{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/1075 - Karar No:2024/836<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/1075 <br>KARAR NO\t: 2024/836<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2016/524 E-2022/440 K<br><br>ASIL DAVADA<br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLLERİ\t:<br>ASIL VE BİRLEŞEN<br>DAVALARIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 17/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/10/2024<br><br>\tAsıl ve birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalılar aleyhine açılan, birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında mahkemece asıl ve birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı davalarının reddine, birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı asıl ve birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı dosyasında davacı/ birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı dosyasında davalı ...Ltd.Şti vekili ile birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı dosyasında davacı ....Ltd.Şti vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; davalı iş ortaklığının, TOKİ ile 28/01/2013 tarihli yüklenici sözleşmesi ile 16.200.009,00 TL bedel ile ihaleye çıkarılan \"Şırnak İli, Gölyazı Yekmal J.Snr.Tk.K'lığı, Uludere Dağdibi J.Krk.K'lığı Uludere Uzungeçit J.Krk.K'lığı İnşaatları İle Altyapı Ye Çevre Düzenlemesi\" hususunda sözleşme akdedildiğini, müvekkili ile davalılar (yükleniciler) arasında alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, ihale konusu işin “Kalekol İnşaatı” olduğunu, süreçte şirket yetkilileri ve akrabalarının hayati tehlike arz eden birçok vahim olay ve maddi-manevi zorluklar yaşadığını, davacı şirket yetkililerinin kalekol inşaatının yapılması sebebiyle PKK terör örgütü tarafından öldürülmek ve mala zarar vermek kastı ile defalarca tehdit edildiğini, kendilerine tehdit içerikli mesajlar gönderildiğini, akabinde Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunulduğunu, işçilerden ...'in terör örgünü tarafından kaçırıldığını ve bu vahim olaydan sonra işçilerin can ve mal güvenliklerinin tehdit altında olduğu gerekçesi ile haklı olarak çalışmaya son verdiğini, iş makinelerin yine terör örgütü tarafından yanıcı-yakıcı madde atılmak suretiyle yakıldığını, bu nedenlerle binlerce lira zarar meydana geldiği gibi ayrıca ciddi zaman kaybı da yaşandığını, ayrıca yaşanan bu olay sebebi ile davacının birlikte çalıştığı ... Lt.d Şti yetkililerinin de yaşanan korku ve endişe ile kalekol yapımında çalışmak istemeyip, can güvenliği sebebi ile müvekkili ile akdettiği sözleşmeye son verdiğini, müvekkilinin tüm bu olaylara rağmen kalekolları büyük bir baskı ve tehdit alında yapmaya çalıştığını,  İl Jandarma Komutanlığı ve Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü ile beraber yapılan istişareler neticesinde alınan karar gereğince müvekkili şirket yetkilileri, hissedarları ve kalekol işi sebebi ile destek olan bir kısım yakın akrabalarına İl Jandarma Komutanlığı tarafından 2 adet kaleşnikof silah ve Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü'nce 8 adet tabanca olmak üzere toplamda 10 adet silah verildiğini, saldırıların düzenlendiğini, hatta atılan roket atarın müvekkilinin işini iyi yaptığından dolayı duvardan içeriye giremediğini,  davalıların beşmilyon TL üzerinde kar etmesine ve işçiler ile kullanılan malzemelerin parasını dahi ödememesine rağmen müvekkilinin zarar etmiş olsa da, elinden gelenin fazlasını titizlikle ortaya koyduğunu, müvekkilinin sürekli şehir dışından çalışmak üzere işçi arayışına girdiğini ve bu durumun işin aksamasına sebebiyet verdiğini, tüm bu zorlukların davalı (yükleniciye) bildirildiği halde işin esas sorumlusu olan davalının müvekkiline destek olmadığını, işçi temini konusunda hiçbir girişimde bulunmadığı gibi müvekkilinin bin bir zorlukla yapmış olduğu imalat bedelini, hak ediş ödemelerini geç, eksik kimi zaman da hiç ödemeyerek sürekli mağdur ettiğini, davalıların 16.200.000,00 TL ile aldığı bu ihaleyi müvekkiline önce 13.000.000,00 TL'ye, davacı şirketin tecrübesizliği ve iyi niyetini görünce bu iyi niyetinden istifade ederek 11.200.000,00TL'ye indirerek çalışmadan beşmilyonun üzerinde kar elde ettiğini, müvekkilinin hakediş ödemelerini yapmayarak ödenmesi gereken iki milyonun üzerinde hakedişe de el koyduğunu, davalı yüklenici tarafından TOKİ'ye verilmesi gereken teminat tutarının, yüklenici adına davacı müvekkili tarafından yatırıldığını, müvekkilinin yüklenicinin çalıştırmakla yükümlü olduğu tüm personel ve işçilerin masraflarını ödediğini, işin imalatı için gereken her türlü masrafı tek başına yüklendiğini, yüklenicinin bir kez dahi olsun kalekolları ziyaret etmediğini, alt taşeron olan müvekkiline hiçbir destek vermediğini ve kalekollar bittiğinde dahi kalekolları ilgili kurumlara teslim etmeye gitmediğini, müvekkilinin yapılmayan ödemeler ile ilgili irtibata geçmeye çalıştığını, görüşmeler yapıldığını ancak işin bitirilip teslim edilmesi ile davalının müvekkiline ödeme yapmayarak iletişim yollarını kapattığını, taraflar arasında 30.05.2013 tarihli 10.300.000,00 TL + KDV tutarlı anahtar teslim yapım işlerine ait tip altyüklenici sözleşmesi imzaladığını, sonrasında sözleşme bedelinin 10.500.000,00 TL + KDV olarak revize edildiğini ve işlerin böyle bitirilmesinin imkansız olduğunun görülmesi üzerine 01/08/2013 tarihli alt yüklenici sözleşmesi ile sözleşme bedelini 13.000.000,00 TL + KDV olacak şekilde revize edildiğini, son olarak taraflar arasında 12/04/2014 tarihli zeyilname ile sözleşme bedelinin 11.200.000,00 TL + KDV + Fiyat Farkı + Mukayeseli keşif  bedeli olarak revize edildiğini, 08/07/2014 tarihinden tanzim edilen \"Protokol ve Mutabakat Metni\" başlıklı sözleşmenin özel hükümler kısmı 2.maddesinde \"Yüklenicinin TOKİ nezdinde doğmuş ve doğacak hak ediş bedellerinin alt yüklenici hesabıma ödenmesini sağlamak amacıyla alt yüklenici lehine TOKİ'nin onaylayacağı en yüksek bedel tutarında temlik konulması amacıyla protokolün imzalanmasına müteakip TOKİ' ne temlik başvurusu yapacağını\" hususunun kararlaştırıldığını, müvekkilinin işin ihale makamı tarafından tanınan süre içerisinde ... (...) Kalekolu'nun 25/11/2014 tarihinde, Uludere Dağdibi Kalekolu'nun 20/05/2015 tarihinde, Uludere Uzungeçit Kalekolu'nun 01/07/2015 tarihinde geçici kabulü hazır hale getirildiğini, yine Uludere Uzun Geçit Kalekolu'nun 03/07/2015, Uludere Dağdibi Kalekolu'nun 25/05/2015 ve ... Kalekolu'nun 02/12/2014 tarihleri itibariyle eksiksiz ve kusursuz tamamlayarak teslim ettiğini ve fiilen kullanılmaya da başlandığını, TOKİ'nin geçici kabul tarihi itabiryel işin geçici kabulünü gerçekleştirdiğini ve bu hususu geçici kabul tutanağı ile tespit ettiğini,  01/08/2013 tarihli 13.000.000,00 TL + KDV ile hakediş düzenlendiğini ve fatura keşide edildiğini, 12/02/2014 tarihli zeyilmamenin 5. maddesinde 11.200.000,00 TL + Fiyat Farkı +  KDV olarak revize edilen sözleşmenin akdedilmesi ile revize edilen sözleşme tarihi itibari ile 11.200.000,00 TL + Fiyat Farkı + KDV olarak hakedişler düzenlendiğini, müvekkilinin alt yüklenici sözleşmesi kapsamında işi üstlendiği tarihten geçici kabulün gerçekleştiği tarihe kadar toplam 14.956.683.20 TL tutarında iş ve imalat gerçekleştirdiğini, KDV dahil 14.956.683,20 TL hakediş alacağının bulunduğunu, bu alacak haricinde