{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:<br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/12/2023<br>NUMARASI\t\t:  Esas - Karar<br><br>ASIL DAVADA<br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: .............. -  (<br>VEKİLİ\t: Av. <br><br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>\t  Av. <br>DAVA\t: Menfi Tespit<br><br>BİRLEŞEN KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN<br> ESAS  KARAR SAYILI DAVA DOSYASINDA<br><br>DAVACI\t: ... <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>\t  Av. <br><br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: .............. - <br>VEKİLİ\t: Av<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 24/10/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 31/10/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... ve ... Esas sayılı dosyaları ile açılan menfi tespit ve itirazın iptali davalarında 28/12/2023 tarihinde tesis edilen asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne ilişkin karara karşı asıl dava davacısı birleşen dava davalısının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi; <br>ASIL DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı yanın Ankara Distribütörü olarak sözleşme imzaladığını ve sözleşme kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini,  dava konusu icra takibi öncesinde davalı yana birden fazla kez sözleşmeye aykırı davranışlarına son verilmesi ve sözleşme kapsamındaki yükümlülükleri yerine getirmesi, sözleşmeye bağlı kalarak müvekkilinin kar mahrumiyetine daha fazla sebep vermemesi için uyarıda bulunduklarını, ancak davalının müvekkilinin uyarılarını dikkate almadığını, davalının müvekkilinin faaliyet bölgesinde farklı distribütörler kullanarak mal dağıtımı yapılmasını sağladığını, müvekkilinin Ankara 16. Noterliği'nin 02/10/2020 tarih .. yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, müvekkilinin yakıt destek alacakları, faaliyet bölgesinde farklı distribütörlerin kullanılmasından kaynaklı kar mahrumiyetleri ile sözleşme kapsamındaki hak ve alacaklarının ödenmediğini, davalı tarafından Konya. İcra Müdürlüğü'nün......Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, icra takibine süresi içerisinde itiraz edildiğini ve takibin durulduğunu, dava konusu takibin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek müvekkilinin Konya 8.İcra Müdürlüğü'nün 2..... Esas sayılı icra dosyasından dolayı davalıya borcu bulunmadığının tespitine, takibe konu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere müvekkil lehine tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili arasında davacıya ait toplam 3 adet araç adına ayrı ayrı \"Mono Distribütörlük Sözleşmesi\" akdedildiğini, sözleşmeye göre davacının müvekkilden satın alacağı sözleşme konusu TORKU ürünlerini kendisine tahsis edilen bölge içerisinde sözleşme koşullarına uygun şekilde kendi nam ve hesabına pazarlama, dağıtım ve satış işlerini göreceğini, ürün bedellerini müvekkili şirketin keseceği faturalara istinaden sözleşmede belirlenen vadede ödeyeceğini, davacının bu ticari ilişkiden kaynaklanacak borçlarını temin etmek adına müvekkili şirket ile Ankara 10. Noterliği'nin 24/02/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemi ile rehin sözleşmesi akdedildiğini, 10 KB 593 plakalı aracını sözleşme gereği 130.000,00TL bedelle rehin verdiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereği müvekkil şirket tarafından ilgili ürünlerin davacıya teslim edilmesine karşın davacının sözleşmede belirlenen vade içerisinde ödemede bulunmadığını, davacının müvekkil şirkete vadesinde ödemediği toplam 22.722,08-TL cari borcu bulunduğunu, davacının muaccel olan borçları yönünden temerrüde düşürüldüğünü, davacının icra takibinden önce hiçbir itirazda bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.  <br>BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında davalıya ait toplam 3 adet araç adına ayrı ayrı “Mono Distribütörlük Sözleşmesi” akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında davalının müvekkili şirketten satın alacağı sözleşme konusu Torku ürünlerini kendine tahsis edilen bölge içerisinde, kendi aracıyla sözleşme koşullarına uygun şekilde kendi nam ve hesabına pazarlama, satış ve dağıtım işlerini yapacağını, ürün bedellerinin de müvekkili şirketin düzenleyeceği faturalara istinaden sözleşmede belirtilen vadede ödeneceğini, davalının bu ticari ilişkiden kaynaklanan borçlarını temin etmek adına müvekkili şirket ile Ankara 60. Noterliği’nin 24.02.2020 tarih ve .... yevmiye numaralı işlemi ile “Rehin Sözleşmesi” akdedildiğini ve ...........plakalı aracın bu sözleşme gereği 130.000,00-TL bedelli olarak rehin verildiğini, taraflar arasındaki Distribütörlük Sözleşmesi gereği müvekkili şirket tarafından ürünlerin davalıya teslim edildiğini, ancak davalı tarafın sözleşmede belirtilen vade içerisinde ödemede bulunmadığını, ödemeleri sürekli aksattığını, şirket ilgililerinin telkin ve uyarılarına rağmen müvekkili şirkete olan borcunu ödemediğini, yine davalının kendi güzergahında şirketçe belirlenen hedeflere de ulaşamadığını, davalının müvekkili şirkete vadesinde ödemediği toplam 22.722,08 TL cari borcunun olduğunu, müvekkili şirket tarafından düzenlenmiş olan faturalara davalı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini, davalının müvekkili şirkete olan borçlarının faturalarla sabit olduğunu, icra takibine konu edilen alacağın itiraz edilmeyen bu faturalardan kaynaklanan cari hesap alacağı olduğunu, davalı borçlunun cari hesapta belirtilen faturaların içeriğine ve tutarına ilişkin herhangi bir itirazı söz konusu değil iken, faturaların vadesi geldiğinde hiçbir haklı gerekçesi olmadan fatura bedellerini ödemekten imtina ettiğini, rehine konu .....plakalı aracının üzerindeki rehnin paraya çevrilmesi yolu ile Konya.. İcra Müdürlüğü’nün......Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafın rehin hakkına hiçbir itirazda bulunmaksızın salt borca ve yetkiye itirazı sonucu takibin durmuş olduğunu, davalı tarafın müvekkili şirkete 22.722,08 TL cari hesaptan kaynaklanan borcunun ve takip tarihi itibariyle işlemiş 168,08 TL faiz borcunun olduğunu, bu nedenlerle davalı borçlunun Konya .. İcra Müdürlüğü'nün......Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına, davalı borçlunun itirazında haksız olması sebebiyle asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kayseri ili Bünyan ilçesinde ikamet ettiğini, Konya .. İcra Müdürlüğü'nün......Esas sayılı dosyasında yetki itirazında bulunulduğunu, Konya Mahkemeleri'nin yetkili olmadığını, yetkili mahkemelerin Bünyan Mahkemeleri olduğunu, müvekkillinin davacı yanın Ankara Distribütörü olarak sözleşme imzaladığını ve sözleşme kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, nitekim taraflarınca aynı konuya ilişkin 08/12/2020 tarihinde mahkemenin .... Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, dava konusu icra takibi öncesinde davacı yana birden fazla kez taraflarınca sözleşmeye aykırı davranışlarına son vermesi, sözleşme kapsamındaki yükümlülükleri yerine getirmesi ve sözleşmeye bağlı kalarak müvekkilin kar mahrumiyetine (sözleşme kapsamı ve kapsam dışı ticari kazanç) daha fazla sebebiyet vermemesi için uyarıldığını, ancak davacı yan tarafından müvekkilinin uyarılarının sürüncemede bırakıldığını ve müvekkilinin faaliyet bölgesinde farklı distribütörler kullanılarak mal dağıtımı yapıldığını, müvekkillinin tüm tespit ve uyarılarının neticesiz bırakılması sebebi ile bu kerede Ankara ... Noterliğinin 02.10.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarname içeriğinde müvekkilinin sözleşme kapsamında hak etmiş olduğu yakıt destek alacakları, faaliyet bölgesinde farklı distribütörlerin kullanılmasından kaynaklı kar mahrumiyetleri ile sözleşme kapsamındaki hak ve alacaklarının ödenmediği gibi sözleşmeye aykırı davranışlara son verilmediğini, müvekkilinin davacı yana tebliğ edilen iade faturalarının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde dava konusu icra takibine konu alacak tutarlarında müvekkilinin borcunun olmadığının tespit edileceğini, yine aksine müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunun anlaşılacağını, bu nedenlerle öncelikle açılan davanın usulden reddini, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddini, müvekkili lehine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesinin 12/01/2021 T.......... E.......... K. Sayılı Kararı: İlk derece mahkemesince; \"...Yukarıda yapılan tespit ve açıklamalar nazara alındığında; ticari davalarda alacaklıya istirdat talebinde bulunması halinde arabulucuya başvurma zorunluluğu kabul edildiğine göre, menfi tespit davasında da öncelikli olarak bir alacağın varlığı tartışıldığı gözönünde bulundurulduğunda; menfi tespit davasında arabulucuya başvurma dava şartının yerine getirilmiş olması gerekir, aksi taktirde; hak arama konusunda eşitlik kuralı ihlal edilmiş olur.\" Değerlendirmesi yapılarak menfi tespit davalarında dava açılmadan evvel arabuluculuğa başvurulmuş olmasını dava şartı olarak kabul etmiştir.