{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2023/604 - 2024/1270<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/604 <br>KARAR NO\t: 2024/1270<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2020/361 Esas - 2023/13 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat  <br>KARAR TARİHİ\t: 23/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 07/11/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili , davalılar ... ile ...  vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 07.06.2018 tarihinde davacı ...'a ait  araç ile davalı ...'ın sevk ve idaresindeki, davalı ...’ın işleteni olduğu ve davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı aracın çarpıştığını, kaza tarihinde müvekkilinin aracının değerinin 90.500,00 TL, sovtaj değerinin ise 10.000,00 TL olup meydana gelen zararın 80.500,00 TL olduğunu, müvekkiline ait araç kusuru nedeniyle indirim yapıldığında, davalının 60.375,00 TL zarar ile sorumlu olduğunu ileri sürerek, meydana gelen hasar bedelinin 36.000,00 TL’sinin ve 354,00 TL ekpertiz ücretinin tüm davalılardan, 24.375,00 TL’si ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 3.000,00 TL müvekkilinin aracının ticari araç olması nedeniyle mahrum kaldığı gelirin ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde; Davaya konu kazanın 07.06.2018 tarihinde olduğunu, davacının kusuru, zararı kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalılar ...ve ... vekili cevap dilekçesinde; Müvekkil ...'ın 07.06.2018 tarihinde araç ile soldan 3. şeritten seyri sırasında, olay yeri olan  Anadolu Bulvarından yola giren bir araç fark ederek, bu aracın kendisini geçmesi için frene bastığı sırada sol arka taraftan en sol şeritten gelen plakasını sonradan öğrendiği  davacıya ait minibüsün müvekkilin şeridine girdiğini, aracın sağ arka yan kısmının müvekkilin aracının sol ön kısmına çarptığını, çarpma etkisi ile müvekkilin aracının kendi ekseni etrafında bir tur attıktan sonra sağ tarafta bulunan refuja çarparak durduğunu, davacıya ait minibüsün ise kontlordenden çıkarak takla attığını ve duvarın arka kısmına Anka Park içerisine düştüğünü, kazanın davacıya ait minibüsün hızlı ve kontrolsüz bir şekilde sol şeritten gelip, müvekkilin aracının önüne geçmeye çalışması sırasında aracın sağ arka kısmı ile araca çarpması neticesinde meydana geldiğini, asli kusurlunun davacıya ait aracı kullanan ceza davasının diğer sanığı ... olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tİhbar olunan ... vekili beyan dilekçesinde; Söz konusu ihbar isteminin yerinde olmadığını ve müvekkilin dosya kapsamında sorumluluğu olmadığını, davanın açılış tarihi açısından haksız fiil zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkile atfedilen kusuru kabul etmediklerini, nitekim Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyası 10.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda otomobil sürücünün şerit değiştirdiği video kayıtlarına göre ifade edilerek sanık sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu, sanık sürücü ...'ün kusursuz olduğunun belirtildiğini,  10.01.2019 tarihinde Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporun iki farklı alternatif durumunda hazırlandığını ve şerit ihlali yapan sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunun belirtildiğini, video kayıtlarında ...'ın şerit ihlalinde bulunduğunun tespit edilmiş olmasından hareketle %100 kusurlu olduğunu, buna rağmen bu dosya kapsamında alınan raporda 24.03.2020 tarihli Adli Tıp raporundaki kusur oranına katılarak müvekkile kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ek olarak kazada zarar gören ve iş bu davaya konu edilen ... plakalı aracın kaza esnasında kaskolu olduğunu, bir kazada araç sürücüsünün  kusurlu olması halinde meydana gelen zararlardan sürücünün değil,  kasko sigortasının sorumlu olduğunu, bu nedenlerle müvekkil aleyhine ihbar edilen iş bu başvurunun reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davanın, davacının maliki olduğu aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle araçta meydana geldiği iddia edilen hasar bedeli ve kazanç kaybı bedelinin tahsili istemine ilişkin tazminat davası olduğu; davalının zamanaşımı itirazının bulunduğu görülmekle kaza tarihi ve dava tarihi dikkate alınarak uzamış ceza zamanaşımı süresinde dava açıldığından zamanaşımı ve hakdüşürücü süre definin reddine karar verilerek davanın esastan incelendiği, dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davacıya ait araca davalının maliki olduğu davalı gerçek kişinin sürücüsü