ayrıca kesin hesap ile doğacak olan fiyat farkı, mukayese keşif artışlarının idare tarafından yükleniciye ödenmesi tutarında yüklenicinin, alt yükleniciye aynen ödeyeceğinin kararlaştırılmış olup, fazlaya ilişkin tüm hak ve alacaklarını saklı tuttuklarını, müvekkilinin bu süreçte hazırladığı toplam 24 adet hakediş raporu ile beraber sunulan toplam 24 adet faturayı 1 nolu davalı iş ortaklığına teslim ettiğini, söz konusu faturaların davalılar tarafından da kabul edildiğini ve ilgili faturaların herhangi bir şekilde içeriğine itiraz edilmeksizin iş ortaklığının defter ve kayıtlarına işlendiğini, tüm bu faturaların davacı müvekkili tarafından fiyat farkları ve ihale makamı tarafından yapılan %5 oranında teminat kesintileri de dikkate alınarak düzenlenmiş olup, yine bu süreç içerisinde davalılar tarafından hakediş alacaklarına karşılık çoğunlukla gecikmeli ve eksik ödemeler yapılmak suretiyle toplam 11.916.000,00 TL tutarında hakediş ödemesi gerçekleştirildiğini, davalının, KDV, tevkifatı, gelir stopajı, SGK ödemesi ve hakediş ödemeleri olmak üzere toplamda 12.645.897,96 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin hakediş alacağının 14.986.683.20 TL- 12.645.897,96 = 2.310.785,24 TL (faiz, masraflar hariç olmak üzere ve fazlaya ilişkin tüm hak ve alacaklarımız saklı kalmak kaydı ile) olup, bu alacağın ödenmediğini, alacak haricinde ayrıca fiyat farkları ve mukayese keşif artışlarının idare tarafından yükleniciye ödenmesi halinde söz konusu tutarın da yüklenici tarafından alt yükleniciye aynen ödeneceğinin kararlaştırıldığını ve bu anlamda fazlaya ilişkin tüm hak ve alacaklarını saklı tuttuklarını, bütün bu hususların ticari defter ve kayıtları ile de sabit olduğunu, müvekkilinin dava konusu edilen alacağı haricinde henüz dava tarihi itibarıyla miktarı belli olmayan ve 12/02/2014 tarihli zeyilnamenin 5.maddesinde de açıklanan mukayeseli keşif artışlarından doğacak alacaklarının da bulunduğunu ancak bu alacak kaleminin talep edilebilmesinin, ihale sahibi idare ile yüklenici arasında mukayeseli keşif artışına bağlı olarak yapılacak olan kesin hesap sonucu mümkün olacağını, bu itibarla bu alacak kalemi hakkındaki taleplerinin henüz kesin olarak belirlenebilir durumda olmadığından bu yöndeki talep ve dava haklarını da saklı tutuklarını, bu kapsamda müvekkilinin, davalı yana ihtarnameler haricinde yazılı veya sözlü şekilde defalarca alacakların zamanında ve tam ödenmesi yönünde talep ve ihtarlarını da ilettiğini, ayrıca ihale makamı olan TOKİ'ye de yazılı olarak bildirimde bulunulduğunu belirterek, davanın kabulü ile alt yüklenici sözleşmesi kapsamında üstlenilen iş sabebiyle davacı müvekkilinin muaccel hale gelen toplam 2.310.785,24 TL hakediş alacağının ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı ....Ltd.Şti vekili; davacının davasının usule, hukuka, yasaya ve hakkaniyete aykırı, hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafa yapılan tüm yazılı ve sözlü uyarılara ve taleplerinin haksız ve afaki iddialardan ibaret olduğuna dair beyanlara rağmen, davacının taraf bu kez yüklenici iş ortaklığı aleyhine Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2016/8645 sayılı icra dosyasıyla 519.512,54 TL asıl alacak ve 50.193,38 TL takip tarihine kadar işlenmiş faiz toplamı olan 569.705,92 TL'lik genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlattığını, belirtilen takip dosyasında da, işbu davaya dayanak göstermeye çalıştığı gibi faturaları borcun sebebi olarak gösteren davacının bu takibine davalı tarafından süresi içerisinde itiraz edilmesi sebebi ile anılan takibin durdurulduğunu, davacının 01/08/2013 tarihinde imzalanan ve özel protokol başlıklı belgeden de anlaşılacağı gibi sadece iş bitirmede kullanmak üzere kullanılacak 13.000.000,00 TL bedelli sözleşmeyi gerçek sözleşme olarak sunduklarını, esas sözleşmenin 30/05/2013 tarihinde imzalanan sözleşme olduğunu, iddia ettikleri gibi 01/08/2013 tarihli sözleşmenin geçerli olduğu düşünülse bile iş bitim tarihinin 15/12/2013 olduğunu ve %0.5 (binde beş) gecikme cezasının hesaplanması halinde afacak iddiasının çok üzerinde borçlu çıkacağının görüleceğini, zeyilnameler ve protokol ve mutabakat metninde de taraflar arasındaki sözleşmenin hangi sözleşme olduğu ve fiyatının da ne olduğunun açıkça ve tekrar tekrar yazıldığını, başlangıçta 10.300.000,00 TL ve süresi 200 gün olan sözleşmenin, sırasıyla 10.500.006,00 TL ve 11.200.000,00 TL ve süresinin 489 güne çıkartılmasına rağmen işleri yine de sekteye uğrattığını, işlerin çok yavaş ilerlemesinden dolayı davacıya 02.07.2014 tarihinde yazı yazıldığını, zeyilnamede belirtilen taahhütleri yerine getirmediklerini, alt yüklenici hakediş formatına göre alt yükleniciye yapılacak ödemeden önce alt yüklenici hakedişi ve faturasının hazırlanması konusunda gereğinin yapılması gibi hususlarda uyarıldığını ve bu dönemde de kendisine yapılması düşünülen avans ödemesi de bu amaçla yapılamadığını, yapılan imalatların sözleşme ve eklerine uygun olarak tahakkuka bağlanabilmesi için normalde alt yüklenici tarafından hazırlanması gereken 24 hakediş ve 24 ek 1 hakedişin davalı tarafından düzenlendiğini, bu hakedişler karşılığında da hakediş ödemesi olarak dava dilekçelerinde de kabul ettikleri toplam 11.916.105,00 TL hakediş ödemesinin yapıldığını, ayrıca hakediş ödemesi dışında 30/05/2013 tarihli sözleşme ve ekleri olan zeyilnameler ve protokol ve mutabakat metni ile ihtari yazışmalara uygun olarak hazırlanan ödeme tablosundan davalının 5.643.746,99 TL alacaklı olduğunun  görüldüğünü, davacının işin tamamlandığı hususundaki iddialarının asılsız olduğunu, işin henüz geçici kabulünün yapıldığını ve %95,32 seviyesinde olduğundan tamamlanmadığını, öyleki işin bakım süresi ve işin  kesin kabulünün yapılması süreleri henüz gerçekleşmemiş olmakla birlikte karakollardaki eksik ve kusurlu işler ile ilgili olarak TOKİ Başkanlığı tarafından iletilen şikayetler de mevcut olduğunu ve alt yükleniciye yazılı bildirimlerde bulunulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ....Ltd.Şti vekili; iş ortaklığı aleyhine husumet yöneltilemeyeceğinden iş ortaklığı hakkında açılan davanın reddi gerektiğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olduğundan iş yapılacak bölgede terör olayları olduğunu bildiğini, daha sonra ise bu hususu ileri sürerek hak iddia etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile diğer davalı şirketin oluşturduğu iş ortaklığı arasında yapılan sözleşmenin hukuki niteliği bakımından anahtar teslim götürü bedel üzerinden yapıldığını, davacının tutumu bu olmasına karşı müvekkilinin iyi niyet göstererek zeyilname tanzimi dahi yaptığını, davacı tarafça ihtarname keşide ettiğini ifade edilse de kendisine karşı ihtarname çekildiğinden bahsetmediğini, davacının sözleşmesel yükümlülüklerini hiç ve/veya gereği gibi ifa etmeyişinden dolayı sözleşmeden doğan ceza koşulunun uygulanacağının da ifade edildiği cevabi ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin mahkemenin 2014/690 Esas sayılı doyası üzerinden iflas erteleme talebinde bulunduğunu, 13.05.2015 tarihinde talebin kabul edildiğini ve dosyanın Yargıtay incelemesinde olduğunu, davacının dosyaya ibraz edilen hakediş belgelerinin geçersiz olduğunu bildiği halde mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, yine taraflar arasındaki 01.03.2013 tarihli sözleşmenin