{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1622 <br>KARAR NO:2024/1386<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/05/2024<br>NUMARASI:2023/948 Esas - 2024/464 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Yargılamanın İadesi<br>KARAR TARİHİ:30/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Yargılamanın iadesini talep eden (asıl dosya davacısından temlik alan) davacı şirket yetkilisi dava dilekçesinde özetle;  davalı şirket yetkilisi ...' ın 08/01/2022 tarihinde vefat etmesi sebebiyle eşi ...'a şirketlerin yönetim idaresi geçtiğini bu sebeple davalı olarak gösterildiğini, 02/02/2021 tarihli temlik sözleşmesiyle ... Şirketinden davacı ... A.Ş'ne devir edildiğinden temlik olunan alacağın muhatabı ... olduğundan huzurdaki davayı ... tarafından açıldığını, mahkemenin 2015/165 Esas sayılı dosyasıda dava dilekçesi ile ... Şirketi'ne ticari ilişki sebebiyle satılan mazot nedeniyle alacaklı bulunduklarını ancak alacaklarının ödenmediğini dava dışı bu şirketin davalı ile aralarındaki ortaklık anlaşmasından kaynaklanan alacağının bulunduğunu ve dava dışı bu şirketin davalıdan 6.560.000,00-TL alacaklarını 12/02/2015 tarihli adi yazılı temlik sözleşmesi ile taraflarına temlik ettiklerini ödenmeyen miktara ilişkin hususun noter aracılığıyla borçlu davalıya bildirildiğinin ancak ödenmediğinin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 300.000,00-TL lik kısmının davalıdan alınarak taraflarına verilmesi talepli alacak davasında daha sonra 06/11/2015 tarihli dilekçe ile İİK 177/1 madde gereğince hileli işlemler ile alacağın engellenmesi nedeniyle davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ettiklerini, 12/02/2015 tarihli sözleşme ile devir olunan alacağa ilişkin olarak hileli işlemler ile alacağın bulunmadığı yönünde fiktif işlemler yapılarak borç bulunmadığına inandırıldığına çalışıldığı ve bu yönde hukuka aykırı şekilde bilirkişi raporu tanzim edildiği ancak dosya kapsamına sunulan ve İstanbul Adalet Komisyonu yeminli bilirkişisi ....tarafından düzenlenen raporda da alacağın varlığı subut ettiği ve dosyaya sunulan tablolarla somutlaştırıldığını ancak mahkeme tarafından sunulan rapor ve belgeler dikkate alınmaksızın verilen karar dosya kapsamı ile uyuşmayan bir karar tesis olunduğunu ki daha sonra müteveffanın ölümüyle birlikte gerçekleşen işlemlerle de bu durumun sabit olduğunu, ...ile dava dışı ... Firması arasındaki ticari ilişkinin ... Petrol tarafından ... Firmasına borç para verme işlemine yani karz sözleşmesine dayalı olduğu ... şirketinin ... Petrol'den herhangi bir mal veya hizmet alacağı olmamasına rağmen 2.100.000,00-TL tutarlı gerçeğe aykırı şekilde ...lehine 3 adet senet düzenlendiğinin ve senetlerin .... sayılı dosyasıyla takibe konu yapıldığını, bulunmayan alacak ile ... Firmasının fiktif muhasebe kayıtları ile borçlandırılmasının taraflarına olan borcun ödenmesini engellemek amacıyla olduğunun sabit olduğunu, ilk derece mahkemesi huzuruna sunulan 2 raporda da birbirlerinden farklı olduğunun yeminli bilirkişi ... den alınan rapor ile çelişen 23/07/2019 tarihli raporda dosya kapsamında sunulan belgelere hukuka aykırı şekilde 612.028,84-TL bakiye hesaplandığının ancak ... tarafından düzenlenen raporda 5.474.966,64-TL alacak hesaplandığının temlik konusu 2.800.000,00-TL tutarlı 3 adet çekin davalı .... şirketinin ticari defter kaydına geçtiği tarihin 18/10/2014 olduğu temlik sözleşmesinin düzenlendiği tarihten öncesi olduğu temlik tarihinin ise 12/02/2015 olduğu çeklerin iade tarihinin ise 30/11/2015 olduğu bu nedenle 2.800.000-TL tutarlı çekin henüz iade işlemine tabi tutulmadığı, davalı şirketin kayıtlarında bulunduğu bu durumun davalıdan temlik sözleşmesi kapsamında alacak nedeniyle taraflarınca talep haklarının bulunduğunun sabit olduğu ayrıca kararlarda belirtildiği üzere davada taraf olanlardan başka birine yapılan ödemenin yada davada taraf olanlar dışında