{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/567 Esas<br>KARAR NO:2024/1786<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:21/12/2021<br>NUMARASI:2020/300 E. - 2021/1012 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; .... Şti. yetkilisi ... ile davalı .... A.Ş. yetkilisi ... arasında Kadıköy ...Noterliğinin 03.04.2019 Tarihli ... yevmiye nolu  Marka Devir Sözleşmesi imzalanmış olduğunu, akdedilen marka devir sözleşmesi gereği, sözleşmede 23 markanın devrine karşılık toplam 480.000 TL bedelli 12 adet senedin şahsı tarafından imzalanarak davalı tarafa teslim edilmiş olduğunu, sözleşmeye konu markaların şahsı tarafından çeşitli sağlık sorunlarına alternatif çözüm oluşturacak kozmetik kremlerin üretilmesi amacıyla devir alınmış olduğunu, fakat üretimin gerçekleştirilebilmesini için markaların 3.Sınıf tescilinin bulunması gerektiği, aksi halde doğabilecek riskler ile cezai yaptırımların kabul edilmesi gerektiğinin öğrenildiğini, buna ilişkin.... Şti. tarafından hazırlanan 07.05.2019 tarihli belgenin dilekçe ekinde sunulduğunu ve ilgili markaların yalnızca 5.sınıf tescilinin bulunmasının şahsı tarafından söz konusu üretimlerin yapılmasını imkânsız kılmakta olduğunu, davalı devreden tarafından yanlış ve eksik bilgilendirme ile iradesinin yönlendirildiğinin açık olduğunu, devreden  .... A.Ş.' nin ilgili markalara ilişkin kremlerin kendileri tarafından üretilip satıldığı gerek internet gerekse fiziki satışların tatmin edici olduğu ve cironun beklenenin çok üzerinde olduğunu söylemesinin ilgili markaların devir alınmasında büyük etken olduğunu, ilgili markaların 5.sınıf tescilinin yanında 3.sınıf tescilinin de bulunması zorunlu olup, bu hususun ilgili markaların kullanımını ve üretimini imkânsız kıldığını, bu durumun davalı şirkete iletildiğini ve nasıl bir çözüm bulunacağı konusunun görüşülmesinin istendiğini, fakat ilgili hususta davalı tarafından herhangi bir öneri getirilememiş olduğunu, uzlaşma sağlanamadığını, devreden davalının TTK.18 md.' ye aykırılık oluşturan bu sorumsuz hareketlerin kötü niyetinin açık göstergesi olduğunu, davalının haksız şekilde elinde bulundurduğu ve sebepsiz zenginleşmeye yol açan 12 senedin iptalinin gerektiğini, devir alınan markalardan beklenen menfaatin sağlanamayacak olmasının hem maddi hem de manevi zarara sebebiyet verecek olup, piyasadaki mevcut itibarını da büyük oranda zedeleyeceğini satış sözleşmesine dayanak toplam 480.000. TL değerindeki 12 adet senedin vadesinin gelmiş olduğu ve her an takibe konulabileceği endişesiyle borçlunun hukuki durumunun tehlikede olduğunun açık olduğunu iddia ederek, davanın kabulü ile, 01.06.2019 vadeli toplam 480.000.-TL değerindeki senetler sebebiyle borçlu bulunulmadığının tespitine, %20; den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gider ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilleri hakkında neden menfi tespit davası açıldığını, taraflar kısmında isimlerinin yazılması dışında anlamanın mümkün olmadığını, dosyada, müvekkilleri hakkında ara buluculuk tutanağı mevcut olmayıp, dava şartı yokluğundan müvekkilleri hakkındaki davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde bahsedilen, dava konusu olan markalar ve marka devir sözleşmesinin tarafı olmadıklarını, müvekkilleriyle ilgili bu konuda bir beyanın da mevcut olmadığından, bu anlamda da davanın reddini talep ettiklerini, davaya konu,... sayılı dosyasının tarafı olmadıklarını, dava konusu 04.03.2020, 04.04.2020, 04.05.2020 ve 04.06.2020 tarihli senetler ile ilgili yapmış oldukları icra takibinin bulunmadığını, davacılar hakkında müvekkili ... adına, .... .... .... ve müvekkili ... adına ... sayılı dosyaları ile icra takibi yaptıklarını, iki dosyanın icradan infaz edildiğini, diğer dosyada taraflarından yatırılan harç ile bir diğer dosyada borçlunun yatırması gereken tahsil harçlarının kalmış olduğunu, davacıların ıslah dilekçesi vermiş ve devamında da 04,03.2020, 04.04.2020, 04.05.2020 ve 04.06.2020 tarihli senetler ile ilgili tedbir talep etmiş olduklarını, taleplerinden davanın bahsedilen 4 senet tutarı olan 160.000.