de geçersiz olup, esas hüküm ve sonuç doğuran sözleşmenin 30.05.2013 tarihli sözleşme olduğunu, davacının sözleşme ile yükümlendiği işi tamamlamadığını,  işin geldiği seviyenin %95,32 olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tBirleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı dosyasında; <br>\tDavacı vekili; müvekkilinin iş ortaklığı, T.C. Toki Başkanlığı ile akdettiği 28/01/2013 tarihli sözleşme ile Şırnak ili, ... J.Snr.Tk.K.'lığı, Uludere Dağdibi J.Snr.Tk.K.'lığı, Uzungeçit J.Snr.Tk.K.'lığı inşaatları ile altyapı ve çevre düzenlemesi işinin yüklenicisi olup, davalı ile 30/05/2013 tarihinde imzalanan anahtar teslimi yapım işlerine ait alt yüklenicilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği 10.300.000,00 TL bedelle 200 günde 15/12/2013 tarihinde tamamlanması üzerine aslaşmaya varıldığını, davalının bir süre sonra müvekkilinden sözleşme bedelinde artış yapılması talebinde bulunduğunu, müvekkilinin işi zamanında bitirmesi sözüne karşılık davalının bu talebini geri çevirmeyerek 10.500.000,00 TL'ye artırdığını, davalının15/12/2013 tarihinde işi tamamlayamadığını, daha sonra müvekkiline Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/524 Esas sayılı dosyasıyla mücbir sebep olarak gösterdiği 06/10/2013 tarihinde meydana geldiğini iddia ettiği olayları gerekçe göstererek hem süre talebinde hem de bedelde iyileştirme talebinde bulunulduğunu, bu talep üzerine müvekkilinin sözleşme bedelini 11.200.000,00 TL olarak belirleyip teslim tarihini 200 günden 489 güne çıkarttığını, zeyilname ile 30/09/2014 tarihinde davalının yükümlülüğü altındaki işlerin tamamlanacağının kararlaştırıldığını, işin hızlandırılması için davalının uyarıldığını, bu uyarı ve bahsedilen ara hakediş avans ödemesinin yapılmaması nedeniyle 08/07/2014 tarihinde tarafların protokol imzalayarak işlerin çok hızlı yapılıp zamanında bitirileceğinin, fazla imalat yaparak yüksek miktarda hakediş yapacağını ve alt yüklenici hakedişlerini alt yüklenici hakedişi formatına uygun olarak yapılacağının kararlaştırılarak, geçicik bir hesap mutabakatı yapıldığını, bu hesaplamalarla alt yüklenici hakkedişi dışında bir kısım karşılıklı yapılan harcamalar ile ödemeleri de dikkate alan bir mutabakat sağlandığını, fakat davalı alt yüklenicinin, müvekkilinin tüm bu iyiniyet, iyileştirme ve desteğine rağmen ve dahi sözleşme ve mutabakat metinlerindeki taahhütlerine göre işi hızlı bir şekilde ve zamanında bitirmesi gerekirken, müvekkili yükleniciden haksız olarak sürekli zam talebinde bulunduğunu ve devamında Toki ve müvekkili yükleniciye noter<br>kanalıyla tehdit ima eden yazılar gönderdiğini, Mersin 1. Noterliği'nin 10.07.2014 tarihli ve Ankara 63. Noterliği'nin 10.02.2015 tarihli bu ihtarlarına yönelik olarak müvekkili tarafından gönderilen Ankara 35. Noterliği'nin 10.03.2015 tarihli ihtarlara cevap yazısında karşı yanın ihtarlarına konu ettiği hususlara yeterli cevap verildiği gibi aynı zamanda davacı şirketin imzaladığı sözleşme ve sözleşme eki zeyilname ve mutabakat metinlerinde sözü edilen ve defalarca yapılan yazılı ve sözlü uyarılara rağmen giderilmeyen eksikliklerden bahsedilerek, işin ilk sözleşmede yer alan birinci sürenin yüzde yüzünden fazla ilave süre verilerek yani işin süresi 200 gün iken 289 gün ilave süre verilerek, toplam 489 gün süreye rağmen işi bitirmeyip cezalı çalıştığı ve %0,5 oranında günlük gecikme cezası uygulanacağı, teknik personel bulundurma yükümlülüğünü ihlal ettiği alt yüklenici geçici hakedişlerinin düzenlenmesi ve taahhüt ettiği banka teminat mektuplarıyla yüklenicideki çalışan tüm personelin maaş bordroları ve ibraları gibi konular ile ilgili yükümlülükleri konusunda uyarılarak eksikliklerin giderilmesi ve işin geçici kabule hazır hale getirilmesi hususlarının davalıya ihtar edildiğini, yine müvekkili tarafından davalıya yükümlülükleri bildirilerek cezai müeyyideleri hatırlatan ve ayrıca asılsız talep ve ithamlarına cevap mahiyetinde yazılı bildirim ve ihtarnameler keşide edildiğini,  alt yüklenicinin  Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/524 Esas sayılı dosyasıyla açtığı alacak davasının derdest olduğunu,  hakediş toplamı ödenmesi gerekecek miktarın 8.554.680,82 TL iken, buradan sonradan geri ödenmek üzere 80.510 TL'nin teminat olarak tutulması gerektiğini ve toplam 771.757,61 TL'nin yüklenicinin teminatlarının işveren idarece serbest bırakıldıktan sonra davalının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdikten sonra iade edilmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin bu tarihte henüz işveren idareye yüklenici kesin hesabını onaylatmadığını ve dolayısıyla kesin hakedişi de oluşmadığını, zira alt yüklenicinin bu işle ilgili çalıştırdığı işçilerin alacakları ve yine bu işle ilgili eksik kusurlu işlerinin tamamlanmamış olması sebepleriyle iş seviyesi %95,32'de kalmış olup, yüklenici hakediş proje icmalinin de bunu gösterdiğini, bu sebeple davalı alt yüklenicinin bu tarih itibariyle taraflar arasındaki sözleşmenin 12.2 maddesine istinaden (yükleniciye hakediş ödemesi yapıldıktan sonra altyükleniciye ödenir) alacağı hakediş sonucu olduğunu, belirtilen 8.554.680,82 TL'nin alacak olarak kabul edilebilmesinin ise müvekkilinin işveren TOKİ'den kesin hakedişini tahsil etmesi ile ilgili olup, ancak bundan sonra alt yükleniciye ödenmesi gerekecek olan toplam miktar olduğunu, öte yandan davalı alt yüklenicinin aradaki tüm sözleşme ve mutabakat metinleri çerçevesinde SGK yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğundan, müvekkili tarafından davalı alt yüklenicinin bu yükümlülüğü ödenmek zorunda kalındığını ve böylelikle müvekkili tarafından 23.157,00 TL ödeme yapıldığını, tüm bunların yanında davalı alt yüklenicinin her ne kadar işin kesin kabulünün yapılmış olsa da, işveren idare tarafından kesin kabul sonrasında bildirilen şikayetlere ilişkin eksikliklerin tamamlanmamış olup, yine ayrıca bu işle ilgili olarak kendi sigortalı çalışanlarının işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle kendileri ve işveren başkanlığı aleyhine işçilik alacağı davaları ikame edildiğini, TBK'nun 179.maddesinde alacaklının uğradığı zararı veya borçlunun kusurunu ispat külfeti altına girmeksizin sadece borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemiş olduğunu ispat ederek tazminat hak kazanacağının düzenlendiğini, taraflar arasında akdolunan 30.05.2013 tarihli alt yüklenicilik sözleşmesinin \"Gecikme Halinde Alınacak Cezalar\" başlıklı 10.2.1. maddesine göre yüklenici tarafından verilen süre uzatımları hariç iş zamanında bitirilmediği takdirde geçen her takvim günü için yüklenicinin hakedişinden sözleşme bedelinin %0,5(binde beş)'i oranında gecikme cezası kesileceğinin hüküm altına alındığını, dolayısıyla davalının bu gecikmeler sebebiyle müvekkiline cezai şart ödemek durumunda olduğunu, cezai şart ve diğer alacakların tespiti ile fazlaya dair hakları saklı tutularak 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, 13/04/2022 tarihli ıslah tarihi ile; fazla ödemeden kaynaklı alacak bakımından 105.550,67 TL, gecikme cezası tazminatı bakımından 10.000,00 TL ve teknik personel bulundurma yükümlülüğü ihlali tazminatı bakımından 10.000,00 TL olmak üzere toplam 125.550,67 TL'nin; 100.000,00TL'sinin dava tarihinden,  bakiye 25.550,67 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini, HMK'nun 166. maddesi gereği davanın Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/524 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili; sunulan deliller ve maddi olgular incelendiğinde  müvekkilinin davacılar tarafından mağdur edildiğinin  açıkça görüleceğini, bu nedenle davanın haksız olduğunu belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.