{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/626 Esas<br>KARAR NO:2024/1848<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:02/12/2020<br>NUMARASI:2019/145 E. - 2020/429 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Hollanda Ticaret Sicilinde kayıtlı  olduğunu,  şirketin ilk yetkilisi ve müdürü olarak ...'ın atandığını, müvekkilinin Hollanda'da kullandığı  \"...\" markasının  Türkiye'de  ....  no ile  10.08.2018  tarihinde  tescil edildiğini,  şirket müdürü ...'ın  görevden alınması  gündemi ile toplantı  çağrısı yapıldığını , çağrının ...'a 17.08.2018  tarihinde tebliğ edildiğini, ...'ın Den Haag Mahkemesine başvurarak ortaklar kurulunun yapılmasının engellenmesi için dava açtığını , şirketin ortaklar kurulunun 25.08.2018 tarihinde toplandığını ...'ın şirket müdürlüğünden azledildiğini,   ...'ın kendisine kendisinin şirket müdürlüğünden azli ile ortaklar kurulu toplantısı çağrısının yapılmasından üç gün sonra 20.08.2018  tarihinde yetkilileri elinden alınmadan beş gün önce görevini suistimal ederek müvekkiline ait markadan feragat ettiğini,  sonra da  ... no ile 22.11.2018  tarihinde aynı marka için kedisinin hakim ortak ve yetkilisi olduğu davalı şirket adına başvuruda bulunduğunu hakkında  suç duyurusunda bulunulduğunu,   yapılan feragat işleminde görev suistimali ve yetkinin kötüye kullanılması söz konusu olduğundan bu  işlemin ve davalı şirket adına  yapılan tescilin geçersiz olduğunu beyanla , davalının ... nolu ... markasının hükümsüzlüğüne,... nolu marka için feragat işleminin hükümsüzlüğünün tespiti ve işleminin iptali  ile şekilli ... unvanlı markanın müvekkili şirket adına tesciline  ve öncelikle davalının markayı kullanmasının önlenmesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. ...Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin ortağı ve yetkilisi ...'ın ABD’nin ünlü pizzacılarından olan “...” veya diğer ismiyle “....” şirketinin kurucusu ile 2009 yılında bir iş ortaklığı kurduğunu, bu  kapsamda, Türkiye ve Avrupa’daki fikri mülkiyet haklarının, münhasıran, ...’a tanındığını,  tanınan haklara dayalı olarak, Müvekkili Şirketin 2009 yılında, restoran faaliyetlerinde bulunmak üzere kurulduğunu İstanbul’daki şube sayısını üçe yükselttiğini, müvekkili şirketin  sahip olduğu “...Türkiye”, 10 (on) yılı aşkın bir süredir, İstanbul’da hizmet verdiğini ve ciddi bir tanınırlık düzeyine ulaştığını, müvekkili şirketin  İstanbul’da yürütmekte olduğu pizzacılık işinin bir tezahürü olarak, 2009 yılından bu yana, TPMK nezdinde, 8 (sekiz) marka tescil ettirdiğini, bu kapsamda, özellikle, 09.06.2009 tarihinden beri koruma altında bulunan, .... tescil numarası ile 30.06.2010 tarihi itibariyle 30. ve 43. Nice sınıflarında tescilli olan logo, 2017 yılında kurulan davacı şirketin kullandığı logonun neredeyse hemen hemen aynısı olduğunu,“....” isimli restoranının, Türkiye’de gösterdiği başarının bir yansıması olarak, Avrupa’da da faaliyet göstermek üzere ..., .... ve .... tarafından, 16.11.2017 tarihinde davacı şirketin kurulduğunu, şirket kurulurken, Türkiye’de hâlihazırda, müvekkili Şirket’in sahip olduğu “....” isimli restoran ile aynı menüye ve konsepte sahip bir pizzacı açılma amacı güdüldüğünden, “....” isminin türetilerek “...” isminin kullanıldığını ve  “....”nın  logosunun türetilerek hemen hemen aynısı olan yeni bir logo yaratılıp kullanılmaya başlanıldığını, davacı şirketin  yalnızca Hollanda’da faaliyet göstermek amacıyla kurulduğunu, müvekkili şirketin on yıldan beri İstanbul’da başarılı bir şekilde ticari faaliyetini sürdüren restoranın markasından, logosundan ve tariflerinden varlık bulduğunu, değişen ortaklık yapısı sonrası başta kararlaştırılanın aksine, şirket müdürlüğünü ...’dan aldıklarını,  davacı şirketin bu markanın gerçek sahibi olmadığı için bu davayı açma hakkı bulunmadığını, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini,  davacı şirketin herhangi bir isim hakkına veya lisansa sahip  olmadığını,  markanın Türkiye’de kullanılmasına ilişkin izni alan ve Türkiye’de bütün gerekli tescilleri yaptırarak bu markayı kullanan tarafın müvekkili şirket olduğunu davacı Şirketin , ... markasını ve 2009’dan bu yana çok benzer logoları kullanan müvekkil şirket yetkilisi ...’