olduğu ve davalı sigorta şirketine sigortalı aracın çarpması sonucu meydana gelen kazada davacı aracının hasarlandığı,   75.000,00 TL hasar oluştuğu, aracın günlük gelirinin 517,50 TL olacağı, dava konusu araç perte ayrıldığı için 10 gün içinde araç alıp hizmete başlayabileceğinin tespit edildiği, dosyada ve ceza dosyasında alınan raporlarda kusur durumunun kesin olarak tespit edilemediği, mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Raporunun ceza dosyasında alınan genişletilmiş uzmanlar kurulu raporuna iştirak ettiği ve Adli Tıp Kurumu 7 Kişilik Genişletilmiş Uzmanlar Kurulunca alınmış rapora karşı itiraz yolu kapalı olduğu görülmekle Yargıtay 17. H.D.'sinin 29.06.2020 tarihli 2018/5887 E. 2020/4076K. Sayılı ilamı ve Yargıtay 4. H.D.'sinin 03.06.2021 Tarihli 2021/2684E. 2021/2425K sayılı ilamlarında da; \"....sürücülerden hangisinin kusurlu olduğunun toplanan tüm delillere rağmen  kesin olarak tespit edilemediği durumlarda, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca,  işletme tehlikeleri doğrultusunda tehlikeler eşit varsayıldığından, zararın yarı yarıya paylaştırılması gerekir. Açıklanan nedenlerle  tehlikeler eşit kabul edilerek her iki araç sürücüsünün de %50'şer oranda kusurlu olduğunun kabulü ile sürücülerden hangisinin kusurlu olduğunun toplanan tüm...\" şeklinde belirtildiği üzere kazanın meydana gelme şekli mevcut deliller ile anlaşılamadığından Tehlike Sorumluluğuna Katlanma İlkesi gereğince, tehlike eşit varsayıldığından kusurun ve zararın her iki sürücü arasında yarı yarıya (%50 - %50) paylaşılabileceğinin kabul edildiği, bilirkişi raporuyla belirlenen miktarlara ilişkin de %50 sorumluluk oranında indirim uygulanarak hüküm kurmaya elverişli rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne 37.500,00 TL hasar bedelinin (davalı sigorta şirketinin 36.000,00 TL'lik limitle sınırlı sorumlu olması kaydıyla) temerrüt tarihi olan 29.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil olarak  alınarak davacıya verilmesine, 2.587,50 TL kazanç kaybı tazminatının davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan temerrüt tarihi olan 29.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, ekspertiz ücretine ilişkin talebin yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesine, karar vermek gerektiği gerekçesiyle;\t“Davanın KISMEN KABULÜ ile; 37.500,00 TL hasar bedelinin (davalı sigorta şirketinin 36.000,00 TL'lik limitle sınırlı sorumlu olması kaydıyla) 29/06/2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 2.587,5 TL kazanç kaybı tazminatının 29/06/2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ekspertiz ücretine ilişkin talebin yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine”  karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalılar Hayyrettin ve İhsan vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi gereğince tarafların eşit kusurlu kabul edilerek davanın esası hakkında karar verildiğini,  eşit kusurun oluşa ve dosya kapsamına uygun olmadığını, müvekkili tarafından dosyaya sunulan ve CD ile de incelenmek suretiyle tanzim edilen raporda davalının asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, dosya kapsamında, görüntüler, ceza dosyası kapsamında dinlenen tanık beyanları ile kazanın oluş şeklinin kanıtlandığını, buna rağmen eksik inceleme ile tarafların eşit kusurlu olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/368 E. sayılı dosyasında Adli Tıp Kurunundan alınan rapor ile davalıya ait araç sürücüsünün kontrolsüz şekilde şerit değiştirerek kazaya neden olduğu tespit edilmesine rağmen, yok denilecek kadar zayıf ihtimallerinin gerçekleşme olasılığının nazara alındığını, mahkemece dosya kapsamında Prof. Dr. ...'ndan alınan asıl raporda davalının asli kusurlu olduğu kabul edilmiş iken, sonrasında alınan ek raporda iki varsayama göre değerlendirme yaparak alternatifli rapor tanzim ettiğini, kazanın davalı araç sürücüsünün sağa hatalı doğrultu değişmesi ile sağındaki otomobile çarpması şeklinde gerçeklemesi ihtimalinin olmadığını, bu varsayımın kusur oranının belirlenmemesi sonucunu doğurmayacağını, kazanın meydana geldiği yolun gidiş yönüne dört şeritli olup, kazanın  sağdan birinci şeritte gerçekleştiğini,  dosyaya sunulan video kayıtlarında da görüleceği üzere, davalı sürücü ...’