biriyle yapılan anlaşmanın davadaki tarafa karşı ileri sürülemeyeceğinden yani davalının yalnızca alacağın tahsilini imkansız kılmak amacıyla gerçekleştirdiği işlemlerin tamamen hileli olduğu bu haliyle dosyanın yeniden yargılamayı gerektirdiği ....' ın 04/04/2018 tarihinde mahkeme huzurunda ikrarı ile kesinleşmiş olan alacağın organik bağ içerisinde bulunan ... ve ... hakimiyetleri altında ki işletmelerin fiili organı oldukları bu şirketler ve birbirlerinin işlemleri hakkında belirleyici kararlar aldıkları organik bağ içindeki şirketlerin doğrudan sorumlu oldukları mahkemeye sunulan bilirkişi raporu ile sabit olduğu verilen karar ile taraflarının zarar sebebiyle huzurdaki davanın ilgililerinin sorumluluğu bakımından Adalet Bakanlığına ayrıca ihbar olunması gerektiği,  davalılar tarafından hukuka aykırı olarak hak arama özgürlüğü kapsamında derdest olan davaya ilişkin olarak hukuka aykırı şekilde yürütülen yargılama sürecinde taraflarının gerek maddi gerekse manevi zarara sebebiyet verilmesi sebebiyle fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla davanın gerekli şartları taşıdığı dolayısıyla kabulünün gerektiği Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/165 Esas 2019/809 Karar sayılı ilamının hukuka amir yasa hükümlerine aykırılık teşkil ettiği davalı yanın hileli işlemler ile sahte şekilde oluşturulmasına sebebiyet verilen kararda yeterli inceleme ve tespitler yapılmaksızın verilen kararın taraflarınca belirlenen ve sayın mahkemenin resen gözeteceği sebeplerle yargılamanın iadesiyle aradan geçen süre de göz önüne alınarak 2.636.020,25 ABD Doları güncel tahsil tarihli döviz kuru ile TTK Madde 1530 Kapsamında belirlenecek temerrüt faiz miktarı uygulanarak kabulüne, davanın Adalet Bakanlığına ihbarına ve adalete erişimin engellenmesi gerçeğin perdelenmesiyle öznel bir haktan mahrumiyet adil yargılanma hakkının çiğnenmesinden kaynaklı olarak taraflarına zararın giderilmesi bakımından alacak oranında tazminatın ödenmesine yargılama giderleri ile ücreti vekaletin harç masraflarla birlikte davalı yan üzerinde tahviline karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; Huzurda yargılamanın yenilenmesi adı altında ileri sürülen iddialar usulden ve esastan sakat ve gerçek dışı olduğunun, davada arabuluculuk dava şartının sağlanmadığını, harcın noksan olduğunu, derdestlik durumunun sabit olduğunu,  yargılamanın iadesinin süreye tabi olduğunu ve somut olayda süreye uyulmadığının yargılamanın iadesi aynı taraflar arasında istenilebileceğini oysaki iadesi istenen mahkemenin 2015/165 Esas sayılı dava dosyasındaki taraflar ile bu dosyadaki tarafların farklı olduğunun, aynı talep ve sonuç ile ilgili olmak zorunda olduğunu, 2015/165 Esas sayılı dosyasıyla davacının ve seleflerinin hiçbir alacağının olmadığının kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunun hileli bir davranışın olmadığı ve doğrudan doğruya iflas sebepleri bakımından yapılan inceleme İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin kararı ile de tartışıldığını, davacının istinaf ve temyiz sebeplerinin birebir aynı olduğunu Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25/04/2023 tarih 2021/7732 Esas 2023/2427 Karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere yargılama ve temyiz incelemesi sırasında incelenen hususlardan bahisle yargılamanın iadesinin talep edilemeyeceği, bu sebeplerle dava şartları noksan bulunan HMK'nun 375. Maddesinde aranan sebep taraf ve konu unsuru bakımından hatalı, süresinde açılmayan, harcı, avansı noksan bulunan, Mahkemenin 2020/307 Esas sayılı dosyasıyla derdest nitelikli davanın usulden reddine, neticede davacının ve seleflerinin alacaklı olmadıklarının kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit olması nedeniyle maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; \" ...  