<br>\tBirleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı dosyasında; <br>\tDavacı vekili; davalılar ile bir araya gelerek iş ortaklığı kurulduğunu, davalı iş ortaklığı T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile akdettiği 28/01/2013 tarihli yüklenici sözleşmesi ile 16.200.000,00 TL ihale bedeli ile ihaleye çıkarılan \"Şırnak ili, .... Çevre Düzenlemesi\" işini üstlendiğini, davacının ise yukarıda bilgileri verilen işin anahtar teslim bitirilmek üzere yüklenici firmanın alt taşeronluğu işini üstlendiğini, ihale işinin tamamının müvekkili tarafından bitirilip teslim edildiğini, bu anlamda TOKİ tarafından geçici kabul ve kesin kabullerin yapıldığını, eksik ve kusurlu işlerin de kesin kabul tutanağında belirtilmediğini, müvekkilinin işin tamamını bitirip teslim ettikten sonra alacağını tahsil etmek için Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/524 esas sayılı dosyası ile dava açtığını, Ankara 10. ATM'de görülen davanın açıldığı tarih ile kesin kabul işlemi henüz yapılmadığı için alacak kalemlerinin  %95 oran üzerinden hesaplandığını, iş bu davanın hesaplara katılmayan %5'lık kısmın hesaplanarak alacak kalemine dahil edilmesi amacı ile açıldığını, açıklanan nedenlerle Ankara 10. ATM'nin 2016/524 esas sayılı dosyası ile iş bu dava dosyasının birleştirilmesine karar verilmesine, yapılacak yargılama sonucunda kesin kabul yapıldığından 11.200.000,00TL+ KDV+ fiyat farkı+mukayese bedeli hesaplanarak müvekkili alacağının kabulüne, dava konusu ihaleye ilişkin güncel TOKİ dosyasının istenerek kesin kabul ve fiyat farkı, mukayese bedelinin tespitine, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı tutularak 75.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline ve davanın Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/524 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili; davacının bu yeni davasını açmakla kök davanın neticelenmesini geciktirmeyi amaçladığını, haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli dava ve bu dava sonrası verilen usule ve yasaya aykırı birleştirme kararı dolayısıyla, işbu davanın tefrik edilerek reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tMahkemece, toplanan delillere göre asıl dava dosyasında, davacı alt yüklenicinin yaptığı işten kaynaklı bakiye alacağının ödenmediği iddiasıyla açtığı davada,  alınan raporlardan asıl dosya davacısının alacağı olmadığı anlaşılmakla  davanın reddine, birleşen 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı dosyasının davacıları olan yüklenicilerin, alt yükleniciye fazla ödeme yaptıkları, alt yüklenicinin sözleşmede yazılı olmasına rağmen teknik personel bulundurmadığı, iflas etmeyen şirket yönünden ıslah edilen miktarla sınırlı olmak üzere davanın kısmen kabulüne, aynı davada davacıların gecikme cezası tazminatı yönünden talebinin reddine, birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı  dosyasında açılan davanın ticari dava olması nedeniyle zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan davanın açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>\t Asıl ve birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı dosyasında davacı/ birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı dosyasında davalı ...Ltd.Şti vekili istinaf başvurusunda; asıl dava ile davalısı bulundukları birleşen dava yönünden istinaf nedenlerinin; davalı iş ortaklığı ile T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı arasında akdedilen 16.200.000,00 TL bedelli  28.01.2013 tarihli yüklenici sözleşmesi ile yüklenilen \"Şırnak İli ... J. Snr. Tk. K.lığı, Uludere Dağdibi J. Snr. Tk. K.lığı, Uzungeçit J. Snr. Tk. K.lığı İnşaatları ile Altyapı ve Çevre Düzenleme\" işini müvekkili şirket davalı iş ortaklığı ile aralarında akdedilen sözleşme ile alt taşeron olarak anahtar teslim şeklinde 3 adet kalekol yapma işini yüklendiğini, müvekkilinin dosyada belirtilen tüm hayati risklere ve ağır şartlara rağmen işi layıkıyla ve süresinde bitirip Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim ettiğini, müvekkilinin Türkiye'nin en tehlikeli bölgesinde terör olaylarının en ağır ve en sık yaşandığı bölgede  dağ başlarında kalekol inşaatı yaparken filmleri aratmayacak derece ağır ve hayati riskler yaşadığını, yaşanılan olayların tamamının belgeler ile ispat edilerek olaya ilişkin delillerin dosyaya sunulduğunu, anlatılan olayların haber ve gazete görüntüleri, internet sitesi bilgileri, kolluk kuvvetlerince tutulan tutanaklar, savcılığa yapılan başvurular ve patlamaya ilişkin görüntülerin CD şeklinde dosyaya sunulduğunu, dava dilekçesine ve bu dilekçeye eklenen delillerin değerlendirilerek incelenmesini talep ettiklerini, davalı yüklenicinin tüm sorumluluğu müvekkiline bırakarak, hiç bir konuda destek olmadığını, olay yerine gitmediğini, kesin kabul yapılırken bile TOKİ heyetine eşlik etmediğini, davalı yüklenicinin  ekonomik durumu iyi olmadığından TOKİ'ye vermekle yükümlü olduğu Banka Teminat Mektubunu vermediğini ve müvekkilinden kendi adına TOKİ'ye banka teminat mektubu vermesini istediğini (Nitekim davalılardan biri daha sonra iflas etmiş ve bu hususta dava açılmıştır), müvekkilinin işin başında davalıya duyduğu güven ile TOKİ'ye kendi şirketlerinin nam ve hesabından banka teminat mektubunu davalı adına TOKİ'ye teslim ettiğini, yine davalının işin başlamasından bitimine kadar hiçbir emek vermediği gibi sürecin bitimine kadar kalekolların inşaatı için  hiçbir konuda masraf dahi etmediği gibi müvekkiline ödemesi gereken son iki hak ediş bedelini müvekkiline ödemeyerek müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, müvekkilinin işi bitirerek TSK'ya teslim ettiği halde davalının müvekkiline olan borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için davalı ile iletişime geçildiğinde davalının müvekkiline olan borcunu ödememek için gecikme cezası, personel bulundurmama cezası gibi bahanelere sığınarak süreç boyunca talep etmediği, iş bitirilip fiilen TSK'ya teslim edilene kadar talep etmediği halde müvekkilinin işi bitirdiğini anlayınca son hakediş bedellerini ödemediğini, bunun TMK'nun temel ilkelerine aykırı olduğunu, iyi niyetli ve dürüst olmadığını, müvekkilinin davalıya temerrüde düşürdüğü halde borcun ödenmediğini, asıl davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olmadığı gibi gerekçeli kararda da değinilen bilirkişi raporlarının da hükme esas alınacak mahiyette olmadığını, dosyada bir çok defa rapor aldırıldığını, her raporda eksik ve hatalı görünen hususların taraflarınca dile getirildiğini ve beyan olarak da dosyaya sunulduğunu ancak raporlarda bu beyanlarının dikkate alınmadığını ve müvekkili alacağının eksik hesaplandığını, müvekkilinin işin tamamını yaparak teslim ettiğini, taraflar arasında akdedilen sözleme ve zeyilnameler  ile fiyat farkının sözleşme bedeline eklenmesi gerektiğini, idarenin yükleniciye verdiği ek sürelerin taşerona aynen yansıtılması gerektiğini belirttiğini ancak ek süre hesabında ve aşağıda belirtilecek