{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1483 - 2024/1650<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1483 <br>KARAR NO\t: 2024/1650<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/249 E.  -  2022/366 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali  <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17/05/2022 tarih ve 2021/249 Esas - 2022/366 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davalı ile müvekkilinin 3 konteyner içinde toplam 14 adet çelik boru emtiasının Çin'den İzmit'e, oradan da kara yolu ile Karadeniz Ereğli'ye taşınmasına yönelik anlaşma sağlandığını, müvekkilinin 3 konteynerin taşınması için, 3 adet kamyon ihtiyacı olacağı hesabı ile fiyat teklifinde bulunduğunu, taşıma konusu eşyanın Çin'den taşınmasının konteynerler içinde yapıldığını, ancak Türkiye'de yük gemiden boşatılırken, davalının kara yolu taşmasının eşyanın konteynerlerden indirilerek yapılası talimatı verdiğini, yükün kara yolu ile konteyner dışı taşımasının her bir kamyona en fazla 2 veya 3 boru yüklenmesi şeklinde olabileceğine dair bilgi liman tarafından müvekkiline bildirildikten sonra söz konusu bilginin davalıya bildirilerek kamyonlara 2 veya 3’lü yükleme yapılabileceğini ve bu nedenle gerekecek fazladan kamyon ücretleri hususu hakkında bilgilendirme yapılıp  talimat istediğini, davalının yüklemenin 2’li olarak yapılmasını talep etmesi üzerine toplam 7 kamyon kullanılarak taşımanın sorunsuz bir şekilde tamamlandığını, ancak davalının fazladan kullanılan 4 kamyon nedeniyle oluşan  7.800 TL + KDV nakliye ücretini müvekkiline ödemediğini, gönderilen ilk 3 kamyonun, davalı tarafın geçici kabul istemesinden dolayı konteynerlerden gecikmeli boşaltıldığını ve bir gün fazladan beklediğini, her bir kamyon için 500 TL + KDV’den toplam  1.500 TL + KDV bekleme ücreti faturası kesilmiş olsa da davalının bu fatura bedelini de ödemediğini, beklemenin emtianın konteynerden boşaltılmasından kaynaklandığının davalı tarafın gümrükçüsü tarafından da kabul edildiğini, ayrıca müvekkilinin lashing (bağlama) hizmeti verdiğini ve bu hizmete ilişkin KDV dahil 295 USD bedel ile 7,80 USD sigorta bedelinin davalı tarafa iletildiğini, bu bedellerin davalı tarafça kabul edilmesine rağmen ödenmediğini, ayrıca yine tarafların anlaşması sonucu müvekkilinin davalıya ait emtianın Hindistan’dan İzmir’e deniz yolu ile  taşımasını da yaptığını, taşımayı sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmesine rağmen bu taşıma nedeniyle düzenlenen 750.00 USD bedelli navlun faturasının da davalı tarafından ödenmediğini, alacaklarının tahsili amacıyla davalı aleyhine Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2020/7213 sayılı dosyasında başlattıkları icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili,  davalı ile davacının müvekkiline ait malzemenin Çin'den Karadeniz Ereğli'ye \"Kapıdan Kapıya\" taşıma işi için anlaştıklarını, ancak davacı tarafın taşıma işinin safahatını doğru planlayamadığını, davacının talep ettiği bağlama hizmet bedelinin haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, tarafların i anlaşma safhasında taşıma  konusu malzemenin ağırlığı, uzunluğu, sayısı, niteliği vb tüm bilgilerin davacıya verildiğini ancak davacı tarafça malzemenin taşınabileceği yeterli organizasyonun yapılmadığını, her aşamada ilave külfetler doğduğunu, davacının iddia ettiği gibi işbu ilave külfetlerin yüklenildiği, onaylandığı hususunun gerçek dışı olduğunu, Hindistan'dan yapılan taşıma işinin davacı tarafça yapılmadığını savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı tarafından Çin'den Karadeniz Ereğlisine kadar yapılan taşıma işinden dolayı 10.974,00 TL ve yine Hindistan'dan İzmir'e yapılan  taşıma işinden