Talep eden tarafça talep dilekçesinde yargılanmanın yenilenmesi sebebi olarak ileri sürülen nedenler incelendiğinde  mahkemenin 2015/165 Esas sayılı dosyasından verilen davanın reddine dair karar istinaf edildiğinde bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporun bir suretininde sunulduğu ve hileli işlemlere ilişkin iddianın istinaf ve  temyiz incelemesinde de iddia edildiği ancak mahkeme ilamının onandığı, HMK 375/2 madde uyarınca 2015/165 Esas sayılı dosyasında rapor hazırlayan bilirkişilere yönünden yargılama yapıldığı ve karar olduğu yani bilirkişilerin hazırladığı rapor bakımından kasten gerçeğe aykırı beyanda bulundukları kesinleşmiş mahkeme kararının olduğu hususu davacı tarafından iddia edilmediği ve dosyaya sunulmadığı bu hali ile  yargılamanın iadesinin  koşulların dosyada olmadığı, Mahkemenin 2015/165 Esas sayılı dosyada davalının ... ve .... A.Ş, olduğu yargılamanın iadesi talebinin sadece bu davalıya karşı açılması gerekirken talep dilekçesinde üçüncü kişilerin de gösterildiği,   yargılamanın iadesi sebepleri ilgili kanun maddesinde sınırlı olarak sayıldığı için bu sebeplerin kıyas ya da yorum yolu ile genişletilmesinin de mümkün olmadığı, yargılamanın iadesi talebi ile birlikte talep edilen alacak, tazminat talepleri ve davanın ihbarı talebinin de reddine \" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Yargılamanın iadesini talep eden tarafından yasal süre içerisinde dava dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. Yargılamanın iadesi, yargılama hataları ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan hukuki yoldur. Yargılamanın iadesi, nihai bir kararın (nihai kararlar içinde de kesinleşmiş bir kararın) gözden geçirilmesini, denetlenmesini sağlaması bakımından geniş anlamda bir kanun yolu olmakla ve Kanun'da sistematik olarak kanun yolları arasında düzenlenmekle birlikte, aslında kesinleşen kararı yeniden ele almaya yarayan ve dava şeklinde görülen bir hukukî çaredir...Yargılamanın iadesi yolu, kesinleşmiş hükümlere karşı başvurulan istisnai bir yoldur. Bu sebeple yargılamanın tekrarlanmasının mümkün olmadığı, o konuda yeniden mahkemeye başvurulamayacak, şeklen ve madden kesinleşmiş hükümlere karşı yargılamanın iadesi istenebilir. Eğer mahkeme kararı henüz şeklen kesinleşmemişse veya şeklen kesinleşmiş olsa dahi maddi anlamda kesin hüküm oluşturmuyorsa yeniden ele alınıp incelenmesi mümkünse yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Çünkü ya henüz kesinleşmiş bir karar yoktur, bu sebeple başvuru imkanları tüketilmemiştir veya kesinleşse dahi kararın başka şekilde yeniden ele alınıp incelenmesi mümkündür. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2324,2325 6100 sayılı HMK'nın 374. maddesine göre yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir.HMK'nın 375. maddesinde yargılamanın iadesi sebepleri sayılmış olup bunlar;\"a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.\" halleridir.Yargılamanın iadesi talebine konu  Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/165 E. Sayılı dosyası incelendiğinde; Davacılarının .... Şti, ... Vakfı, davalısının ... ve .... A.Ş olduğu, dosya kapsamına göre; davacı, ... şirketi ile ... şirketi, aralarında bir ortaklık sözleşmesi akdederek .... AŞ. 'nin hisselerinin ...şirketine devrinin sağlanması hususunda anlaşma sağlandığını, anlaşmaya göre şirketin tüm hissesi ....'ün göstereceği kişiye devrolunacağını, nitekim şirketin kontrolü sözleşmenin imzasının hemen akabinde... şirketine geçtiği, bir süre sonra ticaret sicili nezdinde de ...'in yetkililerinin yakınlarından birinin oğlu olan ... hisseleri devraldığı ancak ortaklık sözleşmesinin akdinden itibaren devir tarihinden önce de sonra da şirketin kontrolü ve idaresi tamamen ... yetkililerinin elinde olduğu, ... isimli şahsın görünürde yetkilisi olduğu ...firması ile devir tarihinden önce de sonra da hiçbir alakası olmadığını, bu hususun en önemli ispatı sundukları icra takiplerine karşı ... firması tarafından yapılan itiraz ve şikayetlere ilişkin banka teminat mektuplarının ... firmasının çalıştığı bankalardan ve ...kefaleti ile alındığı, bu hususa ilişkin olarak ilgili bankalara yazılacak müzekkereler ile gerçek durum ortaya çıkacağını, ayrıca bu firma yetkilisi ...'nin mahkemece isticvabı ve sosyal durumunun araştırılması halinde de bu şahsın ticaret erbabı olmadığı ve ... ilgisinin olmadığı ortaya çıkacağını, devrolunan hissenin %50 kısmı ...