ın vermiş olduğu izin dâhilinde, bu markayı ve logoyu kullanmakta iken; markanın asıl sahibi olan Amerika Birleşik Devletleri’nde kurulu şirketin uyarısı üzerine ve müvekkil şirketin 2009 yılından kullandığı marka ile iltibas yaratması nedeniyle şirket yetkilisi ... 'ın yetkileri dahilinde markadan feragat etmek zorunda kaldığını, markadan feragat talebinin zorunluluktan kaynaklandığından bahisle usul ve esas açısından haksız ve kötü niyetleniyetle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili istinaf  dilekçesinde özetle;  davalının daha önce benzer markaları kendi adına tescil ettirmiş olduğu ve bu nedenle gerçek hak sahibi  olduğunun kabul edilemeyeceğini, markanın ilk defa müvekkili adına tescil edildiğini, gerçek hak sahibi olduğunu iddia edenin  dava açıp hükümsüzlük ve adına tescil kararı alması gerektiğini, davalı şirket yetkilisinin yaptığı feragat işleminin  yetkisiz ve kötü niyetli olduğunu, ...'ın  markanın tescilinden 10 gün sonra feragat ederek markayı kendisinin hakim ortak ve yetkili olduğu davalı şirket adına tescil ettirdiğini  davalı şirket adına yapılan tescilin  geçersiz olduğunu, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.  <br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava marka hükümsüzlüğü , marka hakkından feragatin geçersizliğinin tespiti talebine ilişkindir. Davacı vekili,  görevden azledilen davacı şirket yetkilisi ...'ın azlinden kısa süre önce  şirket adına tescilli markadan   feragat işlemi yaptığını ve aynı markayı davalı şirket adına  tescil ettirdiğini , yapılan işlemin görevin kötüye kullanılması ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu beyanla  ... tescil nolu ... markasının hükümsüzlüğünün tespiti ile sicilden terkinine, .... nolu marka için yapılan feragat işleminin hükümsüzlüğünün tespiti ve işleminin iptali  ile şekilli ... unvanlı markanın müvekkili şirket adına tesciline  kararı verilmesini talep etmiştir.Türk Patent Ve Marka Kurumu kayıtlarına  göre,  hükümsüzlüğü talep edilen  ... tescil numaralı \"... .. \" ibareli markanın 30 ve 43. Sınıflarda davalı şirket adına 22.11.2018  tarihinde tescil edildiği,  .... tescil numaralı \"... +şekil \" ibareli markanın 30 ve 43. Sınıflarda davacı şirket adına  01.03.2018  tarihinde tescil edildiği , 19.09.2018 tarihinde iptal başvurusunda bulunulduğu  anlaşılmıştır. Davalı adına tescilli diğer markalar ; 2009 tarihli ( bisiklete binmiş frak giysili melon şapkalı adam figürü) şekil markası, 2010 yılında “....”, 2011 yılında “...” ve 2016 yılında  “....” ve \" .... \" markalarının  davalı tarafından tescil konusu edildiği anlaşılmaktadır. 30.03.2020  tarihli bilirkişi raporunda özetle;\"...Davalı şirket adına 30 ve 43. sınıflarda ... tescil no ile tescilli ...  markasının asli unsurları üzerinde davalının gerçek hak sahibi olduğu, davalının... tescil no’lu markanın asli unsurları ile benzerlik taşıyan ve karıştırılma ihtimaline yol açacak şekilde yakınlık gösteren markaları davacıdan önce tescil ettirmiş olduğu, Mahkemece; Doktrindeki katıldığımız görüş benimsenirse, sonraki tescilin, doğrudan davacının eski yöneticisi olan ... (Şirket Müdürü/Yetkilisi) tarafından gerçekleştirilmesi, bu şahsın SMK m.6/2 anlamında 3. kişi (ticari temsilci/vekil olmayıp şirketin organı olması) konumunda olmaması, sonraki tescilin, davacının acentesi, tek satıcısı, distribütörü, bayisi vs. adına ve hesabına değil, tamamen ayrık  bir şirket konumunda olan davalı ad ve hesabına  yapılması gerekçeleri ile somut olayda davalı aleyhine SMK m.6/2’ye dayalı hükümsüzlük sebebinin uygulanmayabileceği; katıldığımız görüşün aksi yöndeki görüş benimsenerek, ....’