-TL üzerinden davaya devam etmek istemekte anlamının çıktığını, bu senetlere ilişkin ..... sayılı dosyasından yapılan icra takibinin tarafı olmadıklarını, haklarındaki davadan da feragat edildiğini, bu sebeple haklarındaki davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacıların icra takipleriyle alakalı imza itirazları ve diğer birçok dava açmış olduklarını, imza itirazlarından dosyanın bir tanesinin ret olduğunu, İhtiyati haciz dosyasına borcumuz yok itirazında bulunulduğunu, taşkın haciz vs. birçok dava açmış olduklarını, bu dosyalarında celbini talep ettiklerini, İst. And. 1 İcra Hukuk Mahkemesi' nin 2020/51 Esas, İst. And. 1. İcra Hukuk, Mahkemesi' nin 2020/231 Esas, İst. And. 18.İcra Hukuk Mahkemesi' nin 2019/1147 Esas, 2020/281 K. İst. And, 10.icra Hukuk Mahkemesi' nin 2019/654 Esas sayılı dosyaları,  diğer dosyaların öğrenildiğinde Mahkemeye bildirileceğini, müvekkillerinin davacılarla ticari ilişkileri bulunmadığını, iyiniyetli 3. kişi konumunda olduklarını, bu anlamda da davanın reddinin gerektiğini savunarak, açıklanan nedenlerle, imza itirazları ret olan, kötü niyetli oldukları açık olan, davacıların davasının reddi ile %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmeleri ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Davacı vekili 09.03.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile davasının dava değerinin 160.000 TL'ye ıslah etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Somut olayda davalı ... Şti. Yetkilisi olan davalı  ... ile davalı .. A.Ş. Yetkilisi davalı  ... arasında Kadıköy....Noterliğinin 03.04.2019 Tarihli ... yevmiye nolu  Marka Devir Sözleşmesi imzalandığı,  marka devir sözleşmesi gereği, sözleşmede devrine karar verilen 23 markanın devrine karşılık toplam 480.000 TL bedelli 12 adet senedin davacı  tarafından imzalanarak davalı tarafa teslim edildiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde devrine karar verilen markalar ile üretim yapabilmeleri için markaların 3. Sınıf tescili bulunması gerekirken 3. Sınıf tescilinin bulunmadığı, 5. Sınıf tescilinin bulunduğunu, 5. Sınıf tescil ile markalarının kullanımının ve kremlerinin üretiminin yapılamayacağını, marka devri için verilen 12 adet senet sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, alınan bilirkişi raporuna göre de devri yapılan markaların 5. Sınıfta yer aldığı, davacının markalarının tescilli olmasını istediği sınıfın 3. Sınıf olduğunun tespit edildiği görülmüştür... TBK’da belirtilen iradeyi sakatlayan hallerden hata (yanılma), hile (aldatma), ikrah (korkutma) gibi bir sebebe dayalı olarak yapılan sözleşmenin saptanması halinde, anılan iradenin hukuki bir netice doğurmayacağı, böylesi bir iradeye de hukuki sonuç bağlanamayacağı kabul edilmekle birlikte  tacir olan tarafın basiretli bir iş adamı gibi davranması gerektiği göz önüne alındığında tacirin  iradesinin fesada uğraması için daha somut ve teknik şartların oluşması gerekir. Somut olayda  konusu olan markalar da sicile kayıttı tescilli markalardan olup davacının aleni olan sicil kayıtlarına ulaşması mümkündür. Alenilik ilkesinin sonucu olarak davacının devre konu markaların mahiyetini bilmesi, basiretli bir tacir gibi gerekli araştırmaları yapması gerektiği, davalı ...'nın sözleşmede nitelik taahhüdünde bulunmadığı birlikte değerlendirdiğinde mahkememizce yapılan yargılamada davacının iradesinin fesada uğradığı iddiasının T.T.K m.18/2 uyarınca basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne uygun olmadığı sonucuna varılarak, Davanın REDDİNE, Davalı ..., ...'ın kötüniyet tazminatı taleplerinin REDDİNE\"  karar verilmiştir.Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  dava dilekçesi ekinde ibraz edilen ve yargılama safahatında çokça zikredilen Kadıköy ....Noterliğinin 03.04.2019 Tarihli ... yevmiye nolu Marka Devir Sözleşmesinin yapıldığı tarihte marka sicilinde markaların dava konusu olduğuna ilişkin herhangi bir şerh ve beyan bulunmadığını, Müvekkilinin basiretli bir tacir olarak gerekli araştırmayı yaptığını, marka siciline baktığını ve markaların herhangi bir şekilde dava konusu edildiğine dair şerh ile karşılaşmadığından sözleşmeyi imzaladığını, sözleşmeye konu markaların dava konusu edilmiş olduğu satıcı ... tarafından bilinmesine rağmen işbu hususun müvekkilinden saklandığını, kişilerin kimlik bilgileri ile taraf olduğu dava dosyalarının KVKK nedeniyle üçüncü kişilerce yasal yollardan öğrenilemeyeceğini, Müvekkilinin üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini ancak markaların satım/devir sözleşmesinden önce bir davaya konu edildiğini markaları devraldıktan sonra kendisine yapılan tebligat ile öğrendiğini, Marka siciline işlenen şerh tarihi ile Kadıköy ...Noterliğinin 03.04.2019 Tarihli ... yevmiye nolu sözleşmesinin tarihleri karşılaştırıldığında bu durumun açıkça görüleceğini, müvekkilinin basiretli bir tacir gibi davranmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini,  Müvekkilinin yargılama süresi içerisinde icra takip dosyalarına ilişkin borcun tamamını ödediğini, davanın re'sen  istirdat davasına dönüştüğünü,  kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkilleri hakkında neden dava açıldığını, taraflar kısmında isimlerinin yazılması dışında anlamadıklarını,  dava konusu olan markalar ve marka devir sözleşmesinin tarafı olmadıklarını,  davaya konu sözleşmenin tarafı olmayıp, uyuşmazlık konusu senet sebebiyle açılan takiplerde alacaklı konumunda olup, ticari ilişkinin tarafı olmayan iyiniyetli üçüncü kişiler olduklarını, iyiniyetli olmadıkları hususunun da davacılar tarafından ispat edilemediğini, dava konusu 04.03.2020, 04.04.2020, 04.05.2020 ve 04.06.2020 tarihli senetler ile ilgili yapmış oldukları icra  takibi olmadığını, icra takip dosyalarının hiç bir itirazı kayıt olmaksızın ödendiğini, istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, menfi tespit davasıdır.Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; \" ..Taraflar arasında Kadıköy .... Noterliği'nde 03/04/2019 tarihinde ... yevmiye sayı ile düzenlenerek imzalanmış marka devir sözleşmesinin konusunun ... AŞ adına Turkpatent nezdinde ; ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ...., ..., ..., ..., ...., ....,..., ..., ..., ...., ..., ..... no ile tescilli markaların 1.000-TL karşılığında.Şirketine devri olduğu, Türk Patent Kayıtları incelendiğinde  devir sözleşmesinde yer alan  tüm markaların Türk Patent nezdinde  davacı şirket adına devri ve tescilinin yapılmış olduğunu, Davacının, davalı tarafa Üsküdar .... Noterliğinden 10.07.2019 tarihinde ... yevmiye sayılı ihtarnameyi keşide ederek; \"26.03,2019 tarihinde yapılan satış sözleşmesinde yer alan şartların yerine getirilmediği, bu sözleşmeye ilişkin para ve bonoların kendilerine iadesini talep ettiklerinin  görüldüğünü,  yapılan mali incelemelerde;  davacı şirketin 2019-2020 yıllarına ait ticari defter ve belgelerinin incelendiğini, defterlerin usul ve yasaya uygun tutulduğunu, İlgili davacı şirketin incelenen ticari defterlerinde, dava konusu yapılan senetlere ilişkin olarak şirket hesaplarından yapılan toplam ödemenin 41.116,00 TL olduğu ve Verilen Sipariş Avansları hesabında kayıtlı bulunduğu, sonuç olarak; Dosya kapsamı, davacılardan Vanemed şirketinin ticari defter ve kayıtları üzerinden yapılan incelemeler, dosya İçeriği ve yukarıda yer verdiğimiz tespitler muvacehesinde; Markalarla ilgili bilgilerin yer aldığı Marka Sicilinin, yukarıda anıldığı üzere, \"alenilik\" arz etmesi, buna bağlı olarak, somut işlemde gündeme getirilen markaların hangi