{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/308 Esas  - 2024/1087 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/308 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1087<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t      ...<br>KATİP\t\t: ...\t    ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/757 Esas 2020/683Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALILAR \t:<br>DAVA\t: Şirketin Feshi Ve  Tasfiyesi<br>DAVA TARİHİ\t: 26/12/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 10/10/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki şirketin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;   davalı şirketin 24/03/2005 tarihinde kurulduğunu, davacının 07/11/2017 tarihinde şirkete ortak olduğunu, şirket müdürlüğüne ... ile ...'nin seçildiğini, TTK'nun 617.maddesi uyarınca, limited şirketlerde genel kurulu toplantıya davet etme görev ve yetkisinin kural olarak şirket müdürüne, birden fazla şirket müdürü olması halinde ise müdürler kuruluna ait olduğunu ve olağan genel kurul toplantısının, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren 3 ay içinde yapılması gerektiğini, TTK'nun 636. maddesinin ikinci fıkrasında limited şirketlerin hangi hallerde sona ereceğinin hüküm altına alındığını, somut olayda, ortaklarından birinin de davacı olduğu şirketin, uzun zamandır genel kurulu toplamadığını ve herhangi bir toplantı düzenlemediğini, şirketin organlarının çalışamaz hale geldiğini, bunun yanı sıra şirket ortağı olan davacının bu sıfatı nedeniyle haiz olduğu ana hakkı olan bilgi alma ve inceleme hakkının da yerine getirilmesinin engellendiğini, dolayısıyla ortaklar arasında güven ilişkisi zedelendiğinden ortaklık ilişkisinin devamının da çekilemez bir hal aldığını, davacının, şirketin feshine son çare olarak başvurduğunu, daha önce Ankara Asliye 4.Ticaret Mahkemesinin 2014/1012 esasına kayıtla yapılan yargılama sonucunda davacının şirket ortaklığından çıkmasını gerektirir haklı bir sebep olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, söz konusu davanın 2014 yılında açılıp, 2015 yılında karara bağlandığını, o zamanki hukuki durumla, günümüzdeki hukuki durumun aynı olmadığını, bu davanın açılışı ile günümüz arasında 5 yıl bulunduğunu ve bu 5 yıl boyunca da şirketin genel kurulunun halen toplanmadığını, davacının, şirketin ismi ve niteliği kullanılarak paravan bir firma üzerinden şirket ortaklarının web sitesi üzerinden faaliyet gösterdiğini  tespit etmiş olup, tüm bunlara ilişkin ayrıca dava açma hazırlığında olduklarını, davalıların, davacının, şirket ortaklığından doğan bilgi alma ve inceleme hakkının dahi  engellendiğini iddia ederek davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalıya usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya karşı cevap vermemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacı taraf işbu davada haklı fesih sebebi olarak 2012 yılından bu yana genel kurul toplantısı yapmama, organları bakımından hiçbir karar ve işlem yapmama, şirket müdürleri tarafından 2012 yılından bu yana müvekkiline şirkete ait hesap ve şirketin faaliyetleri hakkında bilgi verilmeme, hususlarına dayandırdığı, TTK'nun 437. maddesi metni nazara alındığında ortağın şirkete bilgi almak için başvurabileceği, 5. bendinde bilgi alma ve inceleme istemlerinin cevapsız bırakılması veya haksız olarak reddedilmesi durumunda da yapılacak hususların belirtildiği,  bu hususun şirketin haklı nedenle feshi sebebi veya haklı olarak ortaklıktan çıkma sebebi olamayacağı, diğer sebep olarak 2012 yılından bu yana genel kurul toplantısı yapmama, organları bakımından karar ve işlem yapmamaya dayanıldığı, bu hususun şirketin haklı nedenle feshi sebebi veya haklı olarak ortaklıktan çıkma sebebi olamayacağı, genel kurul toplantısı yapılması için şirket müdürü toplantıya çağrı yapacak ise de TTK'nun 411 ve 412 maddesinde ortakların da toplantı için izlenecek  yol  açısından düzenlemelerin bulunduğu, bu sebebin tek başına haklı nedenle fesih sebebi sayılamayacağı, olayda TTK'nun 636/2. bendindeki koşulların da oluşmadığı, güven ilişkisinin zedelendiği iddia edilmiş ise de, bu iddianın uzun zamandır, toplantıların yapılmaması, organların çalışamaz hale gelmesi ve bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesine dayandırıldığı, toplantı yapılmama ve bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesi hususlarına