ın şirket müdürü sıfatıyla SMK m.6/2’ye tabi olduğu kabul edilebileceği; ancak somut olaya SMK m.6/2’nin uygulanması uygun görüldüğünde dahi dava konusu marka unsurları üzerinde gerçek hak sahipliğinin ve öncelik hakkının yine davalıda olduğunun dikkate alınabileceği; dava konusu markanın asli ve ayırt edici unsurları/bu unsurların benzerleri üzerinde davalının öncelik hakkının bulunması sebebiyle davalı şirket adına ...’ın yaptığı tescilin kötüniyetli sayılmayabileceği; dosya içeriğindeki belgelerde görülen davacı şirket yapısındaki uyuşmazlıkların başka bir davanın (yönetim kurulu üyesinin/müdürün hukuki sorumluluğuna ilişkin) konusu olabileceği; dosya içeriğindeki belgelerden davalı adına yapılan tescilin kötüniyetli olduğuna ilişkin yeterli delil sunulamadığı, davalı aleyhine SMK m.5 ve m.6 hükümlerinde (özellikle m.6/2 ve m.6/9 hükümlerinde) yer alan hükümsüzlük sebeplerinin oluşmadığı...\" belirtilmiştir.Türk Marka Hukukunda “tescilde öncelik ve teklik ilkesi” geçerlidir. Yasa koyucu bu yolla piyasada aynı veya benzer mal ve hizmetler için mükerrer markanın varlığını önleyerek; bir yandan, önceki markaya yapılan yatırımı korurken diğer yandan da nihai alıcı olan tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmetin kökeni konusunda yanıltılmalarını önleyerek korunmalarını amaçlamıştır. Öte yandan Türk Marka Hukukunda “gerçek hak sahipliği ilkesi” de benimsenmiştir. Buna göre, bir markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi, marka üzerinde gerçek hak sahibidir. Bu ilke uyarınca SMK 6/3. ( 556 sayılı KHK'nın 8/3)  maddesine göre, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine, maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6134 - 2015/13829).Somut olayda , davalı adına crust esas unsurlu ve davacı markasındaki şekil unsurun ayırt edilemeyecek derecede benzerini içeren aynı sınıflarda  önceki tarihli tescilli markaların bulunduğu bu nedenle davalının ibare üzerinde öncelik hakkı sahibi olduğu, davalı   şirketin ortağı ve imza yetkilisi ...'ın  davacı şirketi diğer ortakları ile kurduğu, şirketin yetkili temsilcisiyken ortaklık yapısının değişmesi ile ...'ın  şirket yetkilisi görevinden alındığı , davalı adına tescilli ve pizza restoran işletmeciliğinde kullanılan ... markasının Hollanda'da aynı ticari faaliyetin yürütülmesi için kurulan davacı şirket adına tescilinin davalı şirket ortağı olan ...'ın muvafakati ile sağlandığı , davacı şirket  temsilciliğinden uzaklaştırılan   ...'ın davacı adına tescil edilen markadan yetkisinin kaldırılmasından kısa süre önce davacı şirketin yetkili organınca  bu yönde alınmış bir karar olmaksızın , şirket yönetiminden habersiz şekilde feragat ettiği , bu feragat işleminin \" Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" şeklinde düzenlenen TMK 2.maddesindeki dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, bu nedenle yapılan işlemin hukuken geçerliliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Marka üzerinde öncelik hakkı bulunduğunu öne süren davalının  bu doğrultuda ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğünü yasal yollarla  talep etmesi gerekirken hukuka aykırı olarak temsilcisi eliyle feragat işlemi yaparak  bu markanın aynısını kendi adına tescil hakkı bulunmadığı gibi yapılan işlemin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması nedeniyle davalı adına yapılan tescilin kötüniyetli tescil olarak kabul edilmesi ve SMK 5/ç 6/9 maddeleri gereği  hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince davanın kabulü yerine yasal ve yeterli gerekçeye dayalı olmayan davanın reddi yönündeki kararın isabetli olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olduğu  sonucuna varılmıştır.  Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne, davacı adına tescilli ... nolu marka için yapılan feragat işleminin hükümsüzlüğünün tespiti ile, davalı adına tescilli  ... tescil numaralı \"... + şekil \" ibareli  30 ve 43. Sınıflarda tescilli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin  KABULÜ ile,2- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/12/2020 tarih, 2019/145 E., 2020/429 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KABULÜNE, -Davacı adına tescilli ... nolu marka için yapılan feragat işleminin hükümsüzlüğünün tespiti ile , davalı adına tescilli  2018/105671 tescil numaralı \"... + şekil \" ibareli  30 ve 43. Sınıflarda tescilli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile 383,2‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 44,40 TL başvurma harcı, 44,40 peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı, 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 198,40 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.543,6‬0 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 87,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 249,1‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 07/11/2024<br>MUHALEFET ŞERHİ:Davaya konu, hükümsüzlüğü istenen ... başvuru numaralı \"... \" ibareli  30 ve 43. Sınıflarda tescilli marka üzerinde davalı şirketin gerçek hak sahibi olduğunun, dosya kapsamına sunulan deliller ile sabit olduğu, davacı adına tescil ettirilmeden daha önce ... ibareli ve şekil unsurlu markaların davalı adına tescilli olduğu ve davalı şirketin bu markalar ile  Türkiye'de faaliyette bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı şirketin Hollanda menşeili olduğu, davalı şirket yetkilisi ...'ın da Hollanda da mukim şirketin ortağı olduğu, Hollanda'da  faaliyet göstermek üzere davacı şirketin kurulduğu, davacı şirketin Türkiye'de ihtilafa konu marka dışında tescilli başka markasının ve faaliyetinin bulunmadığı, marka üzerinde gerçek hak sahipliğinin bulunmadığı, ülkesellik prensibi gereğince de Türkiye'de  ileri sürebileceği bir hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Davalı şirket yetkilisi ...'ın, markanın davacı şirket adına 22/11/2018 tarihinde tescili ve 19/09/2018 tarihinde iptal başvurusu sırasında aynı zamanda davacı şirketin de yetkilisi olduğu, davacı şirketteki yetkisinin daha sonra  kaldırıldığı ve yetkisinin kötüye kullanıldığı ileri sürülmüştür. Şirket temsil yetkisinin kötüye kullanılması ve markanın hükümsüzlüğüne ilişkin iddiaların farklı yasal düzenlemelere tabi olması nedeniyle ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Temsil yetkisinin kötüye kullanıldığına ilişkin iddia şirket Hollanda'da tescilli olduğundan Hollanda mevzuatına tabidir.Her ne kadar 6769 Sayılı SMK 6/2 maddesinde; \"Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. \" hükmü ve SMK 10. Madde de; \"Marka sahibinin izni olmadan markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ticari vekil veya temsilci adına tescilinin yapılması halinde, ticari vekil veya temsilcinin haklı bir sebebi yoksa marka sahibi mahkemeden, markasının kullanımının yasaklanmasını talep edebileceği gibi tescilin kendisine devredilmesini de talep edebilir.\" hükmü düzenlenmişse de, markanın tescil önceliği ve gerçek hak sahipliğinin davalı şirkete ait olduğu, davalı adına tescilin  haklı bir sebebe dayanmadığının ileri sürülemeyeceği, davacı şirketin markanın hükümsüzlüğü yönünden Türkiye'de ileri sürebileceği, tescil ve gerçek hak sahipliğine dayalı bir hakkının bulunmadığı, davanın reddine ilişkin mahkeme kararının yerinde olduğu kanaatinde olduğumdan, sayın heyet çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae8c0a2b03437803","SID":"58985f2390213472"}}