sınıfta olduğunun belirlenmesi açısından, satım ve devir İşlemi öncesinde alıcının markalarla ilgili bilgi edinmesinin mümkün bulunması; \"aleniliğin\" bir sonucu olmak üzere, davacı yanın satım ve devre konu edilen markaların mahiyetini bilmesinin mümkün ve hatta TTK md. 18 hükmünde yer bulan esas karşısında gerekli olması, satım ve devir sürecinde satıcının, davacının sağladığı anlamda özel bir \"nitelik taahhüdü\"nde bulunmamış olması hususları gözetilerek, davacı yanı oluşturanın davadaki isteminin kabul koşullarının oluşmadığının düşünüldüğünü, Bundan başka, devir için noterde yapılan işlemde belirtilen devir bedelinin sözleşmede açıklıkla yazılması karşısında, takdirin  yargı makamına ait kalarak, davacının davada andığı bonoların devir işlemi ile ilgili olarak verilip verilmediğinin takdiri de (...a- bonolar üzerinden davacının savını kanıtlayacak nitelikte bir kayıt görülmemekle bu cihetin, b- ilgili davalılar yönünden \"iyiniyetli 3. kişi statüsünün  takdiri yargısal değerlendirmeyi gerektirmekle bu yönün ve c- \"kıymetli evrakın mücerretliği ilkesi\" ile ilgili kanuni konstrüksiyonun mahiyeti de ayrıca  Mahkemece gözetilmek mevkiinde bulunmakla Mahkemeye ait olacağı\" şeklinde rapor sunulmuştur.Somut olayda davalı .... Şti. Yetkilisi olan davalı  ... ile davalı .... A.Ş. Yetkilisi davalı  ... arasında Kadıköy ....Noterliğinin 03.04.2019 Tarihli .... yevmiye nolu  Marka Devir Sözleşmesi imzalandığı,  marka devir sözleşmesi gereği, sözleşmede devrine karar verilen 23 markanın devrine karşılık toplam 480.000 TL bedelli 12 adet senedin davacı  tarafından imzalanarak davalı tarafa teslim edildiği anlaşılmıştır.Davacı vekilinin dava dilekçesinde devrine karar verilen markalar ile üretim yapabilmeleri için markaların 3. Sınıf tescili bulunması gerekirken 3. Sınıf tescilinin bulunmadığı, 5. Sınıf tescilinin bulunduğunu, 5. Sınıf tescil ile markalarının kullanımının ve kremlerinin üretiminin yapılamayacağını, marka devri için verilen 12 adet senet sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, alınan bilirkişi raporuna göre de devri yapılan markaların 5. Sınıfta yer aldığı, davacının markalarının tescilli olmasını istediği sınıfın 3. Sınıf olduğunun tespit edildiği görülmüştür.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, dosya içerisinde bulunan 2019/25383 Esas sayılı icra dosyasının taraflarla ilgisinin bulunmadığı görülmekle, davacı tarafa dosya numarası açıklattırılarak davaya konu icra dosyalarının celbinin sağlanarak, davacının 160.000 TL üzerinden ıslah dilekçesi sunduğu ve harcın bu bedel üzerinden tamamlattırılmasına rağmen, bu miktar dikkate alınarak hangi icra dosyalarına ilişkin menfi tespit talebinde bulunduğunun açıklattırılması ve dosyaların getirtilerek incelenmesi, her bir davalı yönünden ayrı değerlendirme yapılması, 19/09/2017 tarihinde dava konusu markalara ilişkin hükümsüzlük davası açıldığı, sözleşme tarihinin 03/04/2019 Tarihli olduğu, hükümsüzlük davasının  sözleşme  tarihinden önce olduğu bu nedenle dolandırıcılık hususunda HMK 145. Madde gereği, hükümsüzlük davasının delil olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği de gözetilerek, hükümsüzlük dava dosyasının incelenmesi ve Savcılık dosyasının da getirtilerek incelenmesi sonuca göre tüm deliller toplanıp, dilekçeler açıklattırıldıktan sonra değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmakla, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiği kanaatine varılmakla,  Mahkemece verilen karar yerinde olmadığından, HMK 355. Madde gereğince, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin, istinaf başvurusunun  kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı ...  vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2021 tarih, 2020/300 E. 2021/1012 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4e41c27f4ad2dbe7","SID":"879b7a8ea600d87c"}}