olan birçok konuda eksik ve hatalı hesaplamalar yapıldığını, bu konuda itirazlarının raporlarda dikkate alınmadığını, en son aldırılan raporun da hatalı ve eksik olup, ek rapor talebinin mahkemece kabul görmediğini, bu anlamda eksik, hatalı ve bilimsellikten uzak raporlara dayanılarak verilen kararın da hatalı olduğunu, yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini, zira mukayeseli keşif bedelinin hesaplanmadığını, taraflar arasında akdedilen 12.02.2014 tarihli Zeyilname'nin 5.maddesi ile 'Fiyat Farkı + mukayeseli keşif artışlarının idarenin yükleniciye ödemesi oranında altyükleniciye ödenecektir.' hükmünün düzenlendiğini, bilirkişilerce fiyat farkı hesaplanmış ise de mukayeseli keşif bedelinin hesaplanmaması nedeniyle alacağın eksik hesaplandığını,  dava dilekçesinde fiyat farkı ve mukayeseli keşif bedelinin talep edildiğini, kesin hakediş raporunda görüleceği üzere ihale bedelinin 16.200.000,00 TL, son keşif bedelinin 16.349,423,18 TL olup, idarenin yükleniciye yapılmayan iş bedellerini düştükten sonra yükleniciye 16.349,423 TL ödeme yaptığına göre eksik işlerden çok daha fazla ek iş yapıldığını ve dahi ihale bedelini aşar şekilde mukayeseli keşif bedeli ile 149.423,18 TL fazla alacağın ortaya çıktığını, işin tamamının müvekkili tarafından yapılması nedeniyle   mukayeseli keşif bedelinin neden hesaplanmadığının anlaşılamadığını, bu sebeple istinaf mahkemesinden mukayeseli keşif bedelinin hesaplanması için dosyanın alanında uzman kişilerce yeniden hesaplatılmasını talep ettiklerini, müvekkili alacağından yapılmayan iş bedelleri düşüldükten sonra yapılan fazla işin müvekkili alacağına eklemeyarak müvekkili alacağının haksız ve hukuksuz yere düşük gösterildiğini, şayet yapılmayan iş bedellerinden daha az imalat yapılmış olsaydı bu halde son keşif bedelinin ihale bedelinden daha düşük olması gerektiğini, yapılmayan iş bedeli 358.517,90 TL + mukayeseli keşif ile fazla yapılan imalat bedeli olan 149.423,18 TL'nin müvekkili hesaplarına eklenmesi gerektiğini, bu halde müvekkilinin davalıdan alacağı bulunmakta olup, bu husus değerlendirilmeksizin hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili alacağının 11.200,000 TL + fiyat farkı + mukayeseli keşif bedeli + KDV olarak hesaplanması gerektiğini, bilirkişilerce idarenin yükleniciye vermiş olduğu ek süre hesabında yanılgıya düşülerek ek sürelerin hesaba katılmadığını, bilirkişi raporunda  davalı iş ortaklığı tarafından davacıya 286 gün ilave süre verildiği ve teslim tarihinin 30.09.2014 tarihi olarak belirlendiği belirtilmiş ise de, oysa kesin kabul belgesi incelendiğinde idarenin yükleniciye 2 ayrı kez ek süre verdiğinin açık ve net bir şekilde görüldüğünü, bilirkişilerce bu ek süreler dikkate alınmadan hesaplama yapıldığını, kesin kabul tutanağında 1.süre uzatımı 25.05.2015 Uludere Dağdibi (01.12.2014 tarih ve 5092 Sayılı Olur ile), 2.süre uzatımı 04.07.2015 Uludere Uzungeçit (01.12.2014 tarih ve 5092 Sayılı Olur ile), süre uzatımı dahil işin bitilmesi gereken tarihin 04.07.2015, işin bitirildiği ve geciçi kabul tarihinin 03.07.2015 şeklinde olup, bilirkişi raporunda bu sürelerin teslim süresine eklenmediğini ve teslim tarihinin 30.09.2014 tarihi olarak kabul edilerek hesaplama yapılması nedeniyle müvekkili aleyhine ağır mağduriyetine ve hak kaybına sebep olacak şekilde 2.576,196,28 TL cezai şart hesabı yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için cezai şart taleplerinin haklı olduğu değerlendirilse dahi raporda Cizre Kurumcu Karakolu'nun 25.11.2014 tarihinde kabule hazır hale getirildiği değerlendirilerek 56 gün gecikme hesaplanmasının hatalı olduğunu, nitekim  15 Kasım ile 15 Nisan tarihleri arasında geçen kış sezonu döneminde çalışma yapılamadığı halde 15.11.2014 ile 25.11.2014 tarihleri arasındaki geçen zamanın gecikmiş gün hesabında dikkate alınmasının kabul edilemeyeceğini ve 10 günlük sürenin de çalışılmayan dönem olarak yapılan gecikme gün sayısından düşürülmesi gerektiğini, davalının terör olayları nedeniyle TOKİ'den ek süre talep ettiğini ve TOKİ'nin terör olaylarını mücbir sebep olarak kabul ederek, yükleniciye ek süre verdiğini, oysa davalının müvekkilinden gecikme cezası talep ederken bu olayları mücbir sebep olarak görmek istemediğini ve bu nedenle de haksız ve kötü niyetli olarak cezai şart talep ettiğini, teknik personel bulundurmama yönünden itirazları davalı/karşı davacının işin başlangıç ve bitim süresine kadar teknik personel bulundurma yönünden müvekkiline herhangi bir ihtarda bulunmadığı gibi herhangi bir talepte de bulunmadığını, işin tamamlanıp fiilen teslim edildiği tarihine kadar kötü niyetli ve dürütlük ilkelerine aykırı olarak sessiz kalındığını, teslimden sonra kullanımdan kaynaklı bazı sıkıntıların giderilmesinin TSK tarafından istendiğini, davalı/ karşı davacının daha sonra müvekkilin hak ve alacaklarını ödememek amacı ile ve kötü niyetli olarak teknik personel bulundurmama cezası ve gecikme cezası talep ettiğini, cezaların zaman aşımına uğradığını ve davalının ıslah taleplerinin de reddi gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının değerlendirmeye alınmasını istediklerini, mahkemece bu konuda bir karar verilmediğini, TBK'nun 147/6. bendi gereğince eser sözleşmelerinden doğan alacakların 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, sözleşmenin akdedildiği 30.05.2013 tarihinde cezai şart süresinin işlemeye başlayacağını ve teknik personelin bulundurulmadığı ilk tarihten bugüne kadar yaklaşık olarak 9 yıl geçtiğini, mahkemece zaman aşımının değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu ve buna ilişkin Yargıtay kararlarının da dosyaya ibraz edildiğini, fazla ödemeye ilişkin itirazlarının bulunduğunu, bilirkişiler tarafından düzenlenen 16.10.2020 tarihli kök raporun \"Davalı Karşı Davacı İş Ortaklığının Tüm Talepleri Değerlendirilerek Birleşen Dava Bakımından Fazla Ödemenin Belirlenmesi\" başlıklı 5.maddesinde yer verilen tespitler ve hesaplamalarda ... tarafından yapılan ödemeler olarak davalı/ karşı davacı tarafından davacı/ karşı davalı nam ve hesabına yapıldığı belirtilen ödemelerin 263.173,20 TL olarak  yer aldığını, ek raporda da aynı hatalı değerlendirmelerin yapıldığını, oysa ki tabloda yer verilen ödeme/ harcamaların tarihlerinin 2013 yılı ile 2014 yılının Şubat ayı arasındaki dönemi kapsadığını, buna karşın dosyada mübrez 08.07.2014 tarihli \"Protokol ve Mutabakat Metnidir\" başlıklı belgenin eki olduğu belirtilen  \"İcmal\" belgesinde de bahsi geçen giderlere ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmediğini, \"İcmal\" başlıklı belgede yalnızca kalekol yapım işine ilişkin alacak borç ilişkisinin değil, Şırnak Üniversitesi İnşaatı işine ilişkin de alacak borç kayıtlarına ayrıca yer verildiğini, Şırnak Üniversitesi İnşaatı işi ile ilgili ... tarafından yapılan giderler olarak belirtilen 263.173,20 TL'nin davacı/ karşı davalı müvekkilinin şirketin borcuymuş gibi değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, belirtilen harcamaların müvekkili şirketin nam ve hesabına yapılmış ve davalı tarafından tahsil edilmemiş olsaydı işbu harcamaların yapıldığı belirtilen tarihten daha sonra düzenlenen icmal belgesinde bu harcamalara ilişkin de kayıtların olması gerektiğini oysa taraflar arasıda düzenlenen ve akdedilen icmal hesabında 263.173,20 TL tutarlı bir bilgiye yer verilmediğini, nitekim