dolayı da 1.053,49 USD alacaklı olduğundan bahisle  davalı aleyhine takip yapıldığı, davalının söz konusu takibe süresi içerisinde itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve mevcut itirazın iptali davası açıldığı, bu çerçevede yapılan incelemede, tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi marifeti ile inceleme yapıldığı ve raporların dosya kapsamı içerisine alındığı, söz konusu raporlar ve tarafların beyanları değerlendirildiğinde, öncelikle Çin'den Karadeniz Ereğlisine yapılan taşıma işi incelendiğinde, taraflar arasında mail yazışmalarının bulunduğu, söz konusu mail yazışmalarından görüleceği gibi taşıma işine ilişkin anlaşmanın \"DOOR TO DOOR\" şeklinde olduğu,  bu hususta taraflar arasında uyuşmazlığın da bulunmadığı, davalı tarafından söz konusu anlaşma yapılmadan önce taşınacak boruların ağırlığı, uzunluğu ve adedinin açık bir şekilde davacıya bildirildiği, davacının da bu bilgiler ışığında kapıdan kapıya taşıma kapsamında 4.000,00 USD'yi davalıya bildirerek bu miktarda anlaştıkları, kapıdan kapıya taşımada 4.000,00 USD'ye taraflar anlaştıktan sonra taşınan yükün gemiden araçlara yüklenilmesi aşamasında üç boru  yerine iki borunun  yüklenilmesi ya da çakma kazıklarının bulunmaması ya da ek araç tedarikinde sorun çıkmasının davalı tarafı ilgilendirmeyeceği, davacının basiretli bir tacir olduğu, bu kapsamda taşıyacağı yükün kaç kamyonda taşınacağı, çakma kazıklarının gerekip gerekmediği gibi hususların teklif aşamasında bizzat davacı tarafından değerlendirilerek taşıma fiyatının belirlenmesinin gerektiği, kamyon şoförlerinin üç boru yerine iki boru taşımak istemeleri ya da bu hususun daha güvenli olması sebebiyle ek kamyonların davacı tarafından tutulması ya da çakma kazıklarının bulunmaması nedeniyle araçların yüklenememesi  veya geç yüklenmesi gibi sorunların davacının sorumluluğu altında bulunduğu, davalının aralarındaki sözleşme uyarınca taşıma bedeli olan 4.000,00 USD'yi davacıya ödediği, davacının talep etmiş olduğu ek kamyon ücretleri, bekleme ücretleri gibi ücretlerin davacının taşıma işine ilişkin organizasyonu gereği gibi yapmamasından kaynaklandığı ve taraflar arasındaki \"door to door\" şeklindeki anlaşmaya da aykırı olduğu, bu nedenden ötürü davacının Çin'den Karadeniz Ereğlisi'ne yapılan taşımadan kaynaklı sözleşme dışı ek taleplerinin reddinin gerektiği, yine Hindistan'dan İzmir'e yapılan taşıma işinden kaynaklı 1.053,49 USD'lik alacak talebi değerlendirildiğinde, taraf ticari defterlerinde söz konusu taşıma işinden kaynaklı 1.052,80 USD'lik alacağın karşılıklı olarak gözüktüğü, davalı her ne kadar söz konusu taşıma işinin kendileri ile alakalı olmadığını iddia etmiş ise de, talebe konu faturaların kendi defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle davacıdan söz konusu hizmeti aldığının  kabulü gerektiği, davacı her ne kadar 1.053,49 USD talep etmiş ise de alınan bilirkişi raporunda, defterler arasındaki 0,69 USD'lik farkın taralar arasında dava konusu edilmeyen işlemlerden kaynaklandığının açıklandığı, kaldı ki 0,69 USD'lik alacağa ilişkin davalı defterlerinde de bir kaydın bulunmadığı, bu çerçevede davacının Bombay Hindistan'dan İzmir'e yapılan taşıma ilişkin talebinin 1.052,80 USD yönünden kabulünün gerektiği, kabul edilen alacağın likit bir alacak olması nedeniyle davacı lehine 7.159,04 TL asıl alacak üzerinden %20 inkar tazminatına hükmetmek gerektiği, yine mevcut dosya kapsamında davacının kötü niyetli olduğuna dair bir delil bulunmaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminat talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2020/7213 Esas sayılı dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 1.052,80 USD yönünden İPTALİNE, söz