{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/1416 Esas<br>KARAR NO:2024/1850<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:26/06/2024<br>NUMARASI:2023/233 E. - 2024/173 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Manevi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının \"...\" ibareli ... nolu markanın sahibi olduğunu, markasının tanınmış marka olduğunu, davalı firmanın ...no ile \"...\" markasını tescil ettirdiğini, davalı kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, bu kapsamda eylemlerin tespiti, önlenmesi, durdurulması, ... ibaresinin kullanımının engellenmesi için tedbir kararı verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline, davalı adına tescilli ... nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraf marka ve logolarının farklı olduğunu, ... ibaresinin coğrafi bir terim olduğunu, TPE nezdinde tescilli 10 farklı ...ibareli tescil olduğunu, faaliyet alanlarının farklı olduğunu,  Müvekkiline ait ... numaralı ... markasının; yazı, şekil, faaliyet alanı bakımından davacı yanın markasıyla hiçbir benzerliğinin bulunmadığını,  davacı yanın bahsetmiş olduğu internet sitesi {...) ve ..., Şti ile müvekkilinin bir bağlantısının olmadığını,Davacı yanın markasının tescil tarihi ile müvekkili davalının tescil başvurusu arasında 1 sene kadar süre olduğu ve bu sürede davacı markasının tanınmış bir hale gelmesinin hayatın olağan akışına ters olduğunu,davanın reddi gerektiğini bildirdikleri anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \" davanın reddine\" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarındaki ortak olan \"...\" kelimesi zayıf marka olmadığını, ayırt  ediciliği ve buna bağlı olarak koruma alının düşük olmadığını, taraf markalarındaki \"Y\" harflerinin benzerliği dahi davanın haklılığını ortaya koyduğunu, davalının markasındaki \"Y\" harfinin, kendi markasını davacının markasına benzetmeyi amaçladığının açıkça ortada olduğunu, müvekkili markasının tanınmışlığının ispatlanamadığına ilişkin tespit hatalı olduğunu,  bu tespitin nasıl ve hangi kriterlere göre yapıldığına ilişkin hiçbir somut gerekçe bulunmadığını, müvekkili markası Türk Standartları Enstitüsü tesciline sahip, yurtdışına ihraç edilen ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nın onlarca projesinde tercih edilmiş bir marka olduğunu, müvekkilinin markasının kullanıldığı malları özelliği gereği Türkiye çapında ve uluslararası çapta tercih edilip kullanıldığını, Taraflara ait iki markanın asıl unsuru \"...\" ibaresi olduğunu,  davalının \"...\" kelimesinin müvekkili markasını taklit etmek için asıl markanın önüne anlamsız bir nitelikte getirildiğini ve bu şekilde markanın tescil başvurusunun kabulünün amaçlandığını,  \"...\" ibaresi,  müvekkili markasından ayırt edilmeyi sağlamaya yeterli olmadığını, davalının marka kullanımı müvekkili markasının serisi olarak algılanacağını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda hatalı tespitler yapıldığını, müvekkili markasındaki \"...\" kelimesinin küçük harflerle, davalının markasındaki \"... kelimesinin ise büyük harflerle yazılmış olmasının ayırt edicilik sağlayan unsurlardan biri olduğunun belirtildiğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, ayırt edicilik unsuru bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilmeden, sadece markanın ne kadar tanınmış olduğu tespit ve değerlendirmelere dayalı mahkeme kararı hatalı olduğundan istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir. <br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, manevi tazminat   ve markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.Davacı kendisine ait  \"...\" ibareli  markasına davalıya ait  \"...\" ibareli marka ile tecavüz oluştuğunu ileri sürmüştür. TPMK  kayıtlarına göre,  ... tescil numaralı \"...  ’’ ibareli markanın  11. sınıfla davacı adına tescilli olduğu, ... tescil numaralı \"...’’ ibareli  markanın  ise 6, 7, 8, 11, 17, 19 ve 20, sınıfta davalı adına tescilli olduğu görülmektedir. Mahkemece 10/10/2019 tarih,  2018/135 E. - 2019/389 K. Sayılı karar ile   davanın reddine karar verilmiş, dairemizin 2020/1782 E., 2023/1214 K. Sayılı kararı ile, \" davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, taraf markalarının tescilli oldukları bir kısım emtialarda ayniyet, bazı emtia grupları yönünden benzerlik bulunduğu , ... ibaresinin  markaların tescil sınıfları itibarıyla ayırt edici olduğu, bilirkişi raporundaki hatalı görüş benimsenerek davanın reddine karar verilmesinin  yerinde olmadığı,  yeni bir bilirkişi raporu alınarak hükümsüzlük koşullarının değerlendirilmesi,  varsa davacı tarafın marka hakkına tecavüz eden kullanımların tespiti önlenmesi , durdurulması ve manevi tazminat istemleri yönünden delil tespiti talebi de olmasına rağmen davacı delillerinin toplanmadığı, yetersiz bilirkişi raporu ile eksik incelemeye dayalı  davanın reddine karar verildiği \" gerekçesi ile kaldırılmıştır.Mahkemece Bilirkişi heyetinden rapor alınmış,   02.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda ; \"Davacı markasının görseline yer verilen logo, coğrafi yer tarif eden “..” kelimesinin ön plana konulması ile oluşturulduğunu  ön plana çıkan kelimenin  “...” ibaresi olsa da arka planda kalan ancak markanın özgünlüğünü arttıran ve markanın kullanılacak olduğu mal ve hizmet sektörüne ışık tutacak olan “su armatörleri” ibaresi de kullanılmak suretiyle markada  bütün olarak kullanılan kelimelerin yazı ve karakterleri, kullanılan harfler ve renkleri, kendine özgür bir karakter yaratmış olduğunu,  “a” harfini çevreleyen mavi, kırmızı ve sarın renklerden oluşan hilal işaretlerinin ise markanın ayırt edicilik özelliğini arttırdığını , “...” kelimesindeki “y” harfinin  kullanım şeklinin diğer markalardan ayırt edicilik derecesini belirleyecek en önemli özelliği olduğunu , davalı markasının  ise tamamı büyük harflerden oluşan “...” kelime grubundan oluştuğunu , farklı yazı karakterleri, farklı renkler, harflerin büyük-küçük olmasıyla beraber “...” kelimesinin ortak olduğunu ,ancak ... kelimesininde  ön planda olduğunu  markanın temel unsuru sayılabileceğini,  tescilli davalı kullanımının tüketiciler nazarında karıştırılmaya sebebiyet vermeyeceğini , görsel, işitsel ve fonetik ahenk ile hepsinin oluşturduğu genel izlenim, markalar arasında karıştırılma tehlikesi yaratmadığını,  davalının markayı  “y” harfinin sağ tarafa yatık şekilde ve davacı markası ile aynı eğimde olacak şekilde kullanılması halinde  benzerlik ve bu itibarla da karıştırılma ihtimalinin arttığını, kullanım delili olarak gösterilen fotoğraflardaki su armatürleri ve bataryalar ile bunların ambalajlarında ... markasal kullanımı olduğunu ancak  davalı şirketin dava dışı ... Ltd. Şt. ile ilişkisinin  tespit edilemediği\" belirtilmiştir.  Somut olayda; dairemizin yukarıda özetlenen karar gerekçesinde belirtildiği üzere, önceki  01.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda taraf markalarının tescilli oldukları 11. Sınıfta yer alan bir kısım emtialarda ( sıhhi tesisat vitrifiye ürünleri, musluklar, tuş takımları, klozet iç takımları, banyo- duş takımları, küvetler, evyeler, lavabolar) ayniyet, bazı emtia grupları yönünden benzerlik (6. Sınıfta metalden mamul sıvı veya gaz nakli amaçlı borular ve 20. Sınıfta \"ahşap veya sentetik malzemelerden mamul hırdavat (nalburiye) eşyası, açma kapama tertibatları.) bulunduğu, ... ibaresinin  markaların tescil sınıfları itibarıyla ayırt edici olduğu, her iki markanın asli unsurunu oluşturduğu, taraf markalarında yer alan diğer unsurların markalara ayırt edicilik kattığı yönündeki  bilirkişi raporunun yerinde olmadığı,  davacı markasındaki  su armatürleri ve davalı markasındaki ... ibaresinin tali unsurlar oldukları,  tüketici algısında  markadaki kelime unsurunun daha çok akılda kaldığı , davacı markasında ... kelimesinin önündeki renkli halkalardan oluşan şekil ve  ... ibaresi içindeki \"y\" harfinin kaligrafik olarak ve farklı renkte dizayn edilmesi ile davalı markasının