davalı/ karşı davacının dava dilekçesi incelendiğinde ... tarafından yapılan ödemelerin davacı karşı davalı nam ve hesabına yapıldığına dair herhangi bir açıklamaya yer verilmediğini ve talepte de bulunulmadığının görüleceğini, buna rağmen icmal belgesinde belirtilen alacak kalemlerinden ayrı müvekkili şirketin borcu olduğu kanaatine nasıl ulaşıldığının anlaşılamadığını ve müvekkilinin bahse konu ... tarafından yapılan giderler olarak belirtilen 263.173,20 TL'nin muhattabı dahi olmadığını, davalı- karşı davacı bahse konu bu bedeli (Şırnak Üniversitesi yüklenici olan şirket) işi birlikte yürüttüğü ... Group şirketlerinden tahsil ettiğini, bu nedenle müvekkiline yapılan ödemelerin  hesabında ... tarafından yapıldığı belirtilen ödemelerin icmal belgesinde belirtilen alacak kalemlerinin dışında davacı karşı davalının müvekkiline ödenmiş gibi mükerrer olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, yine taraflar arasında imzalanmış olan 08.07.2014 tarihli \"Protokol ve Mutabakat Metnidir\" başlıklı belgenin 6.maddesinde yüklenicinin idareye verdiği teknik personel listesindeki personellerden alt yüklenicinin çalıştırdığı teknik personelin dışındaki personellere ait sigorta muhtasar vergi yani her türlü giderlerden alt yüklenicinin %69,14 oranında sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, buna karşın 16.10.2020 tarihli kök raporun 5. maddesinde bu oran dikkate alınmaksızın tamamından müvekkili şirketin sorumluymuş gibi 89.234,02 TL sigorta, muhtasar vergi masrafları bedelinin hesaplandığını, hesaplamanın hatalı olup ayrıca davalı/ karşı davacının dilekçesinde dahi bu giderlerin karşılığının 51.162,31 TL olarak belirtildiğini, bu hatalı tespitlerin ek ve kök raporlarda yer aldığını ve bu nedenle raporların hükme esas alınamayacağını, teminat mektubuna ilişkin değerlendirmelerin hatalı olduğunu, raporda davalı lehine hesap edilen teminat mektubu tutarının müvekkili şirket yetkilisinin  hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğu  ... Pet. Ür. Taş. San. Tic. A.Ş.'nin teminat mektubu limiti dahilinde davalı/ karşı davacı şirket lehine alınmış olup, raporda idareye sunulan teminat mektubunun davalı/ karşı davacı şirket tarafından verildiğine ilişkin yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, bu hususa ilişkin bir çok defa beyanda bulunulmuş olmasına karşın raporda dikkate alınmadığını, teminat mektubunun bütün komisyon ücretlerinin ... Pet. Ür. Taş. San. Tic. A.Ş tarafından ödendiğini, bu husus ile ilgili olarak taraflar arasında imzalanan 12.02.2014 tarihli \"zeyilname\" başlıklı belgenin 2.maddesinde alt yüklenici tarafından alınacak teminat mektubu için ödenmesi gereken komisyon masraflarını yüklenici ve altyüklenici ihale oranında birlikte karşılayacakları hususunun kararlaştırıldığını, ödenen komisyon ücreti tutarının 165.000,00 TL'yi aştığını, bu nedenle de davalı/ karşı davacının borcu bulunduğunu, bilirkişiler tarafından teminat mektubu sanki davalı/ karşı davacı şirket tarafından alınmışcasına değerlendirmeler yapıldığını ve bu doğrultuda hesaplamaların müvekkili aleyhine eksik ve hatalı olduğunu, ayrıca müvekkilinin TOKİ'ye vermiş olduğu banka teminat mektubunun işi bittiği için iade alındığını, bu nedenle kararın eksik ve hatalı olan bilirkişi raporlarına dayanılarak verilmesi nedeniyle usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı dosyası yönünden istinaf nedenlerinin ise; davanın, zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan önce açılması nedeniyle dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece henüz ön inceleme aşamasına geçilmeden bu usuli eksikliğin giderildiğini ve ön ineceleme aşamasında arabulucuk anlaşmama tutanaklarının dosyaya sunulduğunu, kesin kabulün yapılması nedeniyle bu davanın açıldığını, mahkemece davaların birleştirilerek, ön inceleme aşamasında arabulucuk sürecinin tamamlandığını ve mahkemenin işin esasına girerek, dosyayı birleşen dava ile birlikte bilirkişiye gönderdiğini ve müvekkili tarafından bilirkişi ücretinin ödendiğini, tüm bu işlemlerden sonra davanın karar aşamasında arabulucuk sürecinin tamamlanmamış olması gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verildiğini, tarafların anlaşamadığına ilişikin tutanakların dosyaya sunulduğunu ve mahkeme işin esasına girdiği halde davanın usulden reddedilmesi hak kaybına sebebiyet verdiği gibi bu durum da usul ekonomisine aykırı olduğunu, bu konuda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi' nin 2021/321 Esas- 2021/797 Karar  sayılı ve 17.06.2021 tarihli kararının dikkate alınması gerektiğini, mahkemece arabuluculuk süreci ile ilgili henüz bir karar verilmeden önce dava şartı tamamlandığına göre, artık dava şartı eksikliğinden söz edilemeyeceğini belirterek, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde asıl dava ile davacısı olduğu birleşen davanın kabulü, davalısı olarak bulunduğu birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tBirleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı dosyasında davacı ....Ltd.Şti vekili istinaf başvurusunda; mahkemenin birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı davasının kısmen kabulüne ve fazlaya ilişkin talebin reddine yönelik kararının hatalı olduğunu, mahkemece alt yüklenicinin yükümlülüğündeki işlerde gecikmesinden kaynaklı ve sözleşmede belirlenen gecikme cezasına yönelik alacak talebinin reddine karar verildiğini, talebin reddinin iddia olunan terör olaylarının mücbir sebep sayılmasına ve işveren idare tarafından müvekkiline herhangi bir gecikme cezası uygulanmamış olduğuna bağlandığını, terör olaylarının mücbir sebep teşkil etmediği gibi iddia olunan olaylarla ilgili takipsizlik kararı verildiğinin de dikkate alınmadığını, Yargıtay 22.HD'nin 14.10.2014 tarih ve 2013/19372 E- 2014/27624 K sayılı kararında vurgulandığı üzere terör olaylarının öngörülemezlik unsuru taşımadığından mücbir sebepler arasında bulunmadığını, öyle ki birleşen dosya davalısının uzun yıllardır terör olaylarının meydana geldiği belirtilen bölgede ticaret yaptığını ve haliyle bu bölge dinamiklerini iyi bilen ve bilmesi gereken, tacir sıfatı nedeniyle de basiretli davranması gereken taraf olduğunu, bu nedenle terör olaylarının mücbir sebep olarak değerlendirilebilmesinin ve birleşen dosyanın davalısının iddialarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, ....Ltd.Şti'nin bahsi geçen olayla da bizzat muhatap olmadığını ve saldırıya uğramadığını, bununla birlikte birleşen dosya davalısının mücbir sebep olarak gösterilmeye çalışılan olayda 03-06-18-19/10/2013 tarihlerinde GSM hattı üzerinden tehdit içerikli mesajlarla ilgili olarak Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından  2013/2668 Soruşturma  numarası ile soruşturma başlatılmış olup, 2014/213 Karar numarası ile bu soruşturma neticesinde takipsizlik kararı verildiğini, bahse konu takipsizlik kararının dosya içerisinde mevcut olup, bu kararda da  hasar gördüğü iddia olunan araçların davaya konu inşaatlarla ilgili olmadığının açıkça görüleceğini, buna ek olarak birleşen dosya davalısının mücbir sebep olarak nitelendirmeye çalıştığı bir diğer olayda ise Beytüşşebap Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2013/270 Soruşturma ve 2013/82 Fezleke Numarası ile 06.10.2013 tarihinde gerçekleşen olayda hiçbir ilgisi bulunmadığının açık olduğunu, ....Ltd.