarihinde ilamsız  takip  başlatılmış , takip  kesinleştikten sonra davacı tarafından 12.10.2020 tarihinde icra dosyasına 20.150,62 TL yatırılarak  icra takip borcu ödenmiştir. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/7. maddesi uyarınca icra dosyasına yatırılan paranın istirdatı  istemiyle eldeki dava açılmıştır.İİK 72/7. maddesinde “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” düzenlemesi mevcuttur.Anılan kanuni düzenleme uyarınca istirdat davasının 1 yıllık süre içerisinde açılması gerekmektedir. Bu 1 yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece resen nazara alınmalıdır. Bahsi geçen hak düşürücü süre, borç olmayan paranın ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Burada dikkate alınması gereken süre ise borç olmayan paranın icra veznesine ödenmesi ile başlayacak süredir. Somut olayda eldeki dava 12.10.2020 tarihinde yapılan ödemeden sonra  bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmıştır.İstirdat davasında ispat yükü, İİK'nın 72/8. Maddesi uyarınca kural olarak davacı üzerindedir. Ancak, Yargıtay tarafından, davacının (borçlu) yapılan ilamsız icra takibine itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleşmesi ve kesinleşen bu takibe menfi tespit davası açmamış olması ve borcu ödemek zorunda kalması durumunda açılan istirdat davasında davalının (alacaklı) alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu sebeple eldeki davada ispat yükü davalı alacaklı üzerindedir.Somut olayda istirdat istemine konu olan ilamsız icra takibinde faiz alacağı talep edilmekte olup, genel olarak faiz, konusu para olan borçlarda alacaklının parayı kullanmaktan mahrum kaldığı süre için borçludan almaya hak kazandığı bir karşılıktır (Von Tuhr, A.: Borçlar Hukukunun Umumi Kısmı, C.I-II, Çev. C. Edege, Ankara 1983, s.61; Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.b.,Ankara 2017, s.1005; Serozan, R./Kocayusufpaşaoğlu, N./Hatemi, H./Arpacı, A.: Borçlar Hukuku Genel Bölüm, C.III, 6.b., İstanbul 2014, s.106; Helvacı, M.: Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para Borçlarında Faiz Kavramı, İstanbul 2000, s.43 vd.; Barlas, N.: Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü ve Temerrüt Açısından Düzenlenen Genel Sonuçlar, İstanbul 1992, s.127 vd.) Faiz alacağı doğduktan sonra, açıkça vazgeçilmedikçe ayrı dava ve takip konusu edilebilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun  2017/19-1628  Esas ve 2018/1098  Karar sayılı kararı) Ancak Türk Borçlar Kanunu'nun 131/1. Maddesinde asıl borcun ifa ya da diğer bir sebeple sona ermesi halinde rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçların da sona ermiş olacağı düzenlenmiştir. Somut olayda  davaya konu ilamsız icra takibinin davada talep edilmeyen ve hüküm altına alınmayan faiz kalemine ilişkin olduğu  gözetildiğinde asıl alacağa bağlı yan edim niteliğinde olan faiz alacağı hakkında bir karar verilebilmesi için İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1024 Esas (Yeni 2021/788 Esas) sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi gerekir. Ancak  istinaf sürecinde  İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/788 Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleştiği görülmektedir.Dosya kapsamına göre İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1024 esas ve 2020/116 karar sayılı kararı üzerine davalı tarafından davacı aleyhine ilamlı icra takibine girişildiği, davacı tarafından 02.12.2021 tarihinde ilamlı icra takip  dosyasına yapılan ödemeden önce, davalı tarafça 02.09.2020 tarihinde, davalı tarafça talep edilmeyen ve mahkemece hüküm altına alınmayan faiz alacağı hakkında ilamsız icra takibi yapıldığı ihtilafsızdır.Davalının, talep edilmeyen ve mahkemece hüküm altına alınmayan faiz alacağından  açıkça vazgeçmediği  ve  ilamsız takip tarihi itibariyle asıl alacağın ödenmek suretiyle sona ermediği gözetildiğinde davalı faize ilişkin alacağın varlığını ispatlamıştır. Bu durumda işin esasına girilerek davalının, davacıdan talep edebileceği faiz miktarı hesaplanarak davacının istirdata konu talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu konuda inceleme yapılmaksızın davanın tümden kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf istemi yerinde olup, bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden dosyada toplanan deliller ile karar verilmesinin mümkün olduğu görülmektedir.Buna göre davalının 01.08.2016 ödeme tarihinden mahkemenin 21.02.2020 karar  tarihine kadar (1299 gün x 9/100 faiz oranı x 35.334,43 TL/365 gün hesabıyla) talep edilebileceği yasal faiz tutarı 11.317,67 TL'dir. Davacının icra dosyasına ödeme yaptığı 12.10.2020 tarihi itibariyle aynı tarihte yapılan hesap raporunda belirlenen 54,40 TL başvurma harcı, 34,60 TL masraf ile birlikte  Dairemizce 11.317,67 TL üzerinden hesaplama yapıldığında 514,95 TL tahsil harcı, 1.697,65 TL vekalet ücreti (2020 AAÜT'ye göre 11.317,67 x15/100) ve 111,63 TL faiz  ( 02.09.2020 ile 12.10.2020 tarihleri arasında 40 gün x 9/100 faiz oranı x 11.317,67 TL/365 gün hesabıyla) olmak üzere davalının talep edebileceği tutar 13.730,90 TL olup, davacının icra dosyasına 20.150,62 TL ödeme yaptığı dikkate alındığında fazladan yatırılan 6.419,72 TL'nin davacıya iadesi gerekir. Bu durumda 6.419,72 TL üzerinden  davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda Mahkemece eldeki davanın kabulüne  karar verilmesi isabetli görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın kısmen KABULÜNE, 6.419,72 TL'nin 12/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 438,53 TL nispi karar harcından peşin alınan 344,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 94,40  TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 6.419,72 TL  vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davalı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 13.730,90 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 147,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere 201,04 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 64,03 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,6-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul oranına göre 420,42 TL'sinin davalıdan, geriye kalan 899,58 TL'sinin davacıdan  tahsili ile hazineye irad kaydına,7-Davacı tarafça yatırılan  344,13 TLpeşin nispi harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesin olduğundan HMK'nın 333. Maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d1d25913589312e","SID":"4a07e31a3e61e5aa"}}