konusu iptal edilen alacağa takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının işletilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, 7.159,04 TL üzerinden hesaplanacak %20 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, tarafların davalı yanın 3 konteyner içinde  toplam 14 adet çelik boru emtiasının  Çin'den Ereğli'ye taşınması işi için anlaştıklarını, taşıma konusu emtianın Çin'den İzmit'e, oradan da kara yolu ile Ereğli'ye hasarsız şekilde taşındığını, müvekkilinin basiretli bir tacir gibi hareket ederek davalı ile ilk başta anlaşıldığı üzere 3 konteyner için 3 kamyon gönderdiğini, ancak dosyaya sunulan taraflar arasında geçen  e-mail yazışmalarından da anlaşılacağı üzere Türkiye'de yük gemiden boşatılırken, davalının kara yolu taşmasının eşyanın konteynerlerden indirilerek her bir kamyona 2 boru yüklenecek şekilde yapılması talimatını verdiğini, müvekkilinin davalının bu talebi üzere ek olarak 4 kamyon daha gönderdiğini, fazladan gönderilen kamyonlar için oluşan taşıma ücretlerinin ve  iç boşaltımdan ötürü yaşanan ve davalı tarafın gümrükçüsü tarafından kabul edilen gecikmeye istinaden düzenlenen bekleme ücretlerine ilişkin toplan 10.974,00 TL fatura bedelinin davalı tarafça ödenmediğini,  davacının basiretli bir tacir gibi hareket ederek taşıma işine ilişkin bütün organizasyonu yerine getirdiğini davalının sonradan talep etmiş olduğu değişikliklere istinaden yapılan masrafların davalı tarafından karşılanması gerektiğini, somut olayda basiretli bir tacir gibi hareket etmeyenin davalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kısmen ret kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>                       Davalı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde, davacının dava konusu icra takibinde borcun sebebini cari hesap alacağı olarak belirttiğini, ancak taraflar arasında cari hesap bulunmadığından dava konusu icra takibinin hukuki itibarını kaybettiğini, diğer taraftan mahkemece borçlu oldukları kabul edilen faturalar konusu hizmete ilişkin taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığını, bu faturalara konu hizmetlerin müvekkiline verilmediğini, sadece davacının defterlerinin ve bahsi geçen faturaların borcun varlığını ispata elverişli bulunmadığını, davacının iddialarını ispatlayamadığını, bahsi geçen faturalardan \"door to door\" anlaşması kapsamında sorumlu bulunmadıklarını, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddini ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali  istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>         Dosya kapsamında bulunan bilgi belgelerden, taraflar arasında, davalıya ait emtiaların Çin'den İzmit'e deniz yolu ile İzmit'ten de Karadeniz Ereğli'ye kara yolu ile, yine davalıya ait emtianın Hindistan'dan İzmir'e deniz yolu ile taşınması hususunda iki ayrı taşıma sözleşmesi bulunduğu, dava konusu icra takibinde talep edilen  alacakların da bahsi geçen taşımalar nedeniyle talep edilen taşıma ücreti, bekleme ücreti ve sigorta ücretlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.<br> Mahkemece alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, davacının davalıya Hindistan İzmir'e gerçekleştirdiği taşıma nedeniyle düzenlediği 750 USD bedelli taşıma ücretine ilişkin fatura, 7,80 USD bedelli sigorta ücretine ilişkin fatura ve Çin'den gerçekleştirilen taşıma sırasında verilen lashing ücretine ilişkin olduğu anlaşılan olan 295,00 USD bedelli faturalar davalının ticari defterlerinde de kayıtlıdır. Her ne kadar davalı taraf faturalara konu hizmetlerin verilmediğini savunmuşsa da bahsi geçen faturaların davalının ticari defterlerine kayıtlı olması, esasen dosya kapsamında bulunan taşıma belgeleri, taraflarca