<br>Yukarıda bahsedilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere 01/01/2019 tarihinden itibaren arabuluculuğa başvurulmadan açılan davaların dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekmekte olup, davacı vekilince ibraz edilen 23/12/2020 tarihli beyan dilekçesi ile arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşılmıştır.<br>Dava şartları kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasından mahkemece nazara alınması icabettiğinden, davanın dava şartları yokluğundan dolayı usulden reddine....\" gerekçesiyle; arabuluculuğa başvurulmadan açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>Dairemizin 19/10/2022 T. ...... E. - .......... K. Sayılı Kaldırma Kararı:<br>İlk derece mahkemesinin 12/01/2021 tarihli kararına karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dairemizin 19/10/2022 tarih,......... esas, ...... karar sayılı kararı ile; \"...Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.05.2021 tarih, 2020/6050 E- 2021/4519 K, 13.04.2021 tarih, 2020/6032 E-2021/3614 K, 20.04.2021 tarih, 2020/6031 E-2021/3835 K. saylı ilamlarında da belirtildiği üzere, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; \"(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" düzenlemesi  getirilmiştir. Madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır. TTK'ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçe de bu açık anlamı desteklemektedir. Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da yasa koyucunun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak işin esasının incelenmesi gerekirken mahkemece anılan husus nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile; HMK'nın 353/1.a.4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının taraflar arasındaki ihtilaf ile ilgili esasa ilişkin delillerin toplanması ve değerlendirilmesi sonucunda karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İstinaf İncelemesine Konu 28/12/2023 T. .... E. .... K. Sayılı Karar Özeti: İlk derece mahkemesince; \"...Somut dava dosyasında taraflar arasında akdedilen 14/04/2020 Tarihli Mono Distribütörlük Sözleşmesinin 14.4 maddesinde \"taraflar arasında herhangi bir ihtilaf halinde .... ticari defter ve kayıtlarının tek ve kesin delil olacağını taraflar peşinen kabul etmişlerdir\" şeklindeki husus kararlaştırılmış olup yukarıda detayı verilen T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 29/11/2021 Tarih ve....... Esas-......... Karar sayılı ilamı ile T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 02/10/2019 Tarih ve 2019/565 Esas-2019/669 Karar sayılı ilamı da emsal alındığında münhasır delil sözleşmesi niteliğinde olup tacir olan taraflar bağlayacağına kanaat edilmiş ve bu sebeple her ne kadar Asıl davadaki davacının kendi ticari defterlerinde davalıya 7.354,52 TL borçlu olduğu rapor edilmiş ise asıl davadaki davalı- birleşen dosyanın davacı olan .... .... A.Ş.'nin kendi ticari defterlerinde ifade edilen 22.800,61 TL tutarında davacının davalıya borçlu olduğu kabul edilmiş ve asıl davadaki  davacının ticari defterlerindeki kayıtlara itibar edilmiş ancak icra takibine sıkı sıkıya bağlılık ve taleple bağlılık ilkeleri gereğince  birleşen dosya yönünden  takibin 22.722,08 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiştir. 17.12.2023  tarihli bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere birleşen dosyadaki icra takibi yapılmadan önce takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna ihtarname gönderilerek borçlunun    <br>01.10.2020  tarihinde temerrüde düşürüldüğü,  icra takip tarihi olan 03.10.2020 tarihine kadar işletilmesi gereken faiz miktarının ise 168,08 TL olacağından takibin bu miktar kadar faiz yönünden de devamına karar vermek gerekmiştir. Asıl dava değerinin 22.890, 16 TL olduğu, yukarıda belirtildiği şekilde bu miktar kadar asıl davanın davacısının davalıya borçlu olduğu kanaatine varıldığından asıl davanın reddine karar verilmiştir.<br>Birleşen dosyadaki icra inkar tazminatı açısından yapılan değerlendirmede; fatura alacağının likit olduğu, tarafların tacir oldukları, icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu değerlendirilmekle asıl borç miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 4.544,41 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine...\" gerekçesiyle; <br>Asıl davanın reddine, <br>Birleşen davanın KABULÜ ile; <br>1-T.C. Konya .. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı icra dosyasında davalı(borçlu) tarafından  asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden yapılan itirazın iptaline,<br>Takibin 22.722,08 TL asıl alacak ve 168,08 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.890,16  TL üzerinden devamına, <br>Asıl alacağa takip tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) yıllık %9 ve değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine,<br><br>2-)Davalı (borçlunun) takibe itirazında haksız olduğu anlaşılmakla 2004 Sayılı Kanunun 67/2. Maddesi gereğince; T.C. Konya .. İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı icra dosyasında Mahkememizin kabulü ve itirazın iptali davası sonucu tespit edilen asıl borç miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 4.544,41 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklide karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl dava davacısı, birleşen dava davalısı .............vekili istinaf dilekçesinde özetle asıl dava yönünden; tahkikat boyunca tüm ısrarlarına rağmen müvekkilinin sözleşme kapsamında hak kazanmış olduğu yakıt destek alacakları ile davalı karşı davacının müvekkilin faaliyet bölgesinde farklı distribütörlere izin vermesi sebebi ile yaşanan kar mahrumiyetlerinin hiçbir şekilde hesaplanmadığını, bu hususun müvekkil tarafından Ankara ... Noterliğinin 02.10.2020 tarih ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı karşı davacıya bildirildiğini, ticari defterlerin müvekkili lehine delil teşkil ettiğini, dosyaya sunulu sözleşmenin 14/4 maddesinde düzenlenen \"..Taraflar arasında herhangi bir ihtilaf halinde .... ticari defter ve kayıtlarının tek ve kesin delil olacağı taraflar peşinen kabul etmişlerdir..\" şeklindeki hükmün dikkate alınmaması gerektiğini, delil sözleşmesinin kanuna aykırı olup sözleşmenin kanuna aykırılığı hallerinin kamu düzenine ilişkin olduğunu ve herhangi bir yargılama türüne ait olmadan incelenmesi gerektiğini, yine 02.10.2020 tarihli ihtarname ile müvekkilinin hak etmiş olduğu yakıt giderlerinin müvekkile hiçbir şekilde ödenmediğini, bu hususlar değerlendirildiğinde müvekkilinin alacaklı olduğunun izahtan vareste olduğunu, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını, alacaklı durumda olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu kalemlerin hesaplanmadığını, <br>Birleşen dava yönünden; davalı karşı davacının, sözleşmeye aykırı hareket ederek müvekkilinin çalıştığı bölgede dava dışı 3. kişi ile sözleşme imzalayarak müvekkilinin kar kaybına sebebiyet verdiğini, müvekkilin tüm tespit ve uyarılarının neticesiz bırakılması sebebi ile Ankara ... Noterliğinin 02.10.2020 tarih .... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen; müvekkilin sözleşme kapsamında hak etmiş olduğu yakıt destek alacakları, faaliyet bölgesinde farklı distribütörlerin kullanılmasından kaynaklı kar mahrumiyetleri ile sözleşme kapsamındaki hak ve alacakları ödenmemiş olduğu gibi sözleşmeye aykırı davranışlara son verilmediğini, müvekkilinin davacı tarafa tebliğ edilen iade faturalarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin ticari defterlerinde çıkmayan faturaların, sırf davalı karşı davacı ticari defterlerinde bulunması sebebi ile davanın kabulüne karar  verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin kar mahrumiyeti ve yakıt giderlerinin ödenmemesi hesaplandığında müvekkilinin borcu olmadığı gibi alacağının mevcut olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; itirazın iptali talebine  ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Asıl davada davacı .............., davalı .... A.Ş'nin   taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak kendisinin faaliyet alanında farklı distribütörler kullanarak mal dağıtımı yapmak suretiyle kar mahrumiyetine sebebiyet verdiğini,  yakıt destek alacaklarını ödemediğini,  buna rağmen hiçbir alacağı olmadığı halde icra takibi başlattığını ileri sürerek menfi tespit talep etmekte, davalı .... A.Ş ise davalıya herhangi bir satış münhasırlığı yetkisi verilmediğini, sözleşmeye aykırı davranışın sözkonusu olmadığını, davacının yakıt destek alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmektedir. Birleşen davada ise davacı .... A.Ş, taraflar arasındaki cari ilişki nedeniyle davalıdan 22.890,16 TL alacaklı olduğunu, taraflar arasında münhasır delil sözleşmesi olduğunu, davalının icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep etmekte, davalı .............ise  davacının kendisinin faaliyet alanında farklı distribütörler kullanarak mal dağıtımı yapmak suretiyle kar mahrumiyetine sebebiyet verdiğini,  yakıt destek alacaklarını ödemediğini, davacı ....'e kesilen iade faturalarının dikkate alınmadığını savunarak davanın reddini talep etmektedir.<br>1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 193 üncü maddesi gereğince taraflar,  kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler. Ancak, taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir.  