ın aracı ile ikinci şeritte seyrettiği, ön ilerisinde araç olmamasına rağmen hızını azaltmadığı ve sola manevra yaptığının anlaşıldığını, davalı araç sürücüsü fren tedbirine başvurmak yerine sola doğru ani manevra yaparak, önündeki araca çarpmadığı, ancak müvekkiline ait araca çarparak kazanın meydana gelmesine neden olduğunu, nitekim aracın sağ arka tekerinin ön kısmındaki panelde mevcut çarpma izlerinin de kazanın oluş ve meydana geliş şeklini izah ettiğini, en nihayetinde müvekkiline ait aracın, sağ arka tekerleğine aldığı darbe ile dengesinin bozulması neticesinde seyir yönüne göre aracın sağ yan kısma devrilerek savrulduğunu, bu nedenle kazaya sürücü ...’ün sağa doğrultu değiştirmesi ile meydana geldiği yönündeki iddianın kabulü mümkün olmadığını, kaldı ki, müvekkiline ait araç sürücüsünün sağa manevra yapttığının kabulü durumunda dahi davalı araç sürücüsünün hızlı olması nedeniyle tüm kusurun müvekkiline verilmesinin de hakkaniyete uygun olmadığını, hükme esas alınan raporda bu konuda yapılan bir değerlendirmenin olmadığını. ayrıca dosyada, kusurun belirlenememesi değil, raporlar arasındaki çelişkiden bahsedilebileceğini, bu durumda da raporlar arasındaki çelişki giderilerek karar verilmesi gerektiğini,\tkararın tazminat yönünden de hatalı olduğu, aracın sovtajının 15.000,00 TL olduğunun kabulünün de uygun olmadığını, ekpserden alınan raporda alınan teklifler çerçevesinde değerinin 10.000,00 TL olarak belirlendiğini, afaki olarak yapılan belirlemenin hatalı olduğunu, araç mahrumiyeti yönünden 517,50 TL'nin de günlük kazancı karşılamadığını, eksik hesaplandığını, piyasa rayiçlerine göre hesaplanması gerektiğini, bunların yanı sıra müvekkilinin aracının ticari olması nedeniyle faize de avans faizi üzerinden karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalılar ... ve ...vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde, karşı araç sürücüsü ...’ün asli kusurlu olduğunu, bu hususun ceza dosyası, tanık beyanları ve bilirkişi raporu ile kanıtlandığını, müvekkilinin aracının 1,4 motor gücüne sahip bir araç olduğunu ve yokuştan çıkarken hızını düşürdüğünü, sağ şeritte araç olduğundan şerit değiştirmediğini, bu sebeple arkadan hızını alarak gelmekte olan davacıya ait araç sürücüsünün hızın düşmesine sinirlendiğini, kamera kayıtları ile de müvekkilinin aracının arkasından seyrettiğinin görüldüğünü, bu durumda müvekkilinin arkadan gelen  aracı sıkıştırma ve makas atmaya çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  davacının aracının hiçbir zaman müvekkilinin aracını geçmediğini, müvekkilinin aracını sıkıştırmaya çalışan ve makas atmaya çalışanın davacıya ait araç sürücüsü olduğunu, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dosyada keşfen alınan raporda da, sanık ...’ün hatalı ve tehlikeli şerit değiştirerek kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu, davalı araç sürücüsünün ise tali kusurlu olduğunun belirlendiğini, sonrasında alınan 26/04/2021 tarihli raporda müvekkilinin tali kusurunun bile olmadığı kanaatine varıldığını ve yapılan yargılamada, karşı araç sürücüsünün asli, müvekkilinin de tali kusurlu olduğunun kabul edildiğini, karşı araç sürücüsü hakkında verilen hapis cezasının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, hal böyle olunca tarafların %50 şer kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu,\ttespit edilen mahrumiyet zararının da denetime elverişli olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle, hasar bedeli ve araç mahrumiyeti zararının tazmini istemidir. Mahkemece, kazanın meydana gelmesinde kusur durumu tespit edilmediği gerekçesi ile taraflar eşit kusurlu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraf vekillerinin kusur durumuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; haksız fiil nedeniyle tazminat davasında kusur durumunun doğru şekilde tespit edilmesi önemlidir. Her ne kadar ceza dosyasında tespit edilen kusur durumu TBK'nın 74. maddesi gereğince hukuk hakimini bağlamaz ise de, ceza dosyasında tespit edilen kazanın oluş şekline yönelik olarak maddi vaka hukuk hakimini bağlar. Bu açıdan ceza dosyasındaki deliller de değerlendirilerek, ceza dosyasında kesinleşmiş maddi vaka çerçevesinde kusur durumu belirlenmelidir.<br>\tSomut olayda, 07/06/2018 tarihinde saat:01.00 sıralarında davalı İhsan idaresindeki aracın seyri sırasında, aynı yönde seyreden davacıya ait ... idaresindeki minibüsün sağ arka yan kesimi ile aracın sol ön kesiminin çarpışması ile minibüsün sol yana devrilip sürüklenerek, yolun sağ tarafından bulunan şarmpolü aşarak boş alanda durması ile trafik kazasının meydana geldiği, dosya kapsamından ve ceza dosyasından anlaşılmıştır.