{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1481 <br>KARAR NO\t: 2024/1693<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/329 E.  -  2021/60 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Haksız Rekabet <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01/02/2021 tarih ve 2018/329 Esas - 2021/60 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 2016 yılında davalı ile yapmış olduğu franchising sözleşmesi ve mali protokol uyarınca \"...\" ürünlerini sattığını, davalıdan ürün istenmesine rağmen taleplerinin karşılanmadığını, müvekkilinin \"...\" markasının şöhretini, ticari itibarını koruyup güçlendirmek için hareket etmesine rağmen davalı yanın bu itibarı önemsemediğini ve Ankara İli Çankaya ilçesindeki tek bayisinin ürün ihtiyacını karşılamadığını, bu şekilde hukuka aykırı ve kötü niyetli davranılarak müvekkilinin zarar etmesinin ve sözleşmeyi fesih etmesinin arzulandığını, bu kötü niyetli yaklaşım nedeniyle müvekkilinin restoranının neredeyse işlemez hale geldiğini, ürün göndermeme işleminin kasıtlı ve belli bir amaca hizmet ettiğini, davalının müvekkilinin işyerine1800 metre uzaklıkta bir yeni franchise verdiğini, müvekkilinin sözleşmeye aykırı bir tutumu olmadığı halde müvekkiline bildirim yapılmadan yeni bir bayilik verilmesinin imzalanan sözleşmenin açıkça ihlali olduğunu, bu hususların noter marifetiyle davalıya ihtar edildiğini, müvekkili tarafından imzalanan franchise sözleşmesinin davalı tarafından imzalandıktan sonra müvekkiline teslim edilmediğini, bu sözleşmeler istendiğinde de müvekkiline hakaret boyutundaki resmin gönderildiğini, davalının, taraflar arasındaki sözleşmeyi inkar ettiği ancak dava dilekçesi ekinde sunulan bilgi ve belgeler ile yapılan ödemelerin bu durumun aksini gösterdiğini, \"...\" internet sitesinde müvekkilinin iş yerinin şube olarak gösterildiğini ileri sürerek davalının fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, davalının sözleşmeye aykırı olarak mal ürün akışını durdurmak yolu ve yeni bayilik vermek sureti ile yapmış olduğu haksız rekabetin durdurulmasını, sözleşmeye aykırı olarak davalı tarafça üçüncü kişiye verilen yeni bayiliğin ortadan kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. <br> Davalı vekili, Türkiye genelinde 502’nin üzerinde franchise verdiği bayisi bulunduğunu, tüm franchise sözleşmelerinin yazılı olarak yapıldığını, sözleşme imzalanmadan önce marka standartlarının sağlanması için belirtilen bir ön protokol yapıldığını, ön protokol ile önce franchise başlangıç bedelinin ödendiğini, ürün reçetelerinin bilgisinin verildiğini, franchise bilgi ve standartlarının paylaşıldığını, açılacak restoranın standartlarının denetlendiğini, davacının Ankara’daki franchise bayisinde daha önce çalışmış biri olduğu, 2014 yılından beri ... adresindeki bayisinin yeterince iyi faaliyette olmaması nedeniyle Ankara bölgesinde bir franchise bayisi açmak istediğini, müvekkilinin şirketin davacının ...\" bayisinde çalışmış olması nedeniyle bilgi ve görgüsü olması nedeniyle talebinin sıcak karşıladığını, ancak davacının daha müvekkilinin onayını almadan, bir ön protokol bile imzalamadan, franchise sözleşmesi akdetmeden ve franchise başlangıç bedelini ödemeden iş yeri kurduğunu ve firmadan ürün talebinde bulunduğu, bunun üzerine müvekkilinin davacının iş yerine  05.09.2017  tarihinde denetime gittiğini, konseptin franchise bayilerindeki standart ve mimari projeye uygun olmadığını tespit ettiğini, bayi olabilmesi için başlangıç bedelinin ödenmesinin ve sözleşmenin yapılması gerektiğinin bildirildiğini, davacının da iş yerini standartlarını uygun hale getireceğini beyan ederek süre talep ettiğini, ancak davacının taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle franchise sözleşmesinin imzalanmadığını, davacının bu süreçte yapılan bir başka denetimde başka tedarikçilerden ürün aldığının tespit edildiğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, franchise sözleşmesinin franchise verenin, kendine ait üretim, işletme ve pazarlama sistemini oluşturan fikri ve sınai unsurlar üzerinde, franchise alana kullanma (lisans) hakkı tanıyarak, onu kendi işletme organizasyonuna (söz konusu sisteme göre faaliyet gösteren işletmeler zincirine) entegre etmek ve onu bu sisteme dayanan ticari faaliyeti sırasında devamlı olarak desteklemek borcu altına girdiği, franchise alanın ise kendisine kullanma hakkı verilen fikri ve sınai unsurları, franchise verenin tayin ettiği ilkeler doğrultusunda kullanarak, franchise sistemine dahil mal ve hizmetlerin sürümünü kendi nam ve hesabına yapmayı ve desteklemeyi, hem de franchise verene belli bir bedel ödemeyi taahhüt ettiği, sürekli bir borç ilişkisi kuran, kanunda düzenlenmemiş ve tam iki tarafa borç yükleyen bir çerçeve sözleşme olduğu, taraflar arasında yukarında unsurları belirtilen şekilde franshising sözleşmesi bulunmadığı, taraflar arasında  zimni olarak böyle bir sözleşmenin varlığı kabul edilse dahi uyuşmazlığın esası hakkında (sözlü) sözleşmeye aykırılığın ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin varlığının davacı yanca ispat edilmesi gerektiği, taraflar arasında rekabet yasağı öngören yazılı bir franchising  (ticari imtiyaz) sözleşmesinin bulunmadığı, davacının haksız rekabet iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2016 yılında davalı ile yapmış olduğu franchising sözleşmesi ve mali protokol uyarınca \"...\" ürünlerini sattığını, ürün istenmesine rağmen taleplerinin karşılanmadığını, dosya içeriğine göre bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığını, davalının müvekkilinin ürün ihtiyacını karşılayarak sözleşmeyi feshetmesinin istendiğini, davalının sözleşmeye aykırı olarak müvekkilinin iş yerine 1800 metre uzaklıkta yeni bir franchising vermesinin bu durumu ortaya koyduğunu, müvekkilinin sözleşmeye aykırı bit tutumunun olmadığını, bu hususta müvekkiline bir bildirim yapılmadığını, müvekkilinin toplamda \"55.000 TL\" \"... isim bedeli\"  ödemesi yaptığını, reklam bedeli ödediğini, çok sayıda ürün aldığını ve ürün bedellerini ödediğini, taraflar arasında franchise sözleşmesi kurulduğunu, bilirkişi raporunda da aynı sonuçlara varıldığını, bu sözleşmenin yazılı olmasının gerekmediğini, davacının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle  müvekkilinin ticari hayatının zora girdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ilk derece mahkemesince de kabul edildiği üzere dosya kapsamı ile davalı Şirketin, TTK'nın 54. vd. maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil eden bir fiilinin ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 25/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/11/2024   \t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe780fe193a4c9e5","SID":"53dc613ebfd3fa08"}}