Dava konusu somut olayda taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 14.4 maddesinde \" taraflar arasında herhangi bir ihtilaf halinde .... ticari defter ve kayıtlarının tek ve kesin delil olacağını taraflar peşinen kabul etmişlerdir \" denildiği görülmekte olup bu düzenlemenin .... A.Ş'nin tek taraflı düzenlediği defterlerinden başka bir delille ispat imkanını ortadan kaldırdığı,  sözleşmenin karşı tarafı olan ..............'in ispat hakkının kullanımını imkansız kıldığı açıktır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/6978 Esas,  2024/3414 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.) Bu nedenle mahkemece asıl davada davalı-birleşen davada davacı .... A.Ş'nin ticari defterleri münhasır delil kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>2-Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı göstermek üzere emtiayı satan veya iş yapan tacir tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. Fatura tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli değildir.  Faturanın tebliğ edilmiş olması da faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin ifa edildiğini göstermez. Faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunan kişi, faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin (mal teslimi, hizmet ifası vs.) ifa edildiğini  ispatla mükelleftir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında asıl davada davalı-birleşen davada davacı .... A.Ş tarafından düzenlenen toplam 20.766,18 TL bedelli 5 adet faturanın davalı defterlerinde yer almadığı belirtilmiş olup bu faturalarda belirtilen malların teslim edildiği hususunda ispat yükü asıl davada davalı-birleşen davada davacı .... A.Ş'ye düşmektedir. Mahkemece davacı .... A.Ş'nin davalı ..............'in ticari defterlerine kaydedilmemiş olan  toplam 20.766,18 TL bedelli 5 adet faturada belirtilen malların teslimi hususuna göstermiş olduğu deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>3-Asıl davada davacı-Birleşen davada davalı .............., davalı .... A.Ş'nin sözleşmede belirtilen yükümlülüklerine aykırı davranarak kar mahrumiyetine sebebiyet verdiğini, yakıt destek alacaklarının ödenmediğini ve iade faturalarının dikkate alınmadığını ileri sürmektedir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede .............dışında başka bir distribütöre dağıtım yaptırılamayacağı yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca davacı .............., davalıdan yakıt destek alacağı bulunduğu yönündeki iddiasını ispata elverişli bir delil sunmamıştır. Bu nedenle davacı ..............'in kar mahrumiyeti ve yakıt destek alacağı iddialarına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak, dosya kapsamında davacı ..............'in davalı ....'e düzenlediğini iddia ettiği iade faturalarına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da sözkonusu iade faturalarının her iki tarafın ticari defterlerinde yer alıp almadığı, miktarının ne olduğu hususlarında herhangi bir tespit yapılmamış, mahkemece de bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Davacı ..............'in iddia ettiği gibi iade faturaları düzenlenmiş ve davalı ....'in ticari defterlerine kaydedilmiş olması halinde iade faturalarının dikkate alınması gerektiği açıktır. Mahkemece davacı .............tarafından iade faturası düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenmişse iade faturalarının davalı .... A.Ş'nin ticari defterlerine kaydedilip edilmediği hususlarında ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.   <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davada davacı, birleşen davada davalı .............vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1- Asıl dava davacısı, birleşen dava davalısının istinaf talebinin KABULÜ ile; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/12/2023 tarih,... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3- İstinaf başvurusunda bulunan asıl dava davacısı, birleşen dava davalısı tarafından yatırılan 855,20 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>4- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>5- İstinaf başvurusunda bulunan asıl dava davacısı, birleşen dava davalısı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/10/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak  karar verildi.  <br><br>\t\t\t\t<br>Başkan <br>e-imzalıdır<br>Üye <br>e-imzalıdır <br>Üye <br>e-imzalıdır <br>Katip <br>e-imzalıdır <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9cde4be504a14a37","SID":"faf2b058681b5e31"}}