şirketinin ....e olan borcunun 4.000.000 TL'lik kısmına sayıldığı, kalan %50 hisse ise 2016 yılı itibarı ile ... tarafından geri alınacağı dolayısıyla şirket hisselerinin o tarihteki değeri taraflarca 8.000.000 TL olarak kabul edildiğini, ortaklık sözleşmesine  göre ...Petrol, ... firmasının tüm fınansal ve yönetimsel operasyonunu tek elden yöneteceğini, sözleşme tarihi itibarı ile şirketin piyasadan 2.000.000 TL cari hesap alacağı bulunduğunu, şirketin yetkilisi olan ... ortaklık sözleşmesini bildiği halde hissedarı olduğu şirketi bu cari hesap alacağı kadar borçlandıran bir bono tanzim ederek ... verdiğini, ...şirketi de bu bono üzerinden icra takibi yapmak sureti ile ...' nin içini boşalttığını, bu sözleşme gereği hisseleri 3. kişi üzerine devralan ...şirketi, şirketi işletiyormuş gibi görünmesine rağmen aslında o tarihe kadar cari hesaptan dolayı üçüncü kişilerden olan 2.000.000 TL tutarındaki alacaklarım kendi uhdesine transfer ettikten hemen sonra .... firmasını işlemez ve borca batık hale getirdiğini, ... firması hali hazırda iflasa tabi ve tasfiye halinde bir şirket olduğunu, davalı ....şirketi, ortaklık sözleşmesine aykırı davranarak bir taraftan yukarıda arz etmeye çalıştığımız işlemlerle devir tarihi itibarı ile 8.000.000 TL değer biçerek aldığını, ... firmasını borca batık ve değersiz bir hale getirmiş bir taraftan da şirketin piyasadaki 2.000.000. TL tutarındaki nakdi varlığını kendi uhdesine transfer ettiğini, bu durumda temlik eden ... firmasının sözleşmeye dayalı 10.000.000 TL talep hakkı bulunduğunu ki bu hak da şirketimize temlik edildiğini, ortaklık sözleşmesinin yanı sıra temlik eden .... firması tarafından ... şirketine 2.800.000 TL değerinde de çekler ciro edildiğini, davalı taraf bu çekleri tahsil edemeyince çeklerin keşidecisi ile yeni bir anlaşma yapmış bu çeklerin yerine yeni çekler aldığını, bu çekleri de tahsil etmek üzere olduğunu, bu durumda temlik eden şirkete olan borcuna bu çeklerin bedelleri de eklendiğinden temlik eden şirketin temlik borçlusundan olan alacağı toplam 12.860.000 TL olup temlik eden ... firmasının davalı ... firmasına olan borcu ise 6.300.000 TL mahsup edildiğinde davacının temlik aldığı 6.560.000 TL kısmı davalıdan talep etmek hakkı bulunduğunu, davalı şirketin hileli ve ticari güvene aykırı  davranışları karşısında davalının İİK 177. Maddesi uyarınca iflasını talep etmiştir.Mahkemece,  bilirkişi raporu kapsamında davacının davalı şirketten muaccel bir alacağının bulunduğu hususu ispat edilemediği, bir an  davacının davalı şirketten belirli bir miktar  muaccel alacağı bulunduğu kabul edilse bile İİK 177/1. maddesinde belirlenen doğrudan doğruya iflas nedenlerinden  birinin gerçekleştiği hususu ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiş olup verilen karar taraf vakillerince  istinaf edilmesi üzerine dairemizin 18/11/2020 tarihli kararı ile ; \" temlik sözleşmesinde alacağın dayanağını gösteren 25/08/2014 tarihli davalı ile dava dışı ... şirketi arasında düzenlenen ortaklık sözleşmesinin konu ... grubuna ait olan ... A.Ş'nin tüm hisseleri ... A.