sunulan ve birbiriyle örtüşen taraflar arasındaki e-mail içeriklerden dava konusu her iki taşımanın davalı tarafından gerçekleştirildiğinin ve Çin'den yapılan taşıma sırasında davacı tarafça lashing hizmeti verildiğinin anlaşılması karşısında davalının bahsi geçen 3 fatura tutarının toplamı olan 1.052,80 USD kadar davacıya borçlu olduğu ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış ,ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine, davacının istinaf itirazları, sadece ilk derece mahkemesince icra takibinde talep edilen 10.974,00 TL bedelli faturaya ilişkindir.<br>Yukarıda özet kısmında da anlaşılacağı üzere, davacı, tarafların davalı Şirkete ait boru emtiasının Çin'den İzmit'e deniz yolu ile, İzmit'ten Karadeniz Ereğli'ye  3 adet konteyner içinde taşınması konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin kara yolu taşımasında 3 adet konteynere 3 kamyon ile taşıyacağı hesabı ile davalıya fiyat teklifi verdiğini taşıma konusu eşyanın  deniz taşıması kısmının anlaşamaya uygun olarak 3 adet konteyner içinde yapıldığını, yükün İzmit'te gemiden boşaltılması sırasında davalının, kara yolu taşınmasının yükün konteyner içinden boşatılarak yapılmasını talep ettiği, bunun üzerine davalıya konteynerden boşlatılacak olan boru emtiasının kamyonlara 2'li veya 3'lü yükleme yapılabileceği ve bu nedenle de fazladan gerekecek kamyon ücretleri konusunda bilgilendirme yapıldığını, davalının yüklemenin her bir kamyona 2'li şeklinde yüklemesi talep etmesi üzerine 14 adet boru emtiasının toplam 7 adet kamyonla taşınmasının sorunsuz şekilde gerçekleştirildiğini, ancak davalının fazladan temin edilen kamyonlar için oluşan taşıma ücretini ödemediğini, ayrıca müvekkili tarafından kara yolu taşıması için temin edilen ilk 3 kamyonun, yükün konteyner içinden geç boşaltılması nedeniyle bir gün fazladan beklemek zorunda kaldığını, bu durumun ve bekleme ücretlerinin davalıya bildirildiğini, ancak davalının bekleme ücretlerini de ödenmediğini, dava konusu icra takibine konu edilen \"yurt içi nakliye ücreti\" ve \"yurt içi bekleme ücreti\" açıklamalı 10.974,00 TL'lik faturanın bu alacaklarından kaynaklandığını ileri sürmüş, davalı taraf ise söz konusu taşımanın \"door to door\" yani \"her şey dahil\" şeklinde kararlaştırıldığını, davalının taşıma işini doğru planlayamamasından kaynaklı olarak oluşan ilave ücretlerden sorunlu bulunmadığını savunmuş, mahkemece de taraflar arasındaki taşımanın \"DOOR TO DOOR\" şeklinde olduğu, tarafların anlaşılmasından önce davalının davacıya taşınacak olan boru emtiasının bilgilerini verdiğini, davalının da buna göre taşıma ücreti teklifinde bulunduğu, tarafların bu şekilde anlaşmasında sonra yükün gemiden araçlarla yüklenilmesi aşamasında oluşan ek araç ücretinden ve sair masraflardan davalının sorumlu olmayacağı, gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.<br>Dosya kapsamına taraflaca sunulan ve birbiriyle örtüşen e-mail yazışmalarından, Çin'den İzmit'e deniz yolu ile buradan da kara yolu ile Karadeniz Ereğli'ye  yapılacak taşımanın  \"door to door all in\" yani \"kapıdan kapıya teslim-her şey dahil\" şeklinde kararlaştırıldığı anlaşılıyorsa da taşıma sözleşmesinden önce davalının davacıya  14 adet boru emtiasının gerek deniz yolu gerekse de kara yolu taşınması sırasında 3 adet konteyner içinde taşınacağının bildirildiği, davacının da buna göre fiyat teklifinde bulunduğu anlaşıldığından taraflar arasındaki anlaşmanın yükün Çin'den Ereğli'ye 3 adet konteyner içinde taşınmasına yönelik olduğunun kabulü gerekmiştir. Deniz yolu ile taşınması kısmı, anlaşmaya uygun olarak emtianın içinde bulunduğu 3 adet konteynerle gerçekleştirilmesine rağmen karar yolu kısmının, emtianın konteyner içinden boşaltılmak suretiyle yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık taşımanın kara yolu kısmından kaynaklanmaktadır.