Şti'nin 10.07.2014 tarihinde gönderdiği ve dosyada mevcut olan Mersin 1. Noterliği evraklarının ekinde bu hususların yer aldığını, öte yandan davacı tarafından bahsedilen olay tarihinin 03.06.2018- 19.10.2013 tarihleri olup, taraflar arasında bu konuların müzakere edilerek 12.02.2014 tarihli zeyilname düzenlenerek davacıya 286 gün ilave süre ile işin süresinin 30.09.2014 tarihine çekildiğini, Uzungeçit Karakolunda 21.06.2014 tarihinde olayların vuku bulduğunu, akabinde işveren idare tarafından yüklenici birleşen dosya davalısına 01.12.2014 günlü ve 5092 sayılı Olur ile Uzungeçit Karakoluna 80 gün ve Dağdibi Karakoluna da 40 gün ilave süre verildiğini ve sürelerin alt yükleniciye bildirildiğini, sonrasında da ne birleşen dosya davalısının bu konuda bir iddiasının, ne de yeniden süre uzatımı verilmesi yönünde bir talebi  ve mutabakat olmadığını, ilave 286 gün süreye rağmen işin zamanında tamamlanmadığını, birleşen dosya davalısı tarafından 56 gün gecikme ile işin 25.11.2014 tarihinde yazılı beyanda bulunarak geçici kabule hazır hale getirildiğinin bildirildiğini, Uludere Dağdibi Karakolu için alt yükleniciye verilen 40 gün ilave edildiğinde 09.11.2014 tarihinde teslim edilmesi gerekirken 192 gün gecikme ile 20.05.2015 tarihinde geçici kabule hazır hale getirildiğinin yazılı beyan edildiğini, Uzungeçit Karakolu'nun ise ilave 80 gün süre eklendiğinde (kış şartları hariç) 19.05.2015 tarihinde teslim etmesi gerekirken 43 gün gecikme ile 01.07.2015 tarihinde geçici kabule hazır hale getirdiğinin yazılı olarak bildirildiğini, görüldüğü üzere olayın sadece Uzungeçit Karakolunda vuku bulduğunu ve bunun için gerekli sürelerin verildiğini, bu hususun mahkemece verilen kararda dikkate alınmadığını, bir an için birleşen dosya davalısının iddia ettiği olayların var olduğu, birleşen dosya davalısı ile ilgili olduğu ve mücbir sebep sayılması gerekeceği düşünülmesinde bile, bu süreçte zaten birleşen dosya davalısına ilave gün verilmiş olduğundan, bu ilave süre ile teslimle yükümlü olduğu tarihte teslim yükümlülüğünü ifa etmediğini ve geciktiğinin açık olduğunu, yine iddia olunan terör olaylarının sözleşmeye konu üç karakoldan yalnızca tek bir karakolla ilgili olmasına rağmen ....Ltd.Şti'nin diğer karakollarla ilgili gecikmesine yönelik olarak da talebin reddine karar verildiğini ve terör iddiası bulunmayan karakollardaki gecikmeden kaynaklı sorumluluğun dikkate alınmaması nedeniyle hata yapıldığını, gecikme tazminatına ilişkin talebin reddi yönündeki kararının kaldırılması gerektiğini, taraflar arasındaki hukuki ve ticari ilişki taraflar arasındaki sözleşmeler ile kurulmuş olup, tarafların yükümlülüklerinin ve yaptırımlarının da bu sözleşmelere göre çözümlenmesi gerektiğini, sözleşmenin 10.2.1 maddesinde, yüklenici tarafından verilen süre uzatımları hariç işin zamanında bitirilmemesi halinde geçen her takvim günü için alt yüklenicinin hakedişinden sözleşme bedelinin %0,5'i oranında ceza kesileceğinin kararlaştırıldığını ve basiretli tacir olan ....Ltd.Şti'nin bu hükmü bilerek ve sonuçlarını öngörerek sözleşmeyi imzaladığını, cezai şartın TBK'nun 179. maddesinde düzenlendiğini, alacaklının, borçludan gecikme cezası talep edebilmesi için   borçlunun belirlenen zamanda borcunu ifa etmemiş olması sebebiyle alacaklının bir zarara uğraması şartı bulunmadığını, müvekkili yükleniciye, işveren dava dışı TOKİ Başkanlığı tarafından gecikme sebebiyle herhangi bir gecikme cezası uygulanıp uygulanmadığı meselesinin müvekkili ile birleşen dosya davalısı alt yüklenici arasındaki hukuki ve ticari ilişki bakımından hiçbir anlam ifade etmediğini, nitekim TBK'nun 180/1 maddesinde de açıkça alacaklının hiçbir zarara uğramamış olması halinde bile cezanın ifasının gerekmekte olduğu düzenlenmiş olup, böylelikle yüklenici müvekkiline işveren TOKİ Başkanlığı tarafından gecikme cezası uygulansın yada uygulanmasın, alt yüklenici birleşen dosya davalısının gecikme sebebiyle sözleşmeden doğan yükümlülüğü gereğince gecikme cezası ödemekle yükümlü olacağını, aksi düşünce ve değerlendirmenin kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bu itibarla birleşen dosya davalısının gecikmeden kaynaklı tazminat talebinin reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı dosyası yönünden kısmen kabulüne ilişkin kararın kaldırılarak, davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tAsıl ve birleşen davalar, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemlerine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın reddine, birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı davanın usulden reddine ilişkin karara karşı asıl ve birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı davasında davacı/ birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı davasında davalı ....Ltd.Şti vekili ile birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı davasında davacı ....Ltd.Şti vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tDosyanın incelenmesinde, davalı yükleniciler ile dava dışı T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi  arasında 28.01.2013 tarihli \"Şırnak ili, ... J.Snr.Tk.K'lığı, Uludere Dağdibi J.Krk.K'lığı, Uludere Uzungeçit J.Krk.K'lığı İnşaatları İle Altyapı Ve Çevre Düzenlemesi\" işini konu alan sözleşme imzalandığı, bu sözleşmedeki yükümlülüklerin tümünün davacı ile davalılar arasında yapılan 30.05.2013 tarihli sözleşme ile davacı taşeron tarafından üstlenildiği, idare ile yapılan sözleşmenin bu sözleşmenin eki olduğu, yine taraflar arasında 30.05.2013 tarihli sözleşmeye ilişkin olarak 6.1.maddedeki sözleşme bedelinin 10.500.000,00 TL olarak revize edilerek sözleşme bedeli üzerinden alt yükleniciye sözleşme tarihinden başlamak üzere fiyat farkı uygulanacağı ve fiyat farkı uygulama şeklinin TOKİ ile yüklenici arasında yapılan fiyat farkı hesaplamasının dikkate alınacağı, 11.1 maddesindeki alt yüklenicinin TOKİ'nin yükleniciden istediği tüm banka teminat mektuplarını yüklenici adına vereceği, \"İşin Artma Ve Eksilmesi\" başlıklı maddesinde ise yüklenicinin TOKİ ile yapacağı mukayeseli keşif sırasında oluşacak artma veya eksilmeden oluşan yüzde oranının alt yükleniciye aynen uygulanacağı hususunda zeyilname düzenlendiği, yine 12.02.2014 tarihli 2. zeyilnamenin 30.05.2013 tarihli sözleşmenin eki olduğu, yüklenicinin idareye teslim etmek zorunda olduğu teminat mektubunu yüklenici adına alt yüklenicinin idareye vereceği, 30.05.2013 tarihli sözleşmedeki sözleşme bedelinin zeyil edilerek 11.200.000,00 TL + KDV olarak değiştirildiği, bu sözleşmeden önce taraflar arasında kararlaştırılmış olan sadece sözleşme bedellerinin hükümsüz olduğu, fiyat farkları, mukayeseli keşif artışlarının idarenin yükleniciye ödemesi oranında (artma ve eksilme) alt yükleniciye ödeneceği, alt yüklenicinin yapmayı taahhüt ettiği karakol inşaatları ile ilgili mücbir sebepler haricinde (idarenin yükleniciye vereceği varsa süre uzatımı aynen alt yükleniciye yansıtılır) süre uzatımı 30.09.2014 tarihi olarak kararlaştırıldığı, süre uzatım yazısının bu protokol ile karara bağlandığı hususlarının düzenlendiği anlaşılmıştır. <br>\tYine, belirtilen sözleşme ve zeyilnameler kapsamında taraflar arasındaki alt yüklenicilik sözleşmesi kapsamındaki iş bedelinin 11.200.000,00 TL + KDV ile yüklenici ile idare arasındaki mukayeseli keşif ( artma ve eksilme) ve fiyat farkı olarak  uygulanmasına ilişkin hükümlerin taraflarca kabul edildiği ve sözleşmeye konu her bir iş yönünden geçici kabullerin yapıldığı, dosya kapsamı ve birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı dava dosyası dikkate alındığında da kesin kabulün yapıldığının belirtildiği anlaşılmıştır. <br>\tBirleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı dosyasında mahkemece, davanın ticari dava olması nedeniyle zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan davanın açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>\tHMK'nın 114. maddesinin birinci fıkrasında tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, ikinci fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. <br>\tAnayasamızın 9. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, ülkemizde yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı ve 36. maddesinde de herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, mahkemelerin ise görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacakları esası benimsenmiştir. Bununla birlikte, 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir. <br>\t6325 sayılı Kanun ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.<br>\tHukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile  TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.<br>\t6325 sayılı Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.<br>\tDava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması da davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. <br>\tDava şartı, kamu düzenine ilişkin olup HMK' nın 355.  ve 115. maddeleri  uyarınca, istinaf sebebi yapılmasa bile, resen gözetilir. Somut olayda, taşeron tarafından açılan birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı dosyasında kesin kabulün yapıldığı ileri sürülerek, kesinAnkara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı dosyasında kesin kabulün yapıldığı ileri sürülerek, kesin hesaba dayalı bakiye alacak istemli 27.10.2020 tarihinde dava açıldığı, mahkemece 02/11/2020 tarihinde bu dava dosyasının Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/524 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, birleştirme kararından sonra 20/10/2021 tarihinde ön incelemenin yapıldığı, davacı vekilince ön inceleme duruşmasından önce 05/11/2020 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu ve tarafların uzlaşmadığına dair 22/12/2020 tarihinde tutanak düzenlendiği  ve davacı vekilince bu hususun ön inceleme yapılmadan önce 16/06/2020 tarihli duruşmada bildirilerek, arabuluculuk son tutanağının mahkemeye sunulduğu anlaşılmakla, mahkemece, davanın esasına girilmeden ve arabuluculuğa ilişkin dava koşulu hakkında bir karar verilmeden önce, davacı vekilinin arabuluculuk tutanağını dosyaya sunduğu  ve dava koşulunu   tamamladığı görülmüştür. Her ne kadar, yukarıda açıklanan yasa hükümleri uyarınca, arabulucuya başvurmadan dava açılması mümkün değil ise de ve mahkemece bu şartın  tamamlanması için süre verilemeyecek ise de mahkeme bu konuda henüz bir karar vermeden önce dava şartı tamamlandığına göre, artık dava şartı eksikliğinden söz edilemez. Nitekim HMK'nın 115/3.maddesi uyarınca, dava şartı noksanlığı konusunda mahkemece henüz bir karar verilmeden önce bu eksiklik tamamlanmış ise, başlangıçtaki dava şartı eksikliğinden ötürü, dava usulden reddedilemez (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 04/02/2021 tarih ve 2020/3187 E- 2021/762 K sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/05/2024 tarih ve 2022/7542 E- 2024/3590 K sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2021 tarih ve 2021/321 E- 2021/797 K sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 01/12/2021 tarih ve 2021/2133 E- 2021/1723 K sayılı kararı).<br>\tDava açıldıktan sonra arabulucuya başvurulmuş olması bu sonuca engel değildir. Neticede davacı arabulucuya başvurmuş, taraflar buna rağmen uzlaşamamıştır. Bu aşamadan sonra davayı reddederek davacıyı tekrar arabulucuya başvurmak zorunda bırakmak, yasa koyucunun düzenleme amacıyla uyuşmayacağı gibi usul ekonomisi ilkesiyle de bağdaşmaz. <br>\tBu açıklamalar ışığında, ilk derece mahkemesince dava şartının  ön incelemeden  önce tamamlanmış olduğu dikkate alınarak işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, gerçekleşen dava şartına rağmen davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Birleşen davadaki davacı vekilinin bu nedenle istinaf talebinin kabulü gerekmiştir. \t<br>\tDiğer yandan, dosya kapsamı itibariyle taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri  değerlendirilmek suretiyle, sözleşme konusu işlerin geçici kabul ve kesin kabulünün yapıldığı anlaşılmakla, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, düzenlenen zeyilnameler de değerlendirilerek ve  taraflar arasındaki sözleşmenin eki olduğu belirtilen dava dışı idare ile yüklenici arasındaki sözleşme hükümleri ve idare ile yüklenici arasında düzenlenen hakedişler, iş artışına ilişkin mukayeseli keşifler de getirtilmek suretiyle her bir dava yönünden dava tarihi itibariyle   talepler dikkate alınarak hakkında , davacı ile davalılar arasındaki hakedişlere giren veya yapılıp hakedişlere girmediği  tespit edilen imalat olup olmadığı, yine  fiyat farkı ve  hakedişlerde kesilen geçici teminatlar da incelenerek ve  değerlendirme yapılarak asıl ve birleşen davalar yönünden belirtilen ilkelere uygun denetlenebilir nitelikte yeniden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, oluşacak sonuca göre her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme içeren  bilirkişi kök ve ek raporlarına dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.<br>\tAçıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı davasında davacı/ birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı davasında davalı ....Ltd.Şti vekili ile birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı davasında davacı ....Ltd.Şti vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Asıl ve birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı davasında davacı/ birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı davasında davalı ....Ltd.Şti vekili ile birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı davasında davacı ....Ltd.Şti vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,<br>\t2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2022 tarih ve 2016/524 Esas- 2022/440 K<br><br>arar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına,<br>\t3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t4-Asıl ve birleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/539 Esas sayılı davasında davacı/ birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı davasında davalı ....Ltd.Şti tarafından yatırılan 80,70 TL + 80,70 TL + 1.973,32 TL olmak üzere toplam 2.134,72‬ TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t5-Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/223 Esas sayılı dosyada davacı ....Ltd.Şti tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t6-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 17/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br>Başkan <br> e-imzalıdır<br><br>Üye <br> e-imzalıdır<br><br>Üye<br> e-imzalıdır<br><br>Katip <br> e-imzalıdır<br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"140037a9ed1a2d3c","SID":"c1ae20f9d4f14e0d"}}