{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1404 - 2024/1673<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO      \t: 2022/1404 <br>KARAR NO     : 2024/1673<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                     K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/211 E.  -  2022/68 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t <br>DAVALI<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/03/2022 tarih ve 2020/211 E. - 2022/68 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili,  müvekkilinin tütün sektöründe faaliyet gösterdiğini, alanında lider bir firma olduğunu, ... gibi tanınmış markaların üreticisi ve tescilli tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin “...” markasının ilk kez 776997 tescil numarası ile tescil edildiğini ve aynı zamanda T/02097 numarası ile tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, davalı şirketin 2018/121237 sayılı ve \"... ...'S ...\" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun  kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, başvurunun müvekkilinin tanınmış markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, davalının müvekkilinin markalarından haksız yararlanmaya çalıştığını, davalı markasında “...” ibaresinin ayrışacak derecede yazıldığını, diğer ibarelerin ayırt ediciliği sağlamadığını, tüketiciler nezdinde işletmesel bir bağ kurulmasının kaçınılmaz olduğunu, davalının sistematik olarak müvekkilinin markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer marka başvurularında bulunduğunu, davalının ... Gıda ile iştirak ilişkisi içerisinde olduğunu, ... Gıda isimli şirketin de “...” ibareli marka başvurularında bulunduğunu, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, SMK'nın 6/4-5. maddesi anlamında da tescil engeli bulunduğunu, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-3325 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, taraf markalarını oluşturan ibarelerin benzer olmadığını, markaların benzer mal ve hizmetleri de kapsamadığını, müvekkilin şirket markasının \"... ...'den esinlendiğini, davacının markasının ABD’nin North Carolina eyaletinin bir şehri olan ...-... şehrinde kurulduğunu ve üretim yaptığı fabrikadan dolayı coğrafi yer adı seçimi yapılarak oluşturulduğunu, müvekkilinin markasını 1994 yılından bu yana önce ticari işletme adı 2008 yılında da marka olarak tescil ettirip kullandığını, davacının müvekkilinin markasını daha önce kullandığının bilmediği savunmasına değer verilemeyeceğini, ülkemizde lokanta, kahvehane, kafeterya, bar vb. eğlence hizmeti veren işletmelerde sigara kullanma yasağı getirildiğini, dolayısıyla davacı markasından haksız yarar sağlanması gibi bir durumun da söz konusu olamayacağını, markalar benzer olmadığı için tanınmış marka koşullarının oluşmadığını, davacının müvekkilinin “... ...” esas unsurlu 2008/08221 sayılı markasına 5 yılı aşan sürede tescile ses çıkarmadığını, söz konusu markanın müvekkili için kazanılmış hak teşkil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, SMK'nın 6/1. maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmediği, dava konusu hizmetler ile davacı markaları kapsamındaki emtialar arasında doğrudan bir ilişki kurulmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla tamamen farklı ihtiyaçlara dönük, farklı tüketici kitlelerini hedef aldıkları, tütün mamulleri yalnızca 18 yaş ve üzeri yetişkinlere hitap etmekte olup tüketicilerin bilgilenme seviyelerinin yüksek olduğu, davaya konu başvurunun tescil sınıflarının ise daha geniş tüketici kitlesine hitap ettiği, yiyecek içecek hizmetleri ile tütün mamulleri arasında da ilgili tüketiciler ve tüketici teamülleri bağlamında iltibas ihtimali temelli bir ilişki kurulması da mümkün olmadığı, sunum, satış ve dağıtım kanalları birbirlerinden bambaşka olan, birbirleri yerine ikame edilemeyen veya birbirlerini tamamlamayan emtialar oldukları, bu noktada yiyecek - içecek sağlanması hizmeti sunan işletmelerde “tütün mamulleri” içilebilir oluşu veya nargile sunumunun yapılıyor oluşunun anılan hizmet ile tütün mamullerini birbirini tamamlayıcı bir hüviyete büründürmeyeceği, davacıya ait markaların