<br> Taraflar arasındaki e-mail yazışmalarından, davacının 28.02.2020 tarihinde, geminin 03.03.2020 tarihinde limanda olacağını, kara yolu taşıma işinin organize edilmesi için geçici kabul yapılıp yapılmayacağı bilgisine ihtiyaç duyduklarını davalıya bildirdiği, davalının aynı tarihte davacıya geçici kabulün yapılmayacağını, ancak müşterisinin konteynerle teslimi kabul etmediğini davacıya bildirdiği, davacının 11.03.2020 tarihinde, konteyner içinden boşatılan boruların 3'lü şeklide taşınabileceğini, ancak 2'li taşınmasının daha sağlıklı olacağını, yükün konteyner içinde boşatılarak taşınması nedeniyle ihtiyaç duyulan ek araçlar için araç başına 1950+KDV nakliye ücreti oluşacağını ayrıca malın gümrükleme işlemlerinin 10.03.2020 tarihinde bitirileceği ve yüklemenin bu tarihte olacağı bildirilmesine rağmen ilk 3 kamyonun 10.03.2020 tarihinden itibaren limandan da beklediğini, yüklemenin 11.03.2020 tarihine kaldığını, araçların beklemesi nedeniyle 12 saat için 250,00 TL+KDV bekleme ücreti oluşacağını davalıya bildirdiği, davalının da aynı tarihte davacının bahsi geçen e-mailine yazdığı cevaplarda gerekli ayarlamaların yapılarak gün içinde bütün araçların yola çıkması, taşımanın boruların 2'li yüklenerek yapılması talimatını verdiği anlaşılmaktadır. <br>O halde gerek yukarıda açıklandığı gibi tarafların \"door to door\" şeklindeki anlaşmasının yükün gerek deniz yolu gerekse de kara yolu kısmında  3 adet konteyner içinde taşınmasına  ilişkin olduğu, ancak davalının müşterisinin konteyner içinde mal teslimini kabul etmemesi nedeniyle davalının 14 adet boru emtiasının konteynerden boşlatılarak 2'li şekilde taşınması talimatının davacıya verildiği, davacının da dava konusu taşımanın kara yolu kısmını davalının talimatına uygun olarak 7 adet kamyonla usulüne uygun şekilde gerçekleştirdiği anlaşıldığından, davalıdan kaynaklanan sebeplerle fazladan 4 adet kamyon için oluşan nakliye ücretini talep etmekte haklı olduğu kanaatine varılmıştır.<br>Diğer taraftan TTK'nın 863/3 maddesinde taşıyıcının, kendi risk alanından kaynaklanmayan nedenlerle makul yükleme veya boşaltma süresinden daha fazla beklemesi durumunda bekleme ücreti olarak uygun bir ücrete hak kazanacağı düzenlenmiş olup, davacının, taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak hazır ettiği ilk 3 aracının, yükün konteynerden boşaltılması sebebiyle geciken gümrük işleminden kaynaklı olarak bir gün fazladan limanda beklediği, bu beklemenin davalıdan kaynakladığı anlaşıldığından, davacının TTK'nın 863/3. maddesi uyarınca bekleme ücretini de davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.<br>Davacının bahsi geçen alacakları yönünden icra takibine konu ettiği 11.03.20200 tarihli faturasından, 7.800,00 TL nakliye ücreti, 1500 TL bekleme ücreti ve KDV olmak üzere toplam 10.974,00 TL talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacının nakliye ücreti olarak talep ettiği 7800 TL'nin, kara yolu taşımasında fazladan 4 adet araç kullanıldığı gözetildiğinde, davacının davalıya 11.03.2020 tarihinde gönderdiği yukarıda bahsi geçen e-mail içeriğinde bildirdiği araç başına istenen ücretle uyumlu olduğu (1950x4=7800), yine davacının ilk 3 aracının davalıdan kaynaklanan sebeplerle 1 gün fazladan limanda beklediği gözetildiğinde, davacının bu kalem alacak yönünden talep ettiği 1500 TL'nin de yine davacının sözü edilen mail içeriğiyle uyumlu olduğu (24 saat için 500 TL x 3 = 1500), davalının, davacının 11.03.2020 tarihli e-mailinde bildirdiği nakliye ve bekleme ücretleri miktarlarına, bu mailine verdiği cevapta bildirilen tutarlara itiraz etmemesi esasen yargılama sırasında da bu hususlarda itirazda  bulunmaması karşısında, davalının davacıya  7.800,00 TL nakliye ücreti, 1.500,00 TL bekleme ücreti ve KDV olmak üzere toplam 10.974,00 TL borçlu olduğu kabul edilmiştir. Aynı nedenlerle icra takibinde talep edilen bu alacağın likit bulunduğu kanaatine varıldığından, davacının icra inkar tazminatı talebi de yerinde görülmüştür.