Ş'ye ya da belirleyeceği kişiye devredildiği yönündeki tespiti hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu konuda tarafların dayandığı tüm deliller değerlendirilmeden  ve davalı tarafın, ne ... firmasının ne de ... firmasının ... firmasında herhangi bir hissesi olmadığını, ... firmasının sahibi ve yetkilisi görünen kişiler ile ... ve .... isimli şirketlerin sahibi ile yetkilileri de başından itibaren farklı kişiler olduğu,... firması üzerinde hiç bir hakkı, tasarruf yetkisi ve ehliyeti bulunmayan ... ve...isimli şirketlerin imza ettiği sözde ortaklık sözleşmesinin geçersiz olduğu yönündeki savunması karşısında, mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmadan davacının alacağının dayanağını oluşturan temlik sözleşmesine konu davalı ile dava dışı ...ve ... isimli şirketleri arasındaki alacak borç ilişkisinin tespiti mümkün değildir. Her ne kadar temlik alan davacının, davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı tespit edilememiş ise de yukarıda açıklandığı üzere davalının iflasına karar verilebilmesi için  davacının alacaklı olduğunun tespiti dışında İİK'nun 177/1 maddesindeki iflas nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tek tek ele alınıp tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerekmektedir. Davacı,  davalı şirketin hileli ve ticari güvene aykırı  davranışları karşısında davalının İİK 177. maddesi uyarınca iflasını talep etmiş ise de, bu konuda iddiasını ispatlayacak dosyaya herhangi bir delil sunmamıştır. Bu nedenle mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda  alacağın tespiti noktasında yeterli araştırma yapılmamış ise de; İİK'nun 177/1 maddesindeki iflas nedenlerinin gerçekleştiği hususu davacı tarafça ispata elverişli yasal deliller ispatlanamadığından  bu durum davanın sonucunu etkilemediği, dolayısıyla iflas şartları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.\" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın sonucunu etkilemeyen alacağın belirlenmesine ilişkin davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile  HMK'nın 353/1-b.2 bendi gereğince gerekçenin düzeltilmesi karar verilmiş,  kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 30.03.2022 tarih 2021/1422 Esas 2022/1798 Karar sayılı ilamı ile temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verildiği ve mahkemenin 2015/165 Esas sayılı dosyasındaki kararın 30/03/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Dava dilekçesinin anlatımlarına göre yargılamanın iadesi talep eden temlik alan davacı, asıl davaya konu maddi vakıalara dayanarak  ve yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazda bulunarak işbu davayı açmıştır. Asıl dava, İİK 177. maddesi 1. bendi gereğince  \"borçlunun, alacaklıların, haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması veya teşebbüs etmesi\" nedenine dayalı  doğrudan doğruya iflas davası olup gerekçenin düzeltilmesi suretiyle dairemizce verilen yeni kararda,  alacağın belirlenmemesi noktasında alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli görülmemiş ve dosya kapsamı itibariyle alacak-borç ilişkisinin tespiti mümkün görülmemiş ise de  İİK 177. maddesi uyarınca, davalının doğrudan iflasına karar verilebilmesi  için alacağın bulunması dışında İİK'nun 177/1 maddesindeki iflas nedenlerinin de gerçekleştiğinin ispatlanması gerektiği, somut olayda İİK 177/1 maddesindeki iflas şartları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiştir. Bu itibarla davacının asıl davaya konu  alacak talebinin ayrı bir yargılama konusu olması ve alacağın belirlenmesine ilişkin  hükme esas alınan bir bilirkişi raporu bulunmaması  nedeniyle  HMK'nın 375. maddesinde sayılan yargılamanın iadesi sebepleri mevcut olmadığından yasal şartları oluşmayan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesi talep eden vekilinin  istinaf başvusunun  esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Yargılamanın iadesi talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı (alacağı temlik alan ...) tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından alacağı temlik alan davacı ... tarafından yatırılan harcın mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın alacağı temlik alan davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"315c98b9f61dfc11","SID":"49ece5137251b693"}}