{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 29/06/2021<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 11/10/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili davacının ...... isimli iş yerinin sahibi olduğunu, .... otomobil tamir dükkanı işlettiğini, davacı ile davalı şirketin .... Şubesi arasında 04/09/2019 tarih taşıma irsaliyesi no ..... sayılı kargo teslim alma belgesi ile taraflar arasında taşıma sözleşmesi yapıldığını, davacı müvekkilinin alıcısı ...... olan kargo içeriği olarak 1 paket 1 adet yedek  parça olmak üzere 70 kg ağırlığında ve 70 desi olan, VW Transporter marka 2008 model 1,9 TDİ motor 5 vites şanzıman parçaları ile birlikte taşıyıcı davalı kargo firmasına 04/09/2019 tarihinde teslim ettiğini, müvekkilinin kargoya teslim ettiği tarihten sonra alıcı ile görüştüğünü ve kargonun alıcıya ulaşmadığını öğrendiğini, davaya konu kargonun akıbetinin müvekkili tarafından defalarca sorgulanmasına rağmen \"kargonun durumunun ne olduğunun bilinmediği, araştırmaların devam ettiği\" cevabının verildiğini, kargo teslim tutanağında gönderi takip numarası ile yapılan araştırma sonucunda kargonun kayıp kargo statüsünde olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin davalı şirket hakkında kargonun bulunmaması üzerine Denizli 3. Noterliği'ni aracılığıyla 17/09/2019 tarihinde ihtarname çektiğini, ihtarnamenin davalıya 20/09/2019 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafın ihtarnameye itiraz etmediğini, taşıyıcı davalı firma kendisine teslim edilen kargoyu zayi ettiğini, kargo 70 kg ağırlığında 70 desi boyutunda olup, gözden kaçması, kaybolması ihtimalinin normal şartlarda mümkün olmadığını, bir insanın tek başına kaldırması dahi zor olan bu kargonun zayi olmasının tamamen taşıyıcının sorumsuz ve pervasızca davranışlarından kaynaklandığını, kaybolmak suretiyle zayi olan kargodan dolayı taşıma işi yapan davalı şirketin sorumluluğunun TTK'nın 886. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, dolayısıyla davalı firmanın taşıma konusu kargonun içeriğindeki bedel oranında sorumlu tutulması gerektiğini beyan ederek, fazlaya dair hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin davalının temerrüt tarihi olan 20/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili 09/04/2021 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; 1.000,00 TL olan alacağını 9.000,00 TL arttırarak 10.000,00 TL olarak alacaklarının ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah harcını yatırmıştır. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, müvekkili kargo şirketi tarafından kargo içeriğinin bilinmesinin mümkün olmadığını, davacının bu iddiasını ispatlaması gerektiğini, müvekkili şirketin kendisine taşınmak üzere teslim edilen kargonun içeriğini araştırma (açarak içine bakma vs.) -terör tehlikesi bulunmadığı sürece- hak ve yetkisinin bulunmadığını, davacı tarafından, müvekkili şirkete teslim edilen kargonun içeriği ve önemi hakkında açıklama yapılmadığını, dilekçe ekinde sunulan kargo ön izleme formlarında görüleceği üzere ilgili kargoların içerik kısmında 1 adet yedek parça olarak kayıt altına alındığını, kabul anlamına gelmemek üzere  içeriği belirtilmemiş veyahut soyut şekilde belirtilmiş olan kargolar için; talep edilen maddi zarar talebinin  gerçekçi olmadığını, davaya konu kargonun ne olduğu ya da mevcut durumu teslim anında taşıyana bildirilmediğinden ve fatura ile irsaliye ibraz edilmediğinden, kargonun içeriği ve tabi olarak ne durumda olduğunun müvekkili şirket tarafından bilinmediğini, dolayısıyla davacının tüm bu iddialarının da ispata muhtaç olduğunu, kargonun içeriğinde bulunduğu iddia edilen ürünün ikinci el veya arızalı olma ihtimalinin de bulunduğunu, meydana gelen zarardan müvekkili şirketin sorumlu olduğunun kabulü anlamına gelmemekle birlikte, davacının istemiş olduğu tazminat miktarı ve taşımaya konu kargo bedeli hakkındaki beyanının  gerçekçi olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için müvekkili şirketin söz konusu olayda sorumluluğu bulunduğu kabul edilecek olsa dahi TTK'nın 882. maddesi hükmüne uygun