ilişkin yukarıda gerekçelendirilmenin yapıldığı, davacı tanığın, davacının kardeşi olup, beyan içeriği ve dosya kapsamı itibarıyla güven ilişkisinin zedelendiğini hususunu kanıtlar nitelikte görülmediği, dosya kapsamı itibarıyla güven ilişkisinin zedelendiği hususunun kanıtlanmadığı, ayrıca dayanılan sebepler itibariyle  şirket defterlerinin incelenmesinin sonuca etkili olamayacağı, şirketin fesih ve tasfiye davasının şirketin hasım gösterilerek açılması gerektiği, ortaklara husumet yöneltilemeyeceği, bu nedenle davalı gerçek kişilerin davada taraf sıfatlarının bulunmadığı gerekçeleriyle davalı ... ve ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin uzun zamandır genel kurulunun toplanmadığını ve herhangi bir toplantı düzenlenmediğini, şirket organlarının çalışamaz hale geldiğini, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğini, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğini, şirketin fesih için haklı nedenlerin gerçekleştiğini, ortaklar açısından şirketin devamının imkansız hale geldiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; davalı limited şirketin haklı nedenlerle feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; şirketin ... adresinde faaliyet göstermek üzere 202909 sicil numarası ile 25/03/2005 tarihinde ticaret sicile tescil edildiği, halihazırda ortaklarının davacı ile davalı şahıslar olup 03/12/2012 tarihli karara göre 20 yıl süre ile münferiden ... ve ...'nin temsile yetkili kılındığı anlaşılmıştır.<br>\tDavacı yanca, davalı şirketin genel kurul toplantılarının uzun süredir yapılmadığı, bilgi alma hakkının engellendiği, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği, diğer ortaklarca davalı şirketin isim ve niteliği kullanılarak paravan bir firma üzerinden işlemler yapıldığı iddiasıyla davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemiyle şirket ve diğer ortaklara karşı eldeki dava açılmış, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davalı ... ve ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir. <br>\t6102 sayılı TTK'nın 636/(3) maddesinde \"Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemede şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağı payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağı şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.\"  şeklinde düzenleme mevcuttur.<br>\tTTK’nun da Limited şirkette haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplere de örnek madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin  TTK 531. Maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldiği ifade edilmiştir. <br>\tDoktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında \"şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması,\" \"şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması,\" \"şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi,\" \"azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması,\" \"azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi\" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. <br>\tHakim her somut olayda haklı sebep bunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. <br>\tÇamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. <br>\tLimited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir. <br>\tHaklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteği   ve ortaya çıkardığı sonuçlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir. <br>Türk yargı kararlarında ise; Haklı sebep objektif veya sübjektif olabilir. Ana öge ortaya çıkan sebebin ortaklığın yaşamasını imkânsız hale getirmesidir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilebilir.<br>\tDoktrinde haklı  sebeple fesih için, şirketin kötü yönetilmesi, pay sahipleri arasında anlaşma ve uzlaşma imkanının kalmaması, pay sahiplerinin haksız ve keyfi olarak farklı muameleye tabi tutulmaları, şirketin amacına hizmet etmemesi, kar dağıtmayarak ortakları açlığa mahkum etmek, şirket imkanlarının çoğunluk pay sahiplerine tahsisi, çoğunluğun hakim olduğu diğer şirketlere şirket imkanlarının kaydırılması,  şirket imkanlarının yanlış kullanılması ve israfı, genel kurul ve yönetim kurulunun kilitlenmesi sürekli olarak gereksiz yere toplantıya çağrılması, azlığa karşı manevi güç ve baskı uygulamak, azlığın meşru taleplerinin sürekli ret edilmesi, pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetlerinin ortadan kalması şeklinde örneklemeler” yapıldığı görülmektedir.