{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1015 <br>KARAR NO: 2024/1503<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/03/2021<br>NUMARASI: 2019/424 Esas -  2021/282 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalardan bakiye kalan cari hesap alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı  aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu bildirdiğinden bahisle itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, taraflar arasındaki satıma konu malların davacı tarafından müvekkiline tesliminin yapılmadığını bildirdiğinden bahisle davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının  süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın takip dayanağı belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, tarafların ticari defterlerinin bilirkişi incelemesine sunulmak üzere ibraz ettiği, tarafların defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, talimat mahkemesince SMMM bilirkişi tarafından hazırlanan rapora göre davacının davalıdan 34.640,74 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın defterlerine göre ise 27.864,18 TL borçlu bulunduğu, aralarındaki farkın 6.640,00 TL'lik iade faturasının davacı defterlerinde kayıt altına alınmamasından kaynaklandığı, davalı defterlerine göre iade faturası haricindeki borç miktarının 27.864,18 TL olduğu her ne kadar iade faturası davacı defterlerinde kayıtlı değil ise de davacının icra takibini 27.863,94 TL üzerinden başlattığı, 31/07/2019 tarihindeki iade faturası haricindeki diğer faturalarla ilgili davalının ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olduğu ayrıca takibin iade faturası düşülerek bakiye miktar üzerinden başlatıldığı, bir tacirin almadığı bir hizmet/mal için düzenlenen faturayı ticari defterlerine kaydetmesinin hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere uygun olmadığı, diğer yandan da davalının davacıdan aldığı faturaları ilgili dönemde vergi dairesine bildirdiği sabit olduğuna göre dava konusu faturaların davalıya tebliğ edildiği, ispat yükünün BA formuyla bildirimde bulunan ve faturaları defterlerine kayıt eden davalıya geçtiği, davalının faturayı ve içeriğini oluşturan emtiayı almadığını veya iade ettiğini kanıtlaması gerektiği, davalının faturaya itiraz etmediği gibi, faturayı ve içeriğini oluşturan emtiayı iade ettiğini TTK'nın 21/2.maddesine uygun şekilde kanıtlayamadığı, bu nedenle davalı takip borçlusunun icra takibine itirazının haksız ve yersiz olduğu, davacı tarafın takip talebinde 27.863,94 TL üzerinden takip başlattığı ancak davalı defterlerine göre borcun 27.864,18 TL olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne dair karar verilmesi gerektiği kanaatinin hasıl olduğu, öte yandan davacının tacir olması ve taraflar arasında ticari ilişki bulunması(TTK m. 19/2) nedeniyle alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz (3095 sy. m. 2/2) uygulanması gerektiği, alacağın likit olması nedeni ile kabulle sonuçlanan kısım üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi şartlarının oluştuğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak taleple bağlı kalınmak suretiyle davanın kabulü ile davalı/takip borçlusunun, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin aynı koşullarla devamına, kabulüne karar verilen alacak miktarı olan 27.863,94 TL'nin %20 'si olan 5.572,78 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bir dönem müvekkili ile davacı taraf arasında bir takım ticari ilişkinin söz konusu olduğunu, bu kapsamda davacı müvekkiline bir miktar gıda maddesi satıp teslim etmeyi taahhüt ettiğini, davacı satmayı taahhüt ettiği ürünlerin bir kısmını önceleri müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin teslim aldığı ürünlerin bedelini davacı tarafa ödediğini, fakat davaya konu ürünleri müvekkiline teslim etmediğini, müvekkilinin satın aldığı ürünlerin sonraki kısımları müvekkiline teslim edilmediği için de müvekkilinin haklı olarak kendisine teslim edilmeyen ürünler için davacıya herhangi bir ödeme yapmadığını, davacının, düzenlemiş olduğu bu faturalarla bir takım haksız kazançlar temin edebilmek adına müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını ve iş bu davasını açtığını, davacı tarafın faturalara konu malları müvekkiline teslim ettiğini ispat edemediğini, Mahkemenin ise faturaların müvekkilinin kayıtlarında bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verdiğini, Yargıtayın yerleşmiş içtihatları faturaya itiraz etmemenin borç doğurmayacağını, fatura verenin ayrıca mal teslim ettiğini de ispat etmesi gerekeceği yolunda olduğunu, takibe konu malların ve bunlara ait irsaliyelerin hiçbir şekilde müvekkiline teslim edilmediğini, yine davacı tarafın, cari hesaptan alacaklı olduğunu iddia ettiğini, fakat bu güne kadar müvekkiline herhangi bir hesap kat ihtarnamesi de göndermediğini, bu durum da müvekkilinin karşı tarafa herhangi bir borcu olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, hesap kat edilmemiş olmasına rağmen Mahkemenin davacı taraf lehine inkar tazminatına hükmettiğini, Mahkeme ilamının bu nedenle de hukuka aykırı olduğunu beyanla Mahkeme ilamının İstinaf incelemesi sonucu bozularak ortadan kaldırılmasına, bu şekilde yeniden yargılama yapılarak esas ve usulden hukuka aykırı bulunan davanın öncelikle usulden akabinde ise esastan reddine, davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, taleplerinin kabul edilmemesi halinde, esas ve usulden hukuka aykırı bulunan Mahkeme ilamının bozularak ortadan kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere Mahkemesine iadesine, yeniden yargılama yapıldığı takdirde yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, istinaf ve temyiz incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasına karar verilmesi talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava; ticari satım ilişkisinden  kaynaklanan  açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; alacağa dayanak teşkil eden faturalara konu malların davalıya teslim edilip edilmediği, faturaların  ticari defterlere kaydının malların teslim edildiğine karine teşkil edip etmediği ve alacağın likit olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile 27.863,94 TL alacağın tahsili istemiyle 16.09.2019 tarihinde ilamsız  takip başlatılmış, borçlunun borca itirazı üzerine takip durmuştur. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu malın teslim edildiği veya  işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında  ticari bir satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı defterlerine göre davacının, davalıdan 34.640,74 TL alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle davalının, davacıya 27.864,18 TL borçlu olduğu  görünmektedir. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, davacının davalı adına düzenlediği 6.640 TL tutarlı 5 adet faturaya karşılık  davalının  BS formu ile 31.07.2019 tarihli iade faturası bildirimi yaptığı, bu faturanın davacı tarafça BA formunda bildirilmediği, davalının tanzim ettiği iade faturası davacı defterlerinde kayıtlı olmamakla birlikte davacının iade faturası miktarını düşerek 27.863,94 TL üzerinden  icra takibi başlattığı belirtilmiştir. Somut olayda icra takibine konu edilen alacağı oluşturan faturaların davalı tarafından, herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin, ticari defterlerine kaydedildiği, tarafların Vergi dairesine verdikleri BA ve BS formalarının icra takibine konu edilmeyen iade faturası miktarı dışında örtüştüğü anlaşılmakla davacı tarafın açık hesap alacağına dayanak fatura içeriği malları davalıya teslim ettiğinin kabulü gerekir. Bu durumda takip tarihi itibarıyla davacının 27.863,94 TL alacağı bulunduğunun ispatlandığı, davalının savunmasının ise kendi ticari defterleri ile ispatlanmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.  İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, davalı taraf kendi ticari defterlerine kaydettiği borç miktarı likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişen istinaf talebi de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 475,00 TL harcın, alınması gerekli olan 1.903,38 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.428,39  TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"60648341ca675c5a","SID":"6ba75055e5281956"}}