tamamı büyük harflerden oluşan düz karakterle yazılmış olmasının ve içerdikleri tali unsurların markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı , davalı markasına ayırt edicilik kazandırmadığı, markaların ayniyet teşkil eden \".... \" ibaresinden oluşan esas unsurları karşılaştırıldığında  taraf markaları arasında görsel işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu ancak  davacı tarafça markasının tanınmış marka olduğu ileri sürülmüş ve tanınmışlık iddiası istinaf sebebi yapılmışsa da, davacının markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, kanaatine varılmıştır. Tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, işaretlerin benzerliği yanında sınıfsal benzerliğinde söz konusu olduğu, bu durum karşısında ortalama tüketici nezdinde davalının markasının davacı markasının farklı kullanımı, serisi olarak algılanma, işletmeler arasında bağlantı kurma dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu bu nedenle davalı markasının SMK 6/1 ve 25/1 maddesi gereğince kısmen hükümsüz kılınması gerektiği,mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna dayalı davanın reddi kararının  hukuka uygun olmadığı  anlaşılmıştır. Ayrıca , Yargıtay uygulaması ile yerleşik olduğu üzere  gerekçeli kararda marka görsellerine yer verilmesi HMK 297. Maddesi kapsamında  usule uygun olmayıp  mahkeme gerekçeli kararının usul ve yasaya uygun düzenlenmemesi doğru görülmemiştir. Marka hakkına tecavüz iddiasına gelince, davacının tecavüz fiilinin kanıtı olarak gösterdiği,   dava dilekçesine ekli dava dışı başka bir firma (..şti.) tarafından yurt dışına  satışı yapıldığı belirtilen ürünlerdeki kullanımlarla davalının irtibatlı olduğuna dair somut delil sunulmadığı bu nedenle ispatlanamayan marka hakkına tecavüz davasının reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında; marka hükümsüzlüğü davasının kısmen  kabulüne, Marka hakkına tecavüz davası ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/06/2024 tarih, 2023/233 E., 2024/173 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Marka hükümsüzlüğü davasının kısmen  kabulüne,-Davalıya ait ... tescil numaralı \"...’’ ibareli  markanın, tescilli olduğu 11. Sınıfta yer alan  ( sıhhi tesisat vitrifiye ürünleri, musluklar, tuş takımları, klozet iç takımları, banyo- duş takımları, küvetler, evyeler, lavabolar), 6 sınıfta yer alan  ( metalden mamul sıvı veya gaz nakli amaçlı borular ve 20. Sınıfta yer alan  \"ahşap veya sentetik malzemelerden mamul hırdavat (nalburiye) eşyası, açma kapama tertibatları.) emtialarında hükümsüz kılınmasına, kararın bir örneğinin kuruma bildirilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, -Marka hakkına tecavüz davası ispatlanamadığından reddine ,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken manevi tazminat davası yönünden  427,60 TL, marka hakkına tecavüz davası yönünden  427,60 TL  karar harcı olmak üzere toplam 855,20 TL harcın peşin alınan 170,78 TL'nin mahsubu  ile 684,42‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hükümsüzlüğü davası yönünden  427,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 170,78 TL başvurma harcı, 35,90 peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 17.000,00 TL bilirkişi ücreti,  420,75‬ TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 17.632,63‬ TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 2.997,55 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, tahsiliyle davacıya verilmesine,4/e- Marka hükümsüzlüğü davasının red edilen kısmı yönünden, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,4/e- Marka hakkına tecavüz davası yönünden, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,4/f- Reddedilen manevi tazminat davası yönünden, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 290,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.459,4‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,/a-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bf37da1f2cf7fea5","SID":"20d67bbd0f484d4a"}}