tescil sınıfları birbirinden farklı olup ayrıca işaret benzerliği tartışmasına gerek olmaksızın SMK'nın 6/1. maddenin uygulama şartlarının oluşmadığı; SMK'nın 6/4. maddesi anlamında anlamında bir tescil engelinden söz edilebilmesi için Türkiye’de tescilli olmayan ancak Paris Sözleşmesi’nden yararlanabilecek bir kişinin markasıyla aynı veya benzer markanın varlığı gerektiği, davacının Türkiye’de tescilli markalarına dayanarak başvuruya itiraz etmiş ve huzurdaki davayı açmış olduğu, “...” ibaresi her ne kadar davacı tarafından özellikle “sigara” emtiaları açısından yoğun olarak kullanılmakta ise de SMK’nın 6/5 maddesinde aranan diğer şartların gerçekleşeceğine dair davacı tarafından dosyaya somut delil sunulmadığı, salt taraf markaları arasındaki benzerlik iddialarının kötü niyete delalet olarak kabul edilmesinin mümkün olamayacağı, dosyada kötü niyete ilişkin yeterli delile rastlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmenin yalnızca mal ve hizmet sınıf benzerliği bakımından yapılmasının hatalı olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin dünyaca tanınmış markasını aynen ve esas unsur olarak içerdiği için taraf markalarının benzer olduğunu, \"...\" ibaresinin davalı markasındaki konumu itibariyle markadaki dikkat çekici unsur olduğunu, \"...\" ve \"...\" ibarelerinin başvuruya ayırt edicilik katmadığını, dosyaya sundukları uzman görüşü ile \"...\" ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığının teyit edildiğini, davalının \"...\" ibaresi üzerinde kötü niyetle hak elde etme çabası içinde olduğunu, başvurunun SMK'nın 6/4-5 maddesi uyarınca da mal/hizmet benzerliği aranmaksızın reddinin gerektiğini, emtia sınıflarının da benzer olduğunu, \"...\" ibareli önceki marka başvurularının 33. sınıf yönünden reddedildiğini, 34 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerin benzer olduklarını, bira-sigara, kahve-sigara emtialarının sıklıkla bir araya geldiğini, hedef tüketicilerin aynı olduğunu, \"...\"ların belli bir yaş grubuna hitap etmesi ve tüketicilerini bilinçli olması hususlarının karıştırılma ihtimalini artıracağı kanaatine varılması gerektiğini, tüketicilerin bilinçli varsayılmasının hukuken doğru olmadığını, karıştırılma ihtimalinin başka yerel ve yabancı mahkeme kararları, kurum kararları ve bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, başvuruyu görenlerin bir erkek ismini değil yaygın olarak kullanılan \"...\" sigaralarını anımsayacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığının bilirkişi raporu ile teyit edildiğini, markanın sulandırılması yoluyla markanın ayırt ediicliğine zarar verileceğini, dava konusu markanın imaj transferinden istifad edeceğini, davalının müvekkilinin markasından haberdar olduğunu; özgün, ayırt edici niteliği yüksek, tesadüfi olarak seçilmesi ya da oluşturulması mümkün olmayan yurt içi veya yurt dışında tescilli ibareleri içeren marka tescil başvuruları ile yurt içi ve yurt dışında tescilli bulunan ve bilinirlik düzeyi yüksek markaların sistematik bir biçimde marka tescil başvurusunda bulunulmasının kötüniletin delaleti olduğunu, davalının aleyhindeki hükümsüzlük davası sürerken \"...\" ibareli sistematik başvuruları yapmasının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 6/1. maddesinin uygulanabilmesi için emtia benzerliğinin gerçekleşmesinin gerektiği, davacının itiraza mesnet markaları 34. sınıf mallarda tescilli olduğu, davaya konu markanın ise 32, 33, 35 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerde tescilinin talep edildiği, ancak taraf markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerin doğrudan rekabet içinde olmadıkları, aynı satış-sunum kanallarına sahip olmadıkları, doğaları gereği birbirinden farklı mahiyette oldukları, standart tüketici alışkanlıkları çerçevesinde birbirleriyle ilişkilendirilebilir olmadıkları, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.06.2024 tarih ve 2023/2206 E.-2024/4777 K. sayılı kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/10/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br> <br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c5f771fc4bbcb3a4","SID":"28d0918b33119ed1"}}