<br>\tKazanın meydana gelmesine ilişkin olarak davacı araç sürücüsü, davalının araç ile kendisine makas atmaya çalışırken, aracının sağ arka köşesinden vurduğunu ya da arkadan çarptığını beyan etmiş, davalı araç sürücüsü ise, davacıya ait aracın sol şeritten gelerek önüne doğru manevra yapması ile kazanın meydana geldiğini beyan etmiş, ceza yargılaması sırasında olayın oluş şekli tespit edilerek, ...'ün kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu, davalı araç sürücüsü ...'ın ise tali kusurlu olduğu kabul edilerek taksirle ölüm ve yaralanmaya neden olmak eylemelerinin subüta erdiği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği  Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin   2019/368 Esas - 2021/404 Karar sayılı dosyasından ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2022/964 E. 2023/21 K. Sayılı kararından anlaşılmış, ceza mahkemesi tarafından kazanın oluş şekli tespit edilerek, kabul edilen oluş şekline göre kusur durumlarının belirlendiği görülmüştür.<br>\tYerel mahkemece, yapılan yargılamada her iki taraf arasında kazanın oluş şeklinin uyuşmazlık konusu olması ve hükme esas alınan kusur raporunda da, Adli Tıp Kurumu tarafından her iki tarafın iddiaları çerçevesinde alternatifli  kusur değerlendirmesi yapması ve kazanın oluş şekline göre kusurlu tarafın değişeceğinin belirtilmesi sonrasında, kusur durumu belirlenmediğinden, taraflar eşit kusurlu kabul edilerek davanın esası hakkında karar verildiği görülmüştür.<br>\tCeza mahkemesinde kazanın oluş şekli, kesinlemiş mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmasına göre, ceza mahkemesindeki maddi vaka hukuk hakimini de bağlayacağından, ceza dosyasında tespit edilen olayın oluş şekline göre kazanın meydan gelmesindeki kusur durumu tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, her iki tarafın kazanın oluş şeklini kanıtlayamadığının kabulü ile, bu nedenle de kusur durumunun tespit edilmediği gerekçesi tarafların eşit kusurlu olduğunun kabul edilmiş olması doğru olmadığından, taraf vekillerinin kusur durumuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.<br>\tAraç kazanç kaybına yönelik olarak ise; davacı aracının ticari minibüs olması nedeniyle  aracın pert total olması nedeniyle, yeni bir araç temin edinceye kadar oluşan ticari kazanç kaybının tazminini istemiş, mahkemece alınan hesap raporunda, davacının meydana gelen kaza sonrasında aracının pert total olduğu, yeni bir araç alabileceği sürenin 10 günü bulacağı, davacının kaza tarihinde 2 firmaya servis hizmeti verdiği ve günlük toplam kazancının 517,00 TL tespit edilmesi üzerine bu miktar üzerinden kazanç kaybı hesaplandığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, meydana gelen gelen kaza nedeniyle kazanç kaybı talep edilmiş olup, mahkemece de kaza tarihindeki fiili çalışması üzerinden elde edebileceği kazanca göre tazminat miktarı hesaplandığına göre, davacının söz konusu kazancı elde etmesi için bir kısım giderler (yakıt gideri vs) yapması gerektiğinden, dolayısı ile söz konusu servis hizmetleri yapılmaması nedeniyle tasarruf edilen giderler mahsup edilmek suretiyle, makul araç temin edebileceği süredeki ticari kayıpları tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.<br>\tKabule göre de, davacıya ait araç ticari minibüs olup, davacı araç hasarı ve ticari kazancının avans faizi ile ödenmesini talep edebileceğinden, talep gibi karar verilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmiş olması da isabetli değildir. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalılar ... ve ...vekilinin istinaf talebinin kabulüne uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olmasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararında kabul edilen maddi vaka çerçevesinde, yine her iki araç sürücüsünün de haksız fiilinin sübuta erdiği gözetilerek kazanın meydana gelmesinde kusur durumunun tespit edildiği rapor alınarak, ayrıca davacının kazanç kaybının da yukarıda açıklandığı şekilde tespit edildiği hesap raporu alınarak, yine kararın davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edilmemiş olması nedeniyle usuli kazanılmış haklar da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin ve davalılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin ve davalılar ... ile ...  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 09/01/2023 tarihli 2020/361 Esas 2023/13 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin ve davalılar ... ile ...  vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf edenlere iadesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 23/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"849252785039027b","SID":"c05929e7c279f8da"}}