<br>\tDoktrinde haklı sebeplerin görünüm biçimlerini \"çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasına ilişkin sebepler\", \"kişisel sebepler\" ve \"ortaklığa ilişkin sebepler\" olarak üç büyük gruba ayırdıkları ve örneğin eşitlik veya hakların sakınılarak kullanılması gibi azınlığın korunmasına ilişkin temel ilkelerin ihlalini, pay sahiplerinin mali nitelikteki ve/veya yönetime katılma haklarını ihlal eden uygulamaları, pay sahibinin kişisel uyuşmazlık çıkarmasını veya bazen onun kişiliğinde diyelim iflas, ölüm, kısıtlanma gibi gerçekleşen bazı nedenleri, ortaksal yükümlülüklerin ihlalini, pay sahiplerinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranılmasını,  taraflar arasında imzalanmış  bulunan pay sahipleri sözleşmesinin ihlalini,  nihayet şirketin kötü yönetilmesini, amacını elde etmesinin olanaksızlaşmasını ve/veya organlarının karar alma yeteneğini yitirmesini haklı sebebe örnek olarak verdikleri gözlemlenmektedir (Ömer Teoman, Yaşayan Ticaret Hukuki Mütalaalar 15. Kitap 2012-2013, s. 294).<br>\tHakim fesih talep eden ortağın veya ortakların menfaati ile fesih halinde zedelenmesi muhtemel bütün menfaatleri karşılaştırmalıdır.<br>\tKanunda tanımlanmadığına göre hâkim TMK 4. maddesi çerçevesinde her somut olayda haklı sebebin varlığını takdir edecektir. <br>\tSomut olay adaleti gerçekliği ile şirketin yapısı ortaklığın işlevsel halini gözeterek vakıaların haklı sebep düzeyine ulaşıp ulaşmadığını araştırıp takdir etmelidir. Takdir hakkının sınırının kanuni dayanağın amacı ile uygun kullanılması gerekir. Diğer taraftan, hâkim bu değerlendirmeyi yaparken fesih davası açmanın davacı ortaklar için en son çare olup olmadığını da denetlemelidir. <br>\tÖrneğin; çekişmeyi yaratan genel kurul kararı aleyhine iptal  davası açma imkanı varsa veya ortaklık esas sözleşmesinde başka bir hukuki olanağın kullanılması mümkün iken bu yola gidilmeden fesih davası açılması, davanın reddini gerektirebilir. <br>\tBu nedenle fesih davasının ikincil dava ve son çare olduğu da söylenebilir<br>Yasaman; Federal Mahkemenin 50 yıllık uygulamasında haklı sebeple fesih davasının en son çare olarak düşünülmesi gerektiği, azınlığın ortaklıklar hukuku çerçevesinde bütün imkanlarını kullanarak hakkını kullanması gerektiği, bütün bunlara rağmen bir sonuç alamıyorsa ortaklığın feshinin istenebileceği yolunda kararların istikrar kazandığını belirtmektedir (Hamdi Yasaman, Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi, s. 716-717).<br>\tHaklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Yargıtay 11. HD 6/2/2014 gün ve E:2012/9510  K:2014/2041 sayılı Karar).<br>\tSomut olaya gelince, taraflar arasında, davacının, davalı şirket ortağı olduğu hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayıp, uyuşmazlık, limited şirketin haklı sebeple fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, şirketin diğer ortaklarına husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği  hususlarından kaynaklanmakta olup, TTK'nun  bilgi alma ve inceleme hakkı başlıklı  437.maddesinde; ortağın şirkete bilgi almak için başvurabileceği, bilgi alma ve inceleme istemlerinin cevapsız bırakılması veya haksız olarak reddedilmesi durumunda da yapılacak hususların belirtilmiş olup, söz konusu hususun şirketin haklı nedenle feshi sebebi veya haklı olarak ortaklıktan çıkma sebebi olamayacağı, yine TTK'nun 411 ve 412. Maddesi hükümleri gözetildiğinde genel kurul toplantılarının yapılmamış olmasının tek başına haklı nedenle fesih sebebi sayılamayacağı, taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelenme sebebi olarak gösterilen şirketin uzun zamandır toplantıların yapılmaması, şirketin organların çalışamaz hale gelmesi ve bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesine ilişkin hususların da tek başına ortaklar arasında güven ilişkisini zedelediğini kabule yeterli olmadığı, fesih ve tasfiye davasında husumetin şirkete yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olup, şirket ortaklarına husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/10/2024<br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                            Üye - ...                 Zabıt Katibi -...<br>...              ...       ...                 ...<br>    Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06ba4e9f000a12b8","SID":"b5fb2bd8fa547408"}}