<br>Sonuç olarak mahkemece yukarıda ve (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalının dava konusu icra takibinde talep edilen 1.052,80 USD ve 10.974,00 TL asıl alacak yönünden borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br> <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2- Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17/05/2022 gün ve 2021/249 Esas - 2022/366 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2020/7213 sayılı dosyasına vaki itirazının 1.052,80 USD ve 10.974,00 TL asıl alacak yönünden kısmen iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, 1.052,80 USD asıl alacağa takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının, 10.974,00 TL asıl alacağa takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar avans faiz işletilmesine,<br>4-Fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>\t5-Hükmolunan 1.052,80-USD'nin takip tarihindeki TL karşılığı olan 7.205,88-TL ve hükmolunan 10.974,00-TL olmak üzere toplam 18.179,88-TL'nin %20'si oranında hesaplanan 3.635,98 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine,<br>\t7-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.241,86-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 320,55-TL harcın mahsubu ile bakiye 921,32-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t8-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca belirlenen 18.179,88-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, icra takibinde Euro cinsinden talep edilen alacağın reddedilen kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca belirlenen 589,95-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t10-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.550,00-TL bilirkişi ücreti, 90,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 98,50-TL tebligat ve posta gideri, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 1.959,20-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1.897,62-TL'ye, 59,30-TL başvurma harcı, 320,55-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.277,47-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t11-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t12-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00-TL'nin kabul ve ret oranları dikkate alındığında, 503,44-TL sinin davalıdan alınarak, geri kalan 816,56-TL'sinin davacıdan alınarak ayrı ayrı hazineye irat kaydına,<br>\t13-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t14-Davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 187,41-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, \t \t15-Davalıdan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.241,86-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 122,26-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.119,60-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t16-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>17-İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca ve Dairemiz kararının neden ve şekline göre, icranın geri bırakılması için davalı tarafından yatırılan nakdi teminatın GERİ VERİLMEMESİNE, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/10/2024 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/11/2024       \t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ebf4a1417a7ad36","SID":"ac65dc50a7d58eb0"}}