olarak gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkı istenebileceğini beyan ederek, davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...davacı tarafça Denizli'den Ankara'ya gönderilmek üzere 70 kg ağırlık ve 70 dm3 hacimli araç şanzımanın taşınmak üzere davalıya teslim edildiği, taşıma sırasında dava konusu emtianın kaybolduğu, bedelinin tahsili amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı tarafça TTK'nın 882. maddesi hükmüne uygun olarak sorumluluğun çekme hakkı ile sınırlı olacağı savunulmuş ise de kaybedilen gönderinin ağırlık ve hacmi göz önüne alındığında TTK'nın  886. maddesinde düzenlenen;\"...(1) Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, bu kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.\" hükmü gereği zarara davalının kasten ve pervasızca davranışla sebebiyet verdiği kanaati ile sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı sonucuna varıldığı\" gerekçesiyle bilirkişi raporu ile hesaplanan değer üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar tacir olduğundan bu yönde talep de olmakla ticari temerrüt faizine hükmedilmiştir. Temerrüt tarihi yönünden ise davalı tarafa ihtarnamenin tebliğinden itibaren  ihtarname ile verilen 3 günlük sürenin sonunda temerrütün oluştuğu kanaati ile bu tarihten itibaren faiz işletilmiştir.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kargo içeriğine ilişkin davacının teslim anında bildirimde bulunmadığını, ilgi kargonun ön izleme formunda kargo içeriğinin 1 adet yedek parça olarak beyan edildiğini, içeriğinin net bir ifade ile belirtilmediğini, soyut bir ifade ile yedek parça olarak beyan edildiğini, kargo içeriğine ilişkin sunulan fatura ve diğer belgelerin kargonun içeriği bakımından ispata elverişli olmadığını, kargo içeriğinin ispatı için sunulan belgelerin kargo gönderilirken içeriğine ilişkin müvekkili şirkete sunulmadığından, kargo içeriğinin bedelinin tahsili tazmini talebinin haksız olduğunu, müvekkili şirket tarafından kargo içeriğinin bilinmesinin mümkün olmayıp, davacının tüm bu iddialarının ispata muhtaç olduğunu, müvekkili şirketin kendisine taşınmak üzere teslim edilen kargonun içeriğini araştırma (açarak içine bakma, vs.) hak ve yetkisi bulunmadığından, içerik konusunda teslim edenin beyanına itibar edileceğinin açık ve tartışmasız olduğunu, dava konusu kargonun 70 Kg ağırlık ve 70 dm3 olduğundan hareketle, \"kargo içeriğinin araç şanzımanı olduğu değerlendirilmektedir\" şeklinde bilirkişi tespitinin ve buna bağlı olarak tazminata hükmedilmesinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, net bir tespite dayanmayan bilirkişi raporunun mahkemece hükme esas alınarak tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için müvekkili şirketin söz konusu olayda sorumluluğunun bulunduğu kabul edilecek olsa dahi TTK'nın 882. madde hükmüne uygun olarak, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkı istenebileceğinin ortada olduğunu ancak bunun sınırının da TTK'nın 880. maddesi olacağını, gönderinin tamamının zıyaına karar verilse dahi ancak her kilogram için 8,33 Özel Çekme Hakkı (SDR) hesaplaması karşılığının tazmininin mümkün olup, bu hesaplama için de dosyanın konusunda uzman bir bilirkişiye tevdii gerektiğini, tamamen yoruma dayalı bilirkişi raporunun ve davacının iddiaları esas alınmak suretiyle davanın kabulü ile tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklı zayi olan kargodan dolayı alacak istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kargo teslim alma belgesinde gönderinin 70 Kg ve 70 dm hacminde olduğunun anlaşılmasına, bu boyutta bir gönderinin tamamen kaybolması ve bu kayba karşı davalı taşıyıcının herhangi bir açıklama getirememesi, bu durumun davalı taşıyıcının pervasızca davrandığını göstermesi, bu nedenle TTK'nın 886. maddesinde öngörülen sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağının kabul edilmesi, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 683,10 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,32 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4e